İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/226 E. 2025/14 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/226
- Karar No
- 2025/14
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/226 Esas - 2025/14 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/226 KARAR NO : 2025/14
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 14/05/2024 KARAR TARİHİ : 16/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ....Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalının başvurusuna yapılan itirazın reddedildiğini, dava konusu ... markası ile müvekkilinin 5. Sınıfta daha önceden tescilli ...markaları arasında benzerlik olduğunu, davalının markasından farklı olarak ilk .....’dan önce TI harflerinin olmasının her ili markayı birbirinden farklılaştırmadığı, her iki markada harflerin diziliş sırasının ve bütünüyle bıraktıkları izlenimin benzer olduğunu, reçeteli ya da reçetesiz temin edilebilecek türden ürünlerden olduğu, potansiyel alıcılarının hasta ve hasta yakınlarından oluştuğunu, markanın seri marka izlenimi verecek kadar benzer olduğunu iddia ederek .... sayılı kararının iptaline, davalının "..." ibareli 05. Ve 35. Sınıflarda yapılan marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve işaretleri yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intiba, davacıya ait markaların bıraktığı intibanın aynı olmadığını, Söz konusu iki marka örneğinin, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, markaların karıştırılma ihtimalleri asla bulunmadığını, ... " olan davalı markası ile davacı markasının, görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirinden son derece farklı olup, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, Her ne kadar, davalı başvurusu ile davacı markasında yer alan bazı harflerinin ortaklığından hareketle, markaların birbirine benzediği iddia edilse de davalı, " ... " ibaresini, bir bütün halinde, bambaşka bir kompozisyon ve içerikte kullanıldığını, parçalara ayrılarak inceleme yapılamayacağını, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalının yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı 10.03.20023 tarihinde 03, 05, 10, 29, 30, 31,32 ve 35. Sınıf (1-34. Mal gruplarının satışı hizmetleri) mal ve hizmetlerinde ... ibareli markanın tescili için başvuruda bulunmuştur. Başvurunun incelenmesi neticesinde 27.03.2023 tarih ve 417 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanmasına karar verilmiştir. Başvurunun ilanına davacı muteriz tarafından 6/1 ve 6/9 maddeleri uyarınca 2019/53806 numaralı markaya dayanılarak her iki markanın ilk harfi, 3 ve 4. harfleri ve son 2 harflerinin tamamen aynı olduğu, başvuru markası 6 harften oluştuğu, markaların görsel, işitsel ve yazılış açıdan karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğu, davacının markasından ve tanınmışlığından haksız olarak yararlanma amacını taşıması nedeniyle Yargıtay İçtihatlarında kötüniyetli olduğu iddia edilerek itiraz edilmiştir. ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki .... kararına karşı, başvurunun.... sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. İtiraza başvuru sahibi tarafından “markaların benzer olmadığı, somut olayda emtiaları bilinçli tüketiciye hitap ettiği” gerekçeleri ile karşı görüş sunulmuştur. İtiraz ve karşı görüşü inceleyen .... tarihli kararında markaları benzer görmeyerek ve kötüniyet iddiasını haksız bularak itirazın reddine karar vermiştir. İşbu karara karşı davacı muteriz tarafından aynı gerekçelerle kararın yeniden incelenmesi talep edildiği, itirazı inceleyen .... sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (…) Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markayı bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen marka bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmamıştır. .... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve incelenen başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. İtiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır.” biçimindeki gerekçeler ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Karıştırılma ve Benzerlik İhtimali; 1. Başvuru Markası ile Redde Mesnet Alınan Markaların Kapsamlarının Karşılaştırılması 1.a.Taraf Markalarının Mal/Hizmet Benzerliği Bakımından Değerlendirilmesi Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Dolayısıyla mal ve/veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal ve /veya hizmetler arasındaki bütün ilişkiler ve özellikler dikkate alınmalı, bunların benzer alıcı çevresine hitap edip etmediğine, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığına, aralarında hammadde- mamul ürün ilişkisi olup olmadığına, ikame imkanı olup olmadığına, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığına, süpermarketlerde aynı reyon veya raflarda satılıp satılmadığına, aynı toptancılara satılıp satılmadığına, hedef kitlenin aynı olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Dava konusu markada yer alan 05. Sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler” ile davacının redde mesnet markasında bulunan 05. Sınıftaki “Farmasötikler ve farmasötik preparatlar, özellikle öksürük ve ateşli durumların, solunum hastalıklarının tedavisine, grip ve soğuk algınlığının tedavisine ve mukusun çözülmesine yönelik farmasötikler ve farmasötik preparatlar; öksürük ve solunum yolu hastalıklarına karşı balgam söktürücüler; farmasötik kullanıma yönelik şuruplar; kuru, yağlı ve/veya inatçı öksürük için öksürük şurupları; tıbbi kullanım için öksürük tabletleri” mallarının aynı ve türdeş olduğu; zira aynı/benzer ihtiyaçları giderdikleri, kimi durumlarda biri diğerinin yerine kullanılabilecek olup ikame edilebilir mallar olduğu, eczane gibi aynı ve benzer yerlerde satışa sunulacağı, aynı ve benzer dağıtım kanallarından geçtiği tespit edilmiştir. Yine davalının başvurusunda yer alan 5. Sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler”in satışı hizmetlerinin de davacının redde mesnet markası ile benzer, ilişkili mal ve hizmetlerden oluğu, zira ürünü üreten üreticinin ürettiği ürünü satmasının işin doğası gereği olduğu, İlgili Tüketici Tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan malı/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Uyuşmazlık konusu, 5. Sınıfta yer alan “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler”dir. İlaç markalarında karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, ilaçların reçeteli veya reçetesiz satılmasının söz konusu olduğu gözetildiğinde reçeteli satılan ilaçlarda doktor ve eczacıların dikkate alınması gerekirken; reçetesiz satılan ilaçlarda ise bunların kullanıcılarının dikkate alınması gerekmektedir. Ancak ilaçların doğrudan insan sağlığı ile bağlantılı olduğu düşünüldüğünde reçetesiz ilaçların alıcı kitlesinin dikkat düzeyinin sıradan bir ürünü alırken gösterdikleri dikkat düzeyinden çok daha fazla olduğu unutulmamalıdır. Üstelik tüketicinin eczanelerde, marketlerde olduğu gibi raftan ilaç seçip satın alması mümkün değildir; zira 12.04.2014 tarihli ve 28970 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki Yönetmelik gereğince ilaçların tüketicinin doğrudan ulaşmasına imkân vermeyecek şekilde saklanması zorunludur. Dolayısıyla 05. Sınıfta yer alan emtiaların hitap ettiği tüketici kitlesinin bu sınıflar bakımından daha bilinçli olan doktorlar, eczacılar, dişçiler gibi hususiyetle sağlık sektöründe çalışan ve bu alanda eğitim almış kişiler oldukları kabul edilmeli ve benzerlik değerlendirmesi de bu kişiler temel alınarak gerçekleştirilmelidir. İlaçların reçetesiz satıldığı durumlarda da 05inci emtia grubu bakımından ortalama tüketici olağandan daha dikkatli davranacak ve rahatsızlığını eczacıya belirterek rahatsızlığına uygun ilacı istediğini beyan edecektir dolayısıyla bu durumda da araya uzman tüketici eczacı girmiş olacaktır. İlaç markaları söz konusu olduğunda hem doktrinde hem de içtihatlarda bu ürünlerin asıl tüketicisinin ve hedef kitlesinin, bu ürünlerin son kullanıcılarının sıradan insanlar olmadıkları, ilaç ve benzeri ürünlerin tüketicisinin esasen bu ürünleri reçete eden doktorlar ve reçeteli ilaçların satışını yapan ecza depoları ve eczacılar oldukları kabul edilmektedir. Bu zincirdeki her bir halka, işinin uzmanı ve ilaçlarla ilgili en küçük farklılıkları dahi bilen ve bunlara dikkat eden kimselerdir. Gerçekten de ilaç emtiası diğer mallar gibi tüketicinin rasyonel tercihleri sonucu satın aldığı bir mal değildir. Çünkü bu malın asıl tüketicisi nihai olarak ilacı kullanan kişiler değil tercihleri belirleyen doktor ve eczacılardır. Reçete ile satılan ilaçlar söz konusu olduğunda herhangi bir tüketicinin gidip eczane rafından istediği ilacı seçip alması mümkün değildir. Bu sebeple ilacın öncelikle onu reçeteye yazan doktor nezdinde karıştırılma ihtimali olmamalı, ardından ilacı nihai tüketiciye veren eczacı ilacı ayırt edebilmelidir. Doktor ve eczacılar için ilaç emtiası söz konusu olduğunda çok küçük ayrıntılar bile fark edilebilir nitelik taşır. İlaç markalarında ayırt edicilik kadar mühim olan bir diğer husus da etken maddeye yapılan çağrışımla doktor ve eczacıya ilacın içeriği konusunda verilen mesajdır. Emtialara ilgi duyan tüketicinin bilinç ve dikkat düzeyinin iltibas tehlikesini ortadan kaldırıp kaldıramayacağı veya iltibas üzerinde etkisi ise marka işaretlerinin birbirine ne derece yakınsadığıyla ilgilidir. Marka işaretleri arasındaki benzerlik düzeyinin yüksek olması halinde, tüketicinin dikkat ve bilinç düzeyinin nispeten daha yüksek olması dahi iltibas ihtimalinin bulunmasına engel olamayabilir. Davacı ile Davalı işaretlerinin Aynı veya Benzer Olup Olmadığı; Düzenlemeye göre; bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu hâlde markalar arasında iltibasın bulunması için, sadece mal / hizmetlerin benzerliği yeterli değildir. Aynı zamanda işaretlerin de karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olması gerekir. İşaretler arasında karşılaştırma yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Somut olayın özelliklerine göre, yapılan karşılaştırmada, işitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Yapılacak değerlendirme sonucunda anılan benzerliklerden herhangi birinin varlığı ortaya çıkıyorsa ve bu benzerlik markanın bütününü etkiler mahiyette ise, mal / hizmet benzerliği de dikkate alınarak, karıştırma ihtimalinin mevcudiyeti kabul edilebilir. Görsel Benzerlik; Şekil ve sözcükten oluşan karma markalarda karıştırılma ihtimali bakımından sözcüğe ağırlık verilmesi gerekmektedir. Zira sözcük markaları hem sözle hem yazı ile kolayca ifade edilmektedir. Bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirme buna göre yapılır. Şekil unsurunun ön plana çıktığının kabul edilebilmesi için de karma markadaki şeklin, ortalama tüketici nezdinde sözcükten daha belirgin bir izlenim bırakması gereklidir. Kelime markalarında ise, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Bu kapsamda davalının başvurusu ... ibaresinden oluşmakta olup kahverengi ile kalın punto ile oluşturulduğu, Davacının redde mesnet markası ise .... şeklinde düz yazı olarak oluşturulduğu, Markaların genel görünümleri itibariyle farklı ek harflerin bulunması, davalı markasının daha kalın ve renk unsuru ile birlikte tasarlanması ve bir bütün olarak görselde farklı esas unsurlardan oluşması, harflerin yarattığı görsel algı karşısında bütünsel algıda birbirinden farklı olduğu, İşitsel Benzerlik Değerlendirmesi İşitsel benzerlik, markaların telaffuzlarına göre kulakta bıraktıkları sese göre söz konusu olan benzerliktir. Karıştırılma mevcudiyeti için, kimi zaman işitsel benzerlik yeterli olabilir. Bunun yanında görsel benzerlik ve/veya kavramsal benzerliğin de bulunması gerekli değildir . Esasen marka türlerinde olduğu gibi işitsel benzerlik nedeniyle karıştırılma ihtimali değerlendirilmesinde de markayı taşıyan malların, hizmetlerin muhatap alıcı veya kullanıcı kitlesinin de dikkate alınması gereklidir . İşitsel benzerlik incelemesinde dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler . Ancak bu durum ilaç markaları yönünden doğrudan kabul etmek mümkün değildir. Zira ilaç markaları genel anlamda etken maddeden türetilmekte olup tüketicileri ise bilinçli, yüksek dikkat ve özene sahip kimselerdir. Dolayısıyla ilgili tüketiciler nezdinde zayıf ibare yanına gelen ekler ayırt ediciliği sağlayabilmektedir. Buna göre; davacı markası “nak-tay-tıs/nok-ti-tus” şeklinde telaffuz edilirken davalı markası ise nak-tıs /nuk-tus şeklinde telaffuz edilecektir. Markalarda “tus” harflerinin aynı dizilimle yer aldığı görülmekle birlikte kalan harfler yönünden farklılaşma yaşandığı ve bunun yanı sıra markaların ilk iki hecelerinin farklı olduğu, işitsel olarak İngilizce telaffuz edildiğinde dahi belirgin olarak farklılaşan tınılar yarattığı, Türkiye’deki tüketicilerin kelimeleri yazıldığı gibi okuma alışkanlığının daha yüksek olduğu dolayısıyla kelimeleri okurken Türkçe alfabesine göre heceleyerek telaffuz etiklerinde markalar arasında işitsel düzeyde farklılık yaratacağı ibarelerin bütün olarak okunması neticesinde kulakta bıraktıkları tınılarının, ibarelerin söyleniş tarzları, ses uyumları, vurgularının farklı olacağı, Kavramsal Benzerlik Değerlendirmesi Kavramsal benzerlik, iki markanın ortalama tüketici nezdinde, bu kişilerin zihinlerinde bıraktıkları iz ve imaj bakımından söz konusu olabilmektedir. Bir markanın tüketicisinin zihninde bırakacağı iz anlam karşılığı ile olabilmektedir. İlaç markalarında, markaların etken maddelerinden türetilip türetilmediğinin de incelenmesi gerekmektedir. .... tarafından kabul edilen, ilaçlardaki etken maddenin veya farmasötik maddelerin belirlenmesini sağlayan isimlerdir. “Uluslararası Mülkiyeti Haiz Olmayan İsimler (INN)”, uluslararası düzeyde kabul edilmiş olup kamu malı niteliğindedirler ve bu yüzden hiç kimsenin mülkiyetine geçemezler. .... tarafından yapılan mehaz düzenlemenin yerel mevzuatımızdaki izdüşümü ise.... Yönetmeliği”dir. Anılan düzenlemenin 4. maddesinde bu isimlerin marka olarak kullanılamayacağı aynen kabul edilmiştir. Ancak ifade etmek gerekir ki etken maddenin veya jenerik adın marka olarak bir kişinin tekeline verilemeyeceği ilkesi, bu adlardan türetilen ancak adın kendisinden yeterince uzaklaşan işaretlerin marka olamayacağı şeklinde yorumlanamaz. Diğer bir ifadeyle etken madde adını doğrudan tanımlamayan ibareler veya adlandırmalar marka olarak tescil edilebilir. İlaç emtiası bakımından etken madde veya tedavisi hedeflenen hastalığa doğrudan atıf yapan işaretler tanımlayıcı niteliktedirler. Jenerik veya etken maddeden türetilen ilaç markalarının da ayırt edicilik vasfına sahip olmak koşuluyla marka olarak tescili mümkündür. Buna göre; davacının redde mesnet markası “...” kelimesi yapılan araştırmada yabancı bir öksürük şurubu markası olduğu, antitussive (öksürük kesici) kelimesinde bulunan “-tuss” ekinin kullanılarak markanın oluşturulduğu, markanın başında yer alan başına “nocti” ön ekinin ise bir anlam karşılığı bulunmadığı, dolayısıyla davacının redde mesnet “...” kelimesi ayırt ediciliği bulunan türetilmiş, özgün bir ibaredir. Davalının dava konusu “...” markası araştırıldığında kelimenin herhangi bir etken maddeden türetilmediği, bununla birlikte “...” ibaresi Latince “çekirdek” anlamına gelmektedir. İnternet ortamında yapılan araştırmada ibarenin kozmetik ürün markası olduğu, Neticeten her iki marka da özgün ve ayrı ayrı ayırt ediciliğe haiz kelimelerden oluşmakla birlikte markalar arasında anlamsal bir benzerlik bulunmayıp söz konusu özgün kelimler ilgili tüketici zihninde kavramsal bir çağrıştırma yaratmayacağı, Taraf Markaları Arasında Karıştırılma ve Benzerlik Olup Olmadığı; Karıştırılma ihtimali yönünden nispi ret nedenine ilişkin düzenleme, kısaca bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu halde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı ya da benzer ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı ya da benzer olması gerekir. Nitekim .... E. sayılı kararında özetle; “… Davalı işaretini gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdığı davacı markalarının bıraktığı intibayı hatırlayacak ve en önemlisi, bu hatırlama davalı adına tescil olunan itiraza konu markanın daha önce tescil edilip kullanmakta olan davacı markalarının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya da davacının vermiş olduğu bir lisans gereği ürünler üzerinde kullanıldığının algılanmasına yol açabilecektir” denilmiştir. İki marka arasında iltibas oluşup oluşmadığının tespiti yapılırken bu markanın hitap ettiği kesimi ve bu kesimin özelliklerini ve formasyonunu dikkate almak gerekir. .....K. Sayılı kararında “… Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ise ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir” diyerek halk nezdinde karıştırılma durumuna açıklık getirmiştir. Karıştırılma ihtimali kavramına çağrıştırma (bağlantı kurma) suretiyle karıştırma da dahildir. Yani tüketicinin, marka malların benzerliği nedeniyle her iki malın kaynağının aynı firma olduğu düşüncesi ile biri yerine diğerini tercih etme riski mevcut ise karıştırma ihtimali vardır. .... kararlarında belirtildiği üzere; “mal veya hizmetler arasındaki benzerlik değerlendirilirken, aralarında mevcut olabilecek ilişkinin mahiyetinin belirlenmesinde tüm ilgili faktörler dikkate alınmalıdır. Bu faktörler; onların doğası, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbirleriyle rekabet içinde mi yoksa tamamlayıcı nitelikte mi olup olmadıklarıdır.” Karşılaştırma konusu mal veya hizmetlerin aynı veya aynı türden olması, markalar arasındaki küçük bir benzerliğe rağmen markalar arasında iltibasa yol açabilmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında ilaç markaları bakımından değerlendirme yapılırken, ilaçların hangi hastalıkları iyileştireceği, reçeteli mi yoksa reçetesiz mi satılacağı, bir etken maddeden mi türetilip üretilmediği, orijinal bir ibare olup olmadığı gibi hususlar benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır. İşbu hususlara ilişkin incelemeler yukarıda ayrı ayrı incelenmiş olup buna göre taraf markaları arasında yapılan inceleme ve bütüncül değerlendirmeler sonucunda ülkemizde mevcut geri ödeme, ilaç takip sistemi ve diğer yasal gerekliliklerden dolayı ilacın reçete edilip hastaya ulaştırılması sürecinde uygulanan sistem dolayısıyla, taraf markalarının muhatabının doktor, veteriner hekim ve eczacılar olduğu, reçetesiz satılan ilaçlar yönünden ise yine nihai tüketicinin ilacı eczaneden alacağı dikkate alındığında eczacının denetim, uyarı ve tavsiyeleri ile yönlendirileceği yani yine işin uzmanının devreye gireceği göz önünde bulundurulduğunda iltibas ihtimalinin, konusunda uzman bu kişiler tarafından değerlendirileceği; bu kapsamda her iki markada bir kısım harf sıralaması aynı olsa da markaların bir bütün olarak incelenmesi gerektiği, bütünsel olarak her iki kelimenin kendi başına bir anlamı olmadığı bununla birlikte markaların bütünsel temel algıda farklılık yarattıkları, zira ortalama tüketicinin kavramsal karşılığı bulunmayan her iki işaret arasındaki işitsel ve görsel farklılığı kolayca fark edebileceği, davacı markasında ayırt edici niteliğe sahip unsur olan ''... '' ibaresinin dikkat düzeyi çok yüksek olmayan tüketiciler tarafından dahi anında algılanıp farklı bir marka olduğunun bilinebileceği, bu günkü ortalama tüketiciler nezdinde “... ve ... markalarını ilişkilendirmeye gitmeyecekleri, iki farklı marka olarak algılanacakları, salt bir kısım harf benzerliğinden yola çıkarak markalar arasında ya da marka sahibi işletmeler arasında bağlantı kurmayacakları, davacı markası ile davalı marka başvurusu arasında farklılığın bariz bir şekilde tüketici tarafından algılanacağı, görsel, anlamsal ve işitsel farklılıklar nedeniyle aynı, benzer seri marka olarak algılanmasının bütünsellik ilkesi kapsamında mümkün olmadığı, bu nedenle çekişme konusu 05. Sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler” yönünden dava konusu davalı markası ile davacı yan markası arasında iltibas ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Davalı Başvurusunun Kötü Niyetli Başvuru Olup Olmadığı; Davalı başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamında somut veri bulunmadığı, salt benzerlik iddiasının kötü niyetin kabulü için yeterli olmadığı, Netice itibariyle, Davalının başvuru markası ile davacının hem ....İptali hem de hükümsüzlük talebine konu mesnet markası arasında çekişme konusu mal ve hizmetler bakımından marka ve işaretleri arasında ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı; Davalı başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin dosya içerisinde somut veri bulunamadığından kötü niyet iddialarının ispat edilemediği kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 247,70.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16.01.2024
Kâtip Hâkim... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır