İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/234 E. 2025/84 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/234
Karar No
2025/84
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/234 Esas - 2025/84 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/234 KARAR NO : 2025/84

.... DAVA : Marka ...Kararının İptali DAVA TARİHİ : 17/05/2024 KARAR TARİHİ : 27/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ...Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin 1995 yılında .... dünya standartlarında hizmete, güçlü ve güvenilir yapısıyla etkin faaliyet gösteren bir sağlık kuruluşuna artan talep ve büyüyen ihtiyaç...’nin kuruluş nedenlerini oluşturduğunu, müvekkilinin Türkiye’de bilfiil ticari ilişki içerisinde olduğu davalı Ayhan Korkmaz “abc assistance” markasını kendi markası gibi göstererek müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markasının yayınına itiraz ettiğini, söz konusu itirazların kısmen kabul edildiğini, başvurudan bir kısım mal ve hizmetler çıkartıldığını, yapılan itirazlar ve verilen kısmi ret kararı son derece haksız ve mesnetsiz olduğunu, marka üzerindeki gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu ve davalı .... kötü niyetli olarak müvekkili markasını gasp etmeye çalıştığını, müvekkilinin 1 Nisan 2008 tarihinde tescil edilen “abc selçuk efes” markasının yenileme işlemleri yapılamadığından markanın iptal edildiğini, 1995 yılından bu yana sektörde hizmet veren ve güvenilir bir görüntü oluşturan müvekkilinin sağlık alanındaki... markası ile yurtdışında da hizmet verdiğini, müvekkili markasının 27 yıldır ticari kullanımının söz konusu olduğunu, .... yıllardır müvekkili ile iş ilişkisi bulunan ve aslında “hızır ambulans” markasını kullanan bir şahıs olduğunu, davalı, “hızır ambulans” markası ile sektörde çok fazla şikâyet topladığından markanın kötü imajını düzeltmek yerine müvekkiline ait markayı kullanmaya çalışarak ve hatta yıllardır müvekkili tarafından kullanılan markayı kendi şahsı adına tescil ettirmeye çalışarak kötü niyetli hareket ettiğini beyan ederek davanın kabulü ile .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; itiraza mesnet olan....nolu markanın ...kararı ile reddedildiğini, karar süresi içinde davaya konu edilmediğini ve kesinleştiğini.... nolu markanın hükümden düşmüş olduğundan incelemenin itiraza mesnet diğer ... nolu 39.sınıfta tescilli... AMBULANS ibareli marka üzerinden yapıldığını, bu kapsamda yapılan değerlendirmede taraf markalarının asli unsurlarının .... ibaresi olduğu tespit edildiğini, markalarda bu ibare ile birlikte kullanılan diğer kelime renk unsurları markanın ayırt ediciliği açısından bir etkiye sahip olmadığını, taraf markalarının asli unsurları ayniyet arz ettiğini, markalar ile karşı karşıya kalan ortalama dikkat ve özene sahip tüketici zihnine markalar “...” olarak yerleşeceğini, bu ibare üzerinden tarif ve tasvir edileceğini, üçüncü kişilere bu ibare üzerinden aktarılacağını, markaların asli unsurları arasındaki yüksek düzeydeki benzerlik sebebiyle markalar arasında iltibas oluşma ve ilgili tüketici açısından sunulan hizmetin ticari kaynağında yanılma meydana gelme ihtimalinin yüksek olduğunu, bu sebeple davalı markasının kapsamında yer alan "SINIF KODU : 39 Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri”nin başvuru kapsamından çıkartılması yönünde verilen kararın hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın davalı markaları ile ilgili iddialarının iş bu dava açısından dikkate alınabilmesi mümkün olmayıp ...kararının verildiği tarihte sicildeki hukuki varlığını devam ettiren bir markanın Kurul tarafından dikkate alınmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafın davalı markalarının hukuki durumu ile ilgili olarak ileri sürdüğü iddiaların bu dava bakımından dinlenilebilmesi hukuken mümkün olmadığını savunarak haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen iş bu davada, öncelikle davanın süresi içinde açılıp açılmadığının tespiti ile süre aşımı halinde usulden reddine esasa ilişkin olarak ise davacı tarafın tüm taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin davacının marka tescil başvurusuna itirazına dayanak yaptığı 24.06.2022 başvuru tarihli,.... başvuru numaralı “abc ambulans” ibareli marka isim+işaretinin 39 no’lu hizmet sınıfında marka tescil başvurusunun itiraza uğramaksızın 16.11.2022 tarihinde markalar siciline tescil edildiğini, davalı müvekkili adına tescilli “abc ambulans” ibareli marka isim+işareti ile davacının marka tescil başvurusunda bulunduğu “abc health group... health services” isim+işareti karşılaştırıldığında her iki başvuruda da ana unsur olarak yer alan“....” ibaresini içerdiğini, karşı tarafın marka başvurusuna konu ettiği ismin gerek yazılış, gerek okunuş itibariyle daha önce davalı müvekkilinin marka tescil başvurusunda bulunduğu marka isim+işareti ile aynı veya yüksek düzeyde benzerlik taşıdığı yine birebir aynı sınıflarda tescil edilmek istendiğini, davacı tarafın marka tescil başvurusunun ayırt ediciliği bulunmadığından, davalı müvekkilinin markası ile yüksek düzeyde benzerlik taşıdığından, müvekkilinin daha önce başvuruda bulunduğu ve şuan davalı adına tescilli olan markanın uzantısı olduğu çağrışımı yapacağından, iltibasa neden olunacağını, davacının tescil başvurusu kötüniyetli olduğunu, ...tarafından davacının tescil başvurusunun reddinin haklı ve yerinde olduğunu, müvekkilinin itirazına dayanak marka tescili başvurusunda bulunduğu tarih itibariyle davacı adına hukuki hüküm ve geçerliliği olan bir marka tescili bulunmadığını, aksine davalının tek pay sahibi olduğu Anonim Şirketinin ticari unvanının asli unsuru, davacının marka tescil başvurusunda bulunduğu ismindeki asli unsur ile birebir aynı olduğundan, davacının şirketinin bir uzantısı olarak halk arasında karıştırılacağı aşikar olan, davacının kötüniyetli marka tescil başvurusunun reddinin hukuka uygun olduğunu, davacının markalar dairesi başkanlığının ret kararına karşı itirazında kendi tescilli veya davalının başvurusundan önce başvurulmuş bir markaya dayanmadığını, davacının marka tescil başvurusundan önce uzun yıllardır bu ismi kullanarak marka haline getirdiğini de ispat edemediğini, .... Sağlık Hizmetleri Başkanlığına yazılan yazıya cevaben davacının adına kayıtlı halen kullandığı bir ambulans servisi işletme adının ve hatta faaliyet gösterdiği bir ambulans servisi işletmesinin dahi bulunmadığının ortaya çıkartıldığını, davacının tanınmış marka iddiasının da gerçek dışı olduğunu, davacının geçmişte işletme adı olarak kullandığını iddia ettiği .... ibaresinin, içerisinde de geçtiği üzere geçmişte .... bulunmuş küçük bir poliklinikten ibaret olduğunu, isminde konum bilgisi de yer olan bu işletme adının başka bir yerde kullanılmadığının davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu belgelerle de açıkça görüldüğünü, davacının iddia ettiğinin aksine, İzmir Selçuk’ta küçük bir semt polikliniği olmaktan öteye geçmeyen pasif haldeki bir işletmenin tüm Türkiye’de ve yurtdışında tanındığı iddiası da davacı tarafından ispat edilemediğini, müvekkili ile müvekkilin ortağı olduğu hızır ambulans firmasının .... ve ilçelerinde hiçbir zaman merkez, şube, irtibat ofisi, iletişim adresi vb. bulunmadığını, bu yönde dosyada hiçbir delil bulunmadığı dikkate alındığından davacının işletme adından faydalanmaya çalıştığı iddiasının da mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin .... numaralı "abc assistance+özgün şekil” ibareli marka isim+işaretinin 39, 44 ve 45 no’lu hizmet sınıflarında marka olarak tescili başvurusunun reddine dair ..... Sayılı dosyası ile tarafından açılan dava derdest olduğunu, davalı müvekkilinin kötüniyetli olduğuna dair soyut iddianın haksızlığı bu davada da belirleneceğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ...Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı tarafından 20.07.2022 tarihli.... nolu marka tescil başvurusu ile “abc health group... health services” ibaresinin 39,44 ve 45.sınıflarında kullanılmak üzere adına tescili için marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanı üzerine davalı muteriz tarafından 17.10.2022 tarihinde itirazda bulunulduğu, ... 12.05.2023 tarihli kararıyla “ .... sayılı markalar kayıtlara sonradan girdiği için itiraz haksız bulunmuş, .... sayılı markalar ile benzerlik/karıştırılma ihtimali haklı bulunduğu gerekçesiyle 12.05.2023 tarihli kararı ile SINIF KODU : 39 Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.SINIF KODU : 44 Tıbbi hizmetler.Güzellik bakımı hizmetleri. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. SINIF KODU : 45 Cenaze hizmetleri nin çıkarılmasına, tescil işlemlerinin kalan mal ve hizmetler için devam ettirilmesine karar verildiği, karara karşı davacı firma tarafından aynı gerekçelerle yeniden incelenmesinin talep edildiği, davalı itiraz sahibi de benzer gerekçelerle karşı görüş sunulduğu, itirazları inceleyen .... sayılı "abc assistance", "abc ambulans" ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. (…) Bu çerçevede yapılan incelemede başvurunun ihitlaf konusu "abc" ibaresini bağımsız ayırt edici unsur olarak içermesi dikkate alınarak başvuru ile kısmi ret gerekçesi olarak gösterilen markaların benzer olduğu kanaatine varılmıştır. Takiben başvurunun kapsamında yer alan "SINIF KODU : 39 Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." aynı/aynı tür hizmetlerin ret gerekçeleri arasında yer alan ..... sayılı markanın da kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda markalar arasında ilgili tüketici kesimi nezdinde söz konusu hizmetler üzerinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmiş ve başvuru hakkında .... tarafından 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gereğince ....sayılı marka yönünden verilen kısmi ret kararı yerinde görülmüştür. Öte yandan ret gerekçesi olarak gösterilen 2022/089406 sayılı markanın işbu itirazın incelendiği tarihte hükümden düşmüş olduğu tespit edildiğinden başvuru sahibinin itirazının "SINIF KODU : 44 Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. SINIF KODU : 45 Cenaze hizmetleri." bakımından kısmen kabulü gerekmiştir. İtirazın kısmen kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının "SINIF KODU : 44 Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. SINIF KODU : 45 Cenaze hizmetleri." bakımından kaldırılmasına oybirliği ile karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; KARIŞTIRILMA VE BENZERLİK İHTİMALİ; Markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kurallar içermemektedirler . Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Dolayısıyla mal ve/veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal ve /veya hizmetler arasındaki bütün ilişkiler ve özellikler dikkate alınmalı, bunların benzer alıcı çevresine hitap edip etmediğine, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığına, aralarında hammadde- mamul ürün ilişkisi olup olmadığına, ikame imkanı olup olmadığına, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığına, süpermarketlerde aynı reyon veya raflarda satılıp satılmadığına, aynı toptancılara satılıp satılmadığına, hedef kitlenin aynı olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Benzer şekilde inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. 39. Sınıf yönünden benzer bulunan bir diğer davalı markası ise.... sayılı marka olup işbu marka kapsamında bulunan 39. Sınıf hizmetleri ile davacının başvurusunda yer alan 39. Sınıftaki Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” nin aynı, aynı tür olduğu tespit edilmiştir. İLGİLİ TÜKETİCİ KESİMİ ; Somut olay bazında uyuşmazlık konusu markalar arasındaki çekişmenin 39. Sınıf hizmetleri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Bu hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin belirlenmesi uyuşmazlığın halli için önem taşımaktadır. Buna göre; tescil talep edilen sınıflar iş ve sanayi yahut çeşitli teknik konularla ilgili hizmetleri kapsamakta olup günlük ihtiyaca dahil olmayan, herhangi bir marketten temin edilemeyecek türden mallardır. Bu nedenle dikkat seviyesi görece daha fazla olan bilinçli tüketicilerin dikkate alınması gerekmektedir. Çünkü söz konusu hizmetler ya profesyonel iş sahalarıyla ilgilidir ya da her an tüketime konu olmamaları nedeniyle dikkat gösterilerek üzerinde düşünülerek veya karşılaştırma yapılarak tüketim kararı verilmesi söz konusu olmaktadır. Emtialara ilgi duyan tüketicinin bilinç ve dikkat düzeyinin iltibas tehlikesini ortadan kaldırıp kaldıramayacağı veya iltibas üzerinde etkisi ise marka işaretlerinin birbirine ne derece yakınsadığıyla ilgilidir. Marka işaretleri arasındaki benzerlik düzeyinin yüksek olması halinde, tüketicinin dikkat ve bilinç düzeyinin nispeten daha yüksek olması dahi iltibas ihtimalinin bulunmasına engel olamayabilir. DAVACI İLE DAVALI İŞARETLERİNİN AYNI VEYA BENZER OLUP OLMADIĞI; Düzenlemeye göre; bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu halde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı ya da benzer ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı ya da benzer olması gerekir. İşaretler arasında karşılaştırma yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Somut olayın özelliklerine göre, yapılan karşılaştırmada, işitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Yapılacak değerlendirme sonucunda anılan benzerliklerden herhangi birinin varlığı ortaya çıkıyorsa ve bu benzerlik markanın bütününü etkiler mahiyette ise, mal / hizmet benzerliği de dikkate alınarak, karıştırma ihtimalinin mevcudiyeti kabul edilebilir. GÖRSEL BENZERLİK; Şekil ve sözcükten oluşan karma markalarda karıştırılma ihtimali bakımından sözcüğe ağırlık verilmesi gerekmektedir. Zira sözcük markaları hem sözle hem yazı ile kolayca ifade edilmektedir. Bununla birlikte eğer markadaki şekil unsuru ön plana çıkıyor ise değerlendirme buna göre yapılır. Şekil unsurunun ön plana çıktığının kabul edilebilmesi için de karma markadaki şeklin, ortalama tüketici nezdinde sözcükten daha belirgin bir izlenim bırakması gereklidir. Kelime markalarında ise, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Davacının başvuru markası; kırmızı elips şeklin içerisinde büyük ve kalın punto ile... harfleri, harflerin hemen altında Elektrokardiyogram (EKG) şekline yer verildiği, işbu şeklin altında karakteristik olacak şekilde “HEALTH GROUP” ibaresinin bulunduğu, dairenin en altında ise... .... ibaresinin yer aldığı, Davalının mal ve hizmet benzerliği tespit edilen markası ise A harfi kırmızı B ve C harfleri mavi renkli, A ve B harflerinin ortasında “tıbbi acil durum sembolü” yerleştirilmiş ve... harflerinin altında çok daha küçük puntolarla “ambulans” ibaresi konumlandırılarak tasarlanmıştır. Markaların renk unsurları, görselde bulunan şekil ve küçük boyutlarla yazılı ek ibareler yönünden görsel olarak biraz daha farklı olduğu görülmekte ise de özellikle büyük ve kalın punto ile markada yer alan sözcük unsurlarının birebir “ABC” olması, Ambulans, health group, health services gibi ibarelerin verilen hizmeti tanımlaması nedeniyle markaların birbirine ciddi anlamda yakınlaştığı, dolayısıyla taraf markalarının görsel olarak markaların düşük düzeyde benzerlik gösterdiği, İŞİTSEL BENZERLİK; İşitsel benzerlik, markaların telaffuzlarına göre kulakta bıraktıkları sese göre söz konusu olan benzerliktir. Karıştırılma mevcudiyeti için, kimi zaman işitsel benzerlik yeterli olabilir. Bunun yanında görsel benzerlik ve/veya kavramsal benzerliğin de bulunması gerekli değildir . Ortalama tüketici kelimenin ilk hecesine, kelimenin diğer kısımlarına nazaran daha büyük dikkat vermektedir. Özellikle kelimelerin sonunda yaygın biçimde karşılaşılan son ekler veya heceler, kelimenin işitsel karakteri üzerinde daha az etkiye sahiptir. Ancak, bu durum kelimenin başlangıç kısmının tanımlayıcı olması ya da kelimenin vurgusunun son kısımda yoğunlaşması durumunda geçerli olmayacaktır. İşitsel olarak ortaya çıkan farklar, kısa kelimelerde uzun kelimelere göre daha büyük etki göstermektedir. Üç ya da dört harften oluşan kelimelerde, sadece tek bir sesin farklı olması kelimeler arasındaki benzerliği ortadan kaldırmak için yeterli olabilir. Bu durum sadece harflerden veya rakamlardan oluşan markalar için de geçerlidir. Bununla birlikte, uzun kelime markalarındaki bu tip farklar işitsel karakterin önemli ölçüde değişmesine yol açmamaktadır. Kelime markalarında, tüketici dikkatinin özellikle kelimenin başlangıç kısmı üzerinde yoğunlaştığı düşünülmektedir. Bu çerçevede, kelime markalarının başlangıç kısmındaki (ilk harflerindeki) benzerliğin tüketicilerin markalarını benzer bulmasında önemli bir etken olduğu, kelime markalarının başlangıcındaki farklılıkların ise markaların tüketicilerce benzer bulunması ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir. Bununla birlikte diğer marka türlerinde olduğu gibi işitsel benzerlik nedeniyle karıştırılma ihtimali değerlendirilmesinde de markayı taşıyan malların, hizmetlerin muhatap alıcı veya kullanıcı kitlesinin de dikkate alınması gereklidir . Buna göre davacı başvuru markası .... olarak hecelenerek telaffuz edilecektir. Buna göre taraf markalarında vurgu baskın unsur her iki markada da ortak olarak yer alan “ABC” harflerinde toplanmaktadır. Taraf markalarında bulunan ek unsurların daha küçük şekilde markalarda yer aldığı, bu ek ibarelerin çekişme konusu hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin bulunmaması, markalarda bulunan şekil unsurlarının da yine verilen sağlık hizmetlerine dair şekiller olduğu ve yine ayırt ediciliğinin bulunmadığı, soldan sağa okunuş ilkesi ve markalardaki vurgunun ilk harflerde olması nedeniyle tüketicinin baskın unsura dikkat ederek direkt ilk üç harfi telaffuz edebileceği ve dolayısıyla diğer ayırt ediciliği bulunmayan ek unsurların fonetik anlamda işaretlerin birbirlerinden uzaklaşmalarına sebebiyet vermediği, ezcümle taraf markalarının ortak kelime ile başlaması ve birebir aynı şekilde telaffuz edilmeleri karşısında taraf markalarının kulakta bıraktıkları tını, ses uyumları, vurguları bakımından işitsel olarak benzediği, KAVRAMSAL BENZERLİK DEĞERLENDİRMESİ ; Kavramsal benzerlik, iki markanın ortalama tüketici nezdinde, bu kişilerin zihinlerinde bıraktıkları iz ve imaj bakımından söz konusu olabilmektedir. Bir markanın tüketicisinin zihninde bırakacağı iz anlam karşılığı ile olabilmektedir. Eş anlatımla, markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır. Buna göre davacının başvurusunu oluşturan ve taraf markaları arasında çekişme konusu ortak unsur “abc” harfleri olup Türk alfabesinin sırasıyla ilk üç harfinin alınması ile oluşturulmuştur. Davalının markasında yer alan “ambulans” kelimesi “cankurtaran ” anlamında gelmektedir. Davacının markasında yer alan “ health group, health services” ibareleri ise İngilizce kelimeler olup Türkçe’de sırasıyla sağlık grubu, tıbbi bakım sağlayan kamu hizmeti anlamlarına gelmektedir. Bu kapsamda taraf markalarındaki kelimelerin dizilimindeki ilk harflerin ortaklığı, ortak olan bu harflerin aynı şekilde telaffuz edilmesi karşısında markaların aynı anlamı taşıdığı, yani Türk alfabesinin ilk üç harfi olduğu, TARAF MARKALARI ARASINDA KARIŞTIRILMA VE BENZERLİK OLUP OLMADIĞI; Karıştırılma ihtimali yönünden nispi ret nedenine ilişkin düzenleme, kısaca bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu halde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı ya da benzer ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı ya da benzer olması gerekir. Nitekim ....sayılı kararında özetle; “… Davalı işaretini gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdığı davacı markalarının bıraktığı intibayı hatırlayacak ve en önemlisi, bu hatırlama davalı adına tescil olunan itiraza konu markanın daha önce tescil edilip kullanmakta olan davacı markalarının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya da davacının vermiş olduğu bir lisans gereği ürünler üzerinde kullanıldığının algılanmasına yol açabilecektir” denilmiştir. İki marka arasında iltibas oluşup oluşmadığının tespiti yapılırken bu markanın hitap ettiği kesimi ve bu kesimin özelliklerini ve formasyonunu dikkate almak gerekir...... Sayılı kararında “… Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ise ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir” diyerek halk nezdinde karıştırılma durumuna açıklık getirmiştir. Karıştırılma ihtimali kavramına çağrıştırma (bağlantı kurma) suretiyle karıştırma da dahildir. Yani tüketicinin, marka malların benzerliği nedeniyle her iki malın kaynağının aynı firma olduğu düşüncesi ile bir yerine diğerini tercih etme riski mevcut ise karıştırma ihtimali vardır. ATAD kararlarında belirtildiği üzere; “mal veya hizmetler arasındaki benzerlik değerlendirilirken, aralarında mevcut olabilecek ilişkinin mahiyetinin belirlenmesinde tüm ilgili faktörler dikkate alınmalıdır. Bu faktörler; onların doğası, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbirleriyle rekabet içinde mi yoksa tamamlayıcı nitelikte mi olup olmadıklarıdır.” Karşılaştırma konusu mal veya hizmetlerin aynı veya aynı türden olması, markalar arasındaki küçük bir benzerliğe rağmen markalar arasında iltibasa yol açabilmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ve taraf markaları arasında yapılan inceleme ve bütüncül değerlendirmeler sonucunda uygulamada tüketici algısında işaretlerin başlangıç seslerinin, soldan sağa okuma ilkesi uyarınca daha vurgulu ve ön planda olan unsurlar olacağı kabul edildiği göz önüne alındığında markalardaki baskın unsur yönünden işitsel duyuda bıraktıkları algılarda sesli ve sessiz harflerin birebir eşleştikleri, ayırt ediciliği bulunmayan diğer ek şekil ve unsurların işaretler arasında belirgin bir fonetik ya da görsel farklılık yaratmadığı, dava konusu marka ile karşılaşmış bir tüketicinin, bu markayı davalının markası altında yer alan aynı, aynı tür ya da benzer hizmetler üzerinde gördüğünde zihninde önceki markanın canlanma ihtimali kuvvetli olacağı, bu şekilde algılayarak tanımlayacakları düşünülen taraf markaları arasında güçlü bir benzerlik kuracakları, 39. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat ve özen düzeylerinin nispeten yüksek olduğu değerlendirilmiş olsa dahi marka işaretleri arasındaki yüksek düzeyli benzerlik gözetildiğinde bu durumun taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalini bertaraf etmeyeceği, dolayısıyla ilgili tüketiciler dava konusu başvuru markasını davalı markasının yeni bir versiyonu, yeni bir çeşidi sanabilecek yahut davalı tarafından sunulan bir hizmet olarak algılayabilecektir. Nitekim başvuru markası altında verilen hizmetin iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebilecek ve taraf markalarının farklı kaynaktan geldiğini anlamayabilecek, markaları bir arada gördüklerinde birbiri ile ilişkili, birbirinin serisi olarak algılama ihtimali yüksek olacaktır. Netice olarak çekişme konusu 39.sınıf hizmetler yönünden taraf markalarının biçim, düzenleme ve tertip tarzı ile bıraktıkları genel izlenim itibariyle tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olduğu, çağrışımlarının ve bir bütün olarak uyandırdıkları kanaatin aynı olacak şekilde markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma/benzerlik ihtimali bulunduğu, GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ İDDİALARI; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Buna göre; bir markayı ihdas ve istimal eden kimse, o markanın gerçek sahibidir ve açıklayıcı etkiye sahip olan tescile karşı üstün ve öncelikli hak sağlamaktadır. Bu ilke uyarınca, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir. Tescilsiz markaya kanun ile sağlanan koruma hakkı, sadece tescilsiz markanın ilk kez kullanılması ile doğmaz. Aksine, bunun dışında markanın korunmasını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmak zorundadır. Bu sebep, tescilsiz olarak kullanıla gelen markanın; belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmiş olmasıdır. Yani hem Türk Patent ve Marka Kurumu uygulamasında hem Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir. Kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanma kavramının en temel unsuru işaretin ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak benimsenmesidir. Benimsenme ile kastedilen kullanıma konu işaretin ilgili tüketici çevresi tarafından teşebbüsün mal veya hizmetine işaret eden bir marka olarak algılanmasıdır. İlgili çevre, ibarenin kullanıldığı mal veya hizmetlerin mevcut ve potansiyel tüketicileri ile bu alanda mal veya hizmet üreten, sunan ve dağıtan diğer kişilerden oluşmaktadır. Bu yönüyle ayırt edici niteliğin toplumun tüm kesiminde değil ilgili çevrede kazanılmış olması da yeterli görülmektedir. Önceye dayalı kullanım hakkının değerlendirilmesinde, işaretin kullanıldığı coğrafi alan, kullanımın niteliği, süresi, işarete yapılan yatırımlar, işaretin pazar payı ve işaretten elde edilen ciro vb. hakkında olmalıdır. Sınırlı sayıda olmamakla birlikte markasal kullanıma ilişkin faturalar, sipariş formları, mali ve finansal tablolar, ticaret odalarının beyanları, medyaya yansıyan haberler, makaleler, reklam ve tanıtıma yönelik belgeler denetlenebilir olmaları kaydıyla delil olarak sunulabilmektedir. Söz konusu delillerin kullanımın yoğunluğu ve süresi ile etkilenen coğrafi alan, kullanımın süresi, pazar payı ve elde edilen ciro hakkında bilgi verebilir nitelikte ve sayıda olmalıdır. Buna göre; davacının marka başvurusu yönünden önceye dayalı üstün hak değerlendirmesi yapılamamaktadır. Zira mevzuattaki düzenlemeye göre; bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Mevzuat, gerçek hak sahipliği iddiasını “üçüncü bir kimse tarafından” aynı/benzer “marka başvurusu yapılmasında” “tescilsiz olarak o markayı yahut o markanın ayırt edilemeyecek düzeyde benzerini kullanan marka sahibi”ne karşı ileri sürülebilecek bir hak olarak düzenlemiştir. Dolayısıyla gerçek hak sahipliği iddiası davacının kendi marka başvurusu yönünden ...İptali davasında incelenemeyecek olup bu hakka dayalı başka bir markaya itiraz etme veya başka markaya karşı açılabilecek başka bir davanın konusunu oluşturmaktadır. Davacı başvuru sahibi kurum aşamasında davalı ile iş ilişkisi içerisinde olduğu, davacının kullanımında olan... baskın unsurlu marka kullanmak için davalının kendisinden izin istediği, izin verilmeyince davalının kötüniyetli olarak kendisinden önce marka başvurusunda bulunduğunu savunmuş ve buna yönelik davalının davacıya kestiği örnek fatura sunmuş olup buna ilişkin ... ve ...aşamasında herhangi bir karar verilmemiştir. SMK 6/9 maddesinde Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” Hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla Kanun marka başvurularına yapılacak itiraz yönünden kötüniyet hususunu düzenlemiştir. Eş deyişle başvuru sahibi tarafından ileri sürülebilen bir hak olmayıp itiraz sahibine verilen bir hak olarak düzenlenmiş olup işbu husus da başka bir dava konusu olup söz konusu ...İptali yönünden incelenemeyeceği, Netice itibariyle, Davacı başvuru markasından çıkartılan ve redde mesnet markadaki hizmetlerle aynı, aynı tür olduğu değerlendirilen 39. Sınıftaki Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri yönünden davalının ....tescil numaralı markası ve işaretleri arasında ilişkilendirme de dâhil karıştırılma/benzerlik ihtimalinin bulunduğu, Kurum aşamasında benzerlik incelemesine esas alınan markanın daha sonra hükümden düştüğü, Davacının kendi marka başvurusu yönünden kanunda düzenlenen gerçek hak sahipliği şartının sağlanamadığı, davacının Kurum aşamasında ileri sürdüğü davalı başvurularının kötüniyetli olduğuna dair karşı görüşü yönünden kötüniyet iddiasının kanunda başvuru sahibine karşı ileri sürülebilen bir hak olarak düzenlenmesi sebebiyle madde şartını sağlamadığı, kurum kararının hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile diğer davalı vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.27.02.2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/234, K. 2025/84, T. 27.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-234-e-2025-84-k-faf7aa86682f