İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/821 E. 2025/1038 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/821
Karar No
2025/1038
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/821 Esas KARAR NO : 2025/1038

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/08/2023 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; Davalı tarafça davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibine girişildiğini, ancak senedin bedelsiz bir senet olduğunu, sonradan tahrifat ile doldurulduğunu, İcra dosyasında dayanak olan 18.04.2010 düzenleme tarihli, 15.12.2021 ödeme tarihli 140.000 Dolar bedelli, keşidecisi müvekkilim ..., lehtarı davalı ... olan senedin, bedelsiz olduğunu, davalının kredibilitesi artsın diye davalıya verilmiş bir senet olduğunu, Dolar yazılarının senede sonradan eklendiğini, Senet metnine bakıldığında #140.000# yazıldıktan sonra DOLAR yazısının tahrifat ile eklendiği açık bir şekilde anlaşıldığını, bedelin yazıldığı diğer yerde de çizilme mevcut olduğunu, bu veriler dolayısıyla, bedel noktasında senet metni kesin ve net bir rakamı göstermediğini, bu manada diğer tarafça haksız bir şekilde senedin doldurulduğunun açık olduğunu, düzenleme tarihi ile vade tarihinin gerçekçi olmadığını, hiçbir ticari yahut adi ilişkide senet metni düzenlendikten 11 yıl sonraya ödeme günü verilmediğini, hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi incelemesi sonucunda tahrifat iddialarının da sübut bulacağına inandıklarını, davacının alacaklı olarak gözüken kişiye bu senetten dolayı borcu olmadığını, takibin devamı telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağından; alacaklı görünen kişinin davacı hakkında işlem yapmaması için icra dosyasının tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini, beyanla, davanın kabulü ile Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki senetten dolayı icra dosyasındaki borçtan ve ferilerinden sorumlu olmadığımızın tespitine karar verilmesini, haksız takip nedeniyle; kötüniyetli davalının % 20’ den aşağı olmamak üzere tarafımıza tazminat ödemesine karar verilmesini, dava masrafları ile vekalet ücretinin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davalı tarafından davacı aleyhine 18/04/2010 tanzim tarihli, 15/12/2021 ödeme tarihli, 140.000,00 Dolar tutarlı bonoya istinaden Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E. Saylı dosyası ile icra takibine başlandığını ve ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiğini, davacı tarafından söz konusu ödeme emrine karşı Küçükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesi'ne ... E. Sayılı dosyası ile Şikayet (İcra Memur Muamelesi) davası açıldığını, davacı tarafça açılan haksız ve hukuka aykırı davanıın halen derdest olduğunu, akabinde davacı tarafından 25/08/2023 tarihinde iş bu davanın açıldığını, dava konusu Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E. saylı dosyası ile davacı tarafın davalıya borçlu olduğunu, 18/04/2010 tanzim tarihli, 15/12/2021 ödeme tarihli 140.000,00 Dolar bedelli, keşidecisi davacı ..., lehtarı davalı ... olan bonodan kaynaklı bir takip olduğunu, senedin şu ana dek ödenmediğini, gibi dava konusu senetle ilgili herhangi bir imza itirazının da söz konusu olmadığı, alacağın bizzat borçlunun imzasını havi ve imzası inkar edilmeyen yazılı delil mahiyetinde senet ile sabit olduğunu, bunun dışında davacının borcun olmadığı yahut benzer nitelikteki menfi tespit davasına konu ettiği başkaca iddialar varsa kuşkusuz ki bu iddiaların ispatı davacı tarafın külfeti olup bunun ispatı da yalnızca yazılı deliller ile yapılabileceğini, davacı tarafça dava dilekçesinde özetle; dava konusu bononun bedelsiz bir senet olduğu, sonradan tahrifatla doldurulduğu, "Dolar" yazılarının sonradan eklendiğini, bedelin yazıldığı yerde çizilme olduğunu, düzenleme tarihi ile vade tarihi arasında 11 yıl olmasının gerçekçi olmadığının iddia edildiğini, davacının söz konusu iddialarının maddi ve hukuki temelden yoksun olduğunu, bono ile sabit meşru alacağın tahsilini engellemeye yönelik olduğunu, dava dilekçesi incelendiği takdirde, davacının ne bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığı ne de paraf imzasının kendisine ait olmadığı yönünde bir iddianın bulunmadığının aşikar olduğunu, davacının iddiası senedin bedelsiz olduğunu, sonradan