İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/190 E. 2025/86 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/190
- Karar No
- 2025/86
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/190 Esas - 2025/86 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/190 KARAR NO : 2025/86
.... DAVA : Marka ... Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 22/04/2024 KARAR TARİHİ : 27/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şahıs tarafından ..... ibareli markanın tescili için başvuruda bulunulduğunu, başvurunun ilanına karşı yaptıkları itirazlarının kısmi olarak Kabul edildiğini ve davaya konu marka başvurusundan bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, anılan karara karşı, müvekkili şirket tarafından .... (...) nezdinde ikinci itirazı gerçekleştirdiklerini, itirazlarının ... tarafından red edildiğini, ..... sayılı ... kararın iptali gerektiğini, müvekkili ..... ....’nin önde gelen şirketlerinden ve öncü bankalarından olduğunu, sayısız reklam yatırımları, sunduğu hizmet çeşitliliği itibariyle her kesim tüketiciye hitap eden, geniş şube ağıyla .....’nin her coğrafi bölgesindeki her kesim tarafından bilinen ve sunduğu hizmetleriyle kalite sembolü haline gelmiş bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin en önemli markalarından olan ... markası altında pek çok kredi/banka kartı hizmeti verdiğini, ... markasının uzun yıllardır yaygın kullanımı sonucu müvekkili ile özdeşmiş olduğunu, ... markasının 5 milyonu aşkın .... kredi kartı sahibinin cüzdanında bulunmasının dahi ülke çapındaki bilinirliğin ve tanınırlığın bir ispatı olduğunu, müvekkiline ait en tanınmış markalardan birinin ... markası olduğunu, .... nezdinde ... marka ile oluşturmuş oldukları seri marka ailesini tescilli olarak koruma altında alındığını, ... markasının uzun yıllardır müvekkili adına tescilli olduğunu ve fiilen yoğun bir şekilde kullanıldığını, müvekkilinin ... markası üzerindeki asıl ve öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkiline ait ... markası ve ülkemizde ulaştığı tanınmışlık düzeyi, kazandığı itibar ve ayırt edicilik ile ... markası altında verilen hizmetlerin kalite ve standartları toplumun büyük çoğunluğunca bilindiğini, üçüncü şahıslarca yapılacak aynı veya benzer ibareli tescil taleplerinin kabulü halinde, müvekkili şirkete ait markaların itibar ve tanınmışlığından faydalanarak haksız kazanç sağlayabileceklerini, dava konusu “www.....com.tr” ibareli marka başvurunun müvekkili adına tescilli “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, bu durumun markaların ilişkilendirilmesine ve birbirleriyle karıştırılmasına neden olacağını, müvekkilinin tanınmış ... markasının dava konusu marka başvurusunda esas unsur olarak yer aldığını, ortalama tüketici tarafından www.....com.tr ibareli markanın, müvekkilinin seri markası olduğu algılanacağını, markaların esas unsurlarının aynı olduğunu, davaya konu marka başvurusunun müvekkili şirkete ait bir domain adresi olarak algılanacağını, davaya konu markaya eklenen ‘com.tr’ ibaresinin markayı farklılaştırmadığını, markaların işitsel ve görsel olarak aynı olduklarını, dava konusu markanın müvekkiline ait markalar ile aynı ve ilintili mal ve hizmetler yönünden tescil edilmek istendiğini, müvekkili markaları ile aynı/benzer sektörde, aynı/benzer hizmetler için kullanılacağını ve tüketicinin anılan markayı da müvekkiline ait bir seri marka olarak algılayacağını, müvekkili şirkete ait “...” ibareli markanın 6/5’nci maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, ....internet sitesinin çok uzun yıllardan beri aktif olarak kullanıldığını, ... markalarının tüketici gözünde bankacılık sektörünün çok ötesinde bir anlam ifade ettiğini, pek çok sınıfta tescilli olduğu gibi tescil edildiği sınıflardan bağımsızlaşmış, tanınmış bir marka haline geldiğini, ... markasının ..... gibi farklı sektörlerde de aktif olarak kullanıldığını, özellikle “... Mil Programı” çerçevesinde kullanıcılar gerçekleştirdikleri alışverişlerinden kazandıkları puanları ile uçak bileti alabilmekte, otel rezervasyonu yaptırabilmekte hatta seyahat sigortası, havalimanı transfer hizmeti satın alabildiklerini, bunlara ek olarak ilgili program kapsamında yer alan seçkin restoran, otel, spor ve spa merkezlerinde indirim ve ayrıcalıklardan faydalandıklarını, müvekkili şirkete ait ... markasının yalnızca bankacılık sektöründe tanınmış bir marka olmayıp pek çok alanda tanınmış olduğunu bu nedenle ... ibaresinin farklı markalarda kullanılmasının karıştırılma ihtimaline yol açacağını, müvekkili şirketin markası ile birebir aynı olan ... ibaresinin tercih edilmesi, iltibas ve haksız rekabete oluşturacağını beyan ederek .... Karar numarası ile verilen red kararının iptali ile davalıya ait .... sayılı ... ibareli markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu markanın kapsamında kalan mal/hizmetler ile davacı markasının kapsamındaki mal/hizmetler açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı markası ile davalı marka başvurusunun farklı mal/hizmetleri kapsadığını, benzer görülen mal/hizmetlerin davacı itirazları sonucunda başvuru kapsamından çıkarıldığını, markalar arasında mal/hizmet ayniyeti ya da benzerliği bulunmadığı için SMK 6/1 hükmünde belirtilen çifte benzerlik şartları sağlanmadığını, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığını, kalan mal ve hizmetler açısından markaların karıştırılması ya da ilişkilendirilmesi mümkün olmadığını, tüketici markaların kaynağının farklı olduğunu algılayacaklarını, davacının SMK 6/4 ve 6/5 maddesi kapsamında sunduğu bilgi ve belgelerin yetersiz olduğunu ve madde kapsamında belirtilen sulandırma hallerinin oluşacağından söz edilemeyeceğini, 6/9 hükmü bağlamında kötü niyete ilişkin iddiaların da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçeleriyle, müvekkilinin davacının markasına zarar vermek ya da haksız menfaat elde etmek gibi bir amacı bulunmadığını, müvekkilinin... sayılı “...”markasının sahibi olduğunu, ortağı olduğu “... ...isimli şirketleri vasıtasıyla uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, şirketin ana faaliyet alanının seyahat ve turizm hizmetleri olduğunu, müvekkilinin ... ... isimli şirketi üzerinden de ... sayılı markasının sahibi olduğunu, müvekkilinin sahibi olduğu markalar dikkate alındığında, davacının markalarından yararlanma, davacının markalarına zarar verme gibi bir düşüncesinin olamayacağını, müvekkili tarafından zaten halihazırda kullanılan ve faaliyette olan markaya ilişkin internet sayfasının marka başvurusunun yapıldığını, müvekkilinin ortağı olduğu şirketlerinin ticaret unvanlarından da anlaşılacağı üzere şirketlerin iştigal alanı seyahat ve turizm hizmetleridir ve başkaca hiçbir alanda faaliyet göstermediğini, ... kelimesinin İngilizce de kanat anlamına geldiğini ve bu yönüyle ne başvuru sahibi ne itiraz sahibi ne de bir başka üçüncü kişi tarafından yaratılmış bir olmadığını, itiraz sahibinin “...” ibaresini kendisinin yarattığına dair iddiasının gerçeklik arz etmediğini, davacı tarafından müvekkiline ait olan ... sayılı ... markasının yayımı esnasında da itirazda bulunduğunu, itirazlarının .... sayılı karar ile reddine karar verildiğini, davacı markaları ile müvekkili markası arasında aynılık, benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ortalama bir tüketicinin taraf markalarının bir biri ile bağlantılı olduğunu düşünmeyeceğini, seri marka olarak algılamayacağını, markaların görsel, işitsel veya kavramsal açıdan herhangi bir aynılık veya benzerliğinin olmadığını, müvekkili markası ile davacı markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin de aynılık veya benzerlik göstermediğini, itiraz konusu marka için daha önce tescili gerçekleşmiş... sayılı “...” markasının ve ... sayılı “... ....” markasının hak sahibi tarafından başvuru yapıldığını, müvekkilinin davacı markalarından haksız bir yarar sağlamadığını ve itibarlarını ve ayırt ediciliğini zedelemediğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu markanın 35. Sınıf (1-4 alt gruplar) / 36 / 37/ 39/ 43.Sınıflarda tescili amacıyla 03.04.2022 tarih ve ....sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, başvurunun .... tarafından incelenmesi sonucunda başvuru kapsamında yer alan “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri. Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” Hizmetleri çıkarılarak kalan hizmetlerin 27.06.2022 tarih ve 388 sayılı bültende ilan edildiği, ilana karşı davacı tarafından karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6’ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle itirazda bulunduğu.... tarihli kararı neticesinde itirazları haklı görmeyerek itiraza konu markanın kapsamından “SINIF KODU : 35 Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.SINIF KODU : 39Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri.Tekne barındırma hizmetleri.Boru hattı ile taşıma hizmetleri.Elektrik dağıtım hizmetleri.Su temin hizmetleri.Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri.Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.SINIF KODU : 43Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.”nin çıkarılmasına, tescil işlemlerinin kalan mal ve hizmetler için devam ettirilmesine karar verilildiği, anılan karara karşı davacı tarafça yeniden itiraz edildiği, davacı itirazlarını inceleyen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 21.02.2024 tarih ve .... sayılı kararı davacı taraf itirazlarının nihai olarak reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; MARKALAR ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. Zira öğreti, kanun ile gösterilen kapsamı da gözeterek, hukuki anlamda karıştırılma ihtimalini markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal yerine bir başka mal alma satın almak durumunda bırakması veya alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı işletmeye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında örgütsel ya da ekonomik bir bağlantının bulunduğu düşüncesine kapılmaları tehlikesi” şeklinde tanımlamaktadır. EMTİALARIN BENZERLİĞİ; Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine veya aynı hedef kitleye hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalar ve kullanım ispatı bakımından yapılan tespitler ışığında dava konusu marka, çekişme konusu emtialar itibariyle aşağıda karşılaştırmalı olarak incelenmiş, 6769 sayılı SMK m.6/1 uyarınca aralarında iltibas ihtimali bulunup bulunmadığı değerlendirilmiştir: Davacının itirazlarına mesnet markaları 09 / 16/ 35 / 36 / 38 / 39 / 41 / 42 / 43 / 44. Sınıflarda tescillidir. Davaya konu marka başvurusu ise 37. Sınıfta yer alan hizmetlerde tescil edilmek istenmektedir. Davacının işlem dosyasına dayanak yaptığı markalarının hiçbiri uyuşmazlık konusu 37. sınıf hizmetleri kapsamadıkları gibi, anılan markalar kapsamında yer alan mal ve hizmet sınıfları ile de 37. sınıf hizmetler açısından benzerlik düzeyinde dahi bir ilişki bulunmamaktadır. Bu anlamda davaya konu hizmetlerin davaya mesnet gösterilen davacının markasının tescil kapsamında yer almadığı birbirleriyle yakından bağlantılı olmadığı, biri diğerinin doğal sonucunu oluşturabilecek ilişkili mallar/hizmetler olmadığı bu mal ve hizmetlerin birbirine gönderme/ hatırlatma/ çağrıştırma yapma yeteneğinin bulunmadığı ve son olarak firmalar arasında bir illiyet bağının kurulamayacağı, çünkü bu mal/hizmetler ve aynı zamanda tüketici algısı dikkate alınarak incelendiğinde; talep edilen ürünün tüketicisi ortalama düzeyde bilgili, ortalama düzeyde özen ve dikkate sahip olan kişilerdir. Ancak, bu kişiler, satın aldıkları ürünlerin sektör bazında farklılaştığının ve bu emtiaların doğasının farklı olduğunun da farkındadır. Bu nedenle de, söz konusu emtiaların her durumda benzer oldukları yönünde bir yaklaşım doğru olmayıp, çekişme konusu mal/hizmetlerin birbirleri yerine ikame edildiğinden, birinin diğerini tamamlama imkânın bulunduğundan bahsedilmesi de mümkün değildir. Taraf markaları bir bütün olarak incelendiğinde, markaların kelime markaları olduğu, dava konusu markanın “www.....com.tr” ibaresinden, davacı markasının da “...” esas unsurlu markalardan oluştuğu, ibaresinden oluştuğu, yapılan araştırma neticesinde taraf markalarının “kanat” anlama geldiği, fonetik ve görsel açıdan aynı olduğu, davalı şirket markasında yer alan “...” ibaresinin davacı şirketin davaya ve tescil aşamasında itiraza mesnet göstermiş olduğu markası ile benzer olduğu kabul edilmiş olmakla birlikte, SMK m. 6/1 kapsamında ileri sürülen itirazlar bakımından, karıştırılma ihtimaline ilişkin koşulların oluşup oluşmadığının öncelikli koşulu taraf markalarının aynı ya da benzer mal veya hizmetleri kapsıyor olmalarıdır. Somut olayda bu kriter meydana gelmemiş olduğundan işaretlerin benzerliği açısından ayrıca bir değerlendirme yapılmaksızın SMK m. 6/1 koşullarının oluşmadığı,
TANINMIŞLIK DÜZEYİ; Davacı tarafından dosyaya kazandırılan deliller incelendiğinde “....” markasının, davacı ile uzun yıllara sari kullanım neticesinde Finansal ve parasal hizmetler ve özellikle “kredi kartı” ürün grubunda bilinir hale geldiği, bu bilinirlik nedeniyle davacı markalarının daha kapsamlı bir korumadan yararlanabileceği ancak, somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasındaki benzemezlik düzeyi göz önüne alındığında, dava konusu markanın davacı markalarının ayırt edici karakterine, tanınırlığına veyahut ticari itibarına zarar verme ihtimali bulunmadığı gibi davalı taraf lehine haksız menfaat sağlaması sonucunu da doğurmayacağı değerlendirilmiş olup bu hususta davacı lehine SMK m. 6/5 kapsamında incelenen tanınmışlık iddiaları çerçevesinde bir koruma sağlanması için aranılan kriterlerin oluşmadığı, KÖTÜNIYET İDDİASI: Davacının, davalının kendi markalarının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak başvuruda bulunduğunu ileri sürmekle birlikte, bunu ispata yönelik herhangi bir delili dosya kapsamına sunmadığı, sunulan delillerin kötü niyetin kabulü için yeterli olmadığı, davalının yedekleme, şantaj, marka ticareti gibi bir niyetle hareket ettiğine dair de delil bulunmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka ile davacı markaları işaretler arasında ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin olduğu ancak, davaya konu marka başvurusunda yer alan emtialar aynı/benzer ya da ilişkili durumun gündeme gelmeyeceği dikkate alındığında taraf markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı, Dosya kapsamında mevcut delillerden de görüleceği üzere davacının “...” markasının sektörel anlamda belirli bir bilinirliğe ulaştığı kanaatine varılabileceği, ancak taraf markalar arasında iltibasın oluşmayacağı dikkate alındığunda somut olay özelinde SMK m. 6/5 koşullarının oluşmayacağı, Dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiği iddiasının ispatlanamadığı, ....sayılı kararının yerinde olduğu, kurum kararının iptali ile hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, Davalının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şahıs kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekili ile davalı şahıs vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.27.02.2025
Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır