İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/258 E. 2025/423 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/258
- Karar No
- 2025/423
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/258 KARAR NO : 2025/423
DAVA : FSEK'e dayalı tazminat DAVA TARİHİ : 30/05/2024 KARAR TARİHİ : 20/10/2025 Yazım Tarihi: 10/11/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkil şirket ağırlıklı olarak doktor müşterilerine internet sitesi tasarlayan, müşterilerin web sitelerinin ...'da üst sıralara yükselterek daha fazla hasta ile etkileşime geçmesi için sitelerine ... ... içerikleri üreten ve düzenli ... çalışması yapan bir şirket olduğunu, müvekkilin 400'den fazla doktor müşterisi olup, bunların 50'den fazlasına aktif olarak ... çalışması yapmakta olduğunu, Üretilen ... ... içerikleri ve yapılan kapsamlı ... çalışması süreci neticesinde müşterilerin internet siteleri ...'da yapılan aramalarda daha üst sıralara çıkmakta ve web sitesinin görünürlüğü artmakta olduğunu, . ... işlemi; sitede yer alan tüm uzmanlık kelimeleri ve kombinasyonları üzerinde titiz bir çalışma yapılarak ... ... metinlerinin oluşturulması, gerekli ... yazılımlarının kurulumu, sitenin ... ile uyumlu hale getirilmesi, anahtar kelimelerin analizi ve belirlenmesi, web sitesindeki içeriklerin optimize edilerek özel olarak kodlanması, iç ..., dış ..., rakip ve sektör analizi, Hız ve Mobil Uyumluluk Analizi ile gerekli teknik alt yapının oluşturulması, tespit edilen anahtar kelimelerin hazırlanan ... içeriklere ... algoritmalarının tespit edeceği şekilde yerleştirilmesi ve site içerikleri ile sitenin alt yapısının ... algoritmasına uyumlu olacak şekilde kodlanması gibi birçok adımın işin başında eksiksiz ve özenle yapılması halinde sonuç veren kapsamlı bir çalışma olduğunu, ... uyumlu olarak hazırlanan içerikler ( tasarım, başlık ve metinler) üzerinde büyük bir emek harcandığını, öyle ki; içeriklerde yer alan anahtar kelimelerin cümle içerisinde konumlandırıldığı yer, bu cümlelerin paragraf içinde konumlandırılması ve hatta cümle içinde kullanılan noktalama işaretleri bile büyük önem taşıdığını, tüm bu hususlara dikkat edilmeksizin oluşturulan içerikler- anahtar kelimeleri barındırsa bile- algortitma tarafından tespit edilemediğinden web sitesinin ...'da üst sıralara yükselmesine hiçbir katkısı bulunmadığını, ... çalışmasının etkili olması için elzem olan bir başka husus ise web sitesi için oluşturulan ... (metinlerin) tamamen ... olmasıdır. ... olmayan veya bir başka siteden kopyalanan metinlerin kullanılması ve bu durumun algoritma tarafından tespiti halinde, web sitesi başka bir yerden kopyalanmış içerik barındırdığı için adeta algoritma tarafından cezalandırılmakta ve arama sonuçlarında 10. Sayfa 50. Veya 100. Sıra gibi geri sıralara atılmaktadır. Bu nedenle müvekkilin ... uzmanı ile editörü tarafından hazırlanan metinlerin ... olması için her bir cümle üzerinde titizlikle çalışıldığını, çalışmanın etkili olmasında önemli olan diğer bir başka husus ise; belirlenen anahtar kelimelerin cümlelerin içine algoritma kodlarının tespit edebileceği şekilde yerleştirilmesidir. anahtar kelimelerin cümle içindeki yerleri ve bu cümlelerin paragraf içerisindeki konumları ... çalışmasından fayda görülebilmesi açısından büyük önem taşıdığını, burada bahsedileni bir nebze somutlaştırabilmek adına şöyle bir örnek vermek yerinde olacağını, kelimeleri dili bilen herkes bilmekte ve o kelimelerle cümle kurabildiğini, ancak, sadece o kelimeleri kullanan bir şair olduğunda kelimelerden şiir doğmaktadır. İşte ... uyumlu ... içerikler de adeta bunun gibidir. Elbette konuya vakıf herkes o konuyla ilgili bir metin/içerik yazabildiğini ancak bu içeriğin ... uyumlu olması ve algoritma tarafından algılanarak siteyi üst sıralara taşıması ancak oluşturulan metindeki anahtar kelimelerin belli bir parametre ile cümle ve paragraf içerisinde konumlandırılması ile olanaklı hale geldiğini, aksi halde buna uyumlu olmaksızın hazırlanan bir metinde gerekli anahtar kelimeler yer alsa bile algoritma tarafından tespit edilemeyeceğinden sitenin üst sıralara taşınmasına bir katkısı olmayacağını, tüm bu açıklamalar nazara alındığında; müvekkil tarafından davalıların web siteleri için oluşturulan tasarım ile ... ... metinleri; ... oluşları ve amaçla uyumlu, önceden belirlenen anahtar kelimelerin metni oluşturan cümleler içinde, algoritmanın tespit edebileceği şekilde, belirli bir sıralama ile konumlandırılması nedeniyle ve metni oluşturan cümlelerin yine algoritmanın tespit edeceği şekilde belli bir uyum, düzen gözetilerek birleştirilmesi sonucunda oluşmaları nedeniyle; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında; "belirli bir maksada göre ve hususi bir plan dahilinde gerekli verilerin bir araya getirilmesi sonucu ortaya çıkan ve sahibinin hususiyetini taşıyan," eser niteliğinde birer fikir ürünü olduğunu, davalılar ... ve ... evli olup, her ikisi de müvekkil şirketin doktor müşterileri olduğunu, müvekkil şirket ile davalılar arasında 02.01.2023 tarihli ... (...) Hizmet Sözleşmeleri imzalanmıştır. Yapılan sözleşmeler uyarınca davalıların "..." ve "..." alan adlı web sitelerinin tasarımı oluşturulmuş ... çalışmasına temel olmak üzere ... içerik editörü tarafından ... menü başlıkları ve davalının iş kolu- branşı ile uyumlu ... ... içerikleri (tasarım, başlık ve metinler) hazırlandığını, ancak, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra müvekkil tarafından oluşturulan ... tasarım, kod ve ... içeriklerinin anılan sözleşmelerin; " Madde-3 Müşterinin Yükümlülükleri- "3.1: Müşteri; ... Uzmanı tarafından üretilen yazılımlarda, içeriklerde ve çalışmalarda kullanılan özel tekniklerin telif hakkının ... Uzmanına ait olduğunu, bu yazılımların hiçbir şekilde çoğaltılıp dağıtılamayacağını, sözleşme bitiminde kendisine verilemeyeceğini kabul ve beyan eder." ile "3.10: Müşteri Sözleşme ilişkisinin devamı süresince veya sözleşme sona erdikten sonra başka bir tasarımcı ile anlaşması ve bu tasarımcı tarafından ... tarafından tasarlanan internet sitesinde yer alan kodları, tasarımı ve ... için yazılan içerikleri kısmen veya tamamen kopyalayarak ....'nın telif hakkına aykırı uygulama, tasarım ve düzenleme yapılması halinde 10.000$ cezai şart ödeyecektir. İşbu cezai şartın ödenmesinde doktor ve bu ihlali gerçekleştiren tasarımcı müteselsilen sorumludur." maddelerine aykırı olarak bir başkası tarafından kurulan (aynı alan adlarına sahip) yeni internet sitelerinde kullanıldığı tespit edildiğini, akabinde davalılara, cezai şart maddesinin ihlali nedeniyle sözleşmede belirtilen cezai şartın ödenmesi talepli ayrı ayrı ihtarnameler gönderilmiştir. İhtarname davalı ...'a 09.03.2024 Tarihinde, davalı ...'a ise 16.02.2024 Tarihinde tebliğ edildiğini, davalılar tarafından gönderilen cevabi ihtarnameler ile ödeme yapılmayacağının belirtilmesi üzerine Dava Şartı Arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak arabuluculuk süreçleri anlaşamama ile sonuçlandığını, (Son tutanaklar dilekçemiz ekinde sunulmaktadır.) davalıların, müvekkil tarafından oluşturulan tasarım ve ... ... içeriklerini taraflar arasında imzalanan sözleşmelere aykırı olarak kopyalaması ve sonradan dava dışı bir başka firma tarafından kurulan aynı alan adlı internet sitelerinde kullanmaları nedeniyle sözleşmelerin anılan maddelerinin davalılarca ihlal edildiği izahtan vareste olduğunu, bu nedenle sözleşmelerdeki cezai şart bedellerinin davalılardan tahsili için huzurdaki davayı açma zorunluluğu doğduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde "I.USULE YÖNELİK BEYANLARIMIZ: 1-Müvekkiller aleyhine ikame olunan davanın esas incelemesine geçilmeden usule aykırılıklar bulunduğu için reddi gerekmektedir. Şöyle ki; davacılar tarafından sunulan dava dilekçesi incelendiğinde davanın harca esas değeri olarak şimdilik 200,00$ üzerinden davanın açılmış olduğu görülmüştür. Ancak dava dilekçesi incelendiğinde dava konusu edilerek talep edilen cezai şartın kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında akdedildiği iddia edilen sözleşmeye göre 10.000,00$ (onbindolar) olduğu görülmektedir. Bu şartlar altında davacı tarafın işbu huzurda görülen davayı belirsiz alacak veyahut kısmi alacak davası olarak açması usule ve yasaya aykırıdır. 2-Bilindiği üzere belirsiz alacak davası HMK'nun 107.maddesinde düzenlenmiştir ve uygulama alanı davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâller olarak belirlenmiştir. Fakat müvekkiller aleyhine ikame edilen davada dava dilekçesi ve talepleri incelendiğinde davacının var olduğunu iddia ettiği sözleşmede açık, tam ve kesin olarak belirli olan cezai şart miktarını talep ettiği izahtan varestedir. Bu hususta açılacak olan davanın belirsiz alacak davası olarak değil alacak davası olarak açılması ve yargılama harcının da tam ve kesin olarak belirli olan miktar üzerinden yatırılması gerekmektedir. Bu hususta ...Hukuk Dairesi'nin ... Sayılı kararında "Madde gerekçesinde “Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola başvurulması kabul edilemez.” şeklindeki açıklamayla, alacağın belirli veya belirlenebilir nitelikte olması durumunda, belirsiz alacak davası açılarak bu davanın sağladığı imkânlardan yararlanmanın mümkün olmadığına işaret edilmiştir. Şu halde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değeri belirlenebilir durumda ise, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir. Burada hukuki yarar eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı olmadığı sonucuna varılmıştır." denilmek suretiyle alacak tam ve kesin olarak belirli olduğu halde belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi gerektiği belirtilmiştir. Yine .... Hukuk Dairesi'nin ....Sayılı kararında "Davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. " denilmek suretiyle belirsiz alacak davasının şartları belirlenmiştir. Yargıtay'ın bu kararı incelendiğinde belirsiz alacak davası açılabilmesi için alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenemeyecek olması gerektiği vurgulanmıştır. Yukarıda detaylıca anlatılan somut olayımız Yargıtay kararları ışığında değerlendirildiğinde davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde taraflar arasında akdedildiği iddia edilen sözleşme kapsamında cezai şartın belirlenmiş olduğu, ilgili sözleşme hükmüne göre cezai şartın 10.000,00$ bedelin tam ve kesin olarak belirlenmiş olduğu aşikardır. bu belirlemeye rağmen ikame edilen davanın şimdilik 200,00$ üzerinden belirsiz alacak davası olarak açılması usule ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir. davacı tarafın tam ve kesin olarak talep ettiği miktar bellidir ancak buna rağmen belirsiz alacak davası açılmıştır fakat bu hususta davacı tarafın belirsiz alacak davası açmada hukuki yararı bulunmamaktadır. 3-Müvekkiller aleyhine ikame edilen dava dosyasının esas içeriğine ilişkin beyanlarımızı sunmadan önce açıklanan nedenlerle davanın esas incelemesine geçilmeden tam ve kesin olarak belirlenebilir nitelikte olan alacağın mevcudiyetine rağmen belirsiz alacak davası olarak açılan davanın hukuki yarar bulunmaması nedeniyle reddedilmesi gerekmektedir. II- ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ: Müvekkil ... ile yapıldığı iddia edilen sözleşme içeriği hakkında davacı tarafından mesnetsiz ve soyut iddialar ileri sürülmüştür ancak davacının iddiaları soyut ve mesnetsiz olmaktan ileriye gidememiştir. 1- Müvekkil ... Ankara'da çalışmakta ve alanında aranan bir doktor olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Bu noktada müvekkil hastalarına kolaylıkla ulaşabilme ve onların daha kolay ve anlaşılır dilde bilgilenmesini sağlayabilmek amacıyla bilgilendirici nitelikte makaleler yazabilmek amacıyla bir İnternet sitesi hazırlamak istemiştir. Ancak alan adı alma hususu teknik bilgi gerektirdiğinden davacı yandan bu hususta teknik destek almak istemiştir. Davacı dilekçesinde her ne kadar ... çalışması hakkında uzun tanımlayıcı bilgiler vermiş ve yapmış olduğu hizmetin ... çalışması olduğunu iddia etmişse de müvekkil davacı firmadan ... hizmeti almamıştır. Davacı tarafından verilen hizmetin müvekkil adına açıldığı iddia edilen web sitesinin görünürlüğünü artırmak ve üst sıralara çıkarmak olduğu iddia edilmiştir. Ancak bahse konu web siteleri incelendiğinde iddia edildiği gibi herhangi bir içerik üretiminin söz konusu olmadığı görülecektir. Davacının iddia etmiş olduğu gibi ... içeriklerin üretildiği bir ... çalışması yapılmamıştır. Davacı tarafın bu denli çalışmalar yapılabileceği konusu sözleşmede belirtmişse de davacının bu yönde bir çalışması da mevcut değildir. 2- Davacı taraf dava dilekçesinde "... içerik editörü tarafından ... menü başlıkları ve davalının iş kolu- branşı ile uyumlu ... ... içerikleri (tasarım, başlık ve metinler) hazırlanmıştır. " demişse de davacı tarafından müvekkilin İnternet sitesi için herhangi bir içerik üretilmemiştir. Söz konusu içerikler müvekkil tarafından hazırlanmış ve ekte sunulan ekran görüntülerinden anlaşılacağı üzere firma yetkilisin gönderilerek siteye entegre edilmesi istenmiştir. Bu noktada davacı firma tarafından üretilmiş herhangi bir içerik başlık, veya metin bulunmamaktadır. Bu konuda davacı taraf sadece alan adı almıştır ki alan adı için tescil ücretini müvekkil ödemiştir. Sözleşmede belirlendiği iddia edilen diğer hususlar noktasında ise müvekkilin internet sitesine yönelik olarak ... içerik üretimi yapılmamıştır. Bu hususta davacı tarafın FSEK kapsamında mevcut olan bir eseri olmamasına rağmen bir içerik üretilmişcesine ve hatta ortada bir eser varmışcasına cezai şart talep edilmesi hukuka aykırıdır. Bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Sayılı içtihadında eser kavramı açıklanmıştır. Buna göre "Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku'nun temel kavramı “eser”dir. Nitekim 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun ( FSEK'in )“Tanımlar” başlığını taşıyan 1/B/a maddesinde eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eseri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak tarif edilmiştir. Tariften de anlaşılacağı gibi bir eserin, yasa karşısında eser niteliğini kazanabilmesi için iki unsur gereklidir. Birincisi objektif unsur ki, yasa bunu mahsul ( ürün )olarak belirtmiştir. Buna göre eser, evvela temellüke, tasarrufa elverişli maddi bir varlık olarak var olmalıdır. İkincisi de, sübjektif unsur olup eserin sahibinin özelliğini taşıyan bir fikir ve sanat eseri olmasıdır. O halde, bir eserden bahsedebilmek için, ortada “sahibinin” hususiyetlerini taşıyan bir fikir ve sanat “mahsulünün” bulunması gereklidir. (.... )Diğer yandan, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun “Amaç” başlıklı 1. maddesi; “Bu kanunun amacı fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo televizyon kuruşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir” hükmünü, aynı yasanın “kapsam” başlıklı l/A maddesi ise “ Bu kanun, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleriyle bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitlerini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitlerini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını, bu haklara ilişkin tasarruf esas ve usullerini, yargı yollarını ve yaptırımları ile ...'nın görev, yetki ve sorumluluğunu kapsamaktadır.” hükmünü içermektedir. Aynı yasanın 2. ve devamı maddelerinde, fikri ve sanat eserleri; ilim ve edebiyat eserleri, müzik eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri, işlenme eserler ve derlemeler olarak gruplara ayrılır. Bir eserin sahibi olanlar manevi ve mali haklara sahiptirler. Manevi haklar; umuma arz yetkisi, eserde adının belirtilmesini istemek ve eserde değişiklik yapılmasını engellemek şeklinde özetlenebilir. Maddi haklar ise; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma ( kiralamak, ödünç vermek, satmak, dağıtım yapmak )hakkı, temsil hakkı, işaret, ses veya görüntülü araçlarla kamuya sunma hakkı ve pay ve takip hakkı şeklinde ifade edilir. Bu haklara sahip kişiler genel olarak bizzat eseri meydana getirenlerdir. Bu kişilerden bu hakları miras yoluyla kazananlar veya sözleşme yaparak devralanlar da mali ve manevi hakları koruyabilirler. 2001 ve 2004 değişiklikleri ile Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na dahil edilen bağlantılı hak sahipleri de çeşitli haklara sahiptirler. Eser sahibinin izni ile; bir eseri yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar, bir eserin icrasını ve diğer sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, radyo ve televizyon kuruluşları ve filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları bağlantılı hak sahipleridir. Bağlantılı hak sahipleri; eserlerde isimlerinin belirtilmesi, değişiklik yapılmasını engelleme, mali hakların izinsiz kullanımlarını yasaklama, işaret, ses veya görüntülü araçlarda kamuya sunulmasını yasaklama haklarına sahiptirler. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na ( FSEK'e )göre, yukarıda belirtilen hakların; eser veya bağlantılı hak sahipleri veya devrettikleri diğer hak sahibi kişilerden izinsiz kullanılması ve saldırıya konu olması hallerinde; eser sahibi tarafından, eser sahibinin tespiti davası, saldırının tespiti davası, saldırının kaldırılması davası, saldırının önlenmesi davası, maddi ve manevi tazminat davaları açılabilir (....)." denilmek suretiyle eser kavramı ve eserden doğan haklar düzenlenmiştir. Gerek FSEK kapsamında gerekse Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre tamamen müvekkil tarafından oluşturulan içeriklerin yine müvekkil tarafından tescil işlemi yapılarak alan adı alınan siteye entegre edilmesi bir eser ve eserden doğan hakların oluşumuna imkan vermemektedir. Bu kapsamda dava dilekçesinde de davacı tarafın iddialarını somutlaştırmadan sadece içerik ürettiğine ve bu beyanların müvekkil tarafından sözleşmeye aykırı kullanıldığına dair soyut ve hayal ürünü beyanlarının tarafımızca kabulü mümkün değildir ve müvekkil aleyhine ikame edilen haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiği aşikardır. 3- Anlatılan hususlara ek olarak davacının dava dilekçesi de yeteri kadar açık ve anlaşılır değildir. Davacı taraf gerek dava dilekçesi içeriğinde gerekse dava dilekçesi eklerinde üretmiş olduğu içeriklere ilişkin herhangi bir detay vermemiştir. Bununla da yetinmeyen davacı taraf yine dava dilekçesinde kod ve tasarımlar yaptığını iddia etmiştir fakat bu hususlara yönelik olarak da dava dilekçesinde veya ekinde somut deliller sunmamıştır. Bunun yerine uzunca ... içeriklerinin ne olduğuna dair dava dışı konularda teorik bilgi vermekle yetinmişlerdir. fakat davacı tarafça somutlandırılmadan soyut iddialar neticesinde müvekkilden tazminat ödemesi yapması talep edilmektedir. müvekkilin imzalamadığı ve hatta bilgisi dahi olmayan bir cezai şarta ilişkin kendisinden ödeme yapılmasının talep edilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir. dava dilekçesindeki iddiaların bu şekilde somutlaştırılmaması halinde sayın mahkemeniz de hakkaniyete uygun karar veremeyecektir. davacının taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olan somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği açıktır. Bu hususta ... Sayılı ilamında "Davacının dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte, bunlar somut ve açık değilse, o zaman somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden ne karşı tarafın sağlıklı savunma yapması ne de sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkündür. Çünkü, karşı tarafın hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için, öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (m. 27). Keza, hükümde nelerin yer alması gerektiğini belirten Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıların, tam olarak gösterilmesi aranmaktadır (m. 297/1-c). Somut vakıalar olmadan, hâkimin sağlıklı ve somut bir karar vermesi de mümkün değildir." denilerek dava dilekçesindeki iddiaların somutlaştırılmasının önemi vurgulanmıştır. Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Sayılı kararında "Taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olarak davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmesi gerekir. Kanun (m. 194) buna (vakıaları) somutlaştırma yükü demektedir. Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü (HMK m. 194) yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Dayanılan vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasında sayılmıştır. Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hâkim (HMK m. 33) için gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değildir. Buna karşılık, hâkim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalarla bağlı olup, davacının bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemez ve onları hatırlatabilecek hâllerde dâhi bulunamaz (HMK m. 25). Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Çünkü, sadece bu vakıalar davanın sınırını çizmekte, hâkim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir. " denilmek suretiyle davanın yol haritasının davacının iddialarını somutlaştırmasıyla çıkarıldığını belirtmiştir. Gelinen noktada davacının gerek ürettiği içerikler yönünden gerekse kullandığı kodlar yönünden iddialarını somutlaştırmadan teorik bilgi açıklamalarıyla müvekkilden cezai şart talep edilmesi hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir. tabiri caizse davacı taraf müvekkilden 10.000,00$ talep etmek suretiyle müvekkili sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanma amacı gütmektedir. bu nedenle de davacı tarafın soyut ve hayal ürünü olan iddialarının tarafımızca kabulü mümkün değildir. Ezcümle, davacı taraf alacağı tam ve kesin olarak belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davası açmıştır fakat bu hususta gerek Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gerek teorik gerekse pratik uygulamalar davacının bu şartlar altında belirsiz alacak davası açamayacağını ve hukuki yararı bulunmadığını göstermektedir. Bu nedenle dahi davanın esastan incelemesi yapılmadan usulen reddedilmesi gerekmektedir. Ancak sayın mahkemenizce dosya kapsamında esastan inceleme yapılacak ise de davacı tarafın iddialarını somutlaştırma yükümlülüğüne uygun olarak somutlaştırmadığı dilekçe kapsamında sadece teorik olarak ... sözleşmesi hakkında bilgi verdiği açıkça görülmektedir. Bu hali ile dava dilekçesinin tarafımızca kabulü mümkün değildir. Bahsedilen nedenler doğrultusunda müvekkil aleyhine ikame edilen davanın dava şartlarını taşımaması ve hukuki yararının bulunmaması nedeniyle öncelikle usulden, talebimizin kabul görmemesi halinde ise dava konusu edilen ve taraflar arasında akdedildiği iddia edilen sözleşme yükümlülüklerinin var olmaması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini sayın mahkemenizden talep etme zorunluluğu tarafımıza hasıl olmuştur. " şeklinde beyan edilmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde " USULE YÖNELİK BEYANLARIMIZ: (Yukarıda davalı ... iddiaları ile aynı olduğu görülmüştür.) ESASA YÖNELİK BEYANLARIMIZ: 1-Müvekkil aleyhine ikame edilen dava, her ne kadar yukarıda anlatılan usuli sebepler nedeniyle reddedilmesi gerekmişse de davacı taraf taraflar arasında akdedilen sözleşmeye aykırılık nedeniyle müvekkillerin 10.000,00$ cezai şart ödemesi gerektiğinden bahsetmiştir. Ancak davacı taraf ile müvekkil ... yönünden bu iddiaları kabul eder nitelikte değildir. Taraflar arasında herhangi bir sözleşme akdedilmemiştir. Davacı taraf ile müvekkil arasında davacının iddia etmiş olduğu gibi bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle müvekkil aleyhine açılmış olan davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerekmektedir. 2-Müvekkil Ankara'da ikamet etmekte ve aynı zamanda alanında uzman ve tanınan bir doktor olarak çalışmalarına devam etmektedir. Bu çalışmalarını kendisine ait muayenehanede sürdürdüğü ve hastalarının veyahut kendisinden tıbbi destek almak isteyen hasta adaylarının kolaylıkla bilgi ve randevu alabilmesi için kendisine bir internet sitesi yaptırmak istemiştir. Bu hususta da davacı taraf ile görüşmeler yapılmış ve kendilerinden teklif alınmıştır. Müvekkil yapılan görüşmeler neticesinde davacı firmayla internet sitesi yapılması ve alan adı alınması yönünde sözlü anlaşma yapılmıştır ve bu hususta müvekkil sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmiştir ancak iddia edildiği gibi bir sözleşme imzalamamıştır. Kaldı ki bu hususta müvekkil davacı tarafından bir ... sözleşmesi hazırlandığını ve bu sözleşmede 10.000,00$ cezai şart bedelinin bulunduğuna ilişkin bilgi sahibi de değildir. Müvekkil ile davacı arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi kurulmamıştır. davacı her ne kadar dava dilekçesinde müvekkil ile aralarında 02.01.2023 tarihli ... (...) ... imzalandığını iddia etmiş olsa da dava konusu edilen sözleşmede yer alan imza müvekkil ...'a ait değildir. sözleşmede yer alan imza incelendiğinde ve müvekkilin imzası ile karşılaştırıldığında imzaların birbiri ile uyuşmadığı sözleşmede yer alan imzanın müvekkil ...'ın el ürünü olmadığı tespit edilecektir. bu hususta mahkeme gerek gördüğü taktirde imza incelemesi yapılmasını da talep etmekteyiz. Davacı tarafın iddia etmiş olduğu gibi taraflar arasında kurulan bir sözleşme olmadığından, müvekkilin sözleşmeden ve sözleşmeden doğan cezai şartlardan sorumlu olması usul ve yasaya aykırılık teşkil edecektir. Söz konusu sözleşmenin hazırlanış aşaması ve imza aşaması dahil olmak üzere müvekkil ... sürecin içerisinde yer almadığından ve sözleşmede imzası bulunmadığından sözleşmeden herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Hal böyle iken davacı tarafın mesnetsiz iddialarının kabulü tarafımızca mümkün değildir. Hal böyle iken müvekkilin kabul etmediği ve imzalamadığı bir sözleşme yönünden cezai şart ödemesini beklemek de hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacının haksız bir şekilde kötü niyetli olarak açtığı davanın husumet nedeniyle reddi gerekmektedir. Ancak husumet iddialarımız kabul edilmeyecekse tarafların arasında herhangi bir imzalı sözleşme bulunmadığından genel şartlar göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerekmektedir. 3- Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın üretildiğini iddia ettiği gibi herhangi bir içerik üretimi yapılmamıştır. Söz konusu içerikler müvekkil tarafından üretilmiştir. Bu konuda davacı taraf sadece alan adı almıştır ki alan adı için tescil ücretini ödemiştir. Sözleşmede belirlendiği iddia edilen diğer hususlar noktasında ise müvekkilin internet sitesine yönelik olarak ... içerik üretimi yapılmamıştır. Müvekkil tarafından üretilen içerikler davacı tarafından sadece alana eklenmiştir. 4- Anlatılan hususlara ek olarak davacının dava dilekçesi de yeteri kadar açık ve anlaşılır değildir. Davacı taraf gerek dava dilekçesi içeriğinde gerekse dava dilekçesi eklerinde üretmiş olduğu içeriklere ilişkin herhangi bir detay vermemiştir. Bununla da yetinmeyen davacı taraf yine dava dilekçesinde kod ve tasarımlar yaptığını iddia etmiştir fakat bu hususlara yönelik olarak da dava dilekçesinde veya ekinde somut deliller sunmamıştır. Bunun yerine uzunca ... içeriklerinin ne olduğuna dair dava dışı konularda teorik bilgi vermekle yetinmişlerdir. fakat davacı tarafça somutlandırılmadan soyut iddialar neticesinde müvekkilden tazminat ödemesi yapması talep edilmektedir. müvekkilin imzalamadığı ve hatta bilgisi dahi olmayan bir cezai şarta ilişkin kendisinden ödeme yapılmasının talep edilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir. dava dilekçesindeki iddiaların bu şekilde somutlaştırılmaması halinde sayın mahkemeniz de hakkaniyete uygun karar veremeyecektir. davacının taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olan somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği açıktır. Bu hususta .... Sayılı ilamında "(YUKARIDA ... dilekçesinde)" denilerek dava dilekçesindeki iddiaların somutlaştırılmasının önemi vurgulanmıştır. Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Sayılı kararında " (YUKARIDA ... dilekçesinde) " denilmek suretiyle davanın yol haritasının davacının iddialarını somutlaştırmasıyla çıkarıldığını belirtmiştir. Gelinen noktada davacının gerek ürettiği içerikler yönünden gerekse kullandığı kodlar yönünden iddialarını somutlaştırmadan teorik bilgi açıklamalarıyla müvekkilden cezai şart talep edilmesi hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir. tabiri caizse davacı taraf müvekkilden 10.000,00$ talep etmek suretiyle müvekkili sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanma amacı gütmektedir. bu nedenle de davacı tarafın soyut ve hayal ürünü olan iddialarının tarafımızca kabulü mümkün değildir. Ezcümle, davacı taraf alacağı tam ve kesin olarak belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davası açmıştır fakat bu hususta gerek Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gerek teorik gerekse pratik uygulamalar davacının bu şartlar altında belirsiz alacak davası açamayacağını ve hukuki yararı bulunmadığını göstermektedir. Bu nedenle dahi davanın esastan incelemesi yapılmadan usulen reddedilmesi gerekmektedir. Ancak sayın mahkemenizce dosya kapsamında esastan inceleme yapılacak ise de davacı tarafın iddialarını somutlaştırma yükümlülüğüne uygun olarak somutlaştırmadığı dilekçe kapsamında sadece teorik olarak ... sözleşmesi hakkında bilgi verdiği açıkça görülmektedir. Bu hali ile dava dilekçesinin tarafımızca kabulü mümkün değildir. Kaldı ki, müvekkilin davacı taraf ile yazılı bir sözleşme imzalamadığı, sözleşmenin altında bulunan imzanın kendisine ait olmadığı yapılacak imza incelemesi neticesinde tespit edilecektir. Bu halde müvekkilin imzalamadığı bir sözleşme içeriğindeki cezai şarttan sorumlu tutulamayacağı aşikardır aksi bir halin varlığı ise hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edecektir. Bahsedilen nedenler doğrultusunda müvekkil aleyhine ikame edilen davanın dava şartlarını taşımaması ve hukuki yararının bulunmaması nedeniyle öncelikle usulden, talebimizin kabul görmemesi halinde ise dava konusu edilen sözleşmede müvekkilin imzası bulunmadığından müvekkil yönünden husumet yokluğundan reddine, yine talebimizin kabul görmemesi halinde ise taraflar arasında akdedildiği iddia edilen sözleşme yükümlülüklerinin var olmaması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini sayın mahkemenizden talep etme zorunluluğu tarafımıza hasıl olmuştur. " şeklinde beyan edilmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. Davalı tarafların yetki-görev-derdestlik-kesin hüküm-husumet itirazları ile birlikte hukuki yarar itirazlarının reddine karar verilmiştir. 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU : Madde 1/B-a) Eser: "Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini, b) Eser sahibi : Eseri meydana getiren kişi " g) Bilgisayar programı: Bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzene konulmuş bilgisayar emir dizgesini ve bu emir dizgesinin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmalarını, h) Arayüz: Bilgisayarın donanım ve yazılım unsurları arasında karşılıklı etkilenme ve bağlantıyı oluşturan program bölümlerini, ı) Araişlerlik: Bilgisayar program bölümlerinin fonksiyonel olarak birlikte çalışması ve karşılıklı etkilenmesi ve alışverişi yapılan bilginin karşılıklı kullanım yeteneğini, Madde 2/1 "Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları, ilim edebiyat türünde "Eser" olduğu Madde 2/son " Arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmazlar." Madde 14 " Bir eserin umuma arz edilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını munhasıran eser sahibi tayin eder." ( manevi hak ) Madde 15/1-3 "Eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak, umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti munhasıran eser sahibine aittir..... Bir eserin kimin tarafından vücuda getirildiği ihtilaflı ise, yahut her hangi bir kimse eserin sahibi olduğunu iddia etmekte ise, hakiki sahibi, hakkının tesbitini mahkemeden istiyebilir."( manevi hak ) Madde 16/1 " Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz. " (Eserde değişiklik yapılmasını menetmek hakkı ) ,( manevi hak ) Madde 18/1-3 "Mali hakları kullanma yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. ...... Bir eserin yapımcısı veya yayımcısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabilir." Madde 21"Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı ....eser sahibine aittir."( mali hak ) Madde 22 "Bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı .... eser sahibine aittir " ( mali hak ) Madde 23 "Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak veya diğer yollarla dağıtmak hakkı münhasıran eser sahibine aittir."(yayma hakkı ) , ( mali hak ) Madde 24 "....." (temsil hakkı ), (mali hak), Madde 25 "...... "( umuma iletim hakkı ), (mali hak), Madde 45 " ......"(pay ve takip hakkı ) (mali hak), Madde 52 "Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır." , Madde 66/1 " Manevi ve mali hakları tecavüze uğrıyan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebilir. " Madde 68/1 " Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan,çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir." , Madde 70 "Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir. Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir." hükmü yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı taraf iddiasına göre; taraflar arasında 2 ayrı alan adı (..." ve "...) internet sitesi ... ... içerik üretilmesi, ... çalışması yapılması (tasarım, başlık, metinler hazırlanması) ile ilgili düzenlenen ve FSEK kapsamında eser olduğu belirtilen hakla ilgili düzenlenen 02.01.2023 tarihli sözleşmelerin ihlal edilip edilmediği, cezai şart bedelinin kısmen tahsilinin gerekip gerekmediği; Davalı taraf savunmasına göre; davacı iddialarının doğru olmadığı, kısmi dava - belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, ... çalışması yapılmadığı, hizmet alınmadığı, iddiaların somut olmadığı, davalılardan ...'nın sözleşmeyi imzalamadığı, her iki davalı açısından sözleşmenin geçerli olmadığı, sadece alan adı satın alındığı, ücretin de ödendiği yönündeki savunmaların yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf FSEK kapsamında eser olduğu belirtilen hakla ilgili düzenlenen 02.01.2023 tarihli sözleşmelerin davalılarca ihlal edildiğini ileri sürmesi; davalılardan ise ... vekili bahsedilen sözleşme altında imzanın müvekkiline ait olmadığını (inkar edildiği) ileri sürdüğünden anılan sözleşmedeki imzanın bu davalıya ait olmadığı araştırılmıştır. Buna göre davalı ...'nın ilgili yerlerden celbedilen imza örnekleri ile tatbike uygun imzaları da alınarak grafolojik bilirkişi incelemesi yaptırıldığında dosyaya sunulan 21.04.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda "İnceleme konusu “... (...) ...” başlıklı belge üzerinde “...” adına atfen atılı bulunan imzalar ile ...’ın mevcut mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; Kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden farklılıklar görülmüş olup, İnceleme konusu sözleşme üzerinde atılı bulunan söz konusu imzaların ... eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir. Bunun üzerine davacı vekilinin davalılardan ...'a ait sözleşme altındaki imzanın diğer davalı ...'a ait olup olmadığı konusunda yazı ve imza incelemesi yapılması, grafolojik rapor alınması yönündeki talebi HMK 30.ncu madde ile 208 v.d. madde kapsamında ele alınıp değerlendirildiğinde imza incelemesi sadece belgedeki ismin altında yer alan imza ile sınırlı olduğundan bu kişi dışında başkasının bu imzayı atıp atmaması sonuca etkisi olmadığından (sözgelimi davalı ...'ın eşi adına imza atması iddiası eşini yani ...'ı bağlamayacağından ) bu talep reddedilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık kapsamında tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları da değerlendirilmek suretiyle resen seçilecek 3 kişilik bilirkişilik heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. Belirtilen süre zarfında davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığından bilirkişi incelemesi yapılamadığı görülerek esasla ilgili bilirkişi raporu deliline dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmiştir. GEREKÇE; Davacı iddiası, davalı savunmaları , karşılıklı sunulan delil ve belgeler, grafolojik rapor içeriği ile dosyanın bütün olarak ele alınıp incelenmesinde; Davacı taraf davalılara ait 2 ayrı alan adı (..." ve "....) için ... içerik üretildiği , ... çalışması yapıldığı ( buna göre yapılan çalışmanın davalı alan adları ....'da yapılan aramalarda daha üst sıralara çıktığı , web sitesinin görünürlüğü arttığını makta olduğunu, ... işlemi; sitede yer alan tüm uzmanlık kelimeleri ve kombinasyonları üzerinde titiz bir çalışma yapılarak ... ... metinlerinin oluşturulması, gerekli ... yazılımlarının kurulumu, sitenin ... ile uyumlu hale getirilmesi, anahtar kelimelerin analizi ve belirlenmesi, web sitesindeki içeriklerin optimize edilerek özel olarak kodlanması, iç ..., dış ..., rakip ve sektör analizi, Hız ve Mobil Uyumluluk Analizi ile gerekli teknik alt yapının oluşturulması, tespit edilen anahtar kelimelerin hazırlanan ... içeriklere .... tespit edeceği şekilde yerleştirilmesi ve site içerikleri ile sitenin alt yapısının .... uyumlu olacak şekilde kodlanması gibi birçok adımın işin başında eksiksiz ve özenle yapılması halinde sonuç veren kapsamlı bir çalışma olduğunu,) bu çalışmanın FSEK kapsamında eser olduğunu, davalılar ile kendisi arasında 02.01.2023 tarihli sözleşme düzenlendiğini, ancak davalıların taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra müvekkil tarafından oluşturulan ... tasarım, kod ve ... içeriklerinin anılan sözleşmelerin; madde 3 deki yükümlülüğe aykırı olarak kopyalanması ve sonradan dava dışı bir başka firma tarafından kurulan aynı alan adlı internet sitelerinde kullanmaları tespiti üzerine sözleşmedeki 10.000,00 $ cezai şart bedelinin şimdilik; Davalılardan ...'dan 100,00 $, cezai şart bedeli ile davalılardan ...'dan 100,00$ cezai şart bedelinin tahsili talep edilmiştir. Davalı ... vekili " Cezai şartın 10.000,00$ bedelin tam ve kesin olarak belirlenmiş olduğu , davanın şimdilik 200,00$ üzerinden belirsiz alacak davası olarak açılması usule ve yasaya aykırıdır. Davacı tarafın belirsiz alacak davası açmada hukuki yararı bulunmamaktadır. Müvekkil ... ile yapıldığı iddia edilen sözleşme içeriği hakkında davacı tarafından mesnetsiz ve soyut iddialar ileri sürülmüştür ancak davacının iddiaları soyut ve mesnetsiz olmaktan ileriye gidememiştir. Alan adı alma hususu teknik bilgi gerektirdiğinden davacı yandan bu hususta teknik destek almak istemiştir. müvekkil davacı firmadan ... hizmeti almamıştır. bahse konu web siteleri incelendiğinde iddia edildiği gibi herhangi bir içerik üretiminin söz konusu olmadığı görülecektir. Davacının iddia etmiş olduğu gibi ... içeriklerin üretildiği bir ... çalışması yapılmamıştır. Davacı tarafın bu denli çalışmalar yapılabileceği konusu sözleşmede belirtmişse de davacının bu yönde bir çalışması da mevcut değildir. Alan adı için tescil ücretini müvekkil ödemiştir. Bu hususta davacı tarafın FSEK kapsamında mevcut olan bir eseri olmamasına rağmen bir içerik üretilmişcesine ve hatta ortada bir eser varmışcasına cezai şart talep edilmesi hukuka aykırıdır."şeklinde ; Davalı ... vekili " Cezai şartın 10.000,00$ bedelin tam ve kesin olarak belirlenmiş olduğu , davanın şimdilik 200,00$ üzerinden belirsiz alacak davası olarak açılması usule ve yasaya aykırıdır. Davacı tarafın belirsiz alacak davası açmada hukuki yararı bulunmamaktadır. Davacı tarafın üretildiğini iddia ettiği gibi herhangi bir içerik üretimi yapılmamıştır. Söz konusu içerikler müvekkil tarafından üretilmiştir. Bu konuda davacı taraf sadece alan adı almıştır ki alan adı için tescil ücretini ödemiştir. Yapılan görüşmeler neticesinde davacı firmayla internet sitesi yapılması ve alan adı alınması yönünde sözlü anlaşma yapılmıştır ve bu hususta müvekkil sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmiştir ancak iddia edildiği gibi bir sözleşme imzalamamıştır. Taraflar arasında herhangi bir sözleşme akdedilmemiştir. Davacı taraf ile müvekkil arasında davacının iddia etmiş olduğu gibi bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle müvekkil aleyhine açılmış olan davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerekmektedir. Alan adı için tescil ücretini müvekkil ödemiştir. Bu hususta davacı tarafın FSEK kapsamında mevcut olan bir eseri olmamasına rağmen bir içerik üretilmişcesine ve hatta ortada bir eser varmışcasına cezai şart talep edilmesi hukuka aykırıdır." şeklinde savunma ileri sürülmektedir. Hukuki yarar eksikliği savunması; Her iki davalı kısmi dava açılamaz şeklinde bir savunma argümanı ileri sürmüşler ise de açılan dava kısmi dava olmayıp sözleşme ile belirlendiği ileri sürülen 10.000 ... doları bedelinin tümü yerine sadece 200 ... doları talep edilmesi kısmı dava değil tam davadır. Geri kalan miktarın tümünü dava etmek mecburiyeti sözkonusu değildir. Bu açıdan açılan davada hukuki yarar var kabul edilmiştir. Davalılardan ... hakkında; Her şeyden önce davalılardan ... ile davacı arasında düzenlendiği ileri sürülen 02.01.2023 Tarihli (1) adet “... (...) ...” başlıklı sözleşmedeki ... ismi altındaki imza davalı tarafından inkar edildiğinden grafolojik inceleme sonucu dosyaya sunulan 21.04.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda "İnceleme konusu “... (...) ...” başlıklı belge üzerinde “...” adına atfen atılı bulunan imzalar ile ...’ın mevcut mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; Kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden farklılıklar görülmüş olup, İnceleme konusu sözleşme üzerinde atılı bulunan söz konusu imzaların ... eli ürünü olmadığı " şeklinde ifade edildiğinden buna göre ; bu davalı ile davacı arasında düzenlendiği ileri sürülen 02.01.2023 tarihli sözleşmeye bağlı davacı tarafın belgeye dayanıp sözleşmeye aykırılık iddiasına bağlı davalı ... 'dan cezai şart talep edemeyeceğinden husumet hatası nedeniyle bu davalı açısından davanın reddi gerektiği; Diğer yönden davalı ... beyanında geçen " sözlü anlaşma yapılmıştır" şeklindeki davalı beyanı kendisi adına davacı tarafca tahsis alınan " alan adı" adı ile sınırlı olduğu ve ücreti ödendiği ileri sürüldüğünden davacı taraf da alan adı ücreti ödenmediği şeklinde bu davalı aleyhine bir iddia da ileri sürülmediği değerlendirilerek bu açıdan da davalı ...'ya karşı açılan davanın reddi gerekmiştir. Davalılardan ... hakkında; Davacı taraf davalı ... yönünden alan adı (...) için ... içerik üretildiği , ... çalışması yapıldığı bu çalışmanın FSEK kapsamında eser olduğunu, davalı ile kendisi arasında 02.01.2023 tarihli sözleşme düzenlendiğini, ancak davalının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra müvekkil tarafından oluşturulan ... tasarım, kod ve ... içeriklerinin anılan sözleşmelerin; madde 3 deki yükümlülüğe aykırı olarak kopyalanması ve sonradan dava dışı bir başka firma tarafından kurulan aynı alan adlı internet sitelerinde kullanmaları tespiti üzerine sözleşmedeki 10.000,00 $ cezai şart bedelinin şimdilik; Davalılardan ...'dan 100,00 $, cezai şart bedeli tahsilini talep etmiş ve davalı da " müvekkil davacı firmadan ... hizmeti almamıştır. bahse konu web siteleri incelendiğinde iddia edildiği gibi herhangi bir içerik üretiminin söz konusu olmadığı görülecektir. Davacının iddia etmiş olduğu gibi ... içeriklerin üretildiği bir ... çalışması yapılmamıştır. Davacı tarafın bu denli çalışmalar yapılabileceği konusu sözleşmede belirtmişse de davacının bu yönde bir çalışması da mevcut değildir. " şeklindeki savunması karşısında; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın teknik niteliği karşısında ortada FSEK kapsamında eser olup olmadığı, var ise ne şekilde olduğu, tarafların iddia edilen sözleşmeye göre hak ve yükümlülüğü ne olduğu, ne şekilde ihlal edildiği somut bir şekilde tespit edilemediği; mahkemece bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmesine rağmen davacı tarafça bilirkişi ücreti süresinde yatırılmadığından bilirkişi incelemesi yapılamadığı ( bilirkişi raporu deliline dayanılmaktan vazgeçilmiş sayıldığı) da görülerek dava ispat edilemediğinden bu davalı açısından da davanın reddi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40x615,40 TL=1.230,80 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60+615,40=1.043,00 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davalılar vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 20/10/2025
Katip ... Hakim ... E-İmzalıdır E-İmzalıdır