İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/146 E. 2025/113 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/146
Karar No
2025/113
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/146 Esas - 2025/113

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/146 KARAR NO : 2025/113

DAVA : Marka ... kararı iptali DAVA TARİHİ : 27/03/2024 KARAR TARİHİ : 07/04/2025 Yazıldığı Tarih : 30/04/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili ...., Pazar payında dünyanın üçüncü en büyük tütün üreticisi konumunda olan .....’in (“...”) uluslararası operasyonlarını yürüten grup şirketi olduğunu, tütün ürünleri sektöründe faaliyet göstermekde olup, alanında lider bir firma olarak Türkiye’de ..., ve .... gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilin “...” markaları dünya çapında tanınmakta olup, markayı ilk ortaya çıkartan ... tarafından ilgili karışım1785 yılında karıştırılmış ve o zamandan günümüze kadar “...” markalı tütün ürünleri tüketiciler nezdinde önemini koruduğunu, günümüzde İngiltere başta gelmek üzere “...” markalı tütün ürünleri uluslararası piyasada tanınan ve sevilen bir marka olduğunu, karıştırılma ihtimalinin ve kötü niyetin değerlendirilmesinde en önemli faktörlerden olan tüketici algısı, piyasada bilinme ve genel tanımıyla tanınmışlık olguları işbu uyuşmazlık bakımından da elzem nitelikte olup; müvekkilin “...” esas unsurlu ...” markalarının 50 yılı aşkın süredir uluslararası olarak tescilli olduğu, 35 ayrı ülke ve yetki alanında başvuru ve tescili olduğu, 70’e yakın markası bulunduğu olguları dikkate alındığında “...” (“...” şeklinde okunmaktadır) markasının tüketiciler nezdinde karıştırılmaya yol açacağı ve kötü niyetli olarak başvuruya konu edildiğinin aşikar olduğunu, söz konusu markanın adeta müvekkilin bir seri markasıymış ya da müvekkilin markasına kasten benzer tutulan bir kopyasıymış gibi algılanacağını, müvekkile ait marka da “...” ibaresinden oluştuğunu, “...” ibaresinin “eski/bilindik/tarihi” gibi anlamlara geldiği ve “...” ibaresinin köklülük, geleneksel nitelik gibi vasıfları vurgulayan ve ikincil nitelikte bir ibare olduğu düşünüldüğünde, müvekkile ait tanınmış markanın esas unsurunun “...” olduğunu, “...” ve “...” ibareleri arasında çok yüksek bir benzerlik olduğu, markaların ilk harf dışında tümüyle aynı olduğu, hece sayısı ve ilk harf dışındaki bütün sesler ve harflerin markalarda tam olarak ortak olduğunu, karara itiraza konu “...” (“....” olarak telaffuz edilmektedir) markası “...” (“hol”- “born” olarak telaffuz edilmektedir) ibaresine yüksek derecede benzer olduğunu, bu benzerlik işitsel olarak çok yüksek olup, görsel olarak ise gerek esas unsurların neredeyse birebir aynı oluşu gerekse de bu hususun yanı sıra 8 ortak harf içeriyor olmaları da göz önüne alındığında bir bütün olarak markaların benzerliği iltibasa sebebiyet verebilecek derecede olduğunu, davalı istikrarlı olarak tanınmış tütün markalarının ayırt edici unsurlarının içerisine “...” ibaresini ekleyerek veya bir şekilde küçük değişiklikler yaparak bu tanınmış markaları andıran ve tanınmışlıklarından istifade eden bir marka portföyü oluşturmayı çabaladığını, “...” ibaresinin açık tütün ve sarma tütün ürünleri için sektörde yaygın olarak kullanılan “...” ibaresi ile yakınlığı da düşünüldüğünde, “...” ibaresinin markada ayırt edici olmadığı ve satılacak ürün türünü tanımlayan bir unsur olduğunu, 34. sınıf kapsamındaki tütün ürünleri bakımından mevzuat kapsamında yoğun bir sınırlama mevcut olup, tütün ürünlerinin sadece yönetmelikle belirlenen şekilde paketlenmesi ve bunlara ilişkin markaların de bu kıstaslara uyması gerektiğini, “...” markası ve “...” ibareli “...” markasının bir arada tütün ürünleri bakımından olması halinde tüketiciler tarafından görülecek “tek tip paketler” dikkate alınarak karıştırılma ihtimali incelemesi yapılması zaruri olduğunu, davaya konu markanın tescili halinde, “...” ve “...” markaları zorunlu olarak