İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/329 E. 2025/916 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/329
- Karar No
- 2025/916
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/329 KARAR NO : 2025/916
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/12/2020 KARAR TARİHİ : 16/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekilinin Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu 24/12/2020 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili ..... Hasta bakım A.Ş tarafından 23/06/2016 tarihinde ..... şasi numaralı ..... model aracın satın alındığını, aracın satın alındığı tarihten itibaren sürekli olarak arıza verdiğini ve servislere götürüldüğünü, garanti kapsamında tamirinin yapılsa da bugüne dek arıza vermeye devam ettiğini, Aracın 36.500 km 21.11.2017 tarihinde çekici ile..... Oto servisine götürüldüğünü, garanti kapsamında aracın turbo değişiminin yapıldığını, bu değişim üzerine henüz araca 5.000 km kadar binildiğini, yine aracın 41.170 km 16/02/2018 tarihinde çekici ile ..... Oto Servisine gönderildiğini ve garanti kapsamında tekrar turbo değişiminin yapıldığını, bu değişimden sonra yine turbodan ses geldiği için aracın 76.800 km 14/06/2019 tarihinde yine turbonun bazı parçalarının değiştiğini, davalı yetkilileri sürekli olarak her tamirden sonra arızanın tekrar etmeyeceğini belirtmelerine rağmen arızaların sürekli devam ettiğini, her arıza sonrasında müvekkilinin aracının 10-30 gün arasında serviste beklediğini, kullandığı zamanlarda ise devamlı tedirgin olduğunu, en sonki değişim sonrasında aracın bu kez 107.493 km 14/07/2020 tarihinde turbosunun tekrar arızalandığını ve çekici ile ... Anlaşmalı Özel Servis) Servise götürüldüğünü, şuanda da halen serviste arızalı bir şekilde yattığını, müvekkilinin yüksek bir meblağ ödeyerek satın aldığı lüks arabasından gerektiği gibi yararlanma imkanının ortadan kalktığını, Aracın trafiğe çıktığı 4 yıl içerisinde fabrika çıkışlı ilk turba dahil 5 kez turba arızası verdiğini, 4 adet turbonun kullanılmaz hale geldiğini, bir kez de turbodaki parçaların tamiratıyla giderildiğini, ortalama olarak 22.000 km de bir yaklaşık olarak 10 ayda bir turbo arızası verdiğini, müvekkilinin aracının gizli ayıplı olup olmadığının tespitini teminen Elazığ ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... D. İş sayılı dosyasıyla bilirkişi raporu aldırıldığını, bilirkişi raporunda aracın gizli ayıplı olduğunu, arızanın kullanıcının kullanımından kaynaklanmayacağı üretim hatası olduğunun açıkça ve gerekçeli bir şekilde belirtildiğini, aracın gizli ayıplı olduğunun anılan raporla saptandığından bahisle ayıplı malın bedeli olan fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 95.000 TL nin ihtar tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile kiralama bedeli için fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili Elazığ ..... Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu 01/02/2021 tarihli cevap dilekçesi ile ; Dava konusu aracın tüzel kişi tacir olan davacı taraf adına kayıtlı olması ve tüzel kişi tacirlerin tüm işlemlerinin ticari olması karinesi gereğince davanın mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, davaya konu araçta davacı iddialarının aksine üretimden kaynaklanan ve hukuken ayıp olarak nitelenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını davacını arıza olarak nitelendirdiği durumların kaynağında kullanıcı hatası olmasının muhtemel olacağını, araçtaki arızanın basit ve hızlıca giderildiğini, sorunsuz bir şekilde kullanıldığını, araçta üretimden kaynaklı bir ayıbın bulunmadığını, davacının talepleri doğrultusunda aracın kontrol edildiğini ve gereken onarımların yapıldığını, açıklanan nedenlerle dava konusu araçta müdahale edilip de giderilememiş teknik bir arızanın varlığından söz edilmesinin mümkün olmayacağını, yetkili servis tarafından davacı tarafın iddiaları doğrultusunda aracın incelendiğini, gerekli onarım ve bakımların yapıldığını, gerekli testler yapıldıktan sonra herhangi bir sorun bulunmadan aracın davacıya teslim edildiğini, davacının iddialarına dayanak olarak sunduğu Elazığ ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... D. İş numaralı dosyası kapsamında yapılan delil tespit işleminin gıyapta yapılmasının yasaya ve hukuka aykırı olması sebebiyle derdest davada dayanak olarak kabul edilemeyeceğinden bahisle dava konusu aracın ticari nitelik taşıması ve ticari amaçla kullanılmakta olması sebebiyle Ticaret Mahkemelerinde açılması gereken davanın Tüketici mahkemelerinde açılmasından hareketle görevsizlik kararı verilmesini ve davanın reddini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, hak düşürücü nitelikteki ayıp ihbar yükümlülüğüne uyulmamış olması nedeniyle davanın reddini, esas yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddini, şartları oluşmayan haksız ve hukuka aykırı maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddini, haksız ve hukuka aykırı faiz talebinin reddini, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, ayıplı olduğu iddia edilen araç nedeniyle edilen zararın tahsili istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi ..... Elazığ ...... Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu 13/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; ..... plakalı aracın genel durumunun rapor içeriğinde detaylı olarak belirtildiği, yapılan İncelemeler neticesinde araçtaki arızanın servislerde yapılan müdahalelere rağmen giderilememiş olmasının arızanın kronik olduğunu işaret ettiğini, yani aracın ayıplı bir araç olduğunu, ayıbın üretimsel kaynaklı olduğunu, Kronik olan bu arazının kullanıcı kaynaklı olmayacağını, kullanıcının araçtan gereken faydalanmayı sağlamasına engel bir durum olduğunu, ...... plakalı araçta mevcut olan bu ayıbın satın alınma esnasında yapılacak gözlemsel incelemeyle fark edilemeyecek olması ancak kullanım sonrası ortaya çıkacak olması nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğunu, aracın SBM kayıtlarında mevcut olan 4 adet kaza detaylarında aracın kaporta aksamından hasar aldığını, turboşarj ünitesiyle alakalı herhangi bir hasar yada onarımın mevcut olmadığını, ..... plakalı aracın ayıpsız haliyle İhtarname tarihi itibariyle ikinci el piyasa değerinin internet galericiler, sigorta şirketleri ve yetkili servisten edinilen bilgiler ışığında aracın markası, model, rengi, kilometresi ve geçmiş kazaları dikkate alınarak 720.000,00 TL , Haziran 2022 tarihi itibariyle ise 1.680,000,00 TL olacağını, aracın onarımda kaldığı 4 değişik tarihte araç yokluğundan dolayı oluşacak kayıp tutarının toplam 11.250,00 TL olacağı yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Bilirkişiler Prof. Dr. ......, Prof. Dr. ..... ve Doç. Dr. ..... tarafından mahkememize sunulan 03/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Bilirkişi heyeti, davacı vekili ile irtibata geçmiş olup ancak davacı vekilinin mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde aracın teste getirilemeyeceğini ve dava dosyasındaki bilirkişi raporları, belge ve bilgilerle ayıp değerlenmesi yapılmasını talep ettiği, bu talebi de Yüce Mahkemenin ret ettiğinin anlaşıldığı, bu durumda, bilirkişi heyetimiz, dava konusu aracın İTÜ Laboratuvarlarında testi yapılıp yapılmaması hususunda nasıl bir yol izlemesi için Yüce Mahkeme’den tekrar bir görev beklediği ve buna göre rapor hazırlayacağı, İTÜ Laboratuvarlarında testi yapılması ile motor beyni arıza kayıtlarından geriye dönük olarak bilgi elde edilebileceği, ancak servis raporlarında görüldüğü üzere araç onarımı sonrası arıza kayıtları silindiği için şu an yapılacak motor beyni arıza kayıtlarının incelenmesi ile eskiye ait arıza kayıtlarını görülemeyeceği, sözleşmeye konu araç üzerinde ayıp ve nitelik olarak gizli ayıplarının bulunup bulunmadığının heyetimiz teknik üyesince tespit edilemediği; bu nedenle ayıptan doğan sorumluluğun maddi şartlarının somut ihtilafta bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılamadığı, şayet dosyaya sunulmuş Elazığ ..... Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan rapor dikkate alınır ise araçtaki ayıbın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğunun söylenebileceği, Elazığ 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... D. İş numaralı dosyasında ise üretimden kaynaklı ayıp tespitinde bulunulduğu, mahkemece, dosya kapsamında yer alan Elazığ ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... D. İş dosyasında alınan ve Elazığ .... Sulh Hukuk Mahkemesinde alınan rapor dikkate alınır ise üretimden kaynaklanan ayıbın maddi şartından söz edilebileceği; ..... plakalı araca ait servis kayıtlarından 3 adet servis onarımı görüldüğünün müşahede edildiği; davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmek için usule ilişkin yükümlülüğünü aracı 3 kez servise götürdüğünden yerine getirdiği, davacının aracın bedelini talep ettiğinin görüldüğü; Şayet Muhterem Mahkemece evvelce kaleme alınan Elazığ ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... D. İş numaralı dosyasında ve Elazığ ...... Sulh Hukuk Mahkemesi’nden alınan raporlar ve aracın 3 kere servise gitmesi dikkate alınarak ayıbın somut ve şekli şartlarının somut olayda var olduğu kanaatine varılır ise; Turboşarj grubunun, aracın 36.509 km’sinde ve 41.170 km’sinde 2. defa tekraren değişim görmesi, 14/07/2020 tarihinde 107.493 km’de turboşarjın 3. kez tekrar değişim görmesi karşısında davacının aracı geri vererek bedel talebinde bulunabileceği; Şayet Muhterem Mahkeme TBK m. 227 hükmünde yer alan “Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.” düzenlemesi dikkate alınarak alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının haklı olmadığı tespit edilirse, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verilebileceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Bilirkişiler Prof. Dr. ...., Prof. Dr. ..... ve Doç. Dr. ..... tarafından mahkememize sunulan 09/07/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Dava konusu aracın, turbo ünitesinin tekrarlı arızalanması, problemin yenisiyle değişimi ile çözülemediği ve bu arızaya sebep olan esas kaynağının tespitinin yapılmadığı, böylece araçtaki problemin kökten çözülemediğinin tespitiyle aracın, teknik açıdan gizli ayıp kapsamında değerlendirilebilecek düzeyde yapısal bir soruna işaret ettiği, somut olayda evvelce de ifade edildiği üzere Sözleşmeye konu araç üzerinde ayıp ve nitelik olarak gizli ayıplarının bulunup bulunmadığının heyetin teknik üyesince tespit edilemediği, Mahkemece kök raporda verilen görevde “…Bilirkişi raporunun tekniğine uygun olmayıp yargısal denetime elverişli olmadığı bu hali ile hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından ve HKM'nin 28/13.maddesi de gözönüne alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına Dava konusu aracın İTÜ Laboratuvarlarında testi yapılarak…” ifadelerine yer verildiği, ancak bilirkişi heyetinin, davacı vekili ile irtibata geçmiş olup ancak davacı vekilinin mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde aracın teste getirilemeyeceğini ve dava dosyasındaki bilirkişi raporları, belge ve bilgilerle ayıp değerlenmesi yapılmasını talep ettiği, bu talebi de Mahkemenin reddettiğinin anlaşıldığı, bu minvalde şayet dosyaya sunulmuş Elazığ ..... Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan rapor dikkate alınır ise araçtaki ayıbın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğunun söylenebileceği, Elazığ ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... D. İş numaralı dosyasında ise üretimden kaynaklı ayıp tespitinde bulunulduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır şeklinde açıklama yapıldığı, ek raporda ise heyet tarafından aracın gizli ayıplı olduğu kanaatine varıldığı, o halde somut olayda kök rapordaki görüşlerine ilaveten ayıbın maddi varlığından söz edilebileceğini, ayıp ihbarına ilişkin itirazlar yönünden ise kök raporda da ifade edildiği üzere somut olayda ...... plakalı araca ait servis kayıtlarından 3 adet servis onarımı görüldüğü müşahede edildiği, davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmek için usule ilişkin yükümlülüğünü aracı 3 kez servise götürdüğünden yerine getirdiğinin düşünüldüğüne yönelik görüşlerini muhafaza ettiklerini, davacının bedel iadesi talebi yönünden kök raporda da ifade edildiği üzere somut olayda davacının aracın bedelini talep ettiğinin görüldüğünü, ek raporda ayıba karşı tekeffülün maddi ve şekli şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığı, Turboşarj grubunun, aracın 36.509 km’sinde ve 41.170 km’sinde 2. defa tekraren değişim görmesi, daha sonra, 14/07/2020 tarihinde 107.493 km’de turboşarjın 3. kez tekrar değişim görmesi karşısında somut olaydaki davacının aracı geri vererek bedel talebinde bulunabileceği; Mahkeme TBK m. 227 hükmünde yer alan “Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.” düzenlemesi dikkate alınarak alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının haklı olmadığı tespit edilirse, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine de karar verilebileceğinin söylenebileceği, davacı alıcının, davalı ile iletişime geçip tamir ettirmek istemesi dönme hakkını kullanamayacağı anlamına gelmeyeceğinin düşünüldüğü yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Somut olayda öncelikle ayıp kavramı üzerinde durmakta fayda bulunmaktadır. En öz tanımı ile ifa, borçlanılmış olan edimin yerine getirilmesi suretiyle borcun sona erdirilmesidir (Alman Medeni Kanunu, m. 362/I, Tunçomağ, Kenan: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1976, s. 663; Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, s. Ahde vefa ilkesi gereğince; birbirlerine karşı yükümlülükler üstlenerek borç ilişkisine giren tarafların, taahhüt ettikleri edimleri ifa etmesi gereklidir. Borcun gereği gibi ifası, borçlanılan edimin, ifa tarz ve unsurlarına yani ifanın taraflarına, yer ve zamanına, miktar ve niteliğine uygun olarak eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesidir. Bu şart ve unsurlara uygun olmayan bir ifa, ifa olarak tanımlanamayacağı için “borcun ifa edilmemesi” söz konusu olacaktır. Borcun ifa edilmemesi hâlinde borçlunun sorumluluğunu düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 112. maddesine göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”. Eksik ifa kavramı sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı hâlde tam yapılmayan iş veya dürüstlük kuralı gereği yapılması gereken işlerin bir kısmının hiç yapılmaması durumunu ifade eder. Ayıp ise,bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların yer almasıdır. Bu çerçevede ayıp kavramının içeriği belirlenirken öncelikle; sözleşme hükümlerine bakılmalıdır. Sözleşme ele alınırken bakılacak ilk husus, taraflar arasında satılan malın hangi özellikleri içermesi konusunda açık bir anlaşmanın olup olmadığıdır. Üzerinde anlaşma olmayan durumda ise, sözleşmenin yorumundan hareketle tarafların zımnen bu konuda bir anlaşma yapıp yapmadıklarına bakılacaktır. Zımnî anlaşmanın dahi olmadığı durumlarda, sözleşmenin tümü dikkate alınacak ve dürüstlük kuralına göre malın taşıması gereken vasıflar belirlenecektir. Bu anlamda ayıp, malın sözleşmeye göre taşıması gereken nitelikleri taşımaması hâli veya bu hususta özel bir hüküm olmasa da, sözleşmenin niteliği ve içeriği dikkate alındığında, malda mevcut olması gereken vasıfların eksikliği şeklinde ortaya çıkacaktır. Ayıbın varlığı hâlinde satıcıyı maldaki ayıptan sorumlu tutabilmek için TBK hükümlerine göre birtakım maddi koşulların (ayıp sayılan bir eksikliğin mevcudiyeti, ayıbın önemli olması, ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda var olması, alıcının ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması) gerçekleşmesi ve bazı biçimsel koşulların da (ihbar ve TBK hükümlerinde muayene) alıcı tarafından sağlanması gerekir. Satılan maldaki ayıp, açık veya gizli ayıp şeklinde olabilir. Açık ayıplar, ilk bakışta görülebilen veya basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıplar, ilk bakışta fark edilemeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ayıplardır. Bu tür ayıplar genelde malın yapısıyla ilgili olan ve kullanılmasıyla anlaşılan ayıplardır. Davacı, 23.06.2016 tarihinde satın aldığı ...... model aracın kısa süre içinde defalarca servise gittiğini, turbo değişimleri yapıldığını ve yapılan incelemelerde üretimden kaynaklanan gizli ayıp tespit edildiğini ileri sürerek bedel iadesi talep etmiştir. Davalı ise aracın ayıplı olmadığını, sorunların kullanıcı hatasından kaynaklanabileceğini savunmuştur. Satıcının ayıptan sorumluluğu TBK m. 219 vd. hükümlerinde düzenlenmiş yan edim yükümlülüğüdür. “Ayıp”, satılan malın alıcının ondan beklediği faydayı azaltan veya ortadan kaldıran eksiklik ve aksaklıkları ifade eder. Satıcı, yalnızca vaat ettiği niteliklerin bulunmamasından değil, ayrıca malın normal kullanım amacına elverişsiz olmasından doğan ayıplardan da sorumludur. Bu sorumluluğun doğması için şu şartların gerçekleşmesi gerekir: i) Taşınırın teslim edilmesi, ii) Malın ayıplı olması, iii) Sorumsuzluk anlaşması bulunmaması, iv) Ayıbın hasar alıcıya geçmeden önce mevcut olması, v) Alıcının gözden geçirme ve ihbar külfetini yerine getirmesi. TBK m. 210’a göre satıcı, satılanı mülkiyeti devretme amacıyla zilyetliğiyle birlikte alıcıya teslimle yükümlüdür. Somut olayda aracın 23.06.2016 tarihinde teslim edildiği anlaşılmakta olup, ayıp ihbar süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Ayıp, sözleşmede kararlaştırılan veya malın niteliği gereği bulunması gereken özelliklerin eksikliği anlamına gelir. Elazığ ..... Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan raporda aracın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu, Elazığ ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin ..... D. İş dosyasında ise motor içindeki çapak ve üretim artıkları nedeniyle turbo sisteminin zarar gördüğü tespit edilmiştir. Bu bulgular dikkate alındığında araçta üretimden kaynaklı gizli ayıp bulunduğu sonucuna varılabilir. Nihai değerlendirme Mahkemenize aittir. TBK m. 221 uyarınca, satıcının ayıptan sorumluluğunu kaldıran anlaşma, satıcının ağır kusuru halinde geçersizdir. Dosyada taraflar arasında bu yönde bir anlaşma bulunmadığından, bu şartın değerlendirilmesine gerek yoktur. Satıcının sorumluluğu, ayıbın hasar alıcıya geçmeden önce var olması halinde doğar. TBK m. 208/1 uyarınca taşınır satışlarında hasar zilyetliğin devriyle alıcıya geçer. Eldeki olayda, üretim kaynaklı ayıp gizli nitelikte olduğundan, hasarın geçmesinden önce mevcut olduğu kabul edilebilir. TBK m. 223’e göre alıcı, teslimden sonra malı makul sürede incelemek ve ayıbı tespit ederse satıcıya bildirmek zorundadır. Bildirim yapılmazsa mal ayıplı da olsa kabul edilmiş sayılır. Ancak gizli ayıplarda bu yükümlülük, ayıp öğrenildiği anda başlar. Ticari satışlarda TTK m. 23 uyarınca açık ayıplar iki gün, olağan ayıplar sekiz gün içinde ihbar edilmelidir; gizli ayıplarda TBK m. 223 uygulanır. Yargıtay kararlarında da garanti süresi içinde yetkili servise başvurunun ihbar sayılacağı kabul edilmiştir.
