İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/815 E. 2025/144 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/815
- Karar No
- 2025/144
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/815 KARAR NO : 2025/144
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 30/11/2023 KARAR TARİHİ : 06/02/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.11.2021 tarihinde davalı şirketin malik olduğu ---- plakalı araç, dava dışı olan sürücünün sevk ve idaresinde bulunduğu sırada, davacıya ait----- plakalı araca çarpmış ve akabinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza sebebi ile davacıya ait araçta maddi hasar meydana gelmiş olup, ortaya çıkan hasar sebebi ile araç onarımda kaldığını ve aynı zamanda müşteriye bu süre zarfında ikame araç sağlandığını, bu süre içerisinde, araç onarımda olduğu için ve ticari işlevini yerine getiremediğinden, müvekkilin kazanç kaybına ilişkin alacağı oluştuğunu, davacı şirkete ait ---- plakalı araçta, uyuşmazlık konusu kaza neticesinde meydana gelen hasar sonucu kazanç kaybı meydana geldiğini, davacı şirket, işbu aracın kiralamasından gelir etmekte olup, günlük kira bedeli KDV dahil, 385,56 TL olduğunu, uyuşmazlık konusu kaza nedeni ile davacıya ait aracın kiralama işlemleri 17 gün süre ile yapılamadığını, davacı şirket 2.876,15- TL kazanç kaybına uğradığını, arz ve izahına çalışılan nedenlere istinaden; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile, davalı borçlunun ----İcra Müdürlüğü----- Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazlarının iptaline ve takibin devamına, haksız itiraz eden davalı/borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı / borçlu taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu ----- plaka sayılı aracın davalı şirkete ait olmadığı yapılacak trafik tescil sorgulaması sonucu ortaya çıkacak olup öncelikli taleplerinin işbu hususun sorgulanması ve tespiti olduğunu, davacının icra takibi ve davasında bahsi geçen iş bu plakanın davalı şirket adına olmadığının tespiti başkaca hususun araştırılmasına gerek duyulmadan huzurdaki davanın reddi için yeterli olacağını, gerek borca itiraz taleplerinde gerekse dava açılmadan önce gerçekleştirilen Arabuluculuk toplantısında, ----- plaka sayılı aracın davalı şirkete ait olmadığı açıkça beyan edilmiş olmasına rağmen huzurdaki davanın açılmasının davacının kötüniyetinin en açık göstergesi olduğu da aşikar olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için aksi düşünülse dahi kusur oranları tespiti yapılmadan davacı yanın davalı şirketten, meydana geldiği iddia edilen kaza nediyle ticari kazanç kaybını talep etmesi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı şirkete---İcra Müdürlüğünün ----. sayılı dosyasından ödeme emri tebliğ edildiğinde, ödeme emrinde belirtilen ---- plaka sayılı araç için sorgulama yapılmış ve bahsi geçen aracın tarafımıza ait olmadığı tespit edildiğini, borca itiraz taleplerinin süresi içerisinde sunulmuş olup, daha sonra yetkili icra dairesinde ikame edilen ---- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasından da yetkisiz icra dairesinden çıkartılan ödeme emrine itirazlarının da açıkça belirtilmiş olmalarına rağmen ekine takibin dayanağı belge eklenmeden taraflarına aynı ödeme emri ikinci kez tebliğ edildiğini, taraflarına ait olmayan bir araca ilişkin gönderilen ödeme emrine itirazlarının kötüniyetli olmadığı ve bu yönüyle davanın açılmasına sebebiyet vermedikleri aşikar olup aleyhlerine icra inkar tazminatına ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle, husumet itirazının kabulüne ve davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise, davanın esasına girilmesi halinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, davacı aleyhine %20' den aşağı kalmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : ---İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, Ticaret Sicil Kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı,----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Kaza ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan ikame/kazanç kaybı araç bedeli zararının; 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten davalı şirketinden tahsili için başlatılan ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı icra takibine karşı davalının yaptığı itiraz nedeniyle, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazların iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları, harç, taraf sıfatı ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı değerlendirilerek bu kez esasları, sebep ve sonuçları açıklanarak sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla uyuşmazlığı çözmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, mevcut ve toplanan deliller incelenip değerlendirilerek tahkikat bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri dinlenip tutanağa yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. İkame araç bedeline gelince; Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, davalılardan istenen araç mahrumiyet zararını yönünden talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak sözkonusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Sonuç itibarıyla araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir. (Yargıtay ----. HD ----sayılı ilam), Bu anlamda dava dilekçesindeki anlatım ve aşamalardaki davacı vekilinin beyan ve işlemleri, olaya özgü hususlar ve özellikle davacı şirketin zaten araç kiralama şirketi olaması hasebiyle talebin ikame araç zararın ilişkin olduğu kabul ve takdir edilerek uyuşmazlık izale edilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda ; davacı vekili tarafından -----. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu şirket hakkında 02/11/2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasar nedeniyle onarım süresince kullanılamamasından doğan zararının tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlu tarafından yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da maddi hasarlı trafik kazasında kusur ve hasar onarım süresi ile bu sürede aracın kullanılamaması nedeniyle malik şirketin kazanç kaybın zararlarının bulunup bulunmadığı ve miktarının tespit edilmesi suretiyle çözülmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraflarca gösterilen bilcümle delil toplanmış ve tam kayıtlar celbedilmiştir. Olayın temeli dosyada bulunan kaza tespit tutanağına ve diğer delillere göre 02/11/2021 tarihinde-----mal kabul kısmında davacı şirketin malik-işleteni olduğu dava dışı --- sevk ve idaresindeki ----- plakalı park halindeki hususi otomobile davalı şirketin malik işleteni olduğu dava dışı sürücü -----sevk ve idaresindeki ----- plakalı kamyonun çarpması şeklinde gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazasına dayanmaktadır. 2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa ve sürücü beyanlarına göre vaki kazada kusurun KTK'nin 84/f maddesinde asli kusur olarak düzenlenen 'doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma' nedeniyle tamamen davalı şirketin araç sürücüsünde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce bu kapsamda HMK'nin 266.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden kusur ve zararın varlığı ile oran ve miktarları yönünden rapor düzenlenmesi için dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Makine Mühendisi bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi Makine Mühendisi---- tarafından düzenlenen 03/01/2025 tarihli raporda özetle ;A-) ----- plakalı Araç sürücüsü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin ilgili bentlerinde açıklanan hükümler gereği, trafik kurallarını ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda birinci derecede etkenlik arz ettiği için: % 100 ASLİ KUSURLU OLDUĞU, B-) ----- plakalı araç sürücüsü 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı yönetmelikte belirtilen sürücülerin uyması zorunlu kurallara riayet ettiği bu kazanın oluşumunda alabileceği herhangi bir tedbir ve önlem bulunmadığından kendisine kusur izafe edilmesinin uygun görülmediği ve kazanın meydana gelişinde ATFI KABİL KUSURU bulunmadığı, C-) Karayolları Trafik Kanunu'nun 88.maddesine göre, maddi hasarlı kazada işleten, sürücü, sigortacı gibi birden çok sorumlu varsa aynı zarardan her biri müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan, zarar görenin/görenlerin, dilediği borçluya başvurup zararın tazminini isteme hakkı olacak; müteselsil borçlulardan biri tarafından yapılan ödeme tüm borçluların ödeme oranında borçtan kurtulması sonucunu doğuracaktır. D-) Bu bilgiler dâhilinde ----plakalı, ---- marka, ---- tipi, ----- model araçta oluşan Hasara ilişkin dava konusu ikame araç bedeli için derdest davaya konu ettiği ve davalının tazmin etmesini istediği toplam zararının, “ayrıntıları yukarıda açıklanan nedenlerle, İKAME ARAÇ BEDELİ = 2.253,00 TL olarak hesap edildiği yönünde tespit, hesap ve görüşlerini içeren rapor verilmiştir. Mahkememizce işbu bilirkişi raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerine bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlar sunulmuş ve değerlendirilmiştir. Somut olayda kaza sonucunda taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağı, bu tutanaktaki sürücü görüşleri ve bilirkişi raporuna göre davalıya sigortalı aracın park halindeki araca çarptığı ve böylece davalının aracının sürücüsünün KTK'nin 84/f maddesinde düzenlenen doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmak asli kuralını ihlal ettiği, kazanın tek sebebinin bu eylem olduğu ve böylece kazada davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu (%-100) kabul ve takdir edilmiştir. (TBK, 74/1, HMK. 266 vd, 281/1, 282 ----- oluşan hasara bağlı onarım süresine göre kazanın meydana geliş şekline ve araçtaki hasar durumuna göre aracın onarım süresi, yedi günlük onarım süresinde aracın kullanılamayacak oluşu, bilirkişi raporunda ikame araç bedelinin takipte istenen miktara yakın bir rakam olarak bulunması , davacı şirketin kiralama işiyle iştigal ettiği ve aracın kiralık araç niteliğinde olduğu, ikame araç hesabının da genelde serbest piyasadaki kiralama bedelleri üzerinden belirlendiği, bu anlamda kazanç kaybından murat edilenin ya da olayda anlaşılması gerekenin ikame araç bedeli olarak değerlendirilebileceği, davacının bilirkişi raporunda belirlenenden daha fazla kira bedeliyle aracı kiralamasının her zaman mümkün olduğu, bu nederle takipte gösterilen miktarın gerçek zarara daha uygun ve kadri maruf olduğu, başkaca araştırma ve hukuki tartışmaya mahal bulunmadığı, takibe yapılan itirazın her halde haksız ve yersiz olduğu anlaşılmıştır. Binaenaleyh; yukarıda ayrıntılı olarak yasal nedenleri ve ilkeleri gösterildiği üzere benimsenen bilirkişi raporu ve bilcümle delil de gözetildiğinde, davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri esaslarına göre ispat edilen davasının kabulü ile; davalı-borçlunun ---İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa talebe göre yasal faiz uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 81/2, 83, 84, 85, 86, 88, 91, 109/1, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, TBK, 49, 50/1,51/1, 61,62,162,166, 74/1 117/1,2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463, 1483 vd, HMK, 25,27,29, 30,31,33, 146, 187/1-2, 190,194,196, 198, 266, 282 )2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın varlığı ve miktarının yargılama sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ---.İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa yasal faiz uygulanmak suretiyle aynen devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 269,85 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 345,55 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı 269,85 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 103,50 TL posta masrafı ve 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.181,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen toplam 2.876,15 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının miktar yönünden ( 2.876,15 TL< 40.000,00 TL) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.