tahrifat ile doldurulduğunu davalıya böyle bir borcu olmadığını iddia ettiğini, menfi tespit davasını açan davacının iddiasının, hukuki ilişkinin doğduğunu fakat başka bir nedenle bu hukuki ilişkinin son bulduğu yönünde olduğundan bu iddiayı ispatın davacıya düşeceğini, Gerek HMK hükümleri gerek emsal Yargıtay içtihatları gereğince yazılı borç ikrarını içeren kambiyo senedinden kaynaklı bir alacağın bulunmadığı iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini, davacı dava dilekçesinde senetteki para miktarının rakamla gösterilen alanda #140.000# yazıldıktan sonra Dolar yazısının tahrifatla eklendiğini iddia ettiğini, davaya konu bono incelendiğinde senet metninde yazı ile gösterilmiş olan para miktarının "yüzkırkbindolar" olduğunun görüldüğünü, senet metninde para miktarı hem yazı hem de rakam ile gösterildiğinde, her ikisi arasında fark varsa "yazı ile olan" geçerli sayılacağını, kaldı ki yazı ile yazılı olan kısımda davacının parafının dahi mevcut olduğunu, buna ilişkin bir itirazının da bulunmadığını, senette ki bedele ilişkin rakam ve yazıların da davacıya ait olduğunu, senet metninde hem yazı hem de rakamla "dolar" yazıldığını ikisi arasında bir farklılık olmamasına rağmen, farklılık olsa dahi yazılı alana itibar edileceğinden davacının borcunun 140.000,00 dolar olduğunun açık olduğunu, HUMK.nun 298. maddesi hükmü gereğince senetteki düzeltmelerin borçlu tarafından paraf edilmesinin gerekli olduğunu, söz konusu senet incelendiğinde üzeri çizilen kısmın davacı borçlu tarafından paraf edildiğini, dava dilekçesinde çizilmenin mevcut olduğu iddiaları yer alsa da çizilmenin altındaki parafa dair herhangi bir itirazın bulunmadığının görülmediğini, bu parafı kabul ettiğinin anlaşıldığını, alacak hakkı imzasının inkar edilmediğini, yazılı ve kesin delil niteliğinde kambiyo senedi vasfını haiz bono ile sabit olduğunu, 11 yıllık vadenin ticari hayatın olağan akışında sık karşılaşılan bir zaman dilimi olduğunu, hatta ticari ilişkilerde alacaklının bu zaman diliminde menfaatinin korunması için alacağın Türk lirası yerine dolar kuru ile olmasının senetlerde çok sık karşılaşılan bir durum olduğunu beyanla davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, davacının usul ve yasaya aykırı icra dosyasının tedbiren durdurulması talebinin reddine, davacının takibi sürüncemede bırakmak ve meşru alacağı tahsili engellemek amacıyla haksız surette ikame ettiği iş bu dava dolayısıyla asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... soruşturma sayılı icra dosyası, Küçükçekmece ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'nin 05/05/... tarihli raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun; K.Çekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki borçtan fer'ileriyle birlikte sorumlu olunmadığının menfi tespiti isteminden ibarettir. Asıl Konu; senedin bedelsiz olarak ve sonradan doldurulup doldurulmadığı, dolar yazılarının sonradan eklenmediği, bedelin yazıldığı yerde çizilme olduğu ve düzenleme ve vade tarihi orasındaki farkın gerçek olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'nin 05/05/... tarihli raporu ile : "İnceleme konusu senette miktarın yazıyla gösterildiği hanede yer alan sol baştaki "yüz" yazısının üzerinin aynı kalemle çizilmiş olduğu, 6.2. İnceleme konusu senetteki "(DOLAR)" ve "dolar" yazılarının senede sonradan eklendiğini gösterir bulgu saptanamadığı..." tespit edilmiştir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1). Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Kambiyo senetlerine dayalı davada ise ispat yükü davacı borçludadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacılar, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. 6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 Sayılı YİBK ). Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK'nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 E. 2019/58 K. ) Sebepten mücerret olan kambiyo senetlerinde borçlu, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamadığı için kambiyo yükleniminden kaynaklanan borcunu ödemekten kaçınma hakkı olduğunu (bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası) ileri sürebilir. Bir kambiyo senedinin temel alacağı geçersizse, ya da sona ermişse, o kambiyo senedi bedelsiz - karşılıksız demektir. Bu durum diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Bedelsizlik iddiası Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi anlamında bir “doğrudan doğruya defi”, kişisel defidir. Burada, kambiyo senedinden doğan kambiyo ilişkisi dışındaki nedenlere (temel borç ilişkisine) dayanılmaktadır. Bedelsizlik, bir kişisel defi olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. (TTK, m. 687, 659.1, 825, I). Çünkü Keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi vardır. Fakat borçlu, senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile karşı da bedelsizlik def ini ileri sürebilir. Kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davasında davacı, senet temel borç ilişkisindeki bir nedenden dolayı bedelsiz kaldığı için kambiyo borcunu ödemek zorunda olmadığını ileri sürmektedir. Bu durumda bir kambiyo ilişkisinin varlığı esasen davacı tarafından kabul edilmektedir. Davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek yoktur. Bedelsizlik davacının öne sürdüğü bir vakıa olduğuna göre bunu ispat yükü de davacıya aittir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan borçlu temel alacağın mevcut olmadığını, karinenin aksini öne sürmektedir. Davacı, hem temel ilişkiyi, hem de temel ilişkideki bir nedenle senedin bedelsiz olduğunu ispat edecektir. Mahkememizin 29/08/2023 tarihli ara kararı ile; "2-İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca K.Çekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibi nedeniyle icra veznesindeki paranın teminatsız olarak alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir konulmasına," karar verildiği görülmüştür. İİK Madde 72/4 – (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." şeklinde düzenlenmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan adli tıp raporu ve tüm dosya kapsamında; Somut olayda : Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında takibe konu 18/04/2010 tanzim tarihli, 15/12/2021 ödeme tarihli 140.000,00 Dolar bedelli, keşidecisi davacı ..., lehtarı davalı ... olan bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istenilmiş ise de; davacının takibe dayanak bonoda #140.000# yazıldıktan sonra Dolar yazısının tahrifat ile eklendiği açık bir şekilde anlaşıldığını, bedelin yazıldığı diğer yerde de çizilme mevcut olduğunu, bu veriler dolayısıyla, bedel noktasında senet metni kesin ve net bir rakamı göstermediğini iddia etmiş ise de; iddiasının incelenmesi ile ilgili olarak mahkememizce aldırılan Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'nin 05/05/... tarihli raporu ile inceleme konusu senette miktarın yazıyla gösterildiği hanede yer alan sol baştaki "yüz" yazısının üzerinin aynı kalemle çizilmiş olduğu, inceleme konusu senetteki "(Dolar)" ve "Dolar" yazılarının senede sonradan eklendiğini gösterir bulgu saptanamadığının..." tespit edildiği, davacı tarafın İİK 169/a maddesinde belirtilen belgeler ile borcun ödendiğini de ispat edemediği, ispat koşulları ve şekilleri nazara alınarak tarafların yemin deliline dayanamayacağından bu delillerinin hatırlatılmadığı anlaşılmakla davacının dava konusu bono nedeniyle borçlu menfi tespiti istemli davasının reddine karar verilmiş, 29/08/2023 tarihli ara kararı ile teminatsız olarak tedbir kararı verildiği, davacının davasını ispat edemediği, İİK 72/4'de düzenlenen alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır hükmü doğrultusunda, davacının talep etmiş olduğu tedbir dolayısıyla karşılaştığı zararların tazmini bakımından, İİK 72/4 gereğince 933.061,20 TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, İİK 72/4 gereğince 933.061,2TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 2-Davada, davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmakla; Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davada, davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, hazineden karşılanan 11 adet e-tebligat ücreti 140,00 TL, 200,00 TL posta gideri, 5.900,00 TL adli tıp fatura giderinden oluşan toplamda 6.240,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Taraflarca dosyaya masraf depo edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 752.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/11/2025

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/821, K. 2025/1038, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-821-e-2025-1038-k-bb9d924f1467