İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/374 E. 2025/263 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/374
- Karar No
- 2025/263
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/374 KARAR NO : 2025/263
.... DAVA : Tazminat / Şirket Hisse Değerinin Ödenmesi DAVA TARİHİ : 10/06/2010 KARAR TARİHİ : 03/04/2025 KARAR Y.TARİHİ : 02/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat / Şirket Hisse Değerinin Ödenmesi " davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili,...pay sahibi olduğunu, 18/06/1984 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile vakfın ...'da bulunan payının devletleştirildiğini, bu işlemin hukuksuz olduğunu, Anayasanın teminatı altında bulunan özel mülkiyet hakkına rağmen devletleştirilen payların nemaları ile birlikte ödenmesi gerektiği halde ödeme yapılmadığını, müvekkilinin paylarına, bedeli ödenmeden el konulduğunu. Vakfın mülkiyet hakkının varlığının tespiti için ticaret mahkemesine açtıkları davada; ...ın, KHK ile devletleştirme yapılması nedeni ile mülkiyet hakkının karşılığının ancak tazminat olarak talep edilebileceğine karar verdiğini, bu nedenle .... bu günkü reel değerinin ve ayrıca müvekkil hissesine isabet eden nemaların hesaplanarak ve bunların hisse oranına ilavesi ile davacının hissesinin güncel gerçek değerinin tespitine, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100.000.-TL'nin tahakkuk ettiği tarihten İtibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili 28/02/2017 tarihli dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere belirsiz alacak davası olarak açılan bu davada, 31/10/2016 tarihli bilirkişi raporunda mevduat faizine göre hesaplanan 61.974.551,97 TL'ye ıslah ettiklerini, bu tutarın dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir II-SAVUNMALAR 3. Davalı .... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde, açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, öncelikle husumet ve zamanaşımı itirazında buluduklarını, kabul anlamına gelmemek üzere, kısmi dava ve belirsiz alacak davası açılamayacağını, mevduat faizi talep edilemeyeceğini, vakıfların parasını mevduatta tutma zorunluluğu bulunmadığını, açılan dava tazminat davası niteliğinde olduğundan ve kaldı ki davalıların temerrüdünden de bahsedilemeyeceğinden mevduat faizi veya avans faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4... vekili cevap dilekçesinde, ....Statüsünün değiştirilmesinin üstünden 26 yıl geçtikten sonra açılan bu davanın öncelikle süre yönünden reddi gerektiğini, 233 sayılı KHK m.2/2 fıkra uyarınca İktisadi Devlet Teşekkülünün, teşekkül sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulduğunu, bu hüküm uyarınca, ....'nun tüm hisselerinin Hazineye ait olduğunu, tasfiye veya satış yapılması durumunda, 233 sayılı KHK m.38 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca iade yapılabileceğini, davacının önceki ana sözleşmeye dayalı ortaklığa bağlı olan hakları kendisine ancak tazminat olarak ödenmesini talep edebileceğini, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, davacı talebinin fahiş olduğunu, Hazine Müsteşarlığına dava açılmasının hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 5. Davacı tarafın davalı ....'da pay sahibi olduğu, davacı tarafın sahip olduğu payların 1984 tarihli 233 sayılı KHK ile Devletleştirildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 6. Uyuşmazlık; davacı tarafın, ortaklıktaki payı karşılığında tazminat talep edip edemeyeceği ve miktarı konusunda toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 7. Yeniden yapılan yargılamada Yargıtay ilamı doğrultusunda; davacı vakfın 08.06.1984 tarihli 233 sayılı KHK'nın 18.06.1984 tarihli Resmi Gazetede yayımlanma tarihinde davalı şirketten bulunan %0,001925 payının değeri olan 248,47.-TL'nin 818 sayılı BK m. 104/3 hükmü (6098 sayılı TBK m. 121/3) nazara alınarak dava tarihine (10.06.2010) kadar uygulanacak avans faizi tutarı ile talep edilebilecek tazminat tutarının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda özetle; 01.01.2000 tarihinden öncesinde 3095 Sayılı Faiz Kanununda belirtildiği üzere .... reeskont faiz oranının, 01.01.2000 tarihinden sonrasında TCMB avans faiz oranının esas alınması sonucunda 18.06.1984 ve 09.06.2010 döneminde toplam 3.190,21TL temerrüt faizi hesaplanmış olduğu; Pay değeri 248,47TL ile temerrüt faizi toplamı 3.190,21 TL'nin toplamının 3.438,68TL olduğu bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 8. Dava, davacı Vakfın, davalı ...'da bulunan ortaklık paylarının 1984 yılında 233 sayılı KHK ile Devletleştirilmesi nedeniyle payların rayiç değeri ve nemalar ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. 9. Mahkememizce 03/05/2017 tarihinde; "Davanın kısmen kabulüne, dava konusu 3.347.726,48 TL 'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiş, davacı ....Personeli Vakfı vekilinin 28/06/2017 tarihli İstinaf başvurusu üzerine dosya İstinaf incelemesi için...., sayılı ilamı ile taraf vekillerinin İstinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine dosya ...gönderilmiştir. 10. ...., sayılı ilamında özetle; davacının anonim ortaklıktaki payının güncel ve gerçek değerini talep ettiğini, Mahkemece 1984 tarihindeki hisse değerine ticari faiz oranları uygulanmak suretiyle faiz işletilmesi ve her dönem başında faizin anaparaya eklenerek faize faiz yürütülmesi sonucunu doğuracak şekilde güncelleme yapılmış ise de, 1984 tarihindeki hisse değerinin hesap için esas alınmasının doğru olduğunu, benimsenen hesap yönteminin 818 sayılı BK'nun 104/3 maddesi uyarınca " Geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebi ile faiz yürütülemez” hükmünün ihlali niteliğinde olduğu ve işbu hesap modelinin esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı bildirilerek Mahkememiz kararı bozularak kaldırılmıştır. 11. Mahkememizce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde 08/06/2022 tarihinde; "Davanın kısmen kabulü ile 4.551.542,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine" karar verilmiş, taraf vekillerinin temyiz kanun yoluna başvurusu üzerine dosya .... gönderilmiştir. 12. ..., sayılı ilamında özetle; mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak nazara alınmaksızın 4.551.542,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı, bozma ilamına uyulmasına karar veren Mahkemece, davacının tüm temyiz itirazlarının reddedildiği, bozmanın davalı lehine ve hesap yöntemine ilişkin olduğu gözetilerek bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplama yapılması, aleyhe hüküm verme yasağı da gözetilecek şekilde bir karar verilmesi gerekmekte olup davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak nazara alınmaksızın yapılan hesaplama yöntemine göre ve ilk kararda hükmedilen miktarı da aşacak şekilde, yine davalıların durumunu ağırlaştıracak şekilde müştereken ve müteselsilen tahsil kararı verilmesinin isabetli olmadığı, hükmün davalılar lehine bozulması gerektiği bildirilerek Mahkememiz kararı bozularak kaldırılmıştır. 13. Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkındaki 08/06/1984 tarihli 233 sayılı KHK Resmi Gazete'nin 18/06/1984 tarihli 18435 mükerrer sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 1. maddede, bu KHK İktisadi Devlet Teşebbüsleri ile Kamu İktisadi Kuruluşları'nın ve bunların müesseselerinin ve bağlı ortaklarını ve iştiraklerini kapsar. 38. Maddede, KHK kapsamındaki teşebbüs, müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve iştiraklerin tasfiye, devir, satış ve işletme haklarının verilme kararı Koordinasyon Kurulu tarafından alınır. 14. 09/11/1984 tarihli .... Ana Statüsü m. 3/1 bendi uyarınca, .... tüzel kişiliğe sahip, faaliyetleri özerk ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir İktisadi Devlet teşebbüsüdür. 5. Bent uyarınca;...'nun sermayesi 500 milyar TL olup tamamı Devlet'e aittir. ...'nun sermayesi ile ilgili Bakanlık'ın teklifi üzerine Koordinasyon Kurulu kararı değiştirebilir. 6. Bendinde, ...'nun ilgili olduğu Bakanlık Başbakanlık'tır. 15. Davalı taraflar, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunmuş olup, davalı....nun değiştirilen ana sözleşmesinin 22. maddesinde, Hazineye intikal eden hisse senetleri hakkında 233 sayılı KHK hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş olup, KHK'nın Tasfiye başlıklı m. 38/son fıkrası uyarınca, gerçek ve tüzel kişilerin TTK'dan doğan ortaklık hakları saklı tutulduğundan ve davacı tarafın ortaklıktan kaynaklanan haklarını almak için davalılara çok sayıda yazılı başvuru yaparak ortaklık haklarının ödeneceği beklentisi ile dava açmadığından, ayrıca zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacağından, mülga B.K m. 128 (TBK m. 149) uyarınca zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Davacı taraf, bu davada davalılara husumet yöneltmekte haklı olduğundan, husumet itirazı ve diğer usule ilişkin itirazların da reddine karar verilmiştir. 16. Davacı tarafın sahip olduğu hisseler Devletleştirilmiş olup, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, 233 sayılı KHK'nın yürürlüğe girmesi üzerine 5/1 madde uyarınca, Yüksek Koordinasyon Kurulu'nca 09/11/1984 tarihinde değiştirilmiş ve önceki ana sözleşmenin 6. Maddesinde düzenlenen karma sermaye yerine ...'ya ait tüm sermayenin Devlete ait olduğu kabul edilmiştir. Ana sözleşme değişikliği, 233 sayılı KHK'ya dayanılarak yapılmıştır. KHK 1982 Anayasası'nda öngörülen bir hukuk normu olduğundan, Bakanlar Kurulu'na yetki veren Kanun çerçevesinde KHK çıkarılarak yürürlüğe konulduğundan, KHK'ların dolaylı olarak bir yasama işlemi olarak kabul edilmesi zorunludur. Kanun'la oluşturulan