İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/12 E. 2026/344 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/12
Karar No
2026/344
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/12 Esas - 2026/344 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/12 KARAR NO : 2026/344

.... DAVA : Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 09/01/2024 KARAR TARİHİ : 02/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan marka hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin hükümsüzlüğünü talep ettiği ürünleri ve/veya benzerlerini ticari çalışmaları kapsamına almayı planlayan ticari bir teşebbüs olduğunu, davalı yana ait markaların varlığında marka tescil ettirmesi ya da sahip olduğu markalarına yeni bir imaj ve sunmaya, aynı ya da farklı sınıflar yönünden tescil ettirmek istediğinde dava konusu markalar nedeniyle tescil işlemini yapamadığını, davaya konu markalarda iptali talep edilen ürünler yönünden ilk tescil tarihinden bu yana 6769 sayılı SMK.’nun 9/2. maddesi anlamında kullanmadığını, dava konusu markaları adına tescil ettiren, ancak markasal olarak kullanmayan davalının, aslında hem marka kirliliğine neden olduğunu hem de müvekkilinin yapmayı planladığı marka başvurularına engel olabileceğini, davalı Şirket’e ait ve işbu davanın açıldığı tarihte henüz beş yıllık tescil süresini doldurmayan .... nolu markanın kötüniyet nedeniyle hükümsüzlüğünü talep ettiklerini, davalı adına tescilli olan ... nolu marka için 25. sınıfta “....” ürünleri yönünden markaların tescil tarihinden bu yana 6769 sayılı SMK.’nın 9/1. maddesi anlamında ciddi bir şekilde kullanılmadığını, anılan markaların tescilleri kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından davalı şirket tarafından son 5 yıl içinde 25. ve 28. Sınıftaki ürünler yönünden ciddi markasal kullanılmadığının tespit ettiklerini, davalı adına tescil ettirilmiş ...nolu markanın davalı adına tescilli olan ve kullanmama nedeniyle iptali talep edilen.... nolu markanın birebir aynısı olduğunu, marka sahibinin beş yıllık hoşgörü süresini fiilen uzatma amacı taşıyan tekrarlama markalarının hakkın kötüye kullanılması hallerinden biri olduğunu,.... sayılı markanın kötü niyetli olarak, 6769 sayılı Kanun kapsamında verilen 5 yıllık hoşgörü süresini tekrar elde etmek amaçlı tescil ettirilen markanın 25 sınıftaki tüm ürünler yönünden hükümsüz kılınması gerektiğini, .... nolu markaların tescilli oldukları tüm ürünler yönünden markasal kullanılmaması nedeniyle iptaline ve .... marka sicilinden terkin edilmesine .... nolu markanın tescilli olduğu tüm ürünler yönünden kötüniyet nedeniyle, 6769 sayılı SMK.’nun 6/9 maddesi delaletiyle 25. maddesi gereğince hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir. CEVAP : Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın, kendi mütecaviz fiillerine yasal zemin hazırlamak adına, müvekkilinin markalarını ortadan kaldırmak ve müvekkilinin markalarından doğan haklarını kullanmasını önlemek amacıyla ileri sürülmüş, hakkın kötüye kullanımı kapsamında kalan ve kötü niyetli iddialardan ibaret olduğunu, müvekkilinin markalarını kullandığını, .... sayılı marka başvurularının müvekkilinin markaları ile birebir aynı olduğunu, birebir aynı karakterize edilmiş logonun kullanıldığını, davacının başvurularının reddedilmesi üzerine işbu davayı ikame ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının müvekkilinin markasının birebir aynısını yine müvekkilinin markasının kullanıldığı ürünler üzerinde izinsiz bir biçimde kullanmakta, yani müvekkilinin tescilli marka hakkına