İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/373 E. 2025/282 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/373
Karar No
2025/282
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/373 Esas - 2025/282

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/373 KARAR NO : 2025/282

DAVA : Marka ... ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 09/09/2024 KARAR TARİHİ : 09/07/2025 Yazım Tarihi: 16/07/2025

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının uzun yıllardır “...”li markalarını ticari faaliyetlerinde kullandığını ve tanıttığını, bu markaların davacı adına davalı ... nezdinde .... sayılar tahtında tescilli olduğunu, hal bu iken davacının dava konusu edilen ... başvuru sayılı “... ” markasının tesciline karşı dosyaladığı itirazların davalı ... tarafından nihai olarak reddedilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, ayrıca aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacaklarını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının “...”li markalarının seri ve tanınmış markalar olduğunu, dava konusu edilen markanın tescili halinde bu markanın davacının seri markalarına sızma ihtimalinin yüksek olduğunu, tüketiciler nezdinde taraflar arasında bir bağlantı bulunduğu veya davacının “...”li markalarının devamı niteliğinde yeni bir marka olduğunu düşünerek seri marka izlenimine kapılmalarına neden olacağını, davalı firmanın kendisine marka olarak davacının tanınmış markası ile bu derecede benzer bir işareti seçmiş olmasının davalının kötü niyetinin ve davacı ile haksız rekabet yapma saikinin açık bir tezahürü olduğunu iddia ederek, ... ...’nın dava konusu edilen 09.07.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... Kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 09/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 09/09/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “.....Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu "art of ... clinic" ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, işbu itirazın tüm gerekçeleriyle birlikte reddi gerekmiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.” ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da ... hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm ... genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti ... hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (... sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... (...) ... ... ve Diğerleri

15/05/2025 tarihli Bilirkişi heyet Raporunda ÖZETLE; "1)Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı, 2)Davalının markasının kapsamına giren hizmetlerin, davacının muhtelif markalarının tescilli kapsamına giren hizmetler ile aynı/benzer/türdeş emtialar olduğu, 3)Davalının markasının kapsamına giren hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olmadığı, 4)(1) ve (3) nolu bentlerde yer alan değerlendirmeler nedeniyle, (2) nolu bentteki tespite rağmen, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, 5)Davacının “gerçek hak sahipliği” ve “tanınmışlık” iddialarının dava konusu edilen markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, 6)Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 7)Dava konusu edilen 09.07.2024 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu, 8)Davacının markanın hükümsüzlüğü talebinin, bu değerlendirmeler ile çeliştiği/uyumlu olmadığı, " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak hedef tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Benimsenen bilirkişi heyet raporuna göre "Davalının markasının kapsamına giren/alınmak istenilen 39, 43 ve 44. Sınıflara giren hizmetlerin alıcılarının, söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/ makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği, bu hizmetlerin bir kısmının da daha ziyade alıcıların profesyonel meslekleri/iştigal alanları ile alakalı olarak satın alınan hizmetler olduğu fiili gerçekleri gözetildiğinde, alıcıların bu hizmetleri satın aldığı anda bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyelerinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir." şeklindeki tespitinden hareketle ; Davalının "... " ibareli marka başvurusu dolayısıyla Davacının " ... " ibareli tescilli markalarını birlikte gören hedef tüketicilerce davacı markasındaki ... ibaresini de görüğünde daha çok deniz ve benzeri taşımacılığı alanında kapsamı olduğu kabul edilerek her iki markadaki ... unsuru nedeniyle taraf markalarındaki 39. Sınıftaki hizmetler açısından aralarında aynı/ benzer emtialar olduğu kanısı ile bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak değil birbiri ile ilişkili/bağlantılı markalar şeklinde algılayabileceği , yani markalar arasında SMK 6/1 maddesindeki karıştırılma ihtimali olduğu düşünüleceği; Bunun dışında kalan emtialar açısından ise markalardaki diğer unsurlar da gözetilerek bütünsellik açısından taraf markaları arasında farklı kaynaklardan gelen markalar algısı oluşacağı; hedef veya ortalama tüketici nazarında bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varıldığı yani SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Diğer yönden ise ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Somut olayda SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( yani davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan davalı başvurusu nedeniyle " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldıran sebepler oluşturmadığından neticeden bilirkişi heyet raporu da benimsenerek dava kısmen kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Dava konusu ... ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 39. Sınıftaki hizmetler yönünden ... kararının kısmen iptaline, markanın bu emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, 3-Diğer kısımlar yönünden davanın reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı; 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 740,00 TL tebligat gideri, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 12.167,60 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 6.083,80 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 09/07/2025

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/373, K. 2025/282, T. 09.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-373-e-2025-282-k-938f202f3ff4