İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/139 E. 2025/138 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/139
Karar No
2025/138
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/139 Esas - 2025/138

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/139 KARAR NO : 2025/138

DAVA : Marka .... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 22/03/2024 KARAR TARİHİ : 21/04/2025 Yazım Tarihi: 13/05/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının “...” esas unsurlu ....sayılı markalarına dayalı olarak davalı firmanın tescil ettirmek istediği “...” ibareli ve ... sayılı markasına karşı dosyaladığı itirazların diğer davalı ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının “...”li markalarını uzun zamandan beri ve aralıksız olarak tescil edildiği alüminyum folyolar, sentetik malzemeden gıda ambalajı, çöp torbaları, buzdolabı torbalarında kullanmakta olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, zira markaların esas unsurunun birebir aynı “...” ibaresi olduğunu, ayrıca taraf markalarının aynı/benzer emtialarda kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali olduğunun kabulünün gerektiğini, dava konusu markanın davacının “...”li marka serisinin bir devamı izlenimi bıraktığını, davacının “...”li markalarına dayalı olarak aynı ibareyi ihtiva eden dava dışı üçüncü kişilerin marka başvurularına karşı dosyaladığı itirazların ... tarafından kabul edilegeldiğini, somut uyuşmazlığa konu ... kararının bu emsal kararlarla da çeliştiğini ileri sürerek, ... ...’nın 01.03.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan farklı olduğunu, taraf markalarında ortak olarak geçen ve Türkçe’de “yeşil” anlamına gelen “...” ibaresinin bir renk adı olması itibariyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, ayrıca davalının markasındaki logo da gözetildiğinde taraf markalarının bütüncül açıdan bıraktıkları izlenimin de farklı olduğunu, davalının markasında “g” harfinin açma kapama tuşlarında kullanılan uluslararası bir simgeden esinlenerek tasarlanmış olduğunu, yenilenebilir enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren davalının “yeşil enerji” ve “güç” simgesini kullanmış olmasının tesadüf olmadığını, kelimenin geri kalan kısmındaki “...” ibaresinin de davalı tarafından “yenilenebilir” anlamına gelen “...” ve “mühendislik” anlamına gelen “...” ibarelerinin ilk hecelerinden esinlenerek kullanılmış olduğunu, bu hecelerin farklı renklerde yazılmış olmasının da bu ayırıma dikkat çekmek için yapıldığını, zaten de davalının markasının esas unsurunun davacının iddialarının aksine “...” ibaresi değil “...” ibaresi olduğunu, bu kelimenin de “yeşile dön” anlamını çağrıştırdığını, ayrıca davacının dava dışı bir firmanın “... ... + ...” markası ile ilgili olarak yargıya taşıdığı uyuşmazlıkta .... ’nin kararı üzerine .... ’nin 26.06.2023 tarihinde vermiş olduğu .... sayılı kararda “...” ibaresinin markasal hüviyette zayıflığı ve davacının bu ibareye kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandırmadığı hususları vurgulanarak davacının iddialarının reddine karar verildiğini, bu kararın somut uyuşmazlık yönünden emsal nitelikte olduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın marka başvurusunun SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli yapıldığı iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in itiraz hakkında nihai olarak verdiği ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 04/03/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 22/03/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “......Yapılan incelemede, ihtilaf konusu markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin "çevre dostu ürünler" için kullanıldığı bu nedenle tanımlayıcı niteliği nedeniyle ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu dikkate alındığında, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İtiraz sahibinin kötü niyet gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından haklı bulunmamıştır. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.” ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... +... (...) ... ... ( ve diğerleri)

11/03/2025 tarihli Bilirkişi heyet Raporunda ÖZETLE;"1)Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı, 2)Davacının muhtelif markaları özelinde, davalının markasının kapsamına giren 09, 35 ila 42. Sınıflardaki emtialar açısından somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/ türdeşliği şartının gerçekleştiği, 04, 07, 12, 37, 39 ve 42. Sınıflara giren emtialar yönünden ise bu şartın gerçekleşmemiş olduğu, 3)Dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtiaların hitap ettiği tüketici/alıcı kesiminin, bu emtiaları satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı, 4)(1) ve (3) nolu bentte yer alan değerlendirmelerden dolayı, (2) nolu bentteki (kısmi) tespite rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, 5)Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 6)Dava konusu edilen 01.03.2024 tarihli ve ... sayılı ... Kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu, 7)Davacının hükümsüzlük talebinin, bu değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı, " şeklinde özetlenmiştir. Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ... +..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " , " ... "ve diğer ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ... +..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ...", " ... "ve diğer ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " , " ... "ve diğer tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... +..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.21/04/2025

Katip .... Hakim .... E imzalıdır E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/139, K. 2025/138, T. 21.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-139-e-2025-138-k-61a9243b282e