İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/232 E. 2025/78 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/232
Karar No
2025/78
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/232 KARAR NO : 2025/78

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ...... DAVA : Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 17/05/2024 KARAR TARİHİ : 20/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/02/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili firmanın... art markası ise 29.04.2019 tarihinde 2018 89708 tescil no'su ile, ....tescil no'su ile sicile tescil edildiğini, "... arts" markasının ise yayın kararı verilmekle birlikte henüz tescil işleminin sonuçlanmadığını, adı geçen firmanın ... adı altında pazarda müvekkili firmanın markafirma algısını kullanmak suretiyle bir kısım ürünleri ( Parmak boyası, mum boya, pastel boya, oyun hamuru, stick yapıştırıcı) satışa çıkardığı ve bir kısım ürünleri (Kuru boya, keçeli kalem, v.b.) ise satışa çıkarma hazırlığında olduğu bilgisine ulaşıldığını, davalı şirket, ... markası ile müvekkili ... firmasının isim ve renk benzerliği kullanarak ürettiği ürünleri müvekkili şirketin uzun yıllar emek ve kalitesiyle oluşturduğu pozitif algıyı kullanarak, üstelik bunu "aynı ürünler", "aynı kalite", "bunlar da yeşil ve sağlıklı" şeklinde pazarlama söylemleri ile pazarlayarak haksız ve kötüniyetle müvekkilin markasına müdahale ettiğini, bu eylemler ile davacı firmanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamakta olduğu, markanın itibarına zarar verdiği, tescili yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedelemekte olduğunu, müvekkilinin bu marka altında sunulacak ürünleri denetleme ya da müdahale etme imkânı da bulunmadığını, müvekkiline ait marka ile bu denli benzer bir marka altında sunulacak ürünlerin kalitesinin düşük olması da müvekkiline ait ... markasının itibarına ciddi zarar verdiğini, müvekkili markası ile iltibas oluşturan davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini ifade ederek müvekkili şirketin delil tespiti, tecavüzün önlenmesi, maddi manevi tazminat, tedbir ve cezai kovuşturma talebi ve sair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; davalının .... Enstitüsü nezdinde 04.03.2024 tarih,.... tescil no'su ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili markası ile davacı tarafa ait markaların birbirinden oldukça farklı olduğu, marka kelimeleri, kelime anlam ve harfleri, marka dizaynları, marka dizaynları, marka logoları, telaffuzlarının çok çok farklı olduğunu, davacı taraf markaları ile davalı taraf müvekkil şirket markalarının, gerek vasat seviyede tüketici, gerek ise 'bilinçli kullanıcılar bakımından gayet ayırt edilebilir nitelikte olduğunu, davacı tarafın markaları ile sesçil benzerliği dahi bulunmayan davalı müvekkil şirkete ait marka özellikle dizayn ve baykuş resmini içeren logosu ve tescil olunan ve ürünlerde de kullanılagelen markasının tüm unsurları ile, oldukça ayırt edici karakterde olduğunu, bir hükümsüzlük davasında dava açan tarafın, markasını 'tescil edildiği şekilde ciddi ve gerçek kullanımı şartı' da esas olup, marka sahibinin piyasaya arz ettiği ürün ve mallar üzerinde kullandığı markanın tescilli olduğu biçimde kullanılmasının da esas olduğunu, markanın tescilli olduğu şeklinden farklı bir şekilde kullanımı halinde kullanımın özelliğine göre, markanın ayırt edici özelliği değiştirilmeden küçük farklılıklarla kullanılması halinde yine de kullanımdan bahsedilebilecek, ancak markanın önemli ölçüde değiştirilmek, farklı renk farklı dizayn farklı şekiller ile kullanılmak suretiyle, kullanımı halinde, artık tescilli markaya dayalı bir kullanımdan bahsedilemeyeceğini, davacının markanın hiç bir ürününde tescillenmiş logo ve markasını kullanmadığı, farklı renkler ve görseller kullandığı ve hatta ürün görselleri yerleştirerek 3,5 ve 6. fotoğraflara bakıldığında söz konusu ürünlerde farklı markaların kullanıldığı ....) görüldüğünü, müvekkil ise her ürününde istisnasız şekilde tescil ettirmiş olduğu şekli ile markasını ve logosunu kullandığı renk paletini aynı tuttuğu ve kutulamasından yerli üretim oluşuna kadar bambaşka bir strateji markalaşma süreci izlediğini, davacı taraf markaları bir bütün ve görsel olarak davalı müvekkil şirketin markasından farklı olduğu gibi, taraf markalarının ibare ve anlamları ile ihtiva ettikleri harfler de birbirlerinden oldukça farklı olduğunu, davacı tarafın markalarının esaslı unsuru .... ibaresi 'Doğa' anlamına gelip, X harfi her iki markanın da sonunda yer aldığını, davalı müvekkil şirketin markası ise .... ibaresi ise 'Yerli' anlamına gelip X harfi markanın sonunda yer aldığını, davacı tarafın markasını tescil ettirdiği halden oldukça farklı kullandığını, davacının marka kullanımı en genel anlamı ile 'ciddi bir kullanım' olmadığını, davacı taraf ibare - kelimeyi kullandığını ancak markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığını, tescilli markasına dayalı olarak davalı müvekkil şirket aleyhine açtığı davada da, tescilli Kuş ve mavi yazı ile oluşan kelimeden ve keza kullanageldiği “her bir harfi renkli olan kullanımından dolayı” davalı müvekkil şirketin markası ile iltibas oluşmayacağının da açık olduğunu, bu konuda davacı tarafın ürünlerini arz ettiği İnternet Sayfası: ....adresinden incelenmek sureti ile, ürün paketleri üzerindeki “marka kullanımına dair ürün ve belgeleri, delilleri meyanında mahkemeye sunduklarını, davalı müvekkil şirketin '...' ticaret unvanı değerlendirmesinin davada esas alınması gerektiği, tarafınca yapılan araştırma sonucu, davacı tarafından orijinal olduğunu iddia ettiği .... Kurumunda ve 16. Sınıfta bir çok şirket ve şahıs adına tescilli olduğunu, davacı marka ile gerek unvan gerekse de isim, logo v.b. olarak hiçbir benzerliği olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya ait mesnet marka ile davalı markası arasında benzerlik, karıştırılma ihtimalinin oluşup oluşmadığı hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

DEĞERLENDİRMELER; DAVACI TARAFIN HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ AÇISINDAN DAVALININ MARKASI İLE DAVACININ TESCİLLİ MARKALARI ARASINDA KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN/İLTİBAS TEHLİKESİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI; 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. Aynı kanunun yine birinci kitabının beşinci kısmında 25. Maddede “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” başlığı altında, 1. Bentte; “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” denilmektedir. Yani, SMK 6/1 maddesinde düzenlenen “aynı veya benzer bir marka bulunmasının yanı sıra aynı veya benzer mal-hizmet sınıfında kullanılması ve halk tarafından bu iki marka arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimali mevcut olması” unsurları bir arada gerçekleştiği takdirde, sonradan tescil edilmiş markanın SMK 25/1 bendine göre hükümsüzlüğü talep edilebilir. “Aynı mal veya hizmet ” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir. Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; Markaların ayniyeti/benzerliği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Markaların ayniyeti/benzerliği: Taraf markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların hepsinin birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir. Markaların benzerliği; İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan 16.sınıfa ait mallar ve 35. Sınıfta bulunan 16. ve 28. Sınıfa ait malların satış hizmetlerin hitap ettiği kitlenin belli bir ihtiyaca yönelik, hemen hemen her eğitim, meslek ve gelir düzeyinden tüketiciye hitap ettiği, ürünlerin günlük tüketim rutininde yeri olan, erişimi kolay ve kapsamlı bir araştırma yapmaksızın tercihlerini belirleyecek kadar yaygın mal ve hizmetler olmadığı, bu nedenle, yeterli dikkat ve bilgi seviyesine sahip olduğu, öyle ki; 16. Sınıfa giren emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; ilgili sınıfa göre tüketici grubunun çoğunlukla genel nitelikteki tüketiciler olacağı ve çoğunlukla makul düzeyde dikkat, özen ve seçiciliğe sahip olabileceği genel değerlendirmede söylenebilir. Ancak tüketici grubunun daha spesifik belirlenmesi gerektiğinde davacının başvuru markasının kapsamına alınmak istenen 35. Sınıfta 05. Alt grubundaki toptan/perakende satış hizmetleri altındaki 16. sınıfa giren malların çoğunluk kısmının (örneğin kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler gibi) daha genel hitap eden, günlük tüketime konu olan, tüketicilerinin satın alım öncesinde göstereceği dikkatin, ayıracağı zamanın ve ödeyeceği parasal bedelin sıradan ve düşük olduğu değerlendirilmekle birlikte; diğer bir kısım emtiaların (matbaa ve ciltleme malzemeleri gibi) tüketicilerinin ise satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak kötü/kalitesiz/yanlış/eksik bir ürün alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği ve seçici davrandığı gerçekleri gözetildiğinde görece daha yüksek olan bir dikkat/bilinç/algı/seçicilik düzeyine sahip olduğu ifade edilebilir. Ez cümle, ilgili tüketici grubunun geniş bir yelpazede olması nedeniyle ilgili kitlenin düşük, orta ve ortanın üzerinde bir dikkate sahip olabileceği düşünülmektedir. Öte yandan 35.05 toptan/perakende satış hizmetleri altındaki 28. Sınıftaki “oyunlar ve oyuncaklar” ile ilgili tüketici grubundaki ilgili kitlenin ise düşük ve orta düzeyde bir dikkate sahip olabileceği, 16. Sınıfta bulunan “kağıt, kırtasiye malzemesi, basılı yayınlar” ve 28. Sınıfta bulunan “oyunlar ve oyuncaklar” gibi emtiaların, “satış mağazalarında, tüketiciler, malları ya kendileri doğrudan seçerler ya da bir satış danışmanın aracılığıyla tercihlerini belirtirler. Buna göre her ne kadar gerek ürün gerekse marka seçiminde sözsel bir ilişki kurulsa da genel anlamda tercihler görsellik üzerinden yapılmaktadır. Bu anlamda işaretlerin görsel algıları, tüketicide, satın alım öncesindeki esas algıdır. Bu nedenle görsel algı, bu tür emtialarda daha ön planda olmaktadır. Emtialara ilgi duyan tüketicinin bilinç ve dikkat düzeyinin iltibas tehlikesini ortadan kaldırıp kaldıramayacağı veya iltibas üzerinde etkisi ise marka işaretlerinin birbirine ne derece yakınsadığıyla ilgilidir. Marka işaretleri arasındaki benzerlik düzeyinin yüksek olması halinde, tüketicinin dikkat ve bilinç düzeyinin nispeten daha yüksek olması dahi iltibas ihtimalinin bulunmasına engel olamayabilir. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. İşitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Şekil markalarında doğal olarak görsel benzerlik önem taşır. Şekil ve sözcük bileşimi ile oluşturulan markalarda ise, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ilkesi gereği genellikle sözcük baskın ve ayırt edici unsurdur . Bunlara göre; uyuşmazlık konusu olan markalar yan yana konularak görsel olarak karşılaştırıldığında; Davacı tarafa ait ilk markanın mavi renkte stilize yazım şekli ile küçük harf karakteri kullanılarak yazılan “...” ibaresin sol başına sarı-kırmızı-mavi renklerle oluşturulmuş sağa bakan bir kuş görsellinin konumlandırıldığı, ... ibaresinin üst kısmının kırmızı ağırlıklı bir çizgi çekilmesiyle oluşan karma bir marka olduğu, bir bütün olarak algılanan davacı markasının esaslı unsurunu ... ibaresinin oluşturduğu, davacı tarafa ait diğer marka büyük harf karakteri kalın siyah yazılan ... ibaresinin alt satırına küçük punto ile büyük harflerle Art yazılmasıyla oluşan bileşik kelime markasıdır. İngilizce “art” ibaresi “sanat” manasına gelmekte ve ayırt edici niteliği oldukça düşük bir ibare olmasından dolayı markanın esaslı unsurunu ... ibaresinin oluşturduğu, davacı markaları İngilizce Doğa manasına gelen Nature ibaresinden türetilmiş hiçbir sözlük anlamı olmayan fantezi bir ibare ibare olduğu, Türkçede’de yaygın kullanılan ibare yazıldığı şekilde “na-tu-reks” şeklinde okunacağı,

Davalı markası beyaz zemin üzerine yeşil renkte büyük harfler ile ... ibaresinin yazıldığı, ibarenin sol başına yeşil-beyaz renkte oluşturulan bir baykuş görselinin konumlandırılmasıyla oluştuğu, davalı markasında ... ibaresinde harflerin boyutlarında farklılıklar olduğu gibi Native ibaresi X harfinden daha koyu bir renk kullanılarak oluşturulduğundan marka bütünü içerisinde Native ve X şeklinde ayırt edilebilmektedir. Şekil ve kelime unsurundan oluşan davalı markası bir bütün olarak algılanmaktadır, markanın esaslı unsurunu ... kelime unsuru oluşturmaktadır. Davalı markası İngilizce “yerli” manasına gelen “native” ibaresinin sonuna “x” harfi getirilmesiyle oluşan ayırt edici bir ibaredir. Marka yazıldığı şekilde /na-ti-veks/ şeklinde okunmaktadır. Taraf markaları görsel olarak incelendiğinde, taraf markalarının kelime markaları olduğu, farklı şekil unsurları ile kombine edildiği, markaların oluşturulma şekilleri ve kullanılan renklerin farklı olduğu, bu nedenle taraf markalarının ilk üç harfinden oluşan NAT ibaresi ile son iki harfinden oluşan EX hecesinin taraf markalarını birbirine yakınlaştırmadığı, zaten de kullanılan kelimelerin birbirinden farklı ibareler olduğunun ilk bakışta anlaşıldığı, dolayısıyla taraf markaları arasında görsel benzerlik oluşmadığı, Taraf markaları işitsel olarak incelendiğinde, davacı markalarının “na-tu-reks” şeklinde, davalı markasının “ na-ti-veks” şeklinde okunacağı, kulakta duyulan ilk ses “na” olmasına rağmen markaların okunuşundaki diğer seslerin arasında güçlü bir benzerlik olmadığı ve taraf markaları arasında karıştırılmaya neden olacak bir benzerlik bulunmadığı, Taraf markaları kavramsal olarak incelendiğinde, taraf markalarının nature ve native ibarelerine X harfi eklenerek oluşturulan kavramsal olarak manası olmayan fantezi kelimeler olduğu ve taraf markalarının kavramsal olarak bir kavramı çağrıştırmadığından taraf markaları arasında kavramsal benzerlik oluşmadığı, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği: 6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. “Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Dava konusu marka kapsamında bulunan 16 yer alan emtiaların tamamı davacı tarafa ait markaların kapsamında birebir yer almaktadır. Davalı tarafa ait marka ayrıca sınıf 35.05 alt grubunda 16. ve 28. Sınıfta bulunan malların satışına özgülenmiş satış hizmetlerinde tescillidir. Her ne kadar davacının davaya mesnet tescilleri kapsamında 35. Sınıf hizmetler yer almamakta ise de uygulamada da kabul edildiği üzere mal üreten işletmenin karineten ürettiği malı satışa da konu ederek ticari mevkiye çıkartacağı kabul edildiğinden mal ile aynı ya da benzer malların satışına yönelik satış hizmetleri arasında benzerlik ilişkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte dava konusu markada yer alan 35. Sınıfta bulunan diğer hizmetler ile 35.05 alt grubunda belirtilen diğer malların satış hizmetleri ile davacı markaları kapsamında bulunan mallar arasında herhangi bir emtia ilişkisi mevcut olmayıp bu emtialar özelinde markaların tamamlayıcılık ilişkileri dahi bulunmadığı gibi aralarında bir rekabet olanağı da mevcut değildir. Zira; emtialar birbirlerinden farklı alıcı çevrelerine hitap ederler, benzer ihtiyaçları gidermezler, son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri çok farklıdır, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olduğundan bahsedilemez, birbirleri yerine ikame imkânları da yoktur, benzer markaları bu farklı sınıflarda emtialar üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurması da ihtimal dahilinde değildir. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında bulunan 16. Sınıfa kapsamındaki tüm emtialar ile 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için, Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Oyunlar ve oyuncaklar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” bakımından, taraf markaları arasında emtiaların aynı ve/veya aynı olduğu, Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali: 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret ve m. 25/1 hükmündeki atıf hasebiyle hükümsüzlük nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir. SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Yukarıda sunulan ilkeler ışığında somut olayı değerlendirildiğinde, dava konusu markaların kapsamlarında aynı ve/veya benzer mal ve hizmetler bulunsa da iltibas tehlikesinden söz edebilmek için yalnızca aynı ya da benzer mal/hizmet olması yeterli değildir. Marka işaretleri bakımından da aynılık ya da benzerlik şartının gerçekleşmesi ve bu aynılık ya da benzerliğin halk nezdinde markalar arasında karışıklık doğurma ihtimalinin bulunacağının tespiti gerekir. Markaların kapsadıkları mal veya hizmetler arasında da benzerlik nedeniyle halkın markaları karıştırma olasılığının olup olmadığı hususu yukarıda belirtilen ilkeler ve somut olayın bütün şartları dikkate alınarak belirlenmelidir. Yukarıdaki açıklamalar ve taraf markaları arasında yapılan inceleme ve bütüncül değerlendirmeler sonucunda taraf marka ve işaretleri görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde bir bütün olarak ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalı markasının davacının tescilli dayanak markalarından farklı görsel, şekil ve ibarelere haiz olduğu, markalar arasında tertip tarzı, yazım şekli, renk kombinasyonları sebebiyle davalı markasının davacının dayanak tescilli markalarından farklılaştığı, buna göre dava konusu marka ile davacı markalarının bütünsel anlamda yapılan karşılaştırmada, taraf markalarının; birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan işaretler oldukları, ....” ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu ibareyi davacının markası olarak algılama yoluna gitmeyeceği, taraf markaları arasında bütünsel olarak benzerlik bulunmadığı, hal böyleyken, dava konusu yapılan davalı şirket markası ile davaya mesnet davacı markalarının genel izlenim yönünden benzer olmadığı, aralarında ilişkilendirme ve karıştırma olasılığının olmayacağı, davalının .... sayılı markasının davacı markaları ile karıştırılma ihtimalinden doğan bir hükümsüzlük nedeninin oluşmadığı, DAVALI ADINA TESCİLLİ MARKANIN DAVACI MARKALARININ TANINMIŞLIK GEREKÇESİ İLE HÜKÜMSÜZLÜĞÜNÜN GEREKİP GEREKMEDİĞİ: Davacı taraf markalarının 6769 sayılı SMK madde 6/5 kapsamında tanınmış olduğunu ve davalı markasının bu fıkra kapsamında da hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürdüğünden bu bent kapsamında da incelemelerde bulunmuştur. 6769 Sayılı SMK’ nın 6(5). Maddesi, “ Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ” düzenlemesini ihtiva etmekte olup, fıkrada düzenlenen şartların varlığı halinde tanınmış markaların farklı mal ve hizmetler için dahi korunması mümkündür. 6769 sayılı SMK’nın 6/5. Maddesi kapsamında bir korumadan yararlanılabilmesi için; Tanınmış marka sahibinin bu markanın tescilinden zarar görme ihtimali, Haksız yarar sağlama, Tanınmış markanın itibarına zarar verme, Tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme, gibi şartlar aranmaktadır. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda burada belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. Bu şartların fiili olarak gerçekleşmesi zorunlu olmayıp, gerçekleşebilecek olması durumu yeterlidir. Tanınmış markanın sahibi, markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller sunmalı veya en azından mantıklı bir sav ileri sürmelidir. Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça sunulan belgelerin, markaların kullanımını gösterir belgeler olmakla birlikte, tanınmışlığın ispatı için yeterli olmadığı, gerekçe gösterilen markaların tanınmış olduğunun ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, yeterli belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Dosya kapsamında davalı başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin hiçbir tane somut veri bulunmadığı, bu nedenle kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacıyı baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından ve bu konuda yeterli bir somut delil ibraz edilmemiş olması nedeniyle davalıya ait markanın kötü niyetinin varlığının ispat edilemediği gibi davacının markası üzerinden haksız bir avantaj sağladığının da ispat edilemediği, Netice itibariyle, Davalı tarafa ait marka kapsamında bulunan sınıf 16 kapsamındaki tüm mallar ile 35. Sınıfta bulunan “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için, Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Oyunlar ve oyuncaklar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ile davacı tarafa ait mesnet markaların emtiaları arasında benzerlik koşulunun oluştuğu, Davalıya ait hükümsüzlüğü istenen marka ile davacının mesnet markaları arasında bütüncül değerlendirme sonucunda marka işaretleri arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal farklılık dikkate alındığında ortalama tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle taraf markaları arasında ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Buna göre davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, Davacının tanınmışlık düzeyine ilişkin iddiaları bakımından dava konusu marka ile ilgili bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, kötü niyet iddialarının ispat edilemediği kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.20.02.2025

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/232, K. 2025/78, T. 20.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-232-e-2025-78-k-d37d476b3f9b