İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/36 E. 2024/513 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/36
Karar No
2024/513
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/36 Esas - 2024/513 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/36 KARAR NO : 2024/513

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 29/01/2024 KARAR TARİHİ : 28/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; davalı yanın ... sayılı “...” marka başvurusuna yönelik itirazlarının kurum tarafından reddolunduğunu, halbuki anılan markanın müvekkilinin “...” markaları ile benzer oduğunu, müvekkilinin 1998 yılından beri e-online alışveriş pazarında yer aldığını, sektöründe ... firma olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasına benzer şekilde oluşturulduğunu, bu şekilde bir seri marka izlenimi yaratılmaya çalışıldığını, dava konusu markada kullanılan şekil unsurunun bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bu nedenle değerlendirmenin kelimeler üzerinden yapılması gerektiğini, dava konusu marka incelendiğinde markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğunu, geri kalan ... ifadelerinin daha küçük puntolarla markada yer edindiğini, markanın tam üzerine yerleştirilen “yer imleci” görselinin ise oldukça sık kullanılan bir şekil olup ... ibaresinin tam ortasına vurgu yapılmak amacıyla yerleştirildiğini, markada ... ibaresinin de ayırt ediciliğinin oldukça düşük olan tali bir unsur olduğunu, ... ibaresinin de slogan niteliğinde olup ayırt edici bir nitelik taşımadığını, dava konusu markada farklı olan tek şeyin ... yerine ... ibaresinin kullanılması olduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait ....com markalarını yıllardır bilen tüketiciler için müvekkil markalarının devamı gibi algılanacağını, müvekkilinin “...” markalarına dayalı olarak daha evvel sair markalara karşı gerçekleştirdiği itirazların kurum tarafından kısmen ya da tamamen kabul edilerek başvuruların reddine karar verildiğini, dolayısıyla ... ibaresinin müvekkili ile özdeş olduğunu ve yanına farklı bir ibare getirilse de markanın müvekkili şirkete ait olduğu yanılgısını doğuracağını, “...” ibareli başvurusu, müvekkilimizin markalarının kapsamında bulunan ürün/hizmetler ile aynı olan 39. SINIF hizmetler için tescil edilmek istenildiğini, dava konusu marka başvurusu ile müvekkil adına tescilli .... VE ... markasının piyasadaki konumundan haksız yarar elde etmesinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkiline ait markaların ... sayı ile tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkili markasının bu nedenle daha geniş bir korumadan yararlanması gerektiğini, dava konusu markanın müvekkili markasının ayırt edici karakterine zarar verebilecek nitelikte olduğunu, davalının bu ibareyi tesadüfi bir şekilde tercih ettiği yorumunda bulunulamayacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın tescilinin aynı zamanda haksız rekabete de sebebiyet verdiğini, İddia ederek ... ssayılı ... kararının iptali ve ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer Davalı davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... 'nun 30/11/2023 tarih ve ... sayılı itirazın reddi kararının iptali ve ... başvuru numaralı ve ... ibareli marka başvurusunun müvekkilin markalarının tescilli olduğu tüm ürün ve hizmetler bakımından tescile uygun olmadığının tespiti ile işlemden kaldırılması veya tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesi taleplerine ilişkin olduğu noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 39. Sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 12.04.2022 tarih ve ... sayısı ile gerçekleştirilen marka başvurusunun, yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.05.2022 tarih ve 397 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli çok sayıda markasına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın 23.12.2022 tarihli kararı neticesinde ise davacı yanca ileri sürülen itirazların haklı bulunmayarak reddolunduğu, söz konusu ret kararına karşı davacı yanca bir kez daha itirazda bulunularak başvurunun yeniden reddini talep olunduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun ... sayılı kararı neticesinde özetle; (...) yapılan inceleme sonucunda işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettikleri anlam, genel görünüm ve muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki ve izlenim itibariyle karıştırılacak derecede benzer olmadığı; ihtilaf konusu mallar/hizmetler arasındaki düşük düzeydeki benzerlik de göz önünde bulundurulduğunda markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından itirazın benzerlik ve tanınmışlık da dahil olmak üzere tüm gerekçeleri bakımından reddi gerekmiştir. '' şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak bir kez daha reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan “39 Sınıf: Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” hizmetler bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları, -Taraf markalarını oluşturan işaretler arasında rapor kapsamında ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle ilgili tüketici kitleleri ve taraf markalarını oluşturan kelimelerin harf dizilimsel, fonetik ve hatta kavramsal açıdan oluşturduğu somut aynılıkların bütüne olan etkileri nedeniyle taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkacağı, -Davacı yanın e-ticaret ve online pazaryeri hizmetlerinde “...” markası ile tanınır olduğu ancak davalının dava konusu edilen markasının kapsamına alınmak istenilen emtialar açısından, SMK m. 6/5 hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığı, -Dava konusu markanın tescilinin, davacı markaları ile haksız rekabete sebebiyet vermeyeceği, -Hükümsüzlük talepli dava özelinde; dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiği iddiasının ispatlanamadığı, -Raporun genel kapsamının dava konusu edilen 30.11.2023 tarihli ve ... sayılı ... Karar ile çeliştiği/uyumlu olmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1- Davacı ve davalı markalarındaki ; 39. sınıf “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara,deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” hizmetlerinin aynı olduğu, 2- Dava konusu marka ile davacı markalarının benzer olduğu, 3- Dava konusu başvuru ile redde gerekçe markalar arasında SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, 4- 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesindeki şartların oluştuğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