Somut olayda araç üç kez servise götürülmüş olduğundan, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmiştir.Kaldıki TBK'nın 225.maddesi hükmü dikkate alındığında satıcılığı meslek edinmiş davalının ayıp ihbarının yapılmadığı ya da süresinde yapılmadığına ilişkin savunması dikkate alınmaz. TBK m. 227’ye göre alıcı, ayıplı mal halinde şu dört seçimlik haktan birini kullanabilir: a) Sözleşmeden dönme, b) Bedelden indirim, c) Ücretsiz onarım, d) Ayıpsız misliyle değiştirme. Davacı, aracın bedelini talep etmektedir. Elazığ mahkemelerince alınan raporlar ve aracın üç kez turbo değişimi geçirdiği dikkate alınırsa, davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanarak bedel iadesi talep etmesi hukuken mümkün göründüğünden davacının sözleşmeden dönme talebinin kısmen kabulü ile .... plakalı Jaguar Marka 2016 model, ..... Plus tipi, ..... şasi numaralı otomobilin davalıya iadesi ile aynı anda ifa ve teslim şartı ile aracın satış bedeli olan 388.554,17.- TL'nin iade tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,alıcının sözleşmeden dönmeye ilişkin seçimlik hakkının bedel iadesi ile sınırlı olup araç için ödediği bedeli isteyebileceği,aracın rayiç değerini isteyemeyeceği anlaşıldığından davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Sözleşmeden dönme talebinin kısmen KABUL kısmen REDDİ ile, ..... plakalı ..... Marka 2016 model, ..... Plus tipi, ..... şasi numaralı otomobilin davalıya iadesi ile aynı anda ifa ve teslim şartı ile 388.554,17.- TL'nin iade tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının,fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli 26.542,14.-TL harçtan davalının Elazığ ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçeli kararına istinaden ödediği 21.176,30.-TL bakiye karar harcının Harçlar Kanunun 8.maddesi uyarınca MAHSUBUNA, bakiye 5.365,84.-TL harcın peşin alınan 28.690,00-TL'den mahsubu ile fazla alınan 23.324,16 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan 5.365,84.-TL peşin harç, 571,90 TL keşif harcı ve 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 5.945,54 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Alınması gerekli 615,40 TL başvuru harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 6-Davacı tarafından yapılan 23 adet tebligat + posta ücreti 902,86 TL, iki bilirkişi inceleme ücreti 21.480,00-TL ve yol ücreti olan 250,00 TL olmak üzere toplam 22.632,86- TL ve değişik iş dosyasından yapılan 1.049,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 23.681,86 TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 5.477,19-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Davalı tarafından yapılan 8 adet tebligat + posta ücreti 150,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 115,31 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, kalan kısmın bu davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 64.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 9-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3.maddesine göre hesap edilen 64.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 10-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 340,00 TL x 2 saat= 680,00 TL ) X 2 = 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 314,54-TL'sinin davalıdan, 1.045,46TL'sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 11-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. . 16/10/2025
Başkan ..... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ..... ☪e-imzalıdır.☪ Üye .... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ...... ☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."