İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/11 E. 2024/512 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/11
Karar No
2024/512
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/11 Esas - 2024/512 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/11 KARAR NO : 2024/512

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 11/01/2024 KARAR TARİHİ : 28/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin ... sayılı "..." markalarının tescilli olarak hak sahibi olduğunu; "..." adı müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanı olduğunu; ... markasının aynı zamanda ... ... uluslararası markası ...'da tescilli olduğunu; ... adresinin de müvekkili şirkete ait olduğunu; müvekkili şirketin faydalı model ve tasarım tescillerinin de mevcut olduğunu; müvekkili şirketin davalının marka başvurusunun yayımına itiraz ettiğini ve söz konusu itirazının reddedilmesi nedeniyle de ...'ya tekrar itirazda bulunduğunu; ... tarafından da itirazın reddedilmesi sonucunda iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu; ... 16.11.2023 tarih ve ... sayılı kararıyla müvekkilinin itirazını reddedildiğini; müvekkili şirket tarafından ...'ye yapılan itirazda markanın kullanıma ilişkin belge ve delilleri de sunulmuş ayrıca SMK m. 6/1 uyarınca benzer marka olması, markaların karıştırılma ihtimali ve müvekkilinin ticaret unvanı olması gerekçe ve delilleriyle birlikte itiraz edildiğini ancak iş bu itirazın kurum tarafından reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; "..." isimli marka başvurusunun müvekkili şirketin markasıyla karıştırılma ihtimali bulunduğunu; söz konusu kararın Kurumun daha önce müvekkili şirketin yapmış olduğu itirazlar neticesinde dava dışı marka başvurularını kabul etmemiş ve tescil etmemiş olduğunu; ilgili marka başvuruları, müvekkili şirketin itirazları sonucunda reddedilmişken "..." markasına karşı yapılan itirazının kabul edilmeyerek marka başvurusunun kabul edilmesinin çelişkili olduğunu; ...- ... kelimelerinin aynı sıra ve aynı harf diziminden oluştuğunu ve markaların ana unsurlarının aynı olduğunu; orta düzeyde bir tüketicinin algısının iki markayı karıştırmasının kaçınılmaz olduğunu; marka başvurusunun müvekkili markayla aynı marka sınıflarını da içerdiği göz önüne alındığında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu; ... isimli marka başvurusunun müvekkili şirketin markalarıyla aynı marka sınıflarında olduğunu iddia ederek "..." isimli marka başvurusunun öncelikli olarak 21. ve 35. sınıflar olmak üzere tamamen reddedilmesini ve ...'nun ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davaya cevap sunmamıştır. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...’nun ... sayılı kararının iptali ve Dava konusu ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusunun 21. ve 35. Sınıflar öncelikli olmak üzere tamamen reddine karar verilmesi taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının dava konusu ... başvuru numaralı marka başvurusunun marka işlem dosyasının incelenmesinde, davalı ... tarafından 26.01.2022 tarihinde ... ibaresinin 21, 24, 35.sınıf mal ve hizmetlerde tescili için marka tescil başvurusunda bulunulduğu; ...’nın 07.03.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile davalı ...’in marka başvurusunun 14.03.2022 tarih ve 392 sayılı ...’nde yayımlanmasına karar verildiği; markanın yayına davacı şirket tarafından SMK madde 6/1 gereğince adına tescilli ... sayılı "..." ibareli markaları gerekçe gösterilerek itiraz edildiği; ...’nın 13.03.2023 tarih ve ... sayılı kararı ile davacı şirketin itirazının reddine karar verildiği; red kararının gerekçesinin davacının ... sayılı markalarının benzer görülmediğinden karıştırılma ihtimali bulunmadığı; davacının ... sayılı markalarının ise marka kayıtlara sonradan girdiği şeklinde belirtildiği; konunun davacı şirket tarafından itirazın yeniden incelenmesi talebi ile 17.04.2023 tarihinde ...’na taşındığı, Kurulun yaptığı inceleme neticesinde dava konusu ... ...'nun 16.11.2023 tarih ... sayılı kararıyla; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı " ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir… Bilindiği gibi markalar arasındaki karıştırılma ihtimali incelemesi; markalar arasındaki benzerlik düzeyi, mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü ve ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi gibi bir dizi unsurun değerlendirilmesine dayanır. Bu değerlendirme son tahlilde bütün unsurların birlikte değerlendirilmesiyle yapılmalıdır (...). Markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik değerlendirmesi markaların ayırt edici ve baskın unsurlarını da göz önünde bulundurarak markaların bıraktığı bütünsel intibaya dayanarak yapılmalıdır. Tüketiciler markayı genellikle bütün olarak algılar ve markanın çeşitli detaylarına ilişkin kapsamlı bir analize girişmez. (.... Yapılan incelemede, uyuşmazlık konusu markaların ''...'' ibaresinden türetilmiş kelime unsuru ihtiva ettikleri görülmekle birlikte, ''...'' kelimesinin ilgili sektörde yaygın kullanımı bulunması nedeniyle tek başına ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, markaların bütünsel düzeyde ayırt edici niteliği haiz bulunduğu; markaların ihtiva ettiği tertip tarzı ve renk