düzenleme, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmediği sürece ancak, başka bir Kanun'la değiştirilebileceğinden veya tümü ile kaldırılabileceğinden, mahkemeler yürürlükte olan KHK hükümlerine uygun karar vermek zorundadır. Dava konusu hisseler, 1984 yılında Devletleştirilmiş olup, davacı taraf, 2010 yılında dava açmıştır. Davacı tarafın, sahip olduğu şirket hisseleri için Devletleştirme yapıldıktan sonra uzun süre bekleyerek bu davayı açmakta gecikmesi kendi kusurundan kaynaklanmaktadır. Türk Medeni Kanunu m. 2 hükmünde düzenlenen dürüstlük kuralı uyarınca, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceğinden, davacı taraf, bu davada Devletleştirilen hisselerin dava tarihi itibariyle ulaştığı raiç değeri talep edemez. Ancak, mahkemece takdir edilecek uygun bir tazminat talep edebilir. Bu davada, dayanak 233 sayılı KHK halen yürürlükte olduğundan, davacı taraf yerleşik Yargıtay uygulamasına göre Devletleştirilen hisseler için ancak tazminat talep edebilir (....). 17. Davacı taraf, davalı ...'da pay sahibi olup, bu paylar 233 sayılı KHK ile Devletleştirilmiştir. KHK çıkarılmasına ilişkin yetki Kanunu ve KHK hükümleri yürürlükte bulunduğundan, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre davacı taraf, Devletleştirilen hisseler için uygun tazminat talep etmekte haklıdır. Davacı taraf, uzun süre bekledikten sonra bu davayı açtığından, dava konusu hisse bedelinin raiç değerini talep edemez. 18. 233 sayılı KHK halen yürürlükte ve geçerlidir ancak, davacının anonim ortaklıkta bulunan hisselerinin mülkiyetine el atılması sonucu doğuran işlemin haksız ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davacının tazminat talebiyle ortaya çıkması mümkün olmayıp 233 sayılı KHK'nın 38/5. maddesinde yer alan “Gerçek ve tüzel kişilerin Türk Ticaret Kanunundan doğan ortaklık hakları saklıdır.” hükmünün buna yol açacak mahiyette yorumlanması da mümkün değildir. 19. Davacı, anonim ortaklıktaki payının güncel ve gerçek değerini talep etmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 104/3 maddesi uyarınca “Geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebi ile faiz yürütülemez” hükmü gereği, bilirkişi tarafından belirlenen 3.438,68.-TL tazminatın asıl alacak tutarı olan 248,47.-TL’sine dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili gerektiği kanaatine varılmıştır. 20. Tüm dosya içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafın sahip olduğu şirket hisselerinin 233 sayılı KHK ile 1984 yılında Devletleştirildiği, yetki yasası ve KHK'nın yürürlükte olduğu, davacı tarafın Devletleştirilen şirket hisseleri için mahkeme tarafından takdir edilecek uygun tazminat talep edebileceği anlaşıldığından, mahkememizce somut olayın özelliklerine, tarafların hak ve menfaat dengesine uygun olduğu değerlendirildiğinden, davanın kısmen kabulüne, yargıtay bozma kararı doğrultusunda alınan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen 3.438,68.-TL tazminatın asıl alacak tutarı olan 248,47.-TL’sine dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2.438,68.-TL tazminatın asıl alacak tutarı olan 248,47.-TL’sine dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Fazlaya dair istemlerin REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL harcın peşin ve ıslahla alınan toplam 1.058.148,00.-TL harçtan düşümü akabinde fazla alınan 1.057.532,60.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 5-Davacı tarafından bozmadan önce ve sonra yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 2.245,30.-TL, bilirkişi ücreti olarak 19.700,00.-TL, istinaf kanun yoluna başvurma harcı 85,70.-TL yapılan toplam 22.031,00.-TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 1,22.-TL’nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı .... tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 100,00.-TL, istinaf kanun yoluna başvurma harcı 85,70.-TL, temyiz kanun yoluna başvurma harcı 397,80.-TL olmak üzere toplam 583,50.-TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 583,47.-TL’nin davacıdan tahsili ile davalı Türkiye Petrolleri'ne ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı ... tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 100,00.-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...'na ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, ıslah harcı ve vekalet harcı toplam 1.058.167,90.-TL yargılama harcının davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Vekalet Ücreti 10-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 3.438,68.-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 11-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 1.227.711,13.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere 03/04/2025 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/04/2025
Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"