İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/175 E. 2024/493 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/175
- Karar No
- 2024/493
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/175 Esas - 2024/493
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/175 KARAR NO : 2024/493
HAKİM :.... KATİP : ....
DAVACI :.... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/03/2024 KARAR TARİHİ : 16/09/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında 07/09/2021 tarihinde davalı şirket yetkilisi ... tarafından ve müvekkili şirket temsilcisi ... huzurunda sözleşme imzalandığını, fuar tarihinin ertelendiğini ve davalının Fuar hususunda bilgilendirildiğini akabinde itirazı olmadığını, .... 'ın gerçekleşmesi ertesinde takibe ve davaya konu faturanın keşide edildiğini, borçlu'nun borcu bulunmadığı gerekçesi ile itiraz ettiğini, davalının sözleşme ile ilgili ödeme yapmadığını ve 223.580,48 TL asıl alacak için itirazın iptalinin talep edildiğini, yurtdışında organize edilen sözleşme konusu fuar organizasyonu ile ilgili tüm edimleri müvekkili tarafından yerine getirildiğini beyan ederek, .... Esas sayılı dosyasından harca esas değer 223.580.48 TL kadar borca ve yetkiye itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşme uyarınca, 09-11/09/2022 tarihleri arasında yapılması planlanan ...'nın ana organizatörün istemi ve ... onayı ile ertelendiğini, söz konusu fuarın 06-08/12/2023 tarihinde gerçekleştiğini ve 223.580,48-TL bedelli faturanın keşide edildiğini, fatura bedelinin tahsili için icra takibi başlatıldığını, yetkiye itiraz ettiklerini ve yetkili mahkemelerin ... Mahkemeleri olduğunu, müvekkil şirketin münferit imza yetkilisi ...'ın sözleşmede imzasının bulunmadığını bu nedenle taraflar arasında akdedilmiş geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını, sözleşmeye konu fuar ile haber görselinde yer alan fuarların birbirleri ile örtüşmediğini, kararlaştırılan tarihlerden iki yıl sonra fuarın yapılmış olması davacı tarafın sözleşme ile borçlandığı edimi ifa etmiş olduğu anlamına gelmediğini, müvekkilinin 11/12/2023 tarihli ve 223.580,48-TL bedelli faturayı 15/12/2023 tarihli iade faturası ile davacıya iade ettiğini borcunun bulunmadığını beyan ederek, öncelikle davanın yetkisizlik nedeni ile reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde haksız davanın reddine, kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava fuar katılım sözleşmesine istinaden davalı tarafın edimini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşme bedelinin istemine yöneliktir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalandığı iddia edilen 07/09/2021 tarihli Fuar Katılım sözleşmesi dayanak gösterilerek söz konusu sözleşme gereğince kesilen faturanın ödenmediği gerekçesi ile davacının davalı aleyhine yapmış olduğu .... Esas sayılı icra takibine davalının itirazının yerinde olup olmadığı, sözleşmenin davacının yetkilisi tarafından imzalanmadığı ve TBK 20 ve 21 inci maddelerinde yer alan genel işlem koşullarına ilişkin hükümler gereği ile sözleşme konusu fuarın ertelenmiş olması nedeniyle geçerli olup olmadığı ve mahkemenin yetkisi noktasında toplanmıştır. Öncelikle davalı tarafça sözleşmenin kabul edilmediği,yetkili temsilci tarafından akdedilmediği bu sebeple geçersiz olduğu hususu öncelikle değerlendirildiğinde; davalı şirketin ticaret sicil kaydına göre münferit imza yetkilisi ... olup,sözleşmeyi ortaklardan ...'ın imza ettiği ,ancak sonrasında taraflar arasında mail yazışmaları olduğu görülmekle sözleşmeye zımnen muvakafat verildiğinin kabul edilmesi gerektiği aksi halin dürüstlük ilkesine aykırılık teşkil edeceği ,sözleşmenin ve yetki şartının kabulü ile Mahkememiz'in yetkili olduğu anlaşılmıştır. Davacı "09-11 Şubat 2022" tarihlerinde düzenlenecek 10. ...'nın organizatörün ve ...'nın onayı ile ertelendiğini ve 06-08 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştiğini davalı tarafın sözleşme bedelinden sorumlu olduğunu iddia etmiş, Davalı taraf ,anılan fuara katılmadıklarını ,zira kararlaştırılan tarihte sözleşmeye konu fuarın yapılmadığını, aradan geçen 2 yıl boyunca sözleşme ile bağlı kalınmasının beklenmeyeceğini bu sebeple davanın reddini istemiştir. Taraflar arasındaki yazışmalardan da görüleceği üzere davalının sözleşmeyi yenilemediğini beyan ettiği bu hali ile sözleşmeden dönme iradesini açıkça ortaya koyduğu görülmüştür. ... 