İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/308 E. 2026/85 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/308
Karar No
2026/85
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/308 KARAR NO : 2026/85

DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 29/03/2024 KARAR TARİHİ : 22/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı şirket arasında ... tarihinde 3150 Adet ... ... - 3900 Adet ... ... ve 5800 Adet ... ... satımı ve iadesi hususunda toplam ... TL bedel karşılığında anlaşmaya varıldığını, taraflar arasında imzalanan teklif fişi üzerinde hangi malzemelerin alınacağı ve toplam fiyatı yer almakta olup ayrıca malların ne zaman teslim edileceğinin de beyan edildiğini, tediye makbuzunda ise ödeme miktarı ve ödemenin ne şekilde yapıldığının yer aldığını, her iki belgede de ... yetkilisinin ıslak imzası bulunduğunu, teslim süresi içerisinde mal, müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin defalarca malın teslimini talep etmiş ise de söz konusu talebin yerine getirilmediğini, davalı şirketin, anlaşma metninde yer alan malları teslim etmemesi üzerine arabuluculuya başvurulduğunu, ancak görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılamadığını, dilekçe ekinde sundukları teklif fişi incelendiğinde "... TL bağlantı yapıldığını, k.kartı çekildiğini, malzeme en geç 3 ay içinde çekilecektir." beyanı yer aldığını, davalı şirketin temerrüde düştüğünün anlaşıldığını, taraflar arasında ... tarihinde imzalanan metin içeriğinde malzemelerin 3 ay içinde teslim edileceği yer aldığından dolayı ... tarihinden sonra davalı şirket temerrüde düştüğünü, TBK m.125 "Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir." hükmünü ihtiva ettiğini, TBK'nın ilgili maddeleri doğrultusunda temerrüte düşen borçlu/ davalının sözleşmede yer alan edimlerini aynen yerine getirmesi ve sözleşmeye riayet etmemesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini amacıyla işbu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, ayrıca davalının edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili, inşaat malzemelerini yeniden almak zorunda kaldığını, zamanında satın almış olduğu malzemelerin kendisine teslim edilmemesi ve yeniden inşaat malzemeleri almak zorunda kalması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili inşaat işleri ile uğraşmakta ve zarara uğramamak amacıyla yatırımını inşaat malzemeleri üzerine yaptığını, yüksek enflasyon sebebiyle malzeme fiyatlarının 2 katı artış gösterdiğini, haklı davamızın kabulüne, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasında imzalanan anlaşma metni doğrultusunda 3150 Adet ... ... - 3900 Adet ... ... ve 5800 Adet ... ... (İnşaat Malzemesinin) müvekkiline iadesine, malzemelerin iadesi mümkün değilse güncel değerinin hesaplanarak müvekkiline ödenmesine, TBK m.125 hükümleri doğrultusunda davalının edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle gecikme tazminatı ödenmesine, ... TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde kötü niyetle açılmış olup, usul ve yasaya aykırı şekilde yöneltildiğini, davacı tarafın iddiaları haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddi gerekmektedir. Huzurdaki davayı, davacının iddia ve taleplerini kabul etmemekle birlikte davacının taleplerine ilişkin bir değerlendirme yapılacağı varsayımında dahi, davacının dava konusu taleplerini hak düşürücü süre içerisinde müvekkiline yöneltmediği ve tüm taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, belirtilen nedenlerle; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere yönelik itirazlarının da dikkate alınması ve davacının taleplerine yönelik olarak yapılacak değerlendirme neticesinde işbu itirazlarımızın kabulü ile davanın reddine karar verilmesini, davacı yanca usul ve yasaya aykırı şekilde ikame edilen işbu davanın aşağıda ayrıntıları ile belirtilecek olan nedenlerle, "Dava Şartı Yokluğundan" reddine karar verilmesi gerektiğini, zira hukuki yarar dava şartı olduğunu, ancak davacının davasında hukuki yararı bulunmadığını, esasa ilişkin ise; davacı yanın dava dilekçesinde yer verdiği iddia ve talepler usule aykırı olduğu gibi, somut ve hukuki dayanaktan uzak, kötü niyetli ve haksız çıkar elde etme amacını ortaya koyar nitelikteki ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacak mahiyetteki taleplerden ibaret olduğunu, davacının hukuki dayanaktan yoksun iddia ve taleplerinin hükme esas alınamayacağının mahkememizce de