tecavüz ettiğini, davacının hakkı kötüye kullandığını, davacının iddialarının kötü niyeti ispatlar nitelikte olmadığını, .... sayılı markasını.... sayılı markasının hoşgörü süresini tekrar elde etmek için değil, ticaret unvanının da unsuru olan “...” ibaresini yeni yatırımları kapsamında kullanmak için başka sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkilinin markalarının yoğun bir biçimde kullandığını, bu markaların ürün etiketleri ve reklam ve pazarlama materyallerinde kullanıldığını, 2018-2023 yılları arasında Türkiye’de toplamda 1.228 adet ... marka ürün satışı yapıldığını, ibraz edilen faturalardan görüldüğü üzere, müvekkili ... markalı ürünlerini 25 ve 28. sınıflardaki ayakkabı ve spor giyim ürünleri üzerinde uzun yıllardır yoğun biçimde kullandığını, müvekkilinin 2018 – 2024 yılları arasında son derece yüksek sayıda ... markalı spor ayakkabısı cinsi ürününün Türkiye’ye satışını gerçekleştirdiğini, yine müvekkilinin moda devi Loewe ile oluşturduğu özel koleksiyon ürünlerinin e-ticaret platformu beymen.com’da satışa sunulduğunu, müvekkili ürünlerinin Türkiye’de distribütörü ..... aracılığıyla da satışı yapıldığını, müvekkili markasının tanıtımlarının Türkiye’de de çeşitli haber ve makalelere konu olduğunu, yine bir çok yayında müvekkili ürünlerinin tanıtımlarının yapıldığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı iddiaları karşısında davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER; Davacı tarafça SMK m. 9 ve 26. Düzenlemeleri kapsamında kullanmama nedeniyle iptal talebine konu markalar ve iptali istenilen emtiaların .... nolu 01.10.2015 tescil tarihli marka için 25. sınıfta .... ... nolu 17.12.2015 tescil tarihli marka için 28. Sınıfta “ .... ... nolu 20.02.2015 tescil tarihli marka için 25. Sınıfta “... , Davacı tarafça SMK m. 6/9 düzenlemesi kapsamında kötü niyetli tescil iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük talebine konu edilen marka ....” biçiminde ve tescilli olduğu, DAVALI MARKALARININ KULLANMAMA NEDENİYLE İPTAL İSTEMİ; Mevzuatta "Markanın Kullanılması" başlığı altında yer alan düzenlemenin ilk fıkrasına göre "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." denilmiş ve ikinci fıkrada kullanım sayılan haller olarak a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması. şeklindeki kullanımlar da kabul edilmiştir. Maddenin devamında ise “Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir” düzenlemelerine yer verilmiştir. Görüleceği üzere markanın kullanılması kanundan doğan bir yükümlülüktür. Bu sayede sicile kaydedildiği halde, haklı bir nedeni olmaksızın markanın kullanılmaması keyfiyetinin önüne geçilerek, sicilin gereksiz yere işgalinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Zira aksi bir kabul, kullanılmadığı halde bir markanın salt tescilli olması nedeniyle yenilendiği sürece ve sonsuza kadar, bu markanın başkaları tarafından alınmasını engelleme hakkının marka sahibine verilmesi anlamını taşıyacaktır ki bu durum marka koruması ile sağlanması amaçlanan hukuki korumanın özünü yansıtmamaktadır. Nitekim tescilli markayı kullanmama, markayı işgal etme suretiyle başkasının hakkını kısıtlama anlamına gelecektir. Bu nedenle markanın kullanmama sebebi ile hükümsüzlüğünde kamusal menfaatler de şüphesiz ki vardır. Dolayısıyla markanın kullanılması, yukarıda da ifade ettiğimiz üzere tescil kapsamındaki her bir emtia yönünden, mutlak bir yükümlülük olup, bu kullanımın da markanın tescil edildiği şekline uygun olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum tüm markalar için geçerlidir. Zira markanın sahibine tanınan tekel niteliğinde kullanım hakkı, markanın sahip olduğu toplumsal işlevleri nedeniyle sınırsız olmayıp kanun koyucu bir taraftan tekel hakkı verirken diğer taraftan kullanım yükümlülüğü getirerek marka sahibinin tekel hakkı ile toplumun ve rakip firmaların yararları arasında bir denge gözetmiştir. “Kullanma” kavramından ne anlaşılması gerektiği esasen SMK m. 9 düzenlemesi ile ifade edilmiştir. Buna göre, tescilli markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması, markanın marka sahibinin izniyle kullanılması kullanma olarak kabul edilir. Markanın medya ilanlarında yer alması, markayla ihalelere girilmesi, promosyonların yapılması, faturalarda markaların işletme adından farklı ve işletme adında yer alan marka unsuru öne çıkacak şekilde markasal kullanılması gibi markanın ayırt edicilik fonksiyonuna uygun kullanma halleri geçerli bir kullanım olarak kabul edilmektedir. Nitekim .... Kurumu tarafından yayınlanan 2017 yılına ait Kılavuzda da kullanımın, faturalar; katalog, fiyat listesi ve ürün kodları; ürün, ambalaj ve tabela örnekleri; reklam, tanıtım, promosyon, pazar araştırması, kamuoyu araştırması; reklam görselleri ve videoları, bunlara ilişkin faturalar; tanıtım ve promosyon ürünleri görselleri veya videoları ve bunlara ilişkin faturalar; fuar katılımına ilişkin deliller; pazar araştırması, kamuoyu araştırması; ticari faaliyete ilişkin bilgilerin kullanım ispatı açısından dikkate alınabilecek deliller oldukları değerlendirilmiştir Bu deliller arasında özellikle faturaların ve sosyal medya kullanımlarının, güçlü delil mahiyetindeki deliller olarak görülmesi gerektiği, kabul edilmelidir. Ancak geçerli bir kullanımdan bahsedilmek için de söz konusu kullanımın bir şekilde Türkiye’de gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu noktada sadece yurtdışında gerçekleşen bir kullanımın, ülkemiz açısından bir anlam ifade etmeyeceği açıktır. Bu hususla ilgili .... sayılı içtihatında; “.. davalının adına tescilli markasını soyut lisans sözleşmesi ile ülke dışında başka bir şirkete vermesi ve yabancı ülkede kullanılmasının Türkiye’de kullanıldığı sonucunu doğurmayacağı, bu nedenle markanın tescil edildiği … tarihten dava tarihine kadar olan 5 yıllık süre içinde amacına uygun olarak kullanıldığının davalı tarafından kanıtlanamadığı..” şeklindeki değerlendirmesi ile kullanımın mutlak surette ülkemiz sınırları içerisinde veyahut doğrudan iç Pazar tüketicisine etki edecek nitelikte olması gerektiği hususunda , Bunun yanı sıra gerçekleştirilen kullanımların da ciddi olması gerektiğine açık bir şekilde kanunda yer verildiği gibi uygulamada da bu hususta görüş birliği bulunmaktadır. “Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; 556 Sayılı KHK'nın 14. maddesine uygun kullanımdan söz edilebilmesi için dava konusu markanın kapsadığı mallar üzerinde ciddi bir kullanım gerçekleştirildiğinin kanıtlanması gerekir. Bu hususta ispat yükü kendisinde olan davalı taraf 1 adet fatura, marka lisans sözleşmesi, bayilik sözleşmesi ve protokollere dayanmış ise de sunulan deliller dava konusu markanın ayran ve meyve suyu emtiası üstünde ciddi bir kullanımı bulunduğuna ilişkin yeterli delil olarak kabul edilemeyeceği gibi, marka lisans sözleşmeleri bakımından da lisans alan tarafından markanın ciddi biçimde kullanıldığının kanıtlanması zorunlu olup bu hususlarda yeterli delil sunulmadığına göre, ayran ve meyve suyu emtiası bakımından da 556 Sayılı KHK'nın 14. maddesi uyarınca iptal kararı verilmesi gerekirken bu ürünlere ilişkin talebin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir” Bu noktada tekrar vurgulamak gerekir ki markanın kullanılması yükümlülüğü tescil kapsamındaki her bir sınıf ve alt sınıf mal ve hizmet için söz konusudur. Dolayısı ile bu noktada esasen birbirine benzer mahiyetteki mal veya hizmetlerin yalnızca bir kısmı yönünden kullanımın bulunuyor olması tek başına yeterli görülmeyecek ve her bir mal/hizmet açısından kullanımın somut olarak ispatlanmış olması gerekecektir. Bu nedenle, marka tescil belgesinde yazılı mal ve hizmetlerle aynı alt grupta olsa bile, hangilerinin kullanıldığı, hangilerinin ise kullanılmadığı tek tek belirlenmelidir . İşbu davanın açılış tarihi 09.01.2024 olup dava tarihinden geriye dönük son 5 yıl içerisindeki kullanımların dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca dava tarihinden önceki son üç ay içerisindeki kullanımların ise SMK m. 26/4 ve Geçici Madde -4 kapsamında dikkate alınması mümkün değildir. Dolayısıyla 09.01.2024 – 09.10.2023 aralığı bu kapsamda kalan aralık olup bunun dışında 09.01.2024 – 09.01.2019 tarih aralığından önceki ve bu tarih aralığından sonraki kullanımlar, davalı markalarının ciddi markasal kullanıma konu edilip edilmediğini ispata elverişli deliller olarak değerlendirilemeyeceği, Davalı tarafça dosya kapsamına sunulan ve davaya konu markaların kullanımını gösterdiği iddia edilen deliller incelendiğinde; faturalardaki ismi geçen ürünlerin müvekkilinin markalarını taşıyan ürünleri olduğunu gösterdiğini iddia ettiği ve tamamı yabancı uzantılı muhtelif web sitelerindeki satış ilan görüntülerinden alınan “......” ürün modellerinin görselleri (ilgili ürünlerin sadece fatura – ürün eşleştirme amaçlı olarak dosyaya kazandırıldığı, görsellerde tarih bilgisinin yer almadığı) www.beymen.com internet sitesinde “... .... ürün kodlarıyla ürün koduyla satış ilanının bulunduğu görülmekle birlikte satış ilan dair hiçbir bilgi yer almamakta, ürün bilgisinin 2024 – İlkbahar/Yaz olarak geçtiği görülmektedir. Yine her bir modelde logosunun yer aldığı, Davalı şirket tarafından ... bedelli fatura ; 06.02.14 tarih ve ,,,, sayılı R.... / ... collection açıklamalı 400 adet ürün içerikli 18543,60 EURO bedelli fatura (bahsi geçen faturaların tamamı kullanmama nedeniyle iptal incelemesinin esas alındığı tarih aralığının dışında kaldığından dikkate alınmadığı) Öncelikle davalı yanın "...." isimli satış bilgilerini gösterir tablonun, delil niteliği itibariyle davalı tarafça resmi kayıtlar ile desteklenmiş nitelikte bir belge olarak görülmesi mümkün olmamıştır. Dolayısıyla 2018- 2023 yılları arasındaki Türkiye pazarına sunulan ürün sayısını gösterdiği iddia edilen tablo dikkate alınmamıştır. Zira format yapısı itibariyle excel uygulaması formatında tutulmuş, başka bir ifadeyle dosyayı hazırlayan kişinin girdiği bilgi ve verilere dayalı düzenlenmiş, hiçbir resmi niteliği olmayan, ticari kayıtlarla desteklenmemiş, tasdiklenmemiş bu nitelikteki bir ekran görüntüsünün varlığı tek başına markasal kullanımı göstermediği, Bununla birlikte davalı tarafça dava dışı .... isimli firmalara kesildiği görülen faturalar incelendiğinde, davalının distribütörü olduğunu iddia ettiği Merko firmasına kestiği faturalardan, inceleme tarihi aralığı itibariyle dikkate alınabilir nitelikte sadece .... sayılı sayılı faturaların mevcut olduğu, bu faturalarda davalı yanın ürün eşleştirmesi yaptığı ve esasen yapılan basit bir araştırma ile davalıya ait “...” markasını taşıyan ayakkabı ürünlerin model isimleri olduğu görülen isimler altında toplamda 1003 adet ayakkabı ürünü içerikli ve yaklaşık 40185 