TEKNİK YÖNDEN (mal ve hizmet sınıfları) itibar edilen bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme mahkememizce yapılmış, yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (.....). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak ... 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ..... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Davacı yanın hükümsüzlük taleplerine ilişkin olarak ..... sayılı markalarına da dayandığı görülmüş; anılan markaların tamamının, dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraki tarihli oldukları görüldüğünden incelemeye dahil edilmemişlerdir. Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın kapsamında yer alan 39. Sınıf “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” hizmetlerin davacı şirketin redde mesnet göstermiş olduğu markalarının kapsamındaki 39. sınıf hizmetleri ile aynı olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; ... şeklindeki başvurunun siyah ve mavi renklerin hakim olduğu, tümü küçük ve düz yazı karakteri ile yazılmış “...” ibarelerinden oluştuğu, markada kelimenin üst orta kısmına konumlandırılmış yer imleci işaretli bir logonun kullanıldığı ve yine tali pozisyonda kalacak şekilde “...” şeklindeki jenerik bir kavramla birlikte oluşturulduğu, bu haliyle dava konusu markanın esas unsurunun “...” şeklindeki tamlamanın bütünü olduğu, anılan kelimelerin birleşik yazımının ortaya yeni bir kavramsal bütün çıkarmadığı, tamlamayı meydana getiren her iki sözcüğün de bağımsız karakterlerini korudukları, markanın görsel unsurlarının bütüne olan katkısının zayıf olduğu, kaldı ki tüketicinin dava konusu markayı algılar, tanımlar ve üçüncü kişilere aktarırken zihninde yer edecek temel unsurun şekli unsurlar/renkler değil “...” ibaresinin kendisi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı markaları renk, şekil ve kelimeden oluşan bileşke markalara sahip olduğu, çok sayıda seri markası bulunan davacının, elektronik ticarette, online alışverişte tanınmış ... markasının “...” olduğu; ağırlıklı olarak markalarda yer alan ve ... markada kullanılan renk turuncu olup, yanında siyah, mor, turukuaz, yeşil ve kırmızı renkler kullanılarak ek unsurlara yer verildiği, bu ek unsurlar, “.....” şeklinde olduğu, davacının ... markası olan “...” nın ortalama tüketici için anlamı “...” şeklinde olacağı, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ..... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının " ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, uyuşmazlığın temelini oluşturan “...” ibaresi “bu yerde” şeklinde anlamı bulunan bir ... olduğu, tüketicinin “... ...” şeklinde bir marka karşı karşıya kaldığı bir durumda, ilgili “...” olarak belirlenen malı ya da hizmeti temin edebileceği bir marka adı olarak algılayacağı, aynı şekilde davacı yanın “...” markaları da kavram olarak “akla gelebilecek ne varsa satın alınabileceği, her şeyin satıldığı” bir e-ticaret sitesi/işletme adı algısı yarattığı, dolayısıyla “...” ibaresi münhasıran özgün, ayırt ediciliği yüksek veya yaratım bir ... olmadığı gibi “... +...” şeklindeki yaratım markalarda da ortaya çıkan bütünde, “...” ibaresine, ortalama zekadaki tüketicinin güçlü bir markasal algı yüklemeyeceği, davacı yanın markaları ile “...” ibaresi içerir herhangi bir marka için salt “...” sözcüğünden kaynaklı işitsel, görsel ve kavramsal bir benzerlik hali sonraki markanın davacı markalarının kurumsal kimliğine bir yanaşma göstermediği sürece bir iltibas ihtimaline yol açmayacağı, taraf markaları bütüne hakim imajları itibariyle birbirleri ile herhangi bir yakınlaşma içerisinde olmadığı, “...” kelimesinin doğası gereği ayırt edici gücü zaten yüksek olmayıp salt bu ibareden kaynaklı bir benzerliğin ortalama dikkat ve zeka seviyesine sahip tüketiciler açısından bir yanılgı durumu ortaya koymayacağı, dolayısıyla “...” ibaresinin tüketici nezdinde yarattığı algı, ticaret hayatında herkesin kullanımına açık olan işaretler ile eşdeğer düzeyde olacak olup tüketicinin salt bu ibare nedeniyle taraf markaları arasında iktisadi – idari ilişkilendirme ihtimali dahil bir benzerlik kurmasının beklenemeyeceği, ticaret hayatında, “...” ibaresinin “... + ...” şeklindeki kullanımı ile oluşturulan markaların her birinin davacı taraf markaları ile ilişkilendirilmesinin beklenmesinin gerçekçi bir yaklaşım olmayacağı; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, SMK 6/1 koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, İltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı; Öte yandan davacı yan, davalının kendi markalarının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak başvuruda bulunduğunu ileri sürmekle birlikte, bunu ispata yönelik herhangi bir delil sunmadığı, kaldı ki davacı ve davalı markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, somut olayda davalının yedekleme, şantaj, marka ticareti gibi bir niyetle hareket ettiğine dair delil bulunmadığı; kötü niyet iddiasının kanaat oluşturmaya yeterli olacak bilgi ve belgelerin gerek marka işlem dosyasında gerek dava dosyasında mevcut olmadığı anlaşılmakla SMK 6/9 koşullarının somut olayda oluşmadığı, dava konusu markanın tescilinin, davacı markaları ile haksız rekabete sebebiyet vermeyeceği, dikkate alınarak aksi yöndeki beyan ve görüşlere itibar edilmemiş açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/11/2024

Katip ..... Hakim ..... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/36, K. 2024/513, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-36-e-2024-513-k-9f1f2b76b4a6