İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/184 E. 2025/90 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/184
Karar No
2025/90
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/184 Esas - 2025/90 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/184 KARAR NO : 2025/90

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 19/04/2024 KARAR TARİHİ : 27/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin 1963 yılında İspanya’da kurulduğunu, ülkemizde en çok tercih edilen hazır giyim mağazalarının sahibi olduğunu, müvekkili şirketin “.... markasını ilk kez 1979 yılında İspanya’da tescil ettirdiğini, markanın ... nezdinde ilk kez 1994 yılında tescil edildiğini, “...” markasının .... sayı ile tanınmış marka olarak koruma altına alındığını, müvekkili markasının tanınmış olduğunun pek çok mahkeme kararı ile de tespit ve kabul edildiğini, davalı şahsın ...” ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazların nihai olarak .... sayılı kararı ile reddedildiğini, ret kararının hatalı olduğunu, müvekkili markası ile dava konusu markanın iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, ortalama tüketici nezdinde dava konusu markanın müvekkiline ait seri marka olarak algılanarak karıştırılabileceğini, müvekkilinin “...” markalarının tanınmış ve ayırt ediciliği yüksek markalar olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile aynı ve benzer ürünler üzerinde tescil edildiğini, davalı şahsın marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, SMK 6/6. maddesine dayalı itirazın reddinin hatalı olduğunu, dava konusu kararın SMK 6/3 uyarınca da iptali gerektiğini beyanla; .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka ile davacı markalarının birbirinden tamamen bağımsız markalar olduğunu, tüketicilerin markaları karıştırma ihtimali bulunmadığını, davacının SMK 6/3 maddesine dayalı iddiasının ispatlanamadığını, somut olayda SMK 6/5 maddesi anlamında bir tescil engeli bulunmadığını, dava konusu marka başvurusunun SMK 6/6 maddesine aykırılık teşkil etmeyeceğini, davacının kötü niyet iddiasını destekler bir delil sunulmadığını, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs dilekçeleriyle, sahibi olduğu marka ile davacı markasının iltibas oluşturmadığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığından SMK 6/5 maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığını, marka başvurusunun kötü niyetli olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 03 / 05 / 35. sınıf için tescil talebiyle 20.01.2022 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu 12.04.2022 tarihli 394 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “tanınmışlık”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, davalı şahıs tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davacı şirketin yayıma itirazı ....sayılı karar ile reddedildiği, dava dışı üçüncü şahıs itirazı üzerine marka başvurusu kapsamından 05. Sınıftaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler.Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler.İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. " malların çıkartılmasına karar verildiği, davacı şirket tarafından .... sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Markalar Arasında İlişkilendirilme İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı; Markaların emtia/hizmetlerinin benzer olup olmadığının tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “şekil+....” ibaresinden oluşmakta olup, markada yer alan “şekil” unsuru “Z” ve “G” harflerinin iç içe yazılmış halidir. “... özerk bölgesine bağlı bir il olduğu tespit edilmiştir. “....” ibaresi, yazıldığı gibi okunmaktadır. Davacıya ait markalar ise “..... ...” ibarelerinden oluşan birer kelime markasıdır. Davacıya ait markaların esas unsuru “...” ibaresidir. Zira davacı markalarında yer alan “man, woman, basic, for mum, kids, home, textures” ibareleri, “erkek, kadın, temel, anneler için, çocuklar, ev, dokular” anlamına gelen tali unsurlar olup, markaya ayırt edicilik katmamıştır. "...” ibaresi coğrafi bir yer adı olup, .... bağlı bir ilçedir. Aynı zamanda, davacıya ait tanınmış bir marka olup, sicilde ... sayı ile tanınmış marka olarak kayıtlıdır. Tanınmış olması nedeniyle, ayırt edici niteliği yüksektir. Dava konusu marka başvurusu “...." şeklinde okunmaktadır. Dava konusu markada yer alan “....” harflerinden ibaret figüratif unsur, “...” ibaresinin “...” ve “...” şeklinde iki kelimeden oluştuğu hususuna vurgu yapar nitelikte olup, kelimelerin baş harflerinden oluşmaktadır. “...” ibaresinin, ülkemizde bilinen bir kelime olmaması da, dava konusu markayı gören tüketicinin aklına, daha önceden aşina olduğu davacıya ait tanınmış markayı getirecektir. Zira dava konusu marka başvurusu, davacıya ait markaların esas unsuru olan “...” ibaresini aynen içerdiği gibi, kelimenin başına yerleştirilmiş "..." ibaresi, soldan sağa okunan bir dilde, ilk dikkati çeken unsurdur. Dava konusu markaya, “goza” şeklinde eklenen harfler markaya farklılaşan bir anlam katmamış, markanın ön sesindeki “...” ibaresinin algılanabilirliğini ortadan kaldırmamıştır. Dolayısıyla kelimeler arasında görsel ve işitsel olarak güçlü bir benzerlik bulunmaktadır. Bu bağlamda taraf markaları kavramsal olarak karşılaştırılabilir olmamakla birlikte işitsel ve harf dizilimi olarak benzerlik taşımaktadır. Davacının "..." ibareli markalarını tanımış ve bilen ortalama tüketicinin, davalının "zaragoza" ibareli markasını gördüğünde davacının seri markalarından biri sanacağı ve böylelikle markalar arasında iltibas oluşacağı, Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, markalar arasında kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, somut olay bakımından “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu emtialar, genel olarak kozmetik ve temizleme ürünlerinden oluşmakta olup, hemen her yaştan ve kesimden tüketiciye hitap eden ürünlerdir. Dava konusunu oluşturan ürünler arasında, özel bir tüketici kesimine hitap etmeyen, “parfümeri” gibi ucuzdan pahalıya çeşitli fiyat aralığında olabilen ya da “sabun” gibi nispeten kısa zaman aralığında tercih yapılarak satın alınan, sık tüketilen gündelik ürünler de bulunmaktadır. Dolayısıyla dava konusu emtiaların hitap ettiği tüketici ve alıcı kitlesinin, ilgili emtiaları satın alırken sahip olduğu bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyelerinin ortalama seviyede olduğu, Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan emtianın, davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtialar ile ayniyet taşıdığı, dava konusu marka başvurusunun “... ibareli, kelime ve şekil unsurlarını barındıran karma nitelikte bir marka olduğu, dava konusu markada “....” ibaresi birleşik yazılmışsa da, markada yer alan “....” harflerinden ibaret “şekil” unsurunun “...” ve “...” ibarelerinin baş harflerinden oluştuğu ve kelimeler birleşik yazılmışsa da, bu atıf ile ibarelerin “...” ve “...” olarak algılandığı, “...” ibaresinin davacı markalarının esas unsuru olduğu, bu ibarenin aynı zamanda davacı adına kayıtlı tanınmış marka olduğu, dava konusu marka başvurusunun davacıya ait markayı aynen içerdiği ve okunan ilk unsur olarak markada konumlandırıldığı, var olan farklılıkların ortalama tüketici veya yararlanıcıların büyük çoğunluğu tarafından ilk bakışta veya yararlanma süresi içerisinde algılanmasının mümkün bulunmadığı, “...” kelimesi orijinal bir ibare olmamakla birlikte , dava konusu mal ve hizmetler ile ilişkilendirilebilecek bir ibare olmaması ve tanınmış marka olması nedeniyle ayırt ediciliğinin ve tüketici nezdinde akılda kalıcılığının yüksek olduğu, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Tanınmışlık İddiaları; Davacı şirket, ... kararları sunmuştur. Dava aşamasında ise yine çeşitli kararlar, sosyal medya hesaplarından alınan görüntüler, yurtdışı marka başvuruları, haberler vb. belgeler sunmuştur. Davacının dayanak gösterdiği “...” markası, .... nezdinde .... sayı ile tanınmış marka olarak sicile kayıt edilmiştir. İlgili tanınmış markanın başvuru tarihi, 05.07.2005’tir. Somut olayda, davacıya ait markanın "giyim ve aksesuar” ürünleri bakımından tanınmış marka olduğu ve davacı tarafa ait tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu ve mahkememizce de davacı yana ait “...” ibareli markanın tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluştuğu, dava konusu marka ile davacıya ait markanın benzer olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan “03. Sınıf: Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin, davacıya ait markanın tanınmış olduğu “GİYİM VE AKSESUAR” sektörü ile yakından ilişkili olduğu, birlikte satılan ürünler kategorisinde yer aldığı, bu nedenle, sayılan mal ve hizmetler bakımından, davalıya ait markanın, davacıya ait ..." ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin olduğu, Davacının Gerçek Hak Sahipliğinin Bulunup Bulunmadığı; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır. Davacı tarafın, itiraz aşamasında itiraz dilekçesi ekinde emsal kararlar sunmuşsa da, dava konusu marka başvurusu ....” ibaresini, davanın konusunu oluşturan emtia bakımından kullanıldığına dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı, Somut uyuşmazlıkta davacı tarafın sunduğu delillerden davacı yanın özellikle “... home” markası altında ve .... sitesi üzerinden sabun, oda kokusu, tütsü gibi kişisel kullanıma yönelik olmayan kokuların satışını da yaptığı tespit edilmişse de, işbu ürünler, hali hazırda davacı şirkete ait markalar kapsamında yer alan, tescilli mal ve hizmetlerdir. Somut olayda, tescilsiz bir kullanım söz konusu olmadığından, somut olayda gerçek hak sahipliğine dayalı itiraz koşullarının bulunmadığı, Davacıya Ait Alan Adı ile Dava Konusu Marka Arasında İltibas Tehlikesi Bulunup Bulunmadığı; 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” Bu maddeden anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir. Davacı taraf, www.....com.tr alan adına dayalı üstün hakkının bulunduğunu iddia etmiştir. Alan adları, sahiplerine alan adı üzerinde tasarrufta bulunma ve alan adının bir başkası tarafından alan adı veya başka bir ad veya işaret olarak kullanılmasına engel olma hakları sağlamaktadır. Somut olayda, davacının markasal kullanımlarının hali hazırda markalar ile tescilli koruma kapsamında, tescilsiz bir kullanımın bulunmadığı, www.....com.tr alan adı ve içeriğindeki markasal kullanımlar da, davacının tescilli markaları ile koruma kapsamında olup, tescilsiz bir kullanımın söz konusu olmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan emtianın, davacıya ait markalarda yer alan emtia ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu markanın, davacıya ait marka ile görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait marka arasında tüm mal ve hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, Somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/3 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı, Somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/6 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı, Davacıya ait markanın “giyim ve aksesuar” sektörü bakımından tanınmış marka olduğu ve dava konusu marka kapsamında yer alan “03. Sınıf: Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmünde yer alan şartların oluştuğu sonuç ve kanaatlerine ulaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler bakımından iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen .... gönderilmesine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 10.111,40.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.27.02.2025

Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Bilirkişi Ücreti : 8.000,00.-TL P.P : 1.520,00.-TL TOPLAM :10.111,40.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/184, K. 2025/90, T. 27.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-184-e-2025-90-k-1119c0535c30