anlaşılacağını, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, tüm taleplerinin ve huzurdaki davasının reddi gerektiğini, davacı yanın iddialarının aksine; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 3150 Adet ... ..., 3900 Adet ... ... ve 5800 Adet ... ... malzemenin satışı konusunda anlaşıldığı, işbu malların karşılığı olarak ... TL bedelin müvekkili şirketin borçlu olduğu iddia edilen ... Şirketine müvekkilinin isteği ve talimatı doğrultusunda ... ... tarafından ödeme yapılmak suretiyle ödendiği iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olup işbu asılsız iddialarının kabulünün mümkün bulunmadığını, zira davaya konu malların bedeli olarak ödenmesi kararlaştırıldığı iddia edilen ... TL bedel müvekkili şirkete ödenmediğini, yine karşı yanın iddia ettiğinin aksine müvekkili şirketin ... Şirketine borçlu olduğu ve bu nedenle bu şirkete ödeme yapılması hususunda bir talimat verdiği yönündeki iddiaların da somut bir dayanağı bulunmadığını, bu hususta müvekkili ile karşı yan arasında yahut taraflar ile dava dilekçesinde adı geçen dava dışı ... Şirketi ve yine ... ... arasında geçerli ve usulüne uygun düzenlenmiş bir alacağın temliği, borcun devri/nakli vb. hukuki bir ilişkiye dair herhangi bir temlik yahut devir sözleşmesi bulunmadığı gibi müvekkili şirketçe ... Şirketine yönelik karşı yana verilen bir ödeme talimatı da bulunmadığını, kendi edimini gereği gibi yerine getirmeyen ve edimini ifada temerrüde düşen davacının kendi temerrüdüne rağmen ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde davalı müvekkilinden (müvekkilin edimini temerrüte düştüğünden bahisle) TBK m.125 gereği talepte bulunmasını kabul etmediklerini, tediye makbuzu, ticari işletmelerin mal veya hizmet aldığı şirketlere ödeme yaptığının kanıtı olarak verilen resmi bir makbuz çeşidi olduğunu, tediye makbuzu nüshalı bir şekilde düzenlenir ve makbuz üzerinde ödeme yapan firma ile ödeme alan firmaların bilgilerinin eksiksiz bir şekilde yer alması gerektiğini, ödeme yapan tarafından düzenlenen geçerli bir tediye makbuzunun varlığından bahsedilebileceğini, iş bu nedenlerle geçerli ve usulüne uygun olarak düzenlenen bir tediye makbuzunun söz konusu olmadığı, bu nedenle de ödeme iddialarına bu tediye makbuzunun dayanak olarak gösterilemeyeceğini, tediye makbuzunun geçerli olduğunu kabul manasına gelmemekle birlikte; işbu makbuzun müvekkile yapıldığı iddia olunan ödemeye ilişkin olduğu ve bu ödemenin de yine taraflar arasındaki sözleşmeye konu mallara ilişkin olarak gerçekleştirildiği iddiaları davacı yanca ispatlanması gerektiğini, malları teslim almadığı gibi bugüne dek davalıya herhangi bir ihtarname göndermeksizin ve talepte bulunmaksızın (bahse konu malların değeri arttıktan sonra) huzurdaki davayı ikame etmiş olması da davacının kötü niyetli olduğunun en net göstergesi olduğunu, davacının gerek basiretli bir tacirden beklenen hareketi sergilemediği gerekse de dürüstlük kuralına uygun hareket etmediğinden malların tespit edilmemesinde malları teslime hazır olan müvekkiline bir kusur atfedilemeyeceğini, malları teslim almaktan imzina eden karşı tarafın kendi kusurundan kaynaklı olarak müvekkilinden talepte bulunamayacağını, fazlaya ilişkin itiraz, talep, karşı dava ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile; öncelikle usule ve hukuka aykırı olarak dayanaksız şekilde ikame edilen işbu davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının davasını hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi içerisinde açmamış olması nedeniyle işbu itirazlarımız gözetilerek davanın reddine, açık yasal düzenlemeler, yerleşik yargıtay içtihatları ve mahkememizce dikkate alınacak hususlar ışığında huzurdaki haksız ve kötü niyetli davanın ve davacının tüm taleplerinin esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kötü niyetli davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki ticari satış ilişkisine dayalı olarak bedeli ödendiği iddia edilen inşaat malzemelerin teslim edilmemesi nedeniyle öncelikle malın iadesi, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. 7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya 5/A maddesi eklenerek ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup, mahkememizdeki dava 29/03/2024 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ... tarihli ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtların incelenmesi için mahkememizce dosya bilirkişilere tevdi edilmiş, mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan ... tarihli raporda; davacı tarafın 2023 yılı ticari defterlerinin TTK'na göre usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığı, defterinde taraflar arasında oluşmuş herhangi bir ticari ilişkiye rastlanılmadığı, davalı yanın da incelenen defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma niteliğini taşıdığı, davacıya ait herhangi bir cariye rastlanılmadığı, davacıdan ... tarih ve ... seri nolu tediye makbuzu ile ... ... ile kredi kartı ile yapılan ... TL tahsilatın muavin kayıtlarında göründüğü, davalı tarafça davacı tarafça kredi kartı ile ödenen ... TL tutarın, ... TL kısmının davalının ticari ilişkisinin olduğu ... ... isimli şahsa kendi ticari borcuna mahsup ettiği, davalı şirketçe davacı tarafça kredi kartı ile ödenen ... TL tutarın, ... TL kısmının ise Davalı şirketin ticari ilişkisinin olduğu ... Şirketine olan kendi ticari borcuna mahsup ettiği, bu durumda Davalı şirketçe Davacı taraftan ... tarihinde ... TL tahsilat yapıldığı halde bunun karşılığında herhangi bir mal veya hizmet teslim edilmediğinden dolayı davacının davalıdan ... tarihi itibariyle ... TL alacaklı olduğu sonucuna varıldığı, teklif fişi ile birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafça düzenlendiği ve tahsilat makbuzu unsurlarını ağırlıklı olarak barındırdığı ve borçlar hukukunda hakim olan itimat prensibine göre yorumlandığında TBK m. 103 açısından bir ödeme belgesi sayılabileceği,somut olayda, teklif fişi ile şekli tediye makbuzunun birlikte değerlendirilmesinden davalının ticari defter kayıtlarında yer almadığından bu ödemenin ancak mahkemece davalı alacaklı rızası ile alacaklı hesabına 3. Kişiye ödeme olarak değerlendirileceği ve bu anlamda kabul edildiğinde davacının borcunu ödemiş sayılacağı, TBK m. 117 uyarınca muaccel olan borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşmüş sayılacağı, teklif fişinde yer alan en geç 3 ay ibarenin sözleşmesi ihtarsız temerrüt şartlarını oluşturacak nitelikte sayılamayacağı ve davacı ve davalının tacir sıfatına haiz olması nedeniyle TTK 18/3 uyarınca davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin şartları yerine getirdiğini ispatlayamadığı, ancak dava tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, Davacı davasında ifa talep etmekle birlikte gecikmeden kaynaklı müspet zarar talep ettiği, TBK m.125/11 şartlarından olan ifadan vazgeçip müspet zarar talep etme şartının oluşmadığı, TBK m. 112 uyarınca davacının gecikmeye dayalı zararına ilişkin bir somut zarar delili sunmadığı, Davacının TBK m. 122 uyarınca munzam zarar talep etmiş olmakla birlikte munzam zarar için,öncelikle borçlunun temerrüde düşmüş olması, temerrüt faizini aşan tutarda bir zararın doğmuş olması, borçlunun kusurlu bulunması ve borçlunun temerrüdü ile doğan munzam zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği, davacı tarafın bü anlamda sadece aşırı fiyat artışlarından bahsetmekle birlikte somut zarar örneği göstermediğinden bu aşamada munzam zarar hesabı da yapılamayacağı değerlendirilmiştir. Davalı tarafın rapora itirazlarının kabulü ile dosya yeniden bilirkişi heyetine teslim edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan ... tarihli ek raporda; Davacı tarafın sunduğu, tarihleri aynı davalı tarafa ait üzerinde ticaret unvanı yazılı kaşeli ve imzalı teklif fişi ile yine davalı tarafa ait üzerinde ticaret unvanı yazılı seri numaralı sadece davalı tarafın nakit, çek veya diğer tüm ödeme sistemlerinde kullanabileceği TEDİYE FİŞİ adlı belge davalı taraf ticari defter kayıtlarıyla birlike incelendiğinde, kök raporda da belirtildiği gibi taraflar arasında kullanılan ticari ilişki gereği olduğu kanaati doğmuş ve bu görüşün değişmediği, Davalı şirketçe Davacı taraftan ... tarihinde ... TL tahsilat yapıldığı halde bunun karşılığında herhangi bir mal veya hizmet teslim edilmediğinden dolayı davacının davalıdan ... tarihi itibariyle ... TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Taraf vekillerinin rapora karşı itirazlarını değerlendirmek ve davaya konu malzemelerin güncel değerinin hesaplanması, davacı tarafın talep edebileceği gecikme tazminatı ve munzam zararının olup olmadığı, varsa miktarının hesaplanması için dosyanın yeniden bilirkişi heyetine gönderilmesine karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan ... tarihli 2. ek raporda;davalı tarafın ticari defterlerden yapılan tespit ve buna ilişkin yapılan değerlendirmelerde tenkidi veya yeniden değerlendirilmesi veya yeniden tespit edilmesi gereken bir hususu bulunmadığı, davaya konu malzemelerin dava tarihi ve gümümüz itibariyle güncel değerinin hesaplanmasının ilgili uzmanlık alanındaki bilirkişilerce yapılması gerektiği, bu aşamada tarafımızca bu hususta bir tespit ve belirleme yapılmasına imkan olmadığı belirtilmiştir. Taraflar arasında ... tarihli teklif fişi kapsamında 3150 adet ... ..., 3900 adet ... ... ve ... ... satışı hususunda anlaşma bulunduğu hususunda anlaşmazlık bulunmamajtadır. Uyuşmazlık; davacı tarafından davalıya ... TL ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin dava konusu mallara ilişkin olup olmadığı ve malların teslim edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır. Dosya kapsamında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. ... tarihli kök rapor ile ... ve ... tarihli ek raporlar birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafından ... tarihli ve ... seri numaralı tediye makbuzu ile ... TL ödeme yapıldığı, makbuz içeriğinde ödemenin kredi kartı ile gerçekleştirildiğinin belirtildiği, davalı şirket ticari defterlerinde ... tarihinde ... TL tahsilat kaydının bulunduğu, ancak bu tahsilat karşılığında davacıya herhangi bir mal teslimi yapıldığına ilişkin kayıt ya da belge bulunmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti raporlarında da davalı şirket kayıtlarında tahsilatın yer aldığı, ancak mal teslimine dair kayıt bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. HMK 222 hükmü gereğince tacirlerin ticari defterleri, lehlerine ve aleyhlerine delil teşkil eder. Davalı defterlerinde tahsilat kaydının bulunması ödeme olgusunu doğrulamakta; buna karşılık teslim olgusunu ispata yarar herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının ... TL ödeme yaptığı, ancak davalı tarafından sözleşme konusu malların teslim edilmediği kanaatine varıldığından davacının, 3150 Adet ... ..., 3900 Adet ... ... ve 5800 Adet ... ... (İnşaat Malzemesinin) davalıdan alınarak davacıya teslimine dair talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı gecikme tazminatı ve munzam zarar talebinde bulunmuş ise de, gecikme tazminatı talebi yönünden TTK 18/3 maddesi uyarınca davalıyı temerrüde düşürmeye ilişkin ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiği ancak davacı tarafın davalıyı temerrüde düşürdüğüne yönelik şartları yerine getirdiğini ispatlayamadığından davacının gecikme tazminatı talebinin reddi gerekmiştir. Davacının munzam zarar talebi yönünden, dava dilekçesinde kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı, davacının ispata yeter herhangi bir delil sunmadığı, ekonomik koşullar nedeniyle genel ve soyut hususlardan ziyade davacının geç ödeme nedeniyle kendisinin şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olgusunu ileri sürüp ispatlayamadığı anlaşılmakla munzam zarar talebinin talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 3150 Adet ... ..., 3900 Adet ... ... ve 5800 Adet ... ... (İnşaat Malzemesinin) davalıdan alınarak davacıya TESLİMİNE, 2-Davacının gecikme tazminatı ve munzam zarar taleplerinin REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL harç ile tamamlanarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince kabul miktarı üzerinden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince ret miktarı üzerinden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davanın kabul oranınca hesaplanan ... TL'sinin davalıdan, ret miktarı üzerinden hesaplanan ... TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Davacı tarafından yapılan posta, davetiye, bilirkişi giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinden davanın kabul oranınca hesaplanan ... TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 8-Davalı tarafından yapılan posta ve tebligat giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinden davanın ret oranınca hesaplanan ... TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 9-Davacı tarafından dava açılırken yapılan ... TL ilk dava masrafı ile tamamlanarak alınan ... TL harç toplamı olan ... TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 10-Taraflarca yatırılan, artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/01/2026

Katip ... ¸E- İmzalı

Hakim ... ¸E- İmzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/308, K. 2026/85, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-308-e-2026-85-k-82924c0f7669