Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/866 E. 2024/1438 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/866
Karar No
2024/1438
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 14. HUKUK DAİRESİ T.C B U R S A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2022 NUMARASI : DAVACI : DAVALI : TASFİYE MEMURU : ... - ...

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 24/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2024 Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin daha önceleri unvanı ... A.Ş ve ... İşletmeleri A.Ş. olan davalı ile 05/02/2016 tarihli sözleşme yaparak davalının...'te bulunan... sahasına 80 cm. çapında jetgrout kolonları ile zemin iyileştirmesi ve gerekli forekazık ve iksa işlerinin yapılması konusunda anlaştıklarını, sözleşmenin 11.maddesi gereği müvekkilince davalıya çeşitli defalar süresi uzatılan 27/10/2017 tarih ve 9410001990 no'lu 150.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, anılan iş müvekkilimce Mart 2017 tarihinde tamamlanmış olmasına rağmen davalı tarafça 2016 yılında yapılan işlerin geçici ve kesin kabullerinin yapıldığını, ancak 2017 yılında şubat sonuna kadar yapılan işin geçici ve kesin kabullerinin taleplerine rağmen sözleşmeye aykırı olarak yerine getirilmediğini, davalıya bu konuda 28/02/2019 tarihli iadeli taahhütlü mektup ile ihtarda bulunulup geçici ve kesin kabullerin yapılması ve teminat mektubunun iadesi ile bakiye cari hesap alacaklarının ödenmesi talep edilmiş ise de davalının kabulleri yapmadığını ve teminat mektubunu da iade etmediğini, son olarak davalının 22/05/2019 tarihindeki talebi ile müvekkilince verilen teminat mektubunu hukuka ve sözleşmeye aykırı olarak paraya çevirdiğini, haklı hiç bir sebebe dayanmayan bu işlem nedeni ile müvekkilinin zarara uğradığını, ayrıca 19.639,31 TL cari hesap bakiyesi alacaklarının da halen ödenmediğini ileri sürerek teminat mektubunun sözleşmeye ve hukuka aykırı olarak paraya çevrilmesi nedeni ile oluşan 150.000,00 TL zararlarının teminat mektubunun paraya çevrildiği 22/05/2019 tarihinden itibaren bankaca müvekkillerinden talep edilen faiz oranı olan aylık %2,25 üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 19.639,31 TL. cari hesap alacağının ihtar tarihi olan 28/02/2109 tarihinden itibaren işleyecek avans reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirket gibi... Şirketler Topluluğu bünyesinde bulunan... A.Ş.’nin terminali tesislerinde yapılmakta olan liman yatırımı kapsamında .... ile zemin iyileştirmesi ve gerekli fore kazık ve iksa işlerinin yapılması amacıyla önce ... Mühendislik A.Ş. ile anlaşma sağladığını ve bu şirket ile 2011, 2012 tarihli sözleşmeler imzalandığını, sonrasında ... firmasının maddi sıkıntılar yaşaması ve iflas etmesi sonucunda ....'te bulunan kişiler veya akrabaları tarafından ...İnşaat San. Ve Ticaret Ltd. Şti.’nin kurulduğunu ve işlerin bu şirket üzerinden devam ettiğini, ... firması ile akdedilen 2012, 2013, 2014 ve 2015 tarihli sözleşmelerle müvekkil şirket bünyesindeki aynı işin bu firmaya yaptırılmaya devam edildiğini, sonrasında ... firmasının mali sıkıntılar yaşaması nedeniyle ..'in YK üyesi...'nun eşi ...ve ... YK üyesi ...'nun akrabası .... tarafından davacı şirketin kurulduğunu ve 2011 yılından itibaren yaptırılan işin davacı şirkete yaptırılmaya devam edildiğini, ...Gübre ile davacı arasında 05/02/2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sonrasında ...’nin kısmi bölünme kararı aldığını ve bahsi geçen liman ... A.Ş.’de kalmış olup davacı şirketin bu kez ... ile çalışmaya devam ettiğini ve... lehine teminat mektubu verdiğini, daha sonra ise dava dışı Yılfert şirketinin müvekkili şirket ile birleşmesi neticesinde, birleşme sonucu sözleşmeler ve sözleşmelerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin de müvekkiline devredildiğini, bu gelişmeler yaşanırken davacı şirket ile çok yakından organik bağ içerisinde olan sahipleri birbirlerinin akrabası olan, YK üyesi aynı kişi olan Astral ve Geoteknik isimli şirketlerin personelleri tarafından meydana gelen iş kazaları nedeniyle asıl işveren sıfatıyla müvekkili şirkete davalar açıldığını, davacısı ...olan İstanbul 7.İş Mahkemesi'nin ...E ve ... K. Sayılı dosyası ile görülmüş olup işbu dava tarafları aleyhine verilen karar nedeniyle temyiz edildiğini, tehiri icra kararı alınabilmesi için teminat yatırıldığını, davacısı .... olan Bursa 9.İş Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının ise halen derdest olduğunu, bu esnada davacı şirketin de önceki şirketlerde olduğu gibi birden bire mali zorluklar yaşamaya başladığını ve gönüllü tasfiye sürecine girdiğini, tasfiye sürecinde teminat mektubunun süresinin dolması nedeniyle 22/05/2019 tarihinde söz konusu teminat mektubunun 1 yıl daha uzatılması aksi takdirde teminat mektubunun paraya çevrilmesi taraflarınca talep edilmişse de, davacı tarafça teminat mektubunun uzatılmaması nedeniyle mektubun paraya çevrildiğini, teminat mektubunun paraya çevrilmesinin ve hak edişin tutulmasının hem şirketler hukuku bakımından, hem de sözleşme gereğince hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, zira davacı şirket ile bahsi geçen diğer şirketler arasında yoğun bir organik bağ bulunduğunu, şöyle ki, bilindiği üzere bazı ticari şirketler alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla borçlu şirketleri tasfiye edip yenisini kurmakta ve böylece alacaklıların alacaklarına kavuşmasını engellemeye çalışmakta olduklarını, bu şirketler arasında organik bağın var olması halinde ise şirketlerin birbirlerinin alacaklarından sorumlu olduklarını, Yargıtay’ın organik bağın tespiti için aradığı kriterlerin davacı ve diğer şirketler yönünden mevcut olduğunu, şirket ortaklarının ve yetkililerinin aynı kişiler veya akrabaları olduğunu, bir düzen içerisinde kurulan şirketlerde hep aynı işin yapıldığını, şirket yetkililerinin genelde aynı kişiler olduğunu, şirketin çalışanlarının o şirketten bu şirkete kaydedildiğini ve hep aynı yerde aynı işte çalışmaya devam ettiklerini, davacı şirketin avukatı ile ...şirketlerinin davalarında temsil eden avukatların dahi aynı olduğunu, davacı şirketin avukatlarından birinin ise Geoteknik şirketinde imza yetkilisi olduğunu, her üç şirketin çalışanlarının SGK’dan sorularak tespiti gerektiğini, imzalanan sözleşmelerin bile bire bir aynı olduğunu, üç şirketçe verilen teminat mektuplarında hep aynı hesabın garantör olduğunu, şirketler birbirinin devamı niteliğinde olup maddi olarak sıkıntı yaşadıkça tasfiye sürecine girmekte, sonrasında önceki şirketteki kişilerin akrabaları veya kendilerinin katılımıyla yeni şirketler kurulmakta olduğunu, ... isimli şirketlerin eylemleri nedeniyle açılan davalarda teminat mektubunun borcunu çok aşan teminatlar yatırılmak durumunda kalındığını, davacı şirketin tasfiye sürecine girmesi ve teminat mektubunu yenileyememesi nedeniyle müvekkilinin bahsi geçen davalar sebebiyle zarara uğrayacağının ve sonradan davacı taraftan alacağını tahsil edemeyeceğinin açık olduğunu, davacı sözleşmeler gereğince müvekkilinin işbu davalardan kaynaklanan tüm zararını tazminle mükellef olup, teminat mektubunun paraya çevrilmesiyle ve hak edişin tutulmasıyla esasında sadece bir takas işlemi yapılmış olduğunu, her üç şirketle imzalanan sözleşmelerin 4. ve 14.maddeleri incelendiğinde müvekkil şirketin söz konusu teminat mektubunu paraya çevirmesinin ve davacının hak edişini tutmasının sözleşmelerin gereği olduğunun da görüleceğini, davacı tarafından verilen taahhütname ile müvekkili ... Holding ve bünyesinde bulunan diğer şirketlerle çalışmayı taahhüt edildiğini, davacı şirket dava dışı... isimli şirketlerle yoğun bir organik bağ içinde olmakla, davacı ile söz konusu şirketler arasında devamlılık olduğunu, Yargıtay kararları ışığında davacı şirketin ORGANİK BAĞ içinde olduğu diğer şirketlerin borçlarından sorumlu olduğunu ve TÜZEL KİŞİLİK PERDESİNİN KALDIRILMASI gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasında akdedilen 05/02/2016 tarihli sözleşmenin konusunun, davalının ...'te bulunan liman sahasına 80 cm çapında jet grout kolonları ile zemin iyileştirmesi ve gerekli farekazık ve iksa işlemlerinin yapılması olduğu, davalıya verilen 27/10/2017 tarih ve 150.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davalı tarafından 22/05/2019 tarihinde paraya çevrildiği, SMMM bilirkişi tarafından yapılan incelemede 19.639,01 TL cari hesap alacağı tespit edildiği, davacı firma ile dava dışı ...Müh. A.Ş. ve ...İnş. A.Ş.’nin ayrı tüzel kişiliklere sahip şirketler oldukları, şirketlerin ortaklarının da farklılık arzetmekte olduğu, İstanbul 7. İş Mahkemesinin ... K. Sayılı ilamı ve Bursa 9. İş Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyalarının ... isimli şirketlerin personelleri tarafından meydana gelen iş kazaları neticesinde davalı şirkete açılmış davalar olduğu, 2016/106 E. Sayılı dosyada henüz yapılmış bir ödeme dahi bulunmadığı, davacının 19.639,31 TL cari hesap alacağı ve sözleşmeye aykırı paraya çevrilen 150.000,00 TL bedelli teminat mektubundan kaynaklı alacağı olmak üzere toplam 169.639,31 TL alacağı olduğu gerekçesiyle davanın KABULÜ ile; 169.639,31 TL'nin ( 150.000,00 TL'sinin 22/05/2019 tarihinden, 16.639,31 TL'sini 28/02/2019 ) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, 15/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda açıkça müvekkili şirketin organik bağ savunması değerlendirilerek davacı ve diğer şirketlerin faaliyet konularının da benzer olduğu nazara alınarak her üç şirket arasında organik bağ olduğu konusunda kuvvetli emareler olduğunun tespit edildiğini, her üç şirketçe imzalanan sözleşmelerin ve yapılan işin aynı olduğunu, cevap dilekçesinde bu şirketler arasında Yargıtay’ın aradığı organik bağ kriterlerinin yoğun şekilde bulunduğunun açıklanmış olduğunu, , şirket ortaklarının ve yetkililerinin aynı kişiler veya akrabaları olduğunu, bir düzen içerisinde kurulan şirketlerde hep aynı işin yapıldığını, şirket yetkililerinin genelde aynı kişiler olduğunu, şirketin çalışanlarının o şirketten bu şirkete kaydedildiğini ve hep aynı yerde aynı işte çalışmaya devam ettiklerini, davacı şirketin avukatı ile .... şirketlerinin davalarında temsil eden avukatların dahi aynı olduğunu, davacı şirketin avukatlarından birinin ise ...şirketinde imza yetkilisi olduğunu, her üç şirketin çalışanlarının SGK’dan sorularak tespiti gerektiğini, ancak mahkemece sorulmadığını, imzalanan sözleşmelerin bile bire bir aynı olduğunu, üç şirketçe verilen teminat mektuplarında hep aynı hesabın garantör olduğunu, bu hususların şirketlerin ticaret sicil kayıtları geldiğinde daha net bir şekilde görülebileceğini, davacı şirket ile çok yakından organik bağ içerisinde ... isimli şirketlerin personelleri tarafından meydana gelen iş kazaları nedeniyle asıl işveren sıfatıyla müvekkili şirkete davalar açıldığını, davacısı Mesut Genç olan İstanbul 7.İş Mahkemesi'nin... E ve .... K. Sayılı dosyası ile görülmüş olup işbu dava tarafları aleyhine verilen karar nedeniyle temyiz edildiğini, tehiri icra kararı alınabilmesi için teminat yatırıldığını, davacısı ... olan Bursa 9.İş Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının ise halen derdest olduğunu, müvekkilinin bu davalarda uğrayacağı zararın teminat mektubu bedelinin çok üzerinde olduğunu, her üç şirketle imzalanan sözleşmelerin 4. ve 14.maddeleri incelendiğinde müvekkil şirketin söz konusu teminat mektubunu paraya çevirmesinin ve davacının hak edişini tutmasının sözleşmelerin gereği olduğunun da görüleceğini, davacı tarafından verilen taahhütname ile müvekkili Yıldırım Holding ve bünyesinde bulunan diğer şirketlerle çalışmayı taahhüt edildiğini, davacı şirket dava dışı Geoteknik ve Astral isimli şirketlerle yoğun bir organik bağ içinde olmakla, davacı ile söz konusu şirketler arasında devamlılık olduğunu, Yargıtay kararları ışığında davacı şirketin organik bağ içinde olduğu diğer şirketlerin borçlarından sorumlu olduğunu ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmesi uyarınca verilen ve haksız olarak paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi ve cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davalı, teminat mektubunun davalının organik bağ içinde olduğu dava dışı şirketlerin borçları nedeniyle paraya çevrildiğini ve hakedişin ödenmediğini, bu şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini savunmuş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. “Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden bir tanesi alacak haklarının nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Kural olarak borç ilişkinin dışında bir başka gerçek ya da tüzel kişiye karşı borç ilişkisinden doğan alacak hakkı ileri sürülemez. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunu yaratmaktadır. Tüzel kişi ile ortakları arasında malvarlığı ile sorumluluk ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları sorumlu tutma imkanı getirilmiştir. Teorinin amacı, hakkaniyet gerektirdiği zaman tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılmasının önlenmesidir. Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir. Tüzel kişiliğin varlığı asıl olup borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı bu borçtan dolayı yönelinemeyecektir. Ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilecektir. Uygulamada ve doktrinde tüzel kişi ile ortaklarının alanlarının ve malvarlığının birbirine karışması halinde, aynı şirketler topluluğu içinde yer alan kardeş şirketler arasında koşulların varlığı halinde ve çok istisnai hallerde Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği de kabul edilmektedir. Perdenin kaldırılması müessesinde olduğu gibi hukuki dayanağı TMK m. 2 hükmünde öngörülen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmaması olan organik bağın tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile benzer yönleri bulunmasına rağmen farklı bir kavramdır. Şöyle ki; perdenin kaldırılması teorisi, şirket borçlarından dolayı ortaklarının sorumluluğuna ya da ortakların borçlarından dolayı şirketin sorumluluğuna veyahut da şirketler topluluğunda ana-yavru şirket sorumluluğuna gidilmesi imkanını alacaklılara verirken, organik bağ, bir tüzelkişinin borcundan dolayı başka bir tüzel kişinin sorumluluğuna gitme imkanı tanımaktadır. Yine, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasında iktisadi bütünlük şartı aranırken, organik bağın uygulanması için bu şart aranmaz. Bunlardan başka, perdenin kaldırılması için mal varlıklarının karışması ile sermaye yetersizliği gibi şartlarda gerekli iken organik bağ uygulamasında bu şartlarda aranmamaktadır. Organik bağ uygulamasında, borçlunun diğer tüzel kişiliği alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla kullanma niyeti yeterlidir. Sonuç da, perdenin kaldırılması teorisinde şirket borcundan ortakların sorumlu tutulması söz konusu iken, organik bağ uygulamasında tasarrufun ya da diğer hukuki işlemlerin iptali, istihkak gibi farklı sonuçlara da ulaşılmaktadır. Farklı tüzel kişilerin sorumluluğuna gidilmesine ve dolayısıyla bir tüzel kişinin alacaklarının takip edilmesinde asıl borçlu şirket ile birlikte onunla belirli bir düzeyde hukuki ilişkiye ve bağa sahip başka şirkete veya şirketlerinde sorumluluğuna gidilebilmesi imkanını alacaklıya veren organik bağın varlığı için ayrı tüzel kişiler arasında belirli bir iktisadi ve ticari bağımlılığın, kader birliğinin veya birlikte hareket olgusunun ya da başka bir özdeşliğin bulunması gereklidir. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde özellikle belirtmek gerekir ki; “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” ana kuralın istisnası olarak ancak belirli ve sınırlı durumlarda “sakınılarak” uygulanması gereken bir yoldur.” (Yargıtay 6 HD 21/02/2023 tarih 2022/1759 E. 2023/670 K. sayılı emsal kararı) Somut olayda, davalı, dava dışı ... Tic. Ltdi Şti. ve davacı şirketin, birbirlerinin devamı niteliğinde olduklarını, maddi olarak sıkıntı yaşadıkça tasfiye sürecine girmekte, sonrasında önceki şirketteki kişilerin akrabaları veya kendilerinin katılımıyla yeni şirketler kurulmakta olduğunu, amacın alacaklılardan mal kaçırmak olduğunu, her üç şirketle de birbirini takip eden yıllarda aynı hükümleri içeren sözleşmelerin akdedildiğini, dava ...A.Ş. ve ... Tic. Ltd. Şti. ile kendileri aleyhine açılan iş kazalarına bağlı tazminat davalarından birinin aleyhlerine sonuçlandığını, diğerinin derdest olduğunu, bu şirketlerle akdedilen sözleşme hükümleri gereği tazminat bedelinden bu şirketlerin sorumlu olduğunu, dolayısıyla organik bağ nedeniyle davacının da sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece şirketlerin ortaklık yapılarının ve faaliyet alanlarının incelenmesine yönelik olarak da bilirkişi raporu alınmış ve raporda hukuki nitelendirme hakime ait olmakla birlikte şirketler arasındaki bağlantılara ilişkin tespitler yapılmıştır. Bu durumda mahkemece öncelikle organik bağ iddiasına konu her üç şirketin kuruluşundan bu yana ticaret sicil kayıtları getirtilerek, gerekli görülmesi halinde şirketlerin çalışanlarının kayıtlarının SGK’dan getirtilerek ve şirketlerin ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davalının bu savunmasının(şirketlerin ortakları veya yetkilileri arasında aynı olan veya akraba olan olup olmadığı, şirketlerin adreslerinin ve işletme konularının aynı olup olmadığı, bir şirketin çalışanlarının ara vermeksizin diğer şirkete geçip geçmediği, şirketler arası para akışı olup olmadığı, bir şirketin içinin boşaltılıp diğer şirkete aktarılmasının söz konusu olup olmadığı, şirketler arası hisse devirleri olup olmadığı hususlarının) değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz de olsa bilirkişi raporundaki tespitlere ilişkin dahi herhangi bir değerlendirmede bulunulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gibi, davalının dava tarihi itibariyle söz konusu şirketlerden muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı yönünden davalı ile söz konusu şirketler arasındaki davalı tarafça dayanılan sözleşme hükümleri de irdelenerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta da eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a/6 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2022 tarih, ... sayılı kararının KALDIRILMASINA, Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince idesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere 24/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/866, K. 2024/1438, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-866-e-2024-1438-k-182b8ef72962