marketlerde yan yana, aynı ürünlerde, birebir aynı font, paket, tasarım, yazı boyu ve renklerle görüleceğini, davalının kötü niyetli olduğu hususu ve bunu gösteren emareler gözetilmeden tesis edilmiş olan ... kararının iptal edilmesi gerektiğini, doğrudan tanınmış tütün markalarını hedef alan sistematik başvurular gerçekleştirildiğini, dilekçede markaları listeleyerek davalı tarafından istikrarlı ve sistematik olarak tanınmış tütün markalarına benzer marka başvuruları gerçekleştirilmiş, bunlar çeşitli arama algoritmalarıyla ve ... veri tabanında yapılan aramalarla tespit edilememeleri amacıyla kasıtlı şekilde değiştirilerek ve son yıllarda marka içine “...” ibaresini dahil edip çeşitlendirilerek veya başka şekillerde değiştirerek yedek başvurular yapıldığını, ihtilafa konu markanın sahibi davalının, tütün sektöründe faal olmasına rağmen sigara ve tütün ürünleri alanında onlarca ülkede onlarca yıldan beri tescilli markalarıyla faal olan müvekkil markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanılması kötü niyete karine olduğunu, bu hususun ..... Hukuk Dairesinin 23.06.2000 tarihli ve ..... kararı ile de kabul edildiğini, bu içtihada göre; tanınmış olan bir markanın bir başka kişi tarafından kendi adına tescili istenmesi halinde kötü niyetin varlığının asıl olduğunu, davalı şirket, tıpkı müvekkilin Türkiye iştirakleri olan ... A.Ş. ve ... Pazarlama A.Ş. gibi, ...’de yer almakta olup, bu husus da diğer hususlarla birlikte davalı başvurusunun tesadüf olmasının imkansız olduğunu gösterdiğini, bu hususu teyit eden ve ...’na ait ....’nden (...) alınan ekran görüntülerinin dilekçede gösterildiğini, çok benzer uyuşmazlıklarda, yakın zamanlarda müvekkilin markalarını yine sistematik bir şekilde taklit eden ve dava dışı ... Şirketi isimli şirketin yaptığı marka başvuruları da SMK m. 6/9 uyarınca kötü niyet sebebiyle Sayın Kurum tarafından reddedildiğini ifade ederek ... ’nun 31.01.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE:Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma davaya cevap sunmadığı, son duruşmaya gelen ( katılan) vekili davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın .... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 01/02/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 27/03/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/9. maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ..... Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Markalar benzer görülmediğinden Md. 6/1 kapsamında yapılan itiraz reddedilmiş olup, kullanım ispatı hususunun sonucu değiştirmeyeceği tespit edildiğinden kullanım ispatı talebi değerlendirilmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı iddiasının ispatına yönelik yeterli düzeyde somut delile rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

....

02.01.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE;" Dava konusu başvuru kapsamında bulunan tüm emtialar bakımından taraf markaları arasında ayniyet bulunduğu, ancak davacıya ait dava konusu marka ile davalı markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik oluşmadığı buna göre taraf markaları arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, işbu raporda varılan sonuç ile ... kararının uyumlu olduğu görüş ve kanaatlerine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+ ... " ibareli tescilli markası arasında emtia benzerliği gerçekleşmiş ise de ; işaretsel açıdan biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"...+ ... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "...+ ... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı mallları satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle bilirkişi heyet raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.

07/04/2025

Katip .... E-imza

Hakim .... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/146, K. 2025/113, T. 07.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-146-e-2025-113-k-8732b6b91ca3