İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/230 E. 2025/64 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/230
Karar No
2025/64
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/230 Esas - 2025/64 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/230 KARAR NO : 2025/64 .... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 16/05/2024 KARAR TARİHİ : 13/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili .... nin 1999 yılında faaliyete başladığını, faaliyetine sabun üretim ve satışı ile başlamış olmak ile birlikte 20 yılı aşkın süredir devam eden faaliyet ve yatırımları çerçevesinde günümüzde sabunun yanında gliserin ve hijyen/ kişisel temizlik ürünleri ile tüketiciler nezdinde tanınır ve güvenilir bir marka geldiğini, 2000 senesinden beri “...” ve “... Professional” markalarını kullanmak ile birlikte 2013 senesinden itibaren "... mademoiselle" markasını da kullanmaya başladığını ve ....sayılı karar ile reddedildiğini, müvekkilinin ... esas unsurlu markalarının Türk Patent nezdinde tescilli olduğunu, ... markalarının müvekkili tarafından özgün olarak ihdas edildiğini ve müvekkili firma ile özdeşleştiğini, müvekkilinin mesnet markaları ile itiraza konu markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, aynı sınıfları kapsadığını, tüketici nezdinde iltibas yaratacağını, davaya konu markanın kötü niyetli bir başvuru olduğunus kapsadığı tüm emtialar yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, iddia ederek.... ibareli markanın yargılama sırasında tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmişitr. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı markasının “....şeklinde salt sözcük markası olduğunu, markada ilk okunan hecenin ....” olduğu ve ibarenin üç hece altı harften oluştuğunu, vurgunun ilk hecede olduğunu, mesnet markalarda ise “...” ibaresi ve çeşitli unsurlardan oluşan markalar olduğunu, markaların işitsel, kavramsal, görsel ve genel izlenim itibariyle farklılaştıklarını, taraf markaları arasında idari veya ekonomik bir bağ kurulmayacağını, markaların birbirinin serisi olarak algılanmayacağını, davaya konu markanın, davacı markalarına zarar vermeyeceği ve sulandırmayacağı, SMK 6/6 maddesi kapsamında da davalı marka başvurusunun reddini gerektirir bir durum oluşmadığını, SMK m. 6/9 hükmü bağlamında kötü niyete ilişkin iddialarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, savunarak haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalının yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu o.... 17.07.2023 tarihli kararı neticesinde davacı itirazlarını haklı görmeyerek reddine karar verdiği, söz konusu karara karşı davacı tarafça yeniden itiraz edilerek başvurunun reddinin bir kez daha talep edildiği, davacı itirazlarını inceleyen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 21.03.2024 tarih ve ....sayılı kararı ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha ve nihai olarak reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; ....SAYILI KARARININ İPTALİ; KULLANMA İSPATI TALEBİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME Dosya kapsamında davalının, davacıya ait dayanak markası açısından SMK m. 19/2 kapsamında kullanım ispatı talebinde bulunduğu, dolayısıyla öncelikli olarak işlem dosyası kapsamında davacı tarafından sunulan delillerin incelenmesi gerekmektedir... kararında davacı yanın markasal kullanımlarının "plastik ve alüminyum torbalar" ile sınırlı olduğu tespit edilmiş ve bu sınırlama doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda, kullanıma konu bu mallar ile davalı markası kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerlik düzeyi bir arada değerlendirildiğinde markalar arasında karıştırılma/ilişkilendirme ihtimali ortaya çıkmayacağı yönünde karar verildiği, Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi öncelikli olarak esas alınır, dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispata davet müessesi düzenlenmiştir. Nitekim AB uygulamasında da bir tescilli marka sadece fiilen kullanıldığı halde korunmalıdır ve tescilli bir marka sahibine, sonraki bir markaya itiraz etme ve onu hükümsüz kıldırma hakkını, sahibi markayı gerçek şekilde kullanmadığı halde sağlamayacağı belirtilmektedir. Görüleceği üzere kullanmama defi savunmasında, itiraza konu markanın başvuru tarihinde veya varsa rüçhan tarihinde, itiraza gerekçe gösterilen markanın/markaların Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartı aranmaktadır. Bu şartı sağlamayan markalar için otomatik olarak bu savunmaya itibar edilmesi mümkün değildir. Bahsi geçen deliller ve davacının.... sayılı davacının “...” unsurlu markaları altındaki faaliyetlerinin, bilfiil iştigal alanı da olduğu görülen “ şampuanlar, saç kremleri, vücut kremleri, sabunlar, ıslak havlu ” gibi saç ve vücut temizlik bakım ürünlerinde kullandığı, mezkur kullanımların geçerli markasal kullanımlar olarak kabul edilebileceği, fiili kullanımlardaki “...” ibaresinin bir bütün olarak kullanımı tespit edilen emtialarda sürekli ve ciddi bir şekilde markasal kullanıma konu olduğuna ilişkin ise yeterli delilin dosya kapsamında yer almadığı, bu tespitler ışığında, .... karar iptali talebi bakımından SMK’nun 6/1 maddesi uyarınca değerlendirmelerini sadece kullanım ıspatına konu olmayan markalar üzerinden sınırlı şekilde iltibas değerlendirmesine esas alınacak şekilde gerçekleştirmiştir. BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu, Zira öğreti, kanun ile gösterilen kapsamı da gözeterek, hukuki anlamda karıştırılma ihtimalini markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal yerine bir başka mal alma satın almak durumunda bırakması veya alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı işletmeye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında örgütsel ya da ekonomik bir bağlantının bulunduğu düşüncesine kapılmaları tehlikesi” şeklinde tanımlamaktadır. EMTİALARIN BENZERLİĞİ Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine veya aynı hedef kitleye hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalar ve kullanım ispatı bakımından yapılan tespitler ışığında dava konusu marka, çekişme konusu emtialar itibariyle aşağıda karşılaştırmalı olarak incelenmiş, 6769 sayılı SMK m.6/1 uyarınca aralarında iltibas ihtimali bulunup bulunmadığı değerlendirilmiştir: Davacı markalarından; .... sayılı markaların marka korumasının bulunmadığı, 2022 130989 sayılı markanın ise davaya konu marka başvurusundan sonraki bir tarihte başvuruya konu edildiğinden değerlendirmeye dahil edilmemişlerdir. Dava konusu başvuru kapsamında 03. Sınıfta yer alan malların tamamı, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan emtialar ile aynı ya da aynı türdeki emtialar olup söz konusu mallar bakımından taraf markalarının doğrudan ticari rekabet ilişkisi içerisinde, benzer tüketicilere yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbirleri yerine tercih edilebilir mahiyette markalar oldukları, taraf markaları arasında yukarıda tespit olunan emtialar bakımından karıştırılma ihtimalinin oluşup oluşmayacağının tespiti, işaretler yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın mümkün olmadığından aşağıda markaları oluşturan işaretlerin de ayrıca değerlendirilmesi ve varılacak kanaate göre bir tespitte bulunulması gerekmektedir. İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan 03. Sınıftaki mallar ile genel olarak yetişkin tüketicilere hitap eden veyahut bu tüketiciler tarafından satın alınan, genel temizlik, kişisel temizlik, kişisel bakım, parfümeri – kozmetik ve birtakım hırdavat/marangoz ürünlerini kapsar nitelikteki emtialar olup özellikle kişisel bakım temizlik, parfümeri kozmetik, genel temizlik amaçlı ürünler tüketicinin günlük tüketim rutininde olağan bir şekilde yer alan, fiyat aralığı geniş olmakla birlikte genel anlamda ortalama düzeyde olan, kolay erişimi bulunan ürünler olmakla birlikte tüketicinin bu ürünleri satın alımları esnasında ortalamanın daha üstü düzeyde dikkat, özen ve seçicilik ile hareket ederek tercihlerini somutlaştıracağı, zira bu ürünlerin kişisel sağlığa etki edebilecek kimyasal içeriklerinin mevcut olduğu, dolayısıyla tüketicinin yararlanacağı ve özellikle kendi bedeni üzerinde kullanacağı ürünlerde daha yüksek bir dikkate ile hareket edeceği, keza yine 03. Sınıf son alt gruptaki hırdavat/marangoz ürünlerinin ise zaten ilgili tüketici grubunun bahsi geçen sektörün çalışanları veya bu ürünleri kullanacak olan yetişkin kimseler olacağı, dolayısıyla yine bu ürünlerden satın alırken basit de olsa bir ön inceleme yaparak tercihlerini somutlaştıracağı, Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı tarafa ait markalar arasında karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. ... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır. Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur. Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır. Bu genel ilkeler çerçevesinde dava konusu marka incelendiğinde oxydex şeklindeki başvurunun altı harf ve tek kelimeden meydana gelen bir sözcük markası olduğu, ülkemiz tüketicisi açısından bütün olarak bilinen bir anlama sahip olmadığı, dolayısıyla ilgili tüketici nezdinde yaratılmış, uydurulmuş ya da anlamı bilinmeyen bir yabancı sözcük gibi algılanacak olduğu, tüketicinin bu şekilde anlamını bilmediği kelimeleri unsurlarına bölerek algılayacak olmasının gerçekçi bir beklenti olmayacağı, dolayısıyla dava konusu markanın bir bütün olarak algılanacağı, temel düzeyde İngilizce bilen tüketiciler nezdinde “aksi-desk”şeklinde telaffuz edileceği, bu noktada dava konusu markada herhangi bir unsurun diğerine göre daha ön plana çıkartılmadığı değerlendirmesinde bulunulması mümkündür. Davacının ...+şekil ve sözcük unsurlarından oluşan bir karma marka olduğu, markadaki şekil unsurunun “bitki bileşimli uzman bakım” kelimeleriyle oluşturulmuş bir halka ve halkanın ortasında konumlandırılmış saçlarında yapraklar olan bir kadın figürü yer aldığı, şeklin alt kısmında ise iki parallel çizgi ortasında konumlandırılmış “...” kelimesinin yer aldığı, marka görseli bütün olarak incelendiğinde hakim sözcük unsurunun “...” olduğunun görülebileceği, bu kelimenin İngilizce bir kelime olduğu “becerisi” anlamını ifade ettiği, davacı markalarında “...” kelimesinin başında yada sonunda “kanaviçe, home, trend, kid, toy soap, bitki bileşimli uzman bakım, professıonal, dp, aqua, gentleman” kelimelerinin yer aldığı, söz konusu kelimelerin ... kelimesini vurgulayan sıfat niteliğinde kelimeler olduğu, yerleşik kullanımının yanı sıra bütün içerisinde de tamamen tali nitelikte kullanılmış oldukları, dolayısıyla tüm bu hususlar gözetildiğinde, “...” şeklindeki ayırt edici vasfı bulunan ve “deks” şeklinde telaffuz edilecek kelimelerin markaların esas unsuru olduğu, İşbu uyuşmazlık kapsamında tartışıldığı gibi kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla iltibas ihtimalinin varlığı için önemli olan, önceki markanın, sonraki marka içerisindeki kullanımında bağımsız ayırt edici karakterini koruyup korumadığı ve ayırt edici niteliğinin ne denli yüksek olduğudur. Taraf markalarında ortak unsur olarak yer alan “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerin tamamı bakımından ayırt ediciliği bulunan bir sözcük olduğu, anılan ibarenin davacı markasının doğrudan münhasır esas unsurunu oluşturduğu, dava konusu markada ise “OXYDEX” şeklinde kelimenin son sesi olarak konumlandırması itibariyle daha baskın ve öne çıkan unsur olarak yer aldığı, bu bağlamda karşılaştırılması gereken hususun, davacı yanın önceki tarihli markalarında esas unsur olarak kullandığı “...” ibareleri ile dava konusu markası arasında, ortalama tüketici kitlesini yanılgıya düşürebilecek bir benzerliğin mevcut olup olmadığıdır. Davacı markalarının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresi İngilizce bir kelime olup, kavramsal karşılığı itibariyle “beceri” anlamına gelmektedir. Ayrıca, ... kelimesi“ (....), merkezi borsalara göre merkeziyetsiz borsa olarak işlem yürüterek alternatifler sunmaya çalışması ile bilinmektedir. ... (Merkezi Olmayan Borsa), kripto para birimi alıcılarını ve satıcılarını birbirine bağlayan eşler arası (peer to peer) bir pazar yeri olarak da açıklanmaktadır.” Şeklinde de anlam bulmuş bir sözcüktür. Davacı ... ibaresini gerek tek başına tescil ettirmek suretiyle gerekse de önüne arkasına eklemiş olduğu eklerle oluşturmuş olduğu birçok seri markanın sahibi olduğu görülmektedir. Bu halde tespiti gereken husus, uyuşmazlık konusu emtialar özelinde, davacı ve davalı marka başvurusu arasında, ortalama tüketicilerin işaretler arasında benzerlik kurması ve iltibas tehlikesi yaşaması yönünde bir ihtimalin mevcut olup olmayacağıdır. Davaya konu marka başvurusu .... kelimesinden oluşmakta olup her ne kadar tek kelime formunta oluşturulmuş olsa da telaffuzu nedeniyle ... ... şeklinde iki kelime olarak algılanabileceği, bu durumda markanın başlangıç kısmını oluşturan ... kelimesi dilimizde bilinen, yaygın kullanımı bulunan gündelik bir kelime olmasada ticaret hayatında özellikle uyuşmazlığa konu deterjanlar/temizlik ürünleri alanında faaliyet gösteren/göstermek isteyen teşebbüslerce sıkça akla gelen ve tercih edilen ibarelerden olduğu, dolayısıyla özgün ya da yaratılmış markalar kadar güçlü ayırt edicilikleri olmayacağı kabul edilse dahi, bu mahiyetteki ibarelerin, kapsamında yer alan mal ve hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı ya da ilişkilendirilebilir olmadıkları sürece kaynak gösterme gücüne haiz, ayırt edici vasfı bulunan ibareler oldukları noktasında da bir tereddüt yoktur. Zira bu tür kelimeler sahip oldukları kavramsal nitelikleri itibariyle tercih edilen işaretler olmayıp, sadece bilinen kelimeler olmaları nedeniyle tercih edilmektedir. Bu anlamda kavramsal karşılıkları sebebiyle yaygın kullanıma haiz ve kimsenin tekeline bırakılmaması gereken işaretlerden ayrılmaktadırlar. Dolayısıyla bu tür işaretlerin kullanılması suretiyle yaratılan markalarda, bütünsel anlamda tüketicide bıraktıkları algı farklılaşmadıkları sürece, sonraki marka ile önceki marka arasında aynı ya da benzer emtialarda karıştırılma ihtimali şüphesiz doğacaktır. .... nezdinde yaptığımız marka araştırmasında uyuşmazlık konusu 03. Sınıfta ... ibaresi ile başlayan 86 tescilli veya başvuru aşamasında marka bulunduğu görülmektedir. Bu bağlamda davaya konu markada her ne kadar "..." kelime köküne eklenen "..." ibaresi ile de yeni bir kelime yaratılmış ise de somut bir anlamı olmayan bu kelimenin bilinen "..." kelimesinden türetildiğinin tüketici tarafından derhal fark edilebilir olduğu noktasında bir tereddüt bulunmamaktadır. “Birlikte bir kelime markasını oluşturan iki kelimeden birisi, tek kelimeden müteşekkil önceki bir kelime markasıyla, görsel ve işitsel bakımlardan aynıysa, ve bu kelimeler kamunun ilgili kesimi açısından, birlikte veya başka unsurlardan ayrı biçimde kavramsal bir karşılığı işaret etmiyorsa, inceleme konusu markalar bütün olarak değerlendirildiğinde, normal şartlarda markaların benzer olduğu kabul edilmelidir.” (Karar no: .... sayılı ilamında da “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumî intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Bu çerçevede dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin, davacının markalarının esas unsurunu oluşturduğu, dava konusu markadaki “...” ibaresinin yaygın kullanımı bulunan bir isim olmasından ötürü tüketici algısında “...” ibaresinin daha akılda kalıcı olacağı, taraf markalarının birebir aynı türdeki ürünlerinde tescil edilmek istenilmesi ve özellikle bu emtia grubunda davacının ... esas unsurlu markalarının ile ilgili sektörde tescilli olarak korunuyor olmalarından dava konusu markayı, daha önceden davacıya ait olduğunu bildiği markaların yeni bir versiyonu serisi olarak bu ibareyi kullanmaya başladığı/yeniden koruma altına, yeni bir alternatif marka yarattığını düşünmesi mümkün olacaktır. Bu çerçevede dava konusu marka kapsamında yer alan mal/hizmetlerin tamamının, davacının önceki tarihli tescilli seri marka ailesinin kapsamında yer alan emtialar ile aynı, aynı tür ya da benzer/ilişkili nitelikte olduğu, taraf markalarında .... ibaresinin ortak olarak yer aldığı ve her iki taraf markasında da baskın ve ayırt edici unsur olarak konumlandırıldığı, emtiaların ve işaretlerin bu denli yakın oldukları bir durumda, iltibas ihtimali doğmaması için işaretler yönünden görsel, kavramsal ve işitsel açıdan ciddi farklılaşmaların meydana gelmesi gerektiği, somut durumda ise tam tersi bir şekilde markaların bütününe hakim unsurlar bakımından yoğun bir yakınlaşma ve benzerliğin mevcut olduğu, kelimelerdeki bu benzerliğin ortalama düzeyde algı ve dikkat seviyesine sahip tüketiciyi yanıltabilecek düzeyde olduğu, zira taraf markalarını taşıyan ürünlerin market vb satış kanallarında çoğu zaman aynı reyonlarda, raflarda ve hatta yan yana satılacakları, dolayısıyla tüketicinin dava konusu markayı gördüğünde bu markayı daha önceden karşılaştığı, gördüğü, işittiği ya da tecrübe ettiği davacıya ait önceki tarihli markaların bir devamı olarak algılayabileceği, önceki marka ile sonraki markayı birbiri ile ilişkilendirilebileceği ve buna bağlı olarak karıştırabileceği, hangi markanın kime ait olduğu noktasında yanılgıya düşebileceği, iki marka arasında iktisadi ya da idari bir bağlantı olduğu zannına dahi kapılabileceği, bu durumun ise işaretler arasında imaj transferine yol açabileceği, karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul orandaki ortalama tüketicilerin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, nihayetinde taraf markaları arasında 6769 s. SMK 6/1 maddesi anlamında yoğun emtia benzerliği ve işaretler arasındaki mevcut ilişki düzeyi nedeniyle, başvuru kapsamında yer alan emtialar bakımından iltibas ihtimaline yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olduğu, DAVACININ SMK M. 6/6 KAPSAMINDA ÜSTÜN BİR HAKKININ MEVCUT OLUP OLMADIĞI: Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. Bu düzenlemeden de anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkı sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine karşı itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise, tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınaî hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir. Ayrıca yine tescilli ticaret unvanına dayalı kullanım ile itiraz edilen markayı oluşturan işaretin de ilgili tüketici nezdinde iltibasa yol açacak bir benzerlik taşımaları gerekmektedir. Bununla birlikte üstün hak sahipliğinin unvana dayalı edinildiği bir durumda önem teşkil eden bir diğer husus ticaret unvanının, markasal etki doğuracak düzeyde kullanılıyor oluşu, başka bir ifadeyle özünde farklı bir sınai hak çeşidi olan ticaret unvanının, öz niteliğinden sıyrılarak, ilgili tüketici nezdinde aynı zamanda markasal bir etki doğuracak şekilde kullanımıdır. Başka bir deyişle tek başına önceki tarihli bir ticaret unvanın varlığı, sonraki markaya karşı, önceye dayalı üstün bir hakkı kendiliğinden sağlamayacaktır. Zira tek başına ticaret unvanının varlığının sonraki bütün marka başvurularını önleyebileceği iddiası, çok tanınmış markalar için bile sağlanmayan korumanın ticaret unvanları için sağlanması anlamına gelecektir. Somut uyuşmazlıkta davacı yanın ne işlem ne de dava dosyasında SMK m. 6/6 kapsamındaki itiraz gerekçelerini somutlaştırıp detaylandırmadığı, dava dilekçesinde bu hususta bir beyanının varlığının da tespit edilemediği, heyetimizce de davacının anılan madde kapsamında üstün bir hak elde edimine yol açacak herhangi bir hususun mevcut olmadığı, KÖTÜNIYET İDDIASI: Davacı, davalının kendi markalarının itibarından yararlanmak üzere kötüniyetli olarak başvuruda bulunduğunu ileri sürmekle birlikte, bunu ispata yönelik herhangi bir delil sunmadığı, somut olayda davalının yedekleme, şantaj, marka ticareti gibi bir niyetle hareket ettiğine dair delil de bulunmadığından; kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı, .... SAYILI MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ TALEBİ; Dava konusu markanın hükümsüzlük talebi SMK m.6/1, 6/6 ve 6/9 hükümlerine dayanmaktadır. Davacının davaya konu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin mesnet göstermiş oldukları markaları aşağıdaki tabloda yer almaktadır. Dava konusu başvuru kapsamında 03. Sınıfta yer alan malların tamamı, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan emtialar ile aynı ya da aynı türdeki emtialar olup söz konusu mallar bakımından taraf markalarının doğrudan ticari rekabet ilişkisi içerisinde, benzer tüketicilere yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbirleri yerine tercih edilebilir mahiyette markalar oldukları, ....kararının iptaline ilişkin yapılan değerlendirmeler, SMK m.25/1 hükmünün yapmış olduğu atıfla, anılan hükümlere dayalı hükümsüzlük talebi bakımından da geçerlidir. Bu bağlamda dava konusu .... sayılı markanın SMK m.6/1 bakımından taraf markaları benzer görülmüş olmakla birlikte söz konusu değerlendirmelere ek olarak davacının hükümsüzlüğe mesnet .... sayılı ve ...sayılı ibareli markaları ile davaya konu.... sayılı ibareli markaların oluşturulma biçimleri bakımından aynı oldukları, uyuşmazlığa konu ... kelimesinin markaların son hecesinde yer aldığı, bu bağlamda davaya konu markanın davacının önceki tarihli tescilli seri marka ailesinin bir parçası olarak algılanacağı, ayrıca taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin de benzer olmasından kaynaklı davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu Netice itibariyle, Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgeler ile sınırlı olarak tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; Dava konusu .... sayılı başvuru kapsamında yer alan “Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks.” mallar bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları, İzah olunan nedenlerle taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerliğin mevcut olduğu, Davacı yanın SMK m. 6/6 kapsamında üstün hak sahipliğinin, taraf markaları arasında benzerliği tespit olmayan sair mal ve hizmetler yönünden davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı, davacı yanın bu maddelere göre sahip olduğu hakların, tescilli markaları kapsamında da yer alan emtialara yönelik olduğu, Dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiği iddiasının ispatlanamadığı, ...sayılı kararının hukuka aykırı olduğu, davaya konu .... sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuçlarına varılmış aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, .... sayılı kararının tüm emtialar bakımından iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 9.861,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.13.02.2025

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Bilirkişi Ücreti :8.000,00.-TL P.P : 945,00.-TL TOPLAM :9.861,00.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/230, K. 2025/64, T. 13.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-230-e-2025-64-k-564ee06d3217