Euro bedelli faturanın mevcut olduğu; .... firmasına ise kesilen faturalardan inceleme tarihi itibariyle dikkate alınması mümkün olan faturalarda toplam 356 adet ürünün yer aldığı, fatura bedellerinin toplamının yaklaşık 23460 EURO bedelli faturanın mevcut olduğu, Öncelikle ..... firmasının bir duty free firması olması, firmanın havalimanlarının genellikle dış hatlar birimlerinde faaliyetlerinin bulunması, bahsi geçen bölümlerdeki işletmeler aracılığıyla ülkemiz tüketicisine de doğrudan ürün sunulduğu gerçeğini ortadan kaldırmamakta olup bu tür satışların sadece “serbest bölge” kullanımı niteliğindeki kullanımlar olarak görülmesi mümkün değildir. Zira havalimanları, yapıları gereği, gerek yolcu olarak gerekse de çalışan görevliler/işçiler olmak üzere günlük olarak onbinlerce tüketicinin yararlandığı alanlardır. Bu yararlanımların ülkemize gelen yabancı turistler/müşteriler tarafından yapılmasının yanı sıra ülkemizden giden yerli ve yabancı müşterilerce de gerçekleştirildiği, dolayısıyla havalimanları içerisindeki bu mağazaların gümrük limanları vb. türdeki serbest bölgeler ile denk görülmemesi gerektiği ve buralardaki satışa konu edilen ürünlerin transit geçişe konu ürünler gibi yorumlanmaması gerektiği düşünülmektedir. Dolayısıyla davalı tarafça..... firmasına yapılan satışların potansiyel olarak ülkemiz tüketicisine hitap eden satışlar olarak değerlendirilmeleri gerekmekle birlikte satışı yapılan ürünlerin tüketiciye sunulup sunulmadığı noktasında dosyada mevcut verinin bulunmadığı, Bununla birlikte yukarıda belirlenen inceleme tarihi itibariyle dikkate alınması mümkün toplam fatura adedi 9 olup toplam 1359 adet ayakkabı ürününün ihtiva etmekte ve yine yaklaşık 63645 EURO bedelli bu faturaların, ürün adedi ve fatura bedelleri gözetildiğinde birim bazlı fiyatının üst segment ürün grubunda yer aldığı, lüks moda – giyim ürünleri arasında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla bu ürünlerin alelade tekstil ürünleri gibi kolay erişilebilir/anlık kararlar ile satın alınabilir ürünler gibi yorumlanmaması gerektiği, bu tür üst segment ürün grubunda yer alan bir marka için mezkur satış tutarı ve adedinin, “ayakkabı” ürünlerindeki yıllara sair, devamlılık arz eden ve ciddi markasal kullanım değerlendirmesi açısından yeterli olacağı, nitekim ulaşılan bu kanaatlerin sadece incelenen faturalar esas alınarak somutlaşmamış olup davalının Türkiye’deki tüketici grubuna doğrudan ulaşır şekilde çeşitli moda dergilerine, internet sitelerinde yer alan tanıtım ve reklamlarının da da esasen davalının logosunun markasal kullanımlarını destekler deliller olduğu, Bununla birlikte davalının ürünlerinin ... internet sitesinde “...... ....” tanıtıcı ismiyle satışa konu edildiğini iddia ettiği, davalı tarafça sunulan deliller incelendiğinde de davalının logosu ile birlikte dava dışı ... firmasına ait logoyu bir arada içerir şekildeki ayakkabı modellerinin tüketiciye sunulduğu, Mezkur kullanım biçimi davalıya ait “...” markasının kullanımı açısından dikkate alınabilir niteliktedir. Zira hem davalı markasını hem dava dışı ....” markasını bilen bir tüketicinin, “Loewe için ...” anlamına gelen bir slogan ile pazarlanan ve yine davalı logosunu içerir kullanımı, davalı tarafa bir ürünün bir ticari ortaklık sonucu özel sürüm şeklinde piyasaya sürülmüş olduğu algısını edineceği aşikardır. .... davalı tarafça sunulan ekran görüntülerinden ibaret bu delillerin hiçbir tarih bilgisi taşımadığı, davalı yanın ....sitesi üzerinden ne zamandan beri tüketiciye tanıtım ve satışının yapıldığını gösterir delillerinin bulunmadığı, aksine ilgili i 2024 yılı İlkbahar – Yaz sezonu ürünleri oldukları bilgisinin ilgili ekran görüntülerinde yer aldığı görüldüğünden.... web sitesindeki bu kullanımlar, mevcut durum itibariyle, dikkate alınması mümkün olmayan kullanımlar olduğu, Sonuç olarak dosyada mevcut deliller çerçevesinde, davalının dava konusu logosunun aktif olarak kullanımını ispatlar yeterli delillerin mevcut olduğu, bu haliyle .... sayılı marka kapsamında 25. Sınıfta yer alan “....” (ayak giysileri) ürünleri açısından markanın kullanıldığı sonucuna varılması gerekeceği, Davalının .... nolu markalarının ise mevcut marka örnekleri ile olan kullanımlarını gösterir delillerin dosyaya sunulmadığı, .... sayılı markanın tescili kapsamında zaten 28. Sınıf malların yer aldığı ve bu mallardaki hiçbir kullanımın ispatlanamadığı, .... sayılı marka açısından ise davalı yanın ürün - fatura eşleştirmesine esas teşkil eden yabancı içerikli muhtelif sitelerden alınan tarihsiz ekran görüntülerinde, davalı markalarının “... running” ibaresi ile tanıtım ve satışlarının yapıldığı görülmekte ise de somut dosya özeline yansıtılan tarihli ve mahkememizce dikkate alınabilir olduğuna kanaat getirilen delillerdeki tüm kullanımların logo ihtiva ettiği, sadece muhtelif internet sitelerindeki ürün tanıtımlarında “... running” şeklindeki tanıtımların, anılan markanın ciddi kullanımı açısından yeterli görülemeyeceği, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; SMK m. 6/9 düzenlemesi uyarınca “Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” Buna göre bir marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirebilmesi için, başvuru anında, markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılmak istenildiğinin ispatlanması gerekmektedir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir. “Kötü niyetin varlığında tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki ilgili tüm faktörlerin değerlendirmeye alınması gerekmektedir. Başvuru sahibinin, başvurusu yapılan markayla karıştırılması olası bir markanın yurtdışında üçüncü bir kişi tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekliliği hususu, tek başına, başvuru sahibinin ilgili hüküm kapsamında, kötü niyetle hareket ettiği sonucuna varılması için yeterli değildir. Doktrinde kabul gören görüşe göre tescilin kötü niyetli olduğu hususu iddia edence ispatlanması gereken bir durum olup bu hususun değerlendirilmesinde önceki markanın özgünlüğü, tanınmışlığı, markanın mizanpajını oluşturan unsurlar, önceki markanın uzun süreli kullanımının veya tescilinin mevcut olup olmadığı gibi unsurlar birbirlerinden bağımsız olarak kötü niyetli tescil edildiği iddia olunan işaretin hangi niyetle tescil başvurusuna konu edildiğinin belirlenmesinde önem teşkil etmektedir. Bununla birlikte sözgelimi tanınmışlık tek başına kötü niyetin tespiti için yeter bir kriter olmadığı gibi tanınmış olmayan bir markanın da sırf haksız yararlanma sağlama amacıyla ve makul bir açıklaması olmadan tescil ettirilmesi de kötü niyetin varlığı için bir delalettir. Dolayısıyla bu gibi hallerde sözcük unsurunun yanı sıra, şekil, logo, harf ve yazım karakteri, renkler gibi unsurların da kopyalanıp kopyalanmadığının tespiti yerinde olacaktır. Somut uyuşmazlıkta davacının, davalı adına tescilli .... sayılı ve ... ibareli markasına ilişkin olarak ileri sürdüğü kötü niyet iddialarının temelini, davalının önceki tarihli markalarını kullanmadığı halde birebir aynı ibare ile ve yine aynı mal sınıflarını kapsayacak şekilde başvuruda bulunarak, kullanım yükümlülüğünü dolandığı ve bu sayede beş yıllık hoşgörü süresini kötüye kullandığı, bu şekilde yapılan başvuruların korunmaması gerektiğini ileri sürmüştür. Dava konusu marka başvurusu, taraflar arasında görülen işbu davadan önce yapılmış bir başvuru olup davalının birebir aynı ibare ile tescilli .... sayılı markasının 28. Sınıf malları kapsadığı, işbu markanın ise 25. Sınıf emtiaları kapsadığı, dolayısıyla davalı yanın önceki ve sonraki markasının sınıfsal bir ortaklık taşımadığı, bunun sonucu olarak ise 2023/068023 sayılı marka tescili ile elde ettiği menfaatin .... sayılı markası kullanmaması nedeniyle ortaya çıkacak hukuki durumdan zaten etkilenmeyeceği, bununla birlikte davalının anılan başvurudan evvel aleyhine ikame edilmiş bir iptal davası bulunmamaktayken, bu şekilde yeni bir başvuruda bulunmasının tek başına bir kötü niyet göstergesi olarak yorumlanması ancak ve ancak anılan markanın ticari pazarda hiçbir şekilde kullanıma konu edilmezken sadece sicildeki pozisyonunu korumak adına yeni başvurulara konu edilmiş olunması halinde yapılabilecek bir yorum olabileceği, bununla birlikte davalının gerçekleştirmiş olduğu başvurunun salt bu nedenle kötü niyetli olarak yorumlanamayacağı, Netice itibariyle, ... sayılı davalı markasının tescili kapsamındaki 28. Sınıfa dahil emtialarda kesintisiz olarak, ciddi biçimde kullandığının yeterli nitelikte, nicelikte, içerikte delil ile ispat edilememiş olduğu, .... sayılı davalı markasının “....” (ayak giysileri) kullanıldığının ispat edilebildiği, Bununla birlikte ... sayılı markanın tescili kapsamındaki “...” (“Oyunlar, oyuncaklar elektronik oyuncaklar hariç; bu sınıfa dahil edilen jimnastik ve spor malzemeleri; .... süsleri; oyun kartları”( emtialarında kesintisiz olarak, ciddi biçimde kullandığının yeterli nitelikte, nicelikte, içerikte delil ile ispat edilememiş olduğu, ....sayılı davalı markasının kullanımlarını gösterir delillerin dosya içerisinde doğrudan yer almadığı, dolayısıyla normal şartlarda anılan markanın kesintisiz olarak, ciddi biçimde kullandığının yeterli nitelikte, nicelikte, içerikte delil ile ispat edilememiş olduğu, Davacının ....sayılı davalı markası yönünden SMK m. 6/9 uyarınca ileri sürdüğü kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı dolayısıyla davacının bu talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, Davaya konu ... sayılı markanın 28. Sınıf mal ve hizmetler bakımından kullanmama nedeniyle iptaline, ....sayılı markanın 25. Sınıf "headgear" baş giysileri, ve 28. Sınıf mal ve hizmetler bakımından kullanmama nedeniyle iptaline, Davaya konu ... sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptaline, Davaya konu....sayılı markaya ilişkin hükümsüzlük talebinin reddine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 304,40.-TL maktu ilam harcının davalı şirketten alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalı şirketin kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %75 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60-TL ilâm harcının tamamının davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 32.050,20.-TL yargılama giderinin %75'inin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Davalı şirketin yapmış olduğu 9.000,00.-TL yargılama giderinin %25'inin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı şirket vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 6.571,50.-TL Gider Avansı :25.478,70.-TL TOPLAM :32.050,20.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/12, K. 2026/344, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-12-e-2026-344-k-8c20a0aad186