İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/305 E. 2026/347 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/305
- Karar No
- 2026/347
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/305 Esas KARAR NO : 2026/347
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/03/2024 KARAR TARİHİ : 22/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikle Rekabet Kurumu nezdinde Rekabet Kurulunun 10.11.2023 tarihli toplantısında davalı hakkında soruşturma açılmasına ..... sayı ile karar verildiğini, her ne kadar tüzel kişilik unvanları farklı olsa da davalının ortaklık yapıları incelendiğinde davalı taraf Türkiye'de 3 adet özel gida kontrol laboratuvarı ile faaliyet gösterdiğini, bunlar davalı ....... Gida Kontrol Laboratuvan (..... Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş). ..... Gıda Kontrol Laboratuvarı (...... Gıda Kontrol Laboratuvarı Ve Danışmanlık Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi) ve ..... Gida Komrol Laboratuvarı (..... Kalıntı Araştırma Laboratuvarı Anonim Şirketi) olduğunu, gerekmesi halinde sayılan bu firmaları davaya dahil etme haklarını saklı tuttuklarını, davalının uzun zamandır istikrarlı bir biçimde özel istek analiz ücretlerinde resmi fiyat tarifelerinden olağanın dışında uzaklaşarak düşük fiyatlarla özel istek gıda analiz hizmeti vermekle ve piyasada faaliyet gösteren diğer firmaları ciddi şekilde zarara uğrattığını, uluslararası sermayeye sahip davalının Türkiye'deki faaliyetlerinde yıkıcı fiyat anlayışı ile hareket ederek diğer firmaların pazar payına sahip olmakta ve kanaatlerince asıl finans kaynaklarını yurt dışı müşterilerine sağlamış oldukları hizmetlerden sağladıklarını, davalının rekabete aykırı faaliyetleri sebebiyle sektörde faaliyet gösteren diğer firmalara zarar ederek ya küçülmeye gitmekle ya faaliyetlerine son verdiğini ya da sürekli dışarıdan finans sağlama yolunu gittiklerini, müvekkili tarafından Beyoğlu ..... Noterliği 20 Kasım 2018 Tarih ..... yevmiye no'lu ihtarname ile davalı tarafa yıkıcı fiyat ve pazar paylaşımı faaliyetlerine son vermesi zararlarının tazmin edilmesi hususlarında ihtarda bulunulduğunu, ihtara rağmen davalı taraf hala yıkıcı fiyat ve pazar paylaşımı faaliyetlerine devam ettiğini, davalının rekabete aykırı hareket ederek kontrolünde bulunan 3 laboratuvar ile sektörde pazar payının yaklaşık %15'ine sahip olduğunu ve bu durum gün geçtikçe arttığını, kanaatlerince davalı firma analiz fiyatlarında maliyetin altında fiyat teklifleri yaparak müvekkilinin ve diğer müşterileri kendisine çektiğini, bu durumun tanıklarla ispat edileceğini, davalı firmanın rekabete aykırı faaliyetleri devletimizi zarara uğrattığını, davalı firma yaklaşık 140.000 adet numunede analiz gerçekleştirdiğini, davalının haksız rekabet teşkil eden faaliyetleri ile piyasayı kendi lehine yönlendirebilecek pazar payına ulaşmış olduğu anlaşıldığını, devletimizin yaklaşık olarak 635.660.760 TL KDV ve 794.575.950 TL Kurumlar vergisi kaybı da olduğunu yani toplam 1.440.236.710,00-TL, 2022 yılı dekar kuru ortalaması baz alındığında devletimizin potansiyel vergi kaybının 77.000.000,00 USD bandında olduğu anlaşıldığını, müvekkilinin maddi zararının bilirkişiler tarafından hesaplanması gerektiğini beyanla öncelikle TTK Madde 61 doğrultusunda haksız rekabetin önlenmesi için tedbiren davalı tarafın özel analiz hizmetlerinde T.C. Tarım Ve Orman Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Döner Sermaye İşlemleri analiz birim/fiyat listelerinden maksimum %21 indirim yapmak suretiyle hizmet verebileceğine ve müvekkil firma ile çalışan müşterilere hizmet veremeyeceğine dair tedbir kararı verilmesini, davalının haksız rekabetinin tespitini ve önlenmesini, haksız rekabetin önlenmesine ilişkin kararın Türkiye'deki en yüksek tirajlı gazetede ilan ettirilmesini, müvekkilinin uğradığı maddi zararının denkleştirici adalet ilkesi doğrultusunda tespiti ile birlikte sonradan değer arttırım ve ıslah hakkımız saklı kalmak kaydıyla kaydıyla 100.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket herhangi bir haksız rekabet eylemi içinde olmadığını, müvekkili şirketin işlediği iddia edilen haksız rekabet eylemleri sebebiyle davacının malvarlığında nasıl bir azalma meydana geldiği, haksız rekabet eylemleri sebebiyle maruz kalındığı ileri sürülen zararın nereden kaynaklandığı, hangi kalemlerden oluştuğu, müvekkili şirketin ihlal ettiği iş şartlarının neler olduğu, iş şartlarına aykırı davranılması sebebiyle nasıl bir zarar meydana geldiği, haksız rekabet oluşturan fiillerle zarar arasındaki uygun nedensellik bağı gibi hususlarda hiçbir açıklama yapılmadığını ve bu iddiayı somutlaştırma yükümünü davacının yerine getirmediğini, davacının, 2018 yılından beri bildiğini beyan edip bu sebeple zarara uğradığını iddia ettiği haksız rekabet eylemlerinden dolayı neredeyse 6 yıl sonra dava açması ve müvekkiline ait ticari sır niteliğindeki bilgilerin ifşa edilmesine yol açması dava hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, diğer yandan müvekkili şirket laboratuvarlarında 2022 yılında yaklaşık 140.000 adet numune çalışıldığı belirtildiğini, gizli nitelikteki bu bilginin davacının uhdesine nasıl geçtiği taraflarınca bilinmediğini, sorumlular hakkındaki tüm yasal haklarımız saklı tuttuklarını, davacının talebi tanıkla ispata elverişli olmadığından ve tanık dinletilmesine de muvakafat etmediklerini, müvekkili şirket bünyesindeki..... Laboratuvarı kurulduğu günden bu yana bulunduğu coğrafi bölgede en çok tercih edilen gıda laboratuvarları arasında yer aldığını, davacının huzurdaki davadaki maddi tazminat ve diğer tüm taleplerinin 30 Kasım 2019 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin herhangi bir haksız rekabet fiili işlemediğini, müvekkili şirkete isnat edilen haksız rekabet fiillerinin yasal şartları mevcut olmadığını, müvekkili şirketin belli test ve analizler için düşük fiyat politikası uygulayarak söz konusu test ve analiz hizmetlerinin alıcısı konumundaki tedarikçi ve üreticileri yanıltması ve onları bu yolla diğer hizmetler bakımından da müşterisi haline getirebilmesi söz konusu olamayacağını, müvekkili şirketin göstermelik bazı ürünlerde tedarik fiyatının altında ürün sattığına dair bir reklam çalışması olmadığı gibi müvekkili şirketin reklam mevzuatı anlamında bir reklam faaliyeti dahi söz konusu olmadığını, iddiasını ispatla yükümlü davacı dosyaya bu yönde herhangi bir delil de sunmadığını, fiktif, soyut, âfâki ve maddi temelden yoksun zarar iddiasının ispatının, mali müşavir ve kamu görevlilerinden oluşması istenen bir bilirkişi heyetine bırakılması, HMK anlamında geçerli bir ispat faaliyeti de sayılamayacağını beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava; haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı tanığı .....'ın Mahkememizde alınan beyanında;"ben davacı şirketin muhasebe finans bölümünde 9 yıldır çalışmaktayım, biz ithal olarak gelen gıda ürünlerini ve yine yerli üreticilerin üretmiş olduğu ürünleri gerekli analizlerini yapmaktayız, bu analiz işlemleri için öncelikle Tarım Orman Bakanlığından ruhsat alınması gerekiyor sonrasında Türkiye Akreditasyon kurumundan belge alınması gerekli bu süreçler oldukça uzun ve maliyetli süreçlerdir, bizim yaptığımız işler iki ana katagoriye ayrılır, bakanlıktan gelen numuneler bakanlık tarafından belirlenen fiyat politikası ile analiz edilir, bakanlık her analiz firması için tek ve sabit bir fiyat belirler, ürünleri de tamamen kendi insiyatifleri ile analiz firmalarına gönderirler buna ilişkin herhangi bir ihale durumu yoktur, özel sektör açısından ise herhangi bir resmi tarife veya uyulması gereken bir fiyat yoktur, şirketler maliyet durumuna göre fiyat politikalarını belirlerler, şuan İstanbul'da bizim gibi olan ve yetkili olan 16-17 tane analiz firması vardır, bir analiz firmasında yıllık 10.000-15.000 TL arasında sağlıklı numune analizi yapması beklenir, biz geçtiğimiz dönemde fiyat ve karlılık olarak hiç ileri gidemedik, enflasyon ortamında kar elde edemedik, sürekli sektör içinde ve müşterilerimizde iletişim halindeyiz, ben bizzat 2.800 TL'ye bakanlığın belirlediği analiz fiyatının diğer firmalar tarafından 200-300 TL'ye yapıldığını müşterilerimden duydum, bu firmalar global ve ....... firmalarıdır, bahsettiğim analiz fiyatları resmi analiz fiyatlarıdır, çok yakın zamanda Tarım Orman Bakanlığı tarafından bir çalıştay yapıldı, ben bizzat katılmadım ancak giden arkadaştan kota uygulamasının ve taban fiyat uygulamasının olacağının yine yeni analiz firmalarının açılmasına izin verilmeyeceğinin ve denetimlerin sıkılaştırılacağı öğrendim, ben yukarıda bahsettiğim .... firmasının 300 TL'ye analiz ücreti aldığını 3 yıl kadar önce şifahen bir müşterimden duymuştum bu müşteri ismini vermem KVKK gereği uygun olmayacaktır zaten görüşmem de şifahendi somut bir belge görmedim, .......'nin fiyat politikasının nasıl belirlediğine ilişkin benim somut belgeye dayalı bir tanıklığım yoktur ancak müşterilerimizden .......'nin her zaman en ucuz analiz yapan 3 firmadan biri olduğunu işitmekteyim" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı .....'nin Mahkememizde alınan beyanında; "davacı şirkette iş pazarlama ve birim müdürü olarak yaklaşık 8 yıldır çalışmaktayım, şirketimiz analiz işlemleri yapmaktadır, benim de içinde bulunduğum birim ise müşteri ziyaretleri yaparak yapılacak işleme göre fiyat teklifi iletmek ve müşterilerimizden geri dönüşleri takip etmekle görevlidir, son zamanlarda işleyişlerimizde ve işlerimizde sıkıntılar çıkmaya başladı, bizim analizler için verdiğimiz fiyatlar müşterilerimiz tarafından yüksek bulundu ve buna ilişkin tarafımıza sözlü olarak bu analizlerin başka firmalar tarafından daha düşük olarak yapıldığı bizim fiyatlarımızın yüksek kaldığı belirtildi, bu birden çok müşterimiz tarafından yapıldı, firma ismini verdiklerinde davalı olan ......., Kalite Sİstem ve Nanalap ve İntertek gibi firma isimlerini söylediler, buna ilişkin yazılı bir bildirim yapılmadı, ben davalı şirketin neye göre fiyat belirlediği konusunda herhangi bir bilgiye sahip değilim, yine davalı şirket hakkında rekabet kurumunda olan dosya ile ilgili de bilgim yoktur, biz fiyatlamayı bakanlığın berilemiş olduğu tarife üzerinden yapmaktayız, bakanlık bu tarifeyi kendi analizleri için belirlemiş olsa da özel sektör fiyatlamasında bu tarifeyi refarans olarak fiyat belirlemesi yapmaktayız, ancak Ağustos ayında bir düzenleme gerçekleşti, 6 ay sonra yürürlüğe girecek olan bu düzenlemeye göre de özel sektör de dahil bakanlık tarafından tek fiyat belirlemesinin yapılacağını biliyorum, 2025 Şubat ayı gibi düzenlemenin yürürlüğe gireceğini biliyorum, laboratuar analiz yapmadan muayene ve analiz raporu veremeyeceğine ilişkin yönetmeliğe bir düzenleme getirilmiştir, bunun sebebinin çok fazla numune sayısı olan laboratuarların yaptıkları iş karşılığında ortaya çıkardıkları sonuçların çelişkili olmaması için olduğunu biliyorum, en son Sakarya'daki bir müşterimizden 6 aya kadar önce toksin analizi için düşük bir fiyat belirlendiğini öğrendik bu belirlemenin de davalı şirket tarafından gerçekleştiğini duyduk, döviz bazlı pahalı bir analiz olmasına rağmen davalı şirketin geçen seneki fiyatlar üzerinden bir ücretlendirme yaptığını öğrendik"şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ......'nin Mahkememizde alınan beyanında; "ben davalı şirkette 2012 yılından beri çalışmaktayım, 2024 Ekim ayından itibaren satış müdürü olarak görev almaktayım, firmamız gıda analizleri üzerine çalışmaktadır, bize gelen yurtiçi ve yurt dışı taleplerde ücretlendirmeyi benimle birlikte müşteri hizmetleri yapmaktadır, ücretlendirmeyi de 2024 yılı öncesinde tamamıyla kendi şirket politikamız doğrultusunda maliyetimizin altında kalmayacak şekilde yapmaktaydık, bunu da bakanlığın belirlemiş olduğu tasfiye listesinde belirli oranda iskonto yaparak belirliyorduk, biz eğer maliyetin altında bir fiyat belirlersek kendi sistemimiz buna izin vermiyordu dolayısıyla da maliyetimizin altına bir fiyatlandırma yapmamız mümkün değildi, 2024 yılı öncesind Bakanlığın belirlemiş olduğu tarife tamamen tasfiye listesi niteliğindeydi bunun altında fiyat teklifi de verilebilmekteydi, ancak 2024 yılı sonrasında Bakanlık tarafından bir fiyat listesi yayınlandı ve bu listenin altında ücretlendirme yapılamayacağı belirlendi biz de 1 Şubat 2024 yılından itibaren Bakanlığın belirlemiş olduğu liste fiyatı üzerinden ücretlendirme yapmaktayız, firmamızın 3 tane laboratuarı vardır, ikisi Mersin biri İstanbuldur, davacı şirketi de sektör dolayısıyla bilirim ancak iş hacimleri ve fiyatlandırmaya nasıl yaptığına ilişkin bir bilgim yoktur, çalıştığım şirkete ilişkin ücretlendirme politikası sebebiyle herhangi bir idari soruşturma başlatılıp başlatılmadığını bilmiyorum konu ile ilgili bilgim yoktur, müşteriler ile yaptığımız görüşmelerde ücretlerimizin yüksek kaldığı genel olarak bize söylenmektedir, biz diğer firmaların vermiş olduğu fiyatlandırmayı bilmiyoruz bu nedenle de net bir karşılaştırma yapamayız ancak müşteri ziyaretlerimiz sırasında şifahi olarak söylenen rakamlar arasında ciddi farklılıklar yoktur, benim yukarıda bahsettiğim 2024 yılı öncesine ait liste Bakanlığın kendi resmi sitesinde yayınlanan resmi fiyat listesidir, biz bu liste üzerinden indirim yapmaktaydık, benim yukarıda bahsettim 3 tane laborautar olarak çalışmaktayız şeklindeki beyanımdaki şirketler ....... Gıda, .... Gıda Kontrol, ..... Gıda Kontrol'dür, kamuya ait laborautarlara ilişkin benim bilgim yoktur, dolayısıyla yıllık numune sayısını bilmiyorum, yine firmamızın da toplam numune sayısının kamu laboratuarlarına sayısının oranını da ben bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı .....'ın Mahkememizde alınan beyanında; "ben davalı ....... firmasında 10 yılı aşkın süredir çalışmaktayım, şuan bölüm müdürü olarak görev yaparım, gıda laboratuarları benim sorumluluk alanımdadır, ücret politikasında da yetkim vardır, biz analiz ücretlerini tamamıyla şirket politikamız doğrultusunda yabancı para girdilerimizi dikkate alarak belirli karlılık oranına göre belirlemekteydik, halen de öyle yapmaktayız, ancak yanlış hatırlamıyorsam 2024 yılı ortasında çıkan yönetmelik nedeniyle belirlediğimiz ücretleri Bakanlığın belirlemiş olduğu tarifenin altında belirleyemiyoruz, daha öncesin de de devletin kendi kurumlarını bağlayacağı nitelikte bizim açımızdan da tavsiye niteliğinde olan tarifesi vardı, bu tarifeye de bakıyorduk ancak şirket politikası doğrultusunda bunun altında fiyatlandırma yaptığımız da olmaktaydı, ben uzun süredir piyasanın içindeyim, dolayısıyla piyasayı bilirim, genel olarak fiyat politikamızın yüksek olduğuna dair geri bildirimler almaktayız, şirketimiz grup şirketi olarak ..... şirketleri ile birlikte çalışır, hepsi ayrı tüzel kişilerdir, muhasebesi ayrı tutulur, tarım orman bakanlığı tarafından analiz yetkisi askıya alındığında özel olarak analiz hizmeti vermiyoruz, bu kanunen mümkün değildi, ben genel bir bilgi olarak bu cevabı veriyorum, Bakanlığın analiz yetkisini hangi dönem için ve hangi kapsamda askıya alındığı her ayrı olayda değerlendirilmelidir, biz numune analizlerinde kendi kapsamımızda olanlar için kendi laboratuarlarımız da inceleme yaparız fakat bazen bizim kapsamamızda olmayan analizler de müşterilerimiz tarafından istenmektedir, böyle durumlarda da kalitesine güvendiğimiz başka firmalarla işbirliği içine gireriz ve tedarik yolu ile bazı numune sonuçları alırız, onları da mutlaka şeffaflık gereği üst yazı ile müşterilerime bildiririz bu durum hem şirket politikamız gereği böyledir hem de akreditasyon gereği bu şekilde yapılmaktadır, Bakanlığın uyması zorunlu olan yönetmelik öncesinde tavsiye niteliğindeki listede yüzde kaç sapma oluyordur buna cevap vermem veya rakamsal olarak bir şey söylemem mümkün değildir ancak piyasaya göre yüksek ücretlendirme yaptığımızı söyleyebiliriz"şeklinde beyanda bulunmuştur. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83. ilâ 85. ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Genel Muhasebe, Rekabet Uzmanı va Sektör bilirkişisi tarafından alınan 01/09/2025 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; somut uyuşmazlık yönünden değerlendirme yapıldığında dava dosyasında yapılan teknik ve mali incelemelerde davalının özel istek analiz ücretlerinin mal olma fiyatının altında olup olmadığına ilişkin yeterli veri olmadığından TTK m. 55/1-a-6 bendi anlamında haksız rekabetin gerçekleşip gerçekleşmediği hususu değerlendirilemediğini, TTK m 55/1-a-6 bendinde öngörülen tedarik fiyatının altında birden çok kere satış yapılması bendine aykırılık teşkil etmediği ve zorunlu bir tarife de olmadığı müddetçe serbest piyasada özel analiz istek talepleri için piyasadan daha düşük teklif verilmesi hususunun TTK m. 55/le bendine aykırılık teşkil etmeyeceği değerlendirilmekte olup nihai Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağını bildirmişlerdir. Genel Muhasebe, Rekabet Uzmanı va Sektör bilirkişisi tarafından alınan 06/02/2026 havale tarihli bilirkişi heyet ek raporunda; kök raporda belirtildiği üzere 11/06/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 33 maddesine dayanılarak hazırlanmış olan 18.02.2022 Tarihli ”Gıda Kontrol Laboratuvarı Yönetmeliği” çerçevesinde kurulmakta ve faaliyet gösterdiğini, ..... Gıda Kontrol Lab.(Mersin .......) ve '..... Kalıntı Araştırma Lab.A.Ş Akreditasyon Sertifikaları (Akreditasyon faaliyet alanları ve Akreditasyon Geçerlilik tarihleri belirtilmiştir.) aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığından Faaliyet izni alan .... Gıda Kontrol LAb. Listesinde her üç fermanında yer aldığı belirtildiğini, kök raporda belirtildiği üzere 20.05.2025 tarih Tarım ve Orman Bakanlığı ..... sayılı Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimliğe gönderdiği yazı eki incelendiğini, flash incelendiğinde .......... Gıda Kontrol Lab. Ait Denetim Raporları, Yeterlilik Testleri, Yıllık Faaliyet, Güncel Cihaz Listesi ve Onaylı Faaliyet Listesi yer aldığı gibi olumsuzluklar yer aldığını, tespit edilen olumsuzlukların giderilmesi için ........ Gıda Kontrol Laboratuvarına 3 (üç) ay süre verildiği belirtildiğini, gibi olumsuzluklar yer aldığını, tespit edilen olumsuzlukların giderilmesi için ....... Gıda Kontrol Laboratuvarına 3 (üç) ay süre verildiği belirtildiğini, ayrıca 20.06.2022 tarih 6001820 sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Koruma Genel Müdürlüğü Rutin Denetim konulu yazısında belirtildiği 01.06.2022 tarihinde bir denetimden daha geçtiği rutin denetim sonucunda eksiklik/uygunsuzlukların giderilmesi hususunda denetim tarihinden itibaren 3 (üç) aylık süre liği süre sonunda gerek görülmesi durumunda yapılacak takip denetimin ardından Genel Müdürlük tarafından izin verilene kadar yazıda belirtilen konularda yer alan analizler ile ilgili numune kabul edilmemesi, aksi takdirde 5996 sayılı kanuna göre işlem uygulanacağı belirtildiğini, yine kök raporda belirtildiği üzere dosya kapsamında yapılan incelemede MRL ÖGKL isimli firmanın akreditasyon geçerlilik tarihinin 27.05.2024 tarihinde sonlandığı bu konu ile ilgili olarak uzatma ile ilgili işlemlerin başlatılarak uzatma yazısının dosyada yer almadığı tespit edildiğini, 30.04.2025 tarih ve ..... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü yazısında ilgi yazıya istinaden 5 yıllık kayıtların incelendiği .... ait talep edilen konularla ilgili bilgi belge bulunamadığı yalnız ... ve ....... bilgi ve belgelerin ekte sunulduğu belirtildiğini, bu yazı ile ..... nin akreditasyon geçerlilik süresi bitmesine rağmen analiz konulu yazıda bilgi belge sunma aşamasında yer aldığını gösterdiğini ayrıca Türk Akredite Kurumu Akredite Kuruluş Arama sayfasında .... Gıda Kontrol Laboratuvarının ve ... Gıda ve Kontrol Laboratuvarının iletişimine ilişkin e-posta'nın uzantısının davalı firma domaini olan @........com olduğu, aynı şekilde Tarım ve Orman Bakanlığının resmi internet sitesi Bağlı yetkili Gıda Kontrol Lab. İsim ve iletişim listesi kontrol edildiğinde @........com domaini uzantılı olduğu dosyada sunulan evraklardan görüldüğünü, sonuç olarak kök raporda belirtilen tespitler geçerli olduğunu bildirmişlerdir. Dava ve cevap dilekçelerinde bildirilmiş olan vakıalar davanın sınırını çizmekte ve mahkemece ancak bu vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir. İşte bu nedenledir ki, her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır. Bir başka ifadeyle hüküm, uyuşmazlığın başlangıcından dava açılan güne kadar gerçekleşmiş olayları kapsar. Aksinin kabulü tarafların dayandığı olguların, dolayısıyla elde etmek istediği nihai talebin dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi; temyiz ve karar düzeltme süreçleri de dâhil, yargılamanın son aşamasına kadar gerçekleşecek hukuki ve fiili olguların nazara alınması gerektiği sorununu ortaya çıkaracaktır. Nitekim 28.11.1956 tarih ve 15/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, “her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesine yer verilerek, davanın açılmasına kadar gerçekleşen hukuki ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiği benimsenmiştir. Bu nedenle de davacı vekilinin dava tarihinden sonra gerçekleştiğini iddia ettiği davalı grup şirketleri hakkında yapılan denetimler ve uygulanan idari para cezalarına ilişkin delillerin getirtilmesine ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Somut olayda; birbirine rakip olan iki şirket arasında görülen haksız rekabet davasında davalı şirkete ilişkin delillerin toplanması talebinin kabulü ile grup şirketi olduğu belirtilen ancak kendilerine husumet yöneltilmeyen ayrı tüzel kişilere ilişkin delillerin toplanması talebinin reddine karar verilmiştir. Yine davacının ispat hakkı ile birlikte haksız rekabet davalarında delil sunma sürecinin rakibin ticari sırlarını ele geçirmek amacıyla kötüye kullanılmasının önlenmesine yönelik davalının ticari sırlarının korunması hakkı birlikte değerlendirildiğinde bir kısım delillerin kasa evrakı olarak saklanmasına ve sadece bilirkişi incelemesine açık olmasına yönelik mahkememizce ara kararlar oluşturulmuş ve davacı vekili ile davacı şirket yetkisinin kendilerine bir kısım delillerin verilmesi talepleri davalı vekilinin bu konuda beyan dilekçesi de dikkate alınarak kabul edilmemiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, tanık ifadeleri ve bilirkişi raporu içeriğine göre; davacı tarafından davalının özel istek analiz ücretlerinde resmi tarifeden olağanın dışında uzaklaşarak düşük fiyatlarla bu hizmeti verdiğinin ve yıkıcı fiyat anlayışı ile haksız rekabette bulunduğunun iddia edildiği, dava tarihi itibariyle özel istek analiz fiyatlarında geçerli bir tarifenin bulunmadığı, gerekli akreditasyona sahip şirketlerin kendi maliyetlerine ve şirket politikalarına göre serbestçe fiyat belirledikleri, tanık beyanlarından özel analiz ücretleri ile ilgili de çalışmaların yapıldığı ve 2025 yılının şubat ayından itibaren geçerli olmak üzere tarifenin yürürlüğe gireceğinin beyan edildiği, davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre özel analiz istek taleplerinin resmi tarife fiyatlarından bağımsız olduğu, davalının maliyetin altında hizmet vererek yıkıcı fiyat anlayışıyla hareket ettiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı davalı şirket hakkında yapılan denetimlerin ve idari işlemlerin de iddiaların ispatına elverişli olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın reddine, Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.707,75 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 975,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça posta / tebligat gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 350,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep halinde davalıya iadesine, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/04/2026
Katip ..... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır