İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/375 E. 2026/323 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/375
Karar No
2026/323
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2024/375 KARAR NO : 2026/323

DAVA : İSTİRDAT (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14.06.2024 KARAR TARİHİ : 20.04.2026

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ÇEK İSTİRDAT davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Bankası ... Şubesi’nin ....seri numaralı, 01.06.2024 keşide tarihli, keşide yeri ... olan 565.000,00.-TL (Beşyüz altmış beşbin) bedelli çekin zilyedi olduğunu, hamili olduğu çekin rızası dışında elinden çıktığını, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. sayılı dosyasında çek zayi davası açtıklarını ve çeke tedbir kararı konulduğunu, dava devam ederken davalı tarafın çeki elinde bulunduran sıfatı ile ortaya çıktığını, mahkemece kendilerine cek istirdatı davası açmak üzere süre verildiğini, dava konusu çekin yasal hak sahibi ve hamilinin müvekkili olduğunu, davalının elinde bulunduran sıfatı ile taraf olarak bulunmakta olup dava konusu çekteki müvekkilinden sonraki ciroların davalı şirket yetkili ve akrabalarına ait olduğunu, davalı ve davalının şirket ortakları arasında müvekkilinin hiç bir ticari alışverisi olmadığını, davalının kötü niyetli hamil olduğunu belirterek dava konusu çekin istirdatına karar verilmesi istemiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekin yetkili hamilinin müvekkili olduğunu, çekin (dava dışı) ...'den kendisine verilen bir borca istinaden teslim alındığını, ekte sundukları cari hesaptan da görüleceği üzere müvekkili şirket bünyesinde ...'e verilen borç tutarlarının görüldüğünü, borcun (dava konusu) çek ile ödendiğini, tahsili amacıyla çek icra takibine konu edildiğini,...'in kendisinden önceki ciranta ile olan ilişkisini bilmediklerini, davacı tarafın iddialarının kötü niyetli olup süreci uzatarak müvekkilinin mağduriyetini sağlamak amacı taşıdığını belirterek davanın reddine karar verilmeni istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; dava konusu çekin haksız yere elinden çıktığı (kaybedildiğ) iddiasına dayalı olarak, davalı ile aralarında hiç bir ticari ilişki bulunmadığı, davalının kötü niyetli hamil olduğu iddiasına dayanan ve TTK.nun 792.maddesine istinaden açılmış "Çek İstirdat" davasıdır. Taraflar arasında üzerinde uzlaşılan bir nokta bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun, dava konusu çekin davalı tarafından TTK.nun 792.maddesi gereğince kötüniyetle iktisap edilip edilmediği veya davalının iktisapta ağır bir kusuru bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Dava dışı ...'in isminin ... 13.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ... K.sayılı kararı ile "...." olarak düzeltildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu çekin 10/06/2024 tarihinde ... Bankası ... Şubesine ... tarafından ibraz edildiği, üzerinde mahkemenin ödeme yasağı kararı bulunduğu, ... Bankası ...Şubesi'nin 11.06.2024 tarih, ... - ... nolu, ... Esas Hakkında konulu yazılarından anlaşılmaktadır. Davacı tarafın kaybolduğu belirtilen ve istirdata konu çek nedeniyle suç duyurusunda bulunup bulunmadığı, bulunmuş ise dosya numarasını bildirmesi için 26.06.2024 tarihli tensibin (2) nolu ara kararı ve 23.12.2024 tarihli ön inceleme duruşmasının (7) nolu ara kararı ile iki kez sürre verilmiş, davacı vekili bu konuda beyanda bulunmamıştır. Bu nedenle dava konusu olay ve çek nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulmadığı kabul edilmiştir. Davalının ... 28. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 14.06.2024 tarihinde, davacı ... ile dava dışı ...ve ... aleyhine, dava konusu ...günlü ... seri no lu çeki 565.000,00 TL açıklamasıyla, 565.000,00.-TL asıl alacak, 9.650,00.-TL işlemiş faiz, 4.700,00.-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 579.350,00.-TL üzerinden kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, dosya borcunun dava dışı keşideci ... tarafından ödendiği, icra müdürlüğünce de 03.07.2024 tarihinde dosyanın kapatılmasına karar verildiği çek aslının da ...'ya aynı gün teslim edildiği, davacının da 14.06.2024 tarihinde 565.000,00.-TL asıl alacak üzerinden huzurdaki çek istirdat davasını açtığı anlaşılmaktadır. Çek bedeli dava dışı keşideci ... tarafından ödenmiş olduğundan dava bedel istirdat davasına dönüşmüştür. Davacı vekilinin ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi talebi bulunduğundan bu delil toplanmış, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için ara karar oluşturulmuştur. Davacı taraf ticari defterlerini inceleme gününde ibraz etmemiştir. Davalının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2023 - 2024 yılı ticari e-defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırılmadığı, e-beratların süresinde alınmadığı, e-deterlerin sulüne uygun olarak tutulmadığı, envanter defterinin sunulmadığı bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle e-defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olmadığı kabul edilmiştir. Bilirkişi raporuna göre; Dava konusu çeki keşidecinin: ..., keşide tarihinini: 01.06.2024, bedelinin: 565.000,00 TL, hamilin ve 1.Cirantanın: ..., 2.Cirantanın: ... (...'in isminin ... 13.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ... K.sayılı kararı ile "..." olarak düzeltildiği anlaşılmaktadır), 3.Cirantanın: ..., yetkili son hamilin; Davalı ...Ltd. Şti. Olduğu anlaşılmakla; Davalının ticari defterlerinde; ...ve ...'un ismine rastlanmadığı, ticari ilişki bulunmadığı, ...,'in isminin birkaç hesap içerisinde geçtiği, 101 Alınan Çekler, 102 Bankalar, 335 Ödenecek Ücretler ve 340 Alınan Sipariş Avansları hesaplarında muhtelif tarihlerde işlemler gerçekleştiği, davaya konu çeke ilişkin kaydın 05.01.2024 ve 01.06.2024 tarihlerinde gerçekleşen işleme konu olduğu, ancak ...'e ilişkin hesapların hiç birisinde alış ve satış işlemi bulunmadığı, yine ...'in isminin birkaç hesap içerisinde geçtiği, 121 Alacak Senetleri, 320 Satıcılar, 331 Ortaklara Borçlar, 500 Sermaye, 501 Ödenmemiş Sermaye hesaplarında muhtelif tarihlerde işlemler gerçekleştiği, ...'in şirket ortağı olup, söz konusu hesapların da bu çerçevede gerçekleştirilmiş işlemlerden olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Esas Yönünden; Çek istirdatı davası, çeki elinde bulunduran hamile karşı açılabilir (Emsal; İstanbul BAM 12.HD.nin 28.03.2025 tarih ve 2022/1431 E. 2025/529 K.). Dava konusu çek aslı, icra dosya borcu dava dışı keşideci ... tarafından ödenerek 03.07.2024 tarihinde kendisine teslim edilmiştir. Dava Menfi Tespit istemine ilişkin olmadığından İİK.nun 72/6.maddesi gereğince bedel istirdatına dönüşmesi mümkün değildir. Davanın başında davalı çeki elinde bulunduran konumundayken yargılama sırasında çek aslı fiziken elinden çıkmış, dava dışı keşideci ...'ya geçmiştir. O halde davalının elinde dava konusu çek bulunmadığından dava konusuz kalmıştır. Dava dışı keşideci hakkında hüküm kurulamaz. Bu nedenle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik karar vermek gerekmiştir. Yargılama giderleri yönünden: 6100 sayılı HMK.nun "Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri" başlıklı 331/1.maddesi gereğince; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." Tarafların davada haklılık durumunun değerlendirilmesinde; Türk Ticaret Kanunu'nun "Elden Çıkan Çek" başlıklı 792.maddesi gereğince: "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." Çek istirdatı davalarında davacının; çekin yetkili hamili olduğunu, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş veya çeki iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekir. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin mücerretlik vasfını ortadan kaldırır (Emsal; İstanbul BAM 12.HD 21.04.2025 tarih ve ... E. ... K.). TTK'nın 792. maddesindeki kanuni düzenleme bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. Aynı yasanın 790. maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa... ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. ..., K. ... tarih ve sayılı kararı). Bu bilgilere göre davacı, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Bu davada ispat yükü HMK'nın 190. maddesine göre davacıya aittir. Davacı çekin yetkili hamil olduğunu ve çekin rızası dışında elinden çıktığını ispat edeceği gibi, davalının da iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğunu ispat etmelidir. Çek iptali davasında ödeme yasağı kararı verilmesi ve ilan yapılması ispat yükünü değiştirmemektedir. Çekteki hakkın birbirini takip eden cirolardan anlaşılması karşısında, davalının çek cirantaları arasındaki ticari ilişkileri tahkik ederek çeki iktisap etmesi beklenemez. TTK'nın 790. maddesine göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır (Emsal; İstanbul BAM 14.HD 10.04.2025 tarih ve... E....K.). Çekteki ciro silsilesi düzgündür. Davacı vekili müvekkilinin ismi altındaki (ciro) imzayı inkar etmemektedir. Sadece çekin kaybolduğundan bahsetmektedir. Mahkememizin 2024/269 E. Sayılı "Zayi Nedeniyle Çek İptal Davası"nda görülen yargılamada verdiği dava dilekçesinin ekinde sunduğu çek fotokopisinde davacının çekin arkasını ciroladığı gözlenmektedir. Davacı taraf, davalının dava konusu çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğunu ispat edememiştir. Bu konuda bir ceza davası da yoktur. Dosyaya sunulan deliller davalının ağır kusurunu veya kötü niyetli olduğunu ispata yeterli bulunmamıştır. Bu nedenle davacı tarafı yargılama giderlerinden sorumlu tutmak gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 1-Alınması gereken karar ve ilam harcı 732,00-TL olup, peşin alınan 9.648,79-TL harcın mahsubu ile fazla alınan bakiye 8.916,79-TL harcın DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 1.037,50-TL, bilirkişi ücreti 7.000,00-TL başvurma harcı 427,60-TL, peşin harç 9.648,79-TL olmak üzere toplam 18.113,89-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 90.400,00-TL vekalet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/04/2026

KATİP - ... HAKİM - ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/375, K. 2026/323, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-375-e-2026-323-k-d305286efd10