İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/255 E. 2026/35 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/255
- Karar No
- 2026/35
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/255 Esas KARAR NO: 2026/35 DAVA: Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ: 15/04/2024 KARAR TARİHİ: 15/01/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında mevcut olan mutabakat gereğince davacı şirkete düzenlenen kayıp enerji bedeli ibaresi ile sözleşme harici ve sarfa dair olmayan bir takım bedellerin fatura gösterildiğini, belirtilen bu bedellerin toplamının 313.860,51 TL olduğunu, bu bedelin davacı şirketten tahsil edilmeye çalışılarak, elektriğin kesilmesi ile baskı yapıldığını, davacı şirketin, davalı şirket ile yapmış olduğu görüşmelerde elektrik faturasının yüksek ve fahiş bir şekilde tanzim edildiğini, önceki aylarda yansıtılan bedeller ile arasında tutarsızlık bulunduğunu ifade etmiş olmasına rağmen bu konuda kendisine somut bir beyan ve delil sunulamadığını, davacı şirketten önce söz konusu abonelik kullanıcısı olan firma sayacının usulsüz kullandığını, davacı şirket aboneliği kullanmaya başladığında sayacın değiştirilmediğini ve yanlış bağlantı ile abonelik açılışı davalı şirket tarafından yapıldığını, davacı şirket gelen fatura ile sayacın kullanımda olduğunu öğrendiğini, daha öncesinde de bir başka yerde faaliyet gösteren davacının hiçbir şekilde usulsüzlük yapmadığını, kaçak elektrik kullanmadığını, davacı şirketin aylık tüketim ve üretim miktarlarının hemen hemen aynı miktarda olduğunu belgelendiğini, -----müşteri talep formu ile durumu bildirdiğini ancak bir netice alamadığını, ---- tarihinde yapılan sözleşmede------nolu sayaç kullanımının davacıya ait olduğunu, sayaç kontrolleri yapılmadan tarafın kullanımına teslim edildiğini, davacı şirket öncesi mevcut kullanıcı tarafından tesisata müdahale edilmiş mal sahibinin haberi olmadan, iş yeri açıldığında gerekli bilgiler mal sahibinden alındığını, abonelik başvurusunda bulunulduğunu, gelen ekipler tarafından fotoğraflar ile tutanak tutulduğu esnada davacı şirketin öğrendiğini, sayaçların olduğu bölüm kilitli ve anahtarların yönetimde bulunduğunu, davacının müdahalesinin söz konusu dahi olmadığını, davacı şirket söz konusu yere taşındıktan sonra da eski kiracının ---- tarafından alacak talepleri ve icra evrakları gelmeye devam ettiğini belirterek; ------ hatalı fatura (sonrasında 188.368,90 TL) borcunun olmadığını tespitine ve ödenilen paranın iadesine, uğranılan zararın giderilmesine, taksit bozma faizi olarak yansıtılan faturaların iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı ---------- Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde kaçak elektrik kullanmadığı yönündeki iddialarını gerçeği yansıtmadığı ve olayların çarpıtıldığı gerekçesiyle davanın haksız ve mesnetsiz olarak ikame edildiğini, öncelikle usul yönünden, davacının işletme elektriğinin kesilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinde HMK m.389 ve 390’da aranan şartların bulunmadığını, davacının esasa ilişkin haklılığını “yaklaşık ispat” seviyesinde ortaya koyamadığını, aksine şirket personelince yapılan tespit ve düzenlenen tutanaklar ile işlemlerin mevzuata uygun olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek elektriğin kesilmemesine ilişkin tedbir kararından dönülmesini, aksi halde tedbirin davalı şirketin tahsil kabiliyetini ortadan kaldıracağı belirtilerek teminat oranının %115’e yükseltilmesini talep ettiklerini, dava konusu adreste kaçak kullanımın davacı tarafından yapılmış olup aynı zamanda aboneliğin de davacı adına bulunduğu, sayaç/tesisat üzerindeki kaçak kullanımın fiilî kullanıcıyla birlikte aboneden de kaynaklandığı, davacının “kaçak hattın önceki kullanıcıdan kaldığı, kastının olmadığı” yönündeki savunmalarının hukuk yargılamasında belirleyici olmadığı, kast tartışmasının ancak ceza yargılamasında değerlendirilebileceği, bu nedenle kaçak hattın bizzat davacı tarafından çekilip çekilmediğinin hukukî sorumluluğu kaldırmayacağını, saha araştırmasında sayaç çıkış iletkeninin sayaç giriş sigortasına bağlanması suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik tüketildiğinin tespit edildiğini, bu nedenle----- seri numaralı kaçak elektrik tüketim tutanağının düzenlendiğini, sayacın laboratuvara gönderilerek inceleme yapıldığını ve -----maddesi kapsamında kaçak tüketim koşullarının oluştuğunu, Esas yönünden ise, davacının dava öncesinde yaptığı itiraz başvurusunun davacı lehine neticelendiğini, şirket kayıtlarında ----- tahakkuk ettirildiğini, davacının---- tarihinde taksitlendirme yaptığını ve---- tutarında üç taksit ödediğini, daha sonra dava öncesi itirazlar üzerine ---- tarihinde tahakkukun---- düzeltildiğini, ödenen tutarlar ile düzeltilen bedel mahsuplaştırıldığında davacı lehine ------ doğduğunu ve bu hususun davacıya yazılı olarak bildirildiğini, dolayısıyla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını ve davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının “yeniden borç çıkarıldığı” iddiasının hatalı değerlendirme olduğunu, düzeltme faturası düzenlenirken önceki yüksek tutarlı tahakkukun iptal edildiğini, ------ tutarlı kalemlerin ise yeni bir borç olmayıp taksit planı içinde yer alan gecikme zammı ve vade farkına ilişkin, ödenmiş tutarların faturası niteliğinde bulunduğunu, bu nedenle ayrıca ödeme beklentisi bulunmadığını, ayrıca kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli belgeler olduğunu, tutanak içeriğinin ancak eşdeğer yazılı delille çürütülebileceğini, davacının somut bir delil sunamadığını, tutanağı düzenleyen personelin gerektiğinde tanık olarak dinletileceğini ve tahakkukun Yönetmelik’in -------- esas alınarak yapıldığını, son olarak, davacı tarafından bileşik faiz uygulandığı iddia edilmişse de takipte fatura bedeli, gecikme zammı ve gecikme zammı KDV’sinin mevzuata uygun kalemler olarak yer aldığı ve kesinleşen miktar üzerinden faiz yürütüldüğü belirtilerek bu iddianın yerinde olmadığını belirtmiş olup, ihtiyati tedbire itirazlarının kabulü ile elektriğin kesilmemesine ilişkin tedbirin kaldırılmasını, bu mümkün görülmezse teminatın %115’e çıkarılmasını, davacının iade alacağı doğduğu ve davadan beklenen sonuca dava öncesinde ulaşıldığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddini, ayrıca Yönetmelik m.42/1-b kapsamında kaçak tüketimin tespit edildiğinin kabulüyle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Kaçak Elektrik Tespit Fotoğrafları, Kaçak Elektrik Tahakkuk Hesap Detayı, Fatura, Barka Dekontları, ----- Müzekkere Cevabı, Tanık Beyanları, Fotoğraflar, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. TANIK (Davalı tanığı) ----beyanında; halen------------- ticari kayıpların ticari servisinde çalışırım, dava konusu olayda da davacı şirketin adresine ben ve ekip arkadaşım -------- birlikte gitmiştik, davacı firma tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini hatırlıyorum, biz aynı zamanda tarama ekibi diye tabir edilen kişileriz, davacı şirketin adresine de kaçak elektrik kullanılıp kullanılmadığının kontrolü için gitmiştik, yaptığımız kontrollerde sayaç içindeki fazın birini kısa devre yaptırmak suretiyle çalışmasına engellemişti, bu husus üç faz olan sayaçta bir fazın eksiltilmesi halinde kullanılan elektriğin 1/3 ünün kayda girmemesi demektir şeklinde anlaşılabilir, dolayısıyla davacının adresinde de böyle bir durum olduğu için biz bu durumu tutanağa bağladık ve şirkete bildirdik, ayrıca yaptığımız tespitte sayaçtaki güç bilgilerini ve endeksi de tespit etmiştik, ancak bu kaçak bedelinin miktarını bu verilere göre şirketteki başka bir birim olan tahakkuk servisi belirlemektedir, benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir dedi. Davacı vekili tarafından soruldu: Ben gittiğim adreste öncesinde kaçak elektrik kullanılıp kullanılmadığını ya da bu işlemin ne zaman yapıldığını bilemem, biz sadece kontrole gittiğimiz andaki durumu kontrol eder ve tutanağa bağlarız, ben elektriği kestik diye hatırlıyorum daha doğrusu bu tür durumlarda biz aslında elektriği keseriz zaten bu her şeyi de tutanağa bağlarız, elektriği kesmiş isek de bunu tutanağa bağlamışızdır, ben ilk defa oraya gittiğim için bu sayacı öncesinde kimin kullandığını ya da sayaca öncesinde müdahale edip etmediğini bilemem, ben sadece o anki fiili kullanıcıyı tespit ederim ve buna göre işlem yaparım dedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106. maddsi gereğince menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada tensip zaptı hazırlanarak taraf vekillerine davetiye gönderilerek usulüne uygun olarak tebliği sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi dava şartı arabuluculuk son tutanağı ve HMK'nin 114. maddesinde sayılan genel ve özel nitelikteki dava şartları, yargı harçları ve taraf sıfatı gibi hususların incelenmesi vedeğerlendirilmesi suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve işbu dava yönünden zorunlu nitelikte olduğu anlaşılan arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sebep ve sonuçları açıklanarak sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek aşamalarda delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin usule ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve yargısal uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır.2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesinde; “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. fıkrasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur. İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi sebebiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır ----- Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır” hükmünü haizdir. Haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlakî bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez ---- Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; Bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun sebepsellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır. Nitekim aynı ilkelere -------------sayılı kararında da değinilmiştir. Gelinen noktada, davacı şirket aleyhinde icra takibi yapılmamış olması sonuca etkili değildir. İstirdat davalarında icra takibinin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmaktadır. Somut olayda davacı şirket faaliyetlerini sürdürmek için haciz baskısı altında ödeme yapmak durumunda kalmıştır. O hâlde, eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal sebebine dayalı olduğu kabul edilmelidir. Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır.Yukarıdan beri açıklanan hususlar ve yapılan yargılamaya göre somut olaya baktığımızda; taraflar arasında elektrik enerjisi alım ve satımı konusunda sözleşme bulunduğu, davacının abone-alıcı davalının ise sağlayıcı/satıcı olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık arasında imzalanan enerji tedarik sözleşmesi gereğince davalı tarafından, kaçak elektriğe dayalı olarak davacıya düzenlenen 313.860,51 TL fatura nedeniyle, davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti koşullarının oluşup oluşmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak iddia ve savunma kapsamında yukarıda açıklanan genel ilkeler doğrultusunda işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince dava ve cevap dilekçelerinde gösterilen tüm deliller aşamalarda toplanmış, abonelik işlemleri, tahakkuk belgeleri ve fatura gibi tüm bilgi ve belgeler celbedilip incelenmiştir. Buna müteakip uyuşmazlığın çözümü teknik ve özel bilgi gerektirdiğinden dosya, alacağın varlığı ve varsa miktarı bakımından bilirkişi raporu düzenlenmesi için ------ listesinden resen seçilen Elektrik Mühendisi bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişi ----- tarafından dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan ----tarihli raporda özetle;Davacı şirketin kaçak elektrik borcu ----olduğundan, davacı şirket davalı şirkete ---- ödediğinden, davacı ----davalı--------fazla ödediği-------- davalı şirketten talep edebileceği kanaatine ilişkin tespit, hesap ve görüşlerini içeren rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Mahkememizce bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede davacı şirketin abone oluğu halde paralel hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullanma eyleminin sabit olduğu, bu durumun sözleşmeye aykırılık niteliğinde bulunduğu, ancak davalı şirketin kaçak elektrik kullanma bedelini Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin olaya uyan özellikle 42,44,45,46 maddelerine uygun olarak hesaplamadığı, buna göre davacının ödemesi gereken miktardan fazla para ödemek zorunda kaldığı, davalının bu oranda sebepsiz zenginleştiği tespit ve tayin edilmiştir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde; TMK'nin 6 ve HMK'nin 190 maddeleri gereğince kaçak elektrik tespit tutanakları ve fotoğraflar, tanık beyanı, tahakkuk hesabı, faturalar, ödeme belgeleri ve gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü için benimsenen bilirkişi raporuna göre esastan kısmen olsa ispatladığı, davalının kısmen ispat edilen miktarı sebepsiz zenginleştiği oranda iade ile yükümlü olduğu sonuç ve kanaatiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, 6100 Sayılı HMK'nin 106. maddesi gereğince; ---- numaralı tesisat hakkında düzenlenen-------- sayılı kaçak elektrik tespit tutanağına bağlı olarak tahakkuk ettirilen ---- fatura nedeniyle kısmen borçlu olmadığının tespiti ile davacı şirket tarafından fazladan yapılan ---- ödemenin davalıdan istirdadı ile davacıya itasına, ispat edilemeyen fazlaya ilişkin miktar ve hukuk bir yarar görülmediğinden dieğer tüm taleplerin reddine karar verilmiştir. ------6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderleri ise aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu (kabul- ret) esas alınarak belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ---- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranında taraflardan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE, 2-)6100 Sayılı HMK'nin 106. maddesi gereğince; ---- numaralı tesisat hakkında düzenlenen------ sayılı kaçak elektrik tespit tutanağına bağlı olarak tahakkuk ettirilen ---- fatura nedeniyle kısmen borçlu olmadığının tespiti ile davacı şirket tarafından fazladan yapılan ------- ödemenin davalıdan istirdadı ile davacıya itasına, fazlaya ilişkin ve sair tüm taleplerin reddine, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.753,21 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 5.359,96 TL harçtan mahsubuyla bakiye 3.393,25 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına , 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca------- bütçesinden ödenen 2.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul (%68) ve ret (%32) oranına göre belirlenen kısmı dikkate alınarak 1.577,60 TL'sinin davalıdan tahsili ile, 742,40 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 5-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 5.359,96 TL TL peşin harç olmak üzere toplam 5.787,56 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-)Davacı tarafından yapılan 525,00 TL posta ücreti 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.025,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%68) ve ret (%32) oranına göre 548,19 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-)Davalı tarafından vekille temsil dışında (HMK.323/1/ğ) yapılmış başka yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle-------------Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2026