unsuru gibi tali unsurların da farklılaşmış olduğu dikkate alındığında; başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1.Davalının ... başvuru numaralı "..." ibareli markası ile davacının itirazına mesnet ... sayılı markalarının benzer olduğu; 2.Davalının ... başvuru numaralı "..." ibareli markasında yer alan mal ve hizmetler ile davacının itirazına mesnet ... sayılı markalarının aynı/benzer emtiaları kapsadığı bu nedenle somut olayda mal ve hizmet ayniyeti/benzerliği koşulunun davalının ... başvuru numaralı marka başvurusunda yer alan tüm emtialar yönünden gerçekleştiği; 3.Davalının ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet ... sayılı markaları arasında davalının marka başvurusunda bulunan tüm emtialar yönünden SMK madde 6/1 gereğince iltibas tehlikesinin oluştuğu; takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Davalının ... başvuru numaralı "..." ibareli markası ile davacının itirazına mesnet ... sayılı ‘’...’’ asıl unsurlu markalarının benzer olduğu; -Davalının ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet ... sayılı markaları arasında davalının marka başvurusunda bulunan tüm emtialar yönünden SMK madde 6/1 gereğince iltibas tehlikesinin oluştuğu; takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. TEKNİK YÖNDEN itibar edilen bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, HUKUKİ değerlendirme mahkememizce yapılmış ve mevcut duruma göre değerlendirme yapmak gerekmiştir. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ...sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Davacının itirazına mesnet markalarında ... sayılı " ... sayılı markalar sırasıyla 17.03.2022, 06.04.2022 tarihinde başvurusu yapılmış markalar olup, davalının ... sayılı marka başvurusunun tarihi 26.01.2022 tarihi olmakla anılan davacı markaları davalının marka başvurusundan sonraki tarihli olduğundan karşılaştırmada dikkate alınmamıştır. Devamla; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davalının marka başvurusunda bulunan 21.sınıf mallar ile 35./1, 2, 3, 4, 5 (alt grup hizmetlerin tamamı) davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında yer aldığı, davalının marka başvurusunun kapsamında yer alan 21.sınıf mallar, davacının markalarında mal sınıfında aynen yer aldığı gibi 35/5 toptan ve perakende satış hizmetlerine konu mallar içerisinde de yer aldığı, bunun yanı sıra tarafların markalarının kapsamında yer alan 35.sınıf 1, 2, 3, 4. sınıf alt grup hizmetler aynı olduğu gibi davalının 35/5 toptan ve perakende satış hizmetlerine konu 03, 09, 10, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 25, 26, 27. sınıf mallar, davacının aynı hizmetin (35/5) kapsamında yer aldığı, dolayısı ile davalının ... başvuru numaralı "..." ibareli markasında yer alan mal ve hizmetler ile davacının itirazına mesnet ... sayılı markalarının aynı/benzer emtiaları kapsadığı bu nedenle somut olayda mal ve hizmet ayniyeti/benzerliği koşulunun dava konusu marka başvurusunda yer alan tüm emtialar yönünden gerçekleştiği görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; davalının dava konusu marka başvurusu “...” ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin siyah dikdörtgen zemin üzerine beyaz renkle tümü küçük harflerle yazıldığı, davalının dava konusu marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin bu hali ile bir anlamı bulunmadığı, markanın esas ibaresinin ''...'' ibaresinin kendisi olduğu, anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacının itirazına mesnet markaları ise "..." ibarelerinden oluştuğu, davacının markalarında yer alan ..... gibi ibarelerin markalarda ikincil planda konumlandırıldığı gibi bu ibarelerden dekor merkezi, shop, glass kelimeleri açıklayıcı, yardımcı ibareler konumda olup markada asli etki yaratmadığı, davacının markasında yer alan ... ibaresi davacı markalarının serisi içerisinde ... ibaresine ilave unsur konumda olduğu, davacının markalarının esaslı unsurunun ... ibaresi olduğu, ''...'' ibaresinin ise kendi başına bir anlamının bulunmadığı, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu başvurunun yazım biçimi, kullanılan renk, şekil ve yazım stili olarak görsel anlamda davacı markalarından yeterli derecede farklılaşmayı başardığı, anlamsal olarak fantezi ibareler olduğu, işitsel olarak markaların söyleniş tarzları ve kulakta bıraktıkları tını itibariyle farklı olduğu, bütünsel anlamda markaların farklılaştığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında çifte benzerlik şartının oluşmadığı, bu durumda SMK 6/1 maddesi anlamında taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı kabul edilmiş, aksi yöndeki beyan ve görüşlere itibar edilmemiş; ...’nun ... sayılı kararının iptali koşulları oluşmadığından ... iptal talepli davanın REDDİNE, dava konusu ... başvuru numaralı "..." ibareli başvuru henüz tescil edilmediğinden, hükümsüzlük talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-... iptal talepli davanın REDDİNE, Davaya konu marka bugün itibariyle tescilli olmadığından, hükümsüzlük talebi bakımından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/11/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/11, K. 2024/512, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-11-e-2024-512-k-af84da8cef61