'nün cevabi yazısında fuarın pandemi sebebi ile defaatle ertelendiği anlaşılmıştır. Gerçekleştirilmesi planlanan fuarın Covid-19 Pandemi sebebi ile ertelendiği, davalıya mail yolu ile ertelemenin bildirildiği ve 06-08/12/2023 tarihleri arasında davalıya tahsis yapıldığı ancak davalının katılım sağlamadığı bu hali ile fuarın gerçekleştirildiği ,iptal edilmediği davacı tarafından beyan edilmiştir. Taraflar arasında sözleşme serbestisi ilkesi gereğince akdedilen sözleşmeden kaynaklı edimini davacının ertelemeli olarak yerine getirdiği ancak davalının covid-19 pandemi sebebi ile ertelenen fuara katılım sağlamadığı ve dönme iradesini süreç içerisinde ortaya koyduğu, Her ne kadar davacı yan sözleşmenin 9.maddesi uyarınca fuar katılım tarihinde değişiklik yapma hakkına sahip ise de bu maddenin sözleşmenin ifası -ifa imkansızlığı-mücbir sebepkonuları ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. "Türk Borçlar Kanunu'nun 136. Maddesinin 2. Fırkasında;"Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır." Türk Borçlar Kanunu'nun 177. Maddesinde; "Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür." hükümleribulunmaktadır. ... HGK .... sayılı kararında; Mücbir sebebi şu şekilde tanımlamıştır: "Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcunun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, ön görülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır." ... sayılı kararında; "...tarafların iradelerini etkileyip sözleşmeyi yapmalarına neden olan şartlar daha sonra çok önemli surette, çarpıcı ve öngörülmez bir biçimde adaletsizliğe yol açan olayların gerçekleşmesi ile değişmişse taraflar artık o akitle bağlı tutulamazlar. Değişen bu koşullar karşısında TMK 2. Maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesi zorunluluğu doğar." Dava konusu somut uyuşmazlığın temeli Covid-19 salgını nedeniyle iptal edilen fuar ve bu kapsamda sonradan gerçekleştirilen fuarın katılım bedeli istemidir. Söz konusu küresel salgın sürecinde en çok değerlendirme bulacak ihtimallerden birisi aşırı ifa güçlüğüdür. Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (.... ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyetkaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (.... -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu bağlamda hakim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yaranına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar. Bununla birlikte her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "irade özgürlüğü" "sözleşme serbestisi" ve "sözleşmeye bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai, tali (ikinci derecede) yardımcı nitelikte olup, ancak uyarlama kurumun şartlarının mevcudiyeti halinde anılan kurumun uygulanması gündeme gelebilecektir. 6098 sayılı T.B.K yürürlüğe girmesinden evvel, mevzuatımızdauyarlama kurumuna ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte, taraflar arasındaki sözleşme koşullarının daha sonra önemli ölçüde değişmesi halinde değişen bu koşullar karşısında (.... -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ) ilkesi bağlamında ve M.K. 2. maddesinden de yararlanılmak suretiyle sözleşmenin yeniden düzenlenmesinin mümkün bulunduğuve karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin bozularak "işlem temelinin çökmesi" halinde M.K. 1, 2 ve 4'üncü maddelerinden yararlanılması gerektiğine dair öğreti ve uygulamada yerleşik bir kabul mevcut iken01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın 138 nci maddesi ile bu husus yasal bir düzenlemeye de kavuşturulmuştur. Aşırı ifa güçlüğü başlıklı bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak az yukarıda ifade edildiği üzere"sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup, Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumunborçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlununborcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Bu konuda ... Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 ve .... sayılı ilamına baktığımızda; "Kurulmuş bir sözleşmede sonradan ortaya çıkan bazı olgular nedeniyle değişiklik yapılabilmesi, bugün çağdaş tüm hukuk sistemlerinde kabul edilen, beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramının koşullarının gerçekleşmiş olması hâlinde mümkün görülmektedir. Bu kuramın, borçlunun şartları ne olursa olsun mutlaka akde sadık kalmasını zorunlu gören, bir bakıma artık eskimiş olarak nitelendirilebilecek ahde vefa veya pacta sunt servanda kuramını sınırlamak için konulduğu benimsenmektedir. Beklenmeyen hâl kuramı, şöyle açıklanmaktadır: “Akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse taraflar akitle bağlı olmamalıdır. Buna “clausula rebus sicstantibus” (beklenmeyen hâl şartı) denmektedir. Bu görüş öğretide “emprevizyon teorisi” adıyla anılmaktadır. Öğretide, sözleşmenin, yapıldığı andaki durumun değişmeyeceği şeklindeki bir zımni kabul ile yapıldığı, aynen uygulanmasının taraflarca bu zımni şarta bağlı tutulduğu varsayılmaktadır (....). Akitlerin ifasını şartların değişmemesine bağlayan fikir (clasula rebus sic stantibus) gerçeğe tam olarak uygun değilse de, ahde vefa prensibine kesin ve sıkı sıkıya bağlılığında her zaman adil olmadığı görülmektedir. Bugün İsviçre-Türk hukukunda çoğunlukla dayanılan esas, uyuşmazlıklara dürüstlük kuralı uyarınca çözüm bulunmasıdır (....). Anlaşılacağı üzere hukukumuzda ahde vefa ilkesinin geçerli olduğu ancak bir kısım özel şartların bir araya gelmesi halinde TBK'nun 138. maddesi çerçevesinde sözleşmeyle bağlılık ilkesinin ihmal edilebileceği açıktır. Taraflar arasındaki sözleşmeyi etkiler şekilde dünya genelinde ortaya çıkan COVİD-19 pandemisi ve bu bağlamda yasa koyucu tarafından alınan önlemler ve bu minvalde yapılan düzenlemelerin sosyal hayat ve doğal sonucu olarak iş hayatına etkileri hukuken meşhur ve maruf vakıalardandır. Bu vakıaların taraflar arasındaki davaya konu olan hizmet ilişkisine etkilerinin yukarıda özetlenen hukukun genel ilkeleri ve yasal düzenlemeler ışığında açılmış bulunan davada mahkemece değerlendirileceği açıktır. Ancak, söz konusu uyuşmazlığın değerlendirileceği yargılama sürecinde yine yukarıda izahı yapılan sözleşmeye bağlılık (....) ve sözleşme serbestliği ilkeleri ilebeklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir..... TARİHİ: 17/12/2021 Taraflar arasında fuar katılım sözleşmesi akdedildiği ve belirlenen zamanda küresel salgın sebebi ile yapılamadığı,davalının ..... fuar ve kongre merkezinde davacıya tahsis yapmış ise de ,davacıdan bu fuara katılım sağlamasının beklenemeyeceği açıktır.Bu itibarla işlem temelinin çökmesi kavramının uygulanabilmesi için, sonradan meydana gelen değişikliklerin önceden teşhis ve tahmin edilememiş olması şartının, bir başka deyişleöngörülemeyen dış bir olayın meydana gelmesi olgusunun gerçekleştiği ve borçludan kaynaklanmamış olduğu, bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olduğu, dolayısıyla işlem temelinin çöktüğü, ayrıca sözleşmenin aynı koşullarla ifası mümkün bulunmadığına göre, ilk erteleme tarihi davalı tarafça kabul edilmiş ve dava tarihi itibari ile fuar yapılmış ise de; ,ertelemenin davalı tarafça kabul edilmediği ,kaldı ki kabul etmesinin de davalıyı sözleşmeyle bağlı tutmanın mümkün ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede davacı yana fuar tarihini değiştirme/yeniden düzenlenme imkanı sağlanmış ise de,mevcut durum şartları değerlendirildiğinde küresel salgın sebebi ile beklenmeyen hal kavramının gerçekleştiği ve de davacının ediminin aşırı ifa güçlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği bu hali ile davalının sözleşmeden dönme talebinin yerinde olduğu, her ne kadar imkansızlık geçici nitelikte olup, kural olarak borcu sona ermesine neden olmaz ise de,ifanın muayyen bir zamanda yapılacak olması veya ifa zamanının davalı için önem taşıdığı hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurduğu kabul edilmeli alacaklı taraf aksi hale mahkum edilmemelidir.Nitekim bu yönde içtihatlar mevcuttur. (.... ) Bu sebeple davacının sözleşme bedelinin tahsili talebi yerinde olmadığından ve de şartları oluşmadığından ,davalının kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : 1-Davanın Reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından Reddine, 3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 427,60-TL olduğundan, peşin alınan 2.641,58-TL'den mahsubu ile bakiye 2.213,98-TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 3-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 35.537,07-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/09/2024
Katip .... Hakim .... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır