İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/682 E. 2025/825 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/682
Karar No
2025/825
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/682 Esas KARAR NO : 2025/825

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/10/2023 KARAR TARİHİ : 18/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Eşinin müvekkili ile birlikte tekstil işi ile ilgilendiğini, Türkiye'ye çok defa ürün gönderdiğini, davalı şirket ile 23/05/2022 tarihinde bir borç kabul ve ödeme Protokolü imzaladığını, protokol uyarınca da davalı şirketin müvekkiline 52.500,00 Avrupa Para birimini iratlar halinde ödeyeceğini, işbu protokolü davalı şirketin imza yetkilisi ...'ün imzaladığını, davalı şirketin müvekkili şirkete ödemelerin büyük bir bölümünü gerçekleştirdiğini, geciken ödemelerin davalı yan ile yapılan protokolde belirlenen son üç aylık ödeme olduğunu, geciken ödemeler için davalı şirketin mühlet istediğini, 05/03/2023 tarihinde mail yolu ile ödeme ihtarı gönderildiğini ve davalı şirketin ödemeler için daha fazla süre talep ettiğini, icra takibi başlatılması durumunda şirketi iflas gösterip hiç ödeme yapılmayacağı cevabını verdiğini, borcun varlığının sözleşme ile sabit olduğunu ve davalı şirketin içinde bulunduğu durum göz önüne alınarak ihtiyati tedbir karır verilmesini, davalı şirketin mal kaçırmasının muhtemel olduğunu, davalı yanın süreci uzatmak ve müvekkilini zarar uğratmak için icra dosyasına itirazda bulunduğunu, davalı yana 16/05/2023 tarihinde tebliğ olan ödeme emrine ayın gün içerisinde itiraz edildiğini, bunun üzerine arabuluculuk sürecinin başladığını, 2 defa toplantı yapılmasına rağmen anlaşma sağlamadığını. İcra takibinde ana borç olarak toplam 15.000,00 Avrupa Para Birimi talep edilmiştir. Bunun yanı sıra borca konu sözleşmenin 5.5 maddesi uyarınca vadesi gelmemiş ödenmemiş borçlara taraflarca aylık %3 temerrüt faizi uygulanacağı kararlaştırıldığını takip talebinde de görüleceği üzere her ay ödemesi için ayrı ayrı temerrüt faizi hesaplanmış olup davalı şirketten talep edildiğini, faiz tutarları sırasıyla 30.11.2022 vadeli alacak için 750,00 Avrupa Para Birimi, 31.12.2022 vadeli alacak için 600,00 Avrupa Para Birimi, 31.01.2023 vadeli alacak için 450,00 Avrupa Para Birimi olduğunu, Faiz talebinin devam ettiğini, öncelikle alacağın sabit olması ve davalı şirketin mal kaçırma ihtimalinin bulunması sebebiyle davalı şirketin öncelikle banka hesapları için (... Bankası, ...) müzekkere yazılıp sonuçlarına göre alacaklı olduğumuz tutarca banka hesaplarına tedbir konmasını, bu durumun mümkün olmaması yahut bankalardan yetersiz bakiye elde edilmesi durumunda davalı şirketin mal varlığının tespiti ve taşınır, taşınmazlara tedbir konmasını ve davalı yanının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptaline, takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirket arasında tekstil ürünlerinin alım satımı konusunda ticari ilişki kurulduğunu, müvekkili firmanın tekstil alanında faaliyet gösteren bir ithalat ve ihracat firması olduğunu, davacı yan ile kurduğu ticari ilişkide sipariş ettiği ürünleri yurt dışı müşterisine satışını gerçekleştireceğini beyan ederek sipariş ettiği ürünlerin ayıpsız ve eksiksiz ve süresi içinde gerçekleşmesi konusunda taahhüdünü aldığını, her ne kadar davacı yanın belirtilen adet, cins ve kalite konusunda hassas davranacağını beyan etmesine rağmen Yunanistan'dan gelen ürünlerin beyannamede belirtilen kg farkından dolayı tutanak altına alındığını, davacı tarafça dosyaya sunulan borç, kabul ve ödeme protokolü sözleşmesi ifa edildiğini, bu protokolün her ne kadar 1. Maddede belirtilen olumsuzlukların ortadan kalkması düzenlense de eksik olarak gelen ürünlerin müvekkili firma tarafından Venezuleya gönderildiğini fakat devamında müşterisinin gelen ürünlerde ayıplı malların olduğunu beyan etmesi neticesinde meydana gelen zarar nedeniyle davalı yana son üç ayın ödemesinin yapılmadığını, Davacı taraftan alınan ürünlerin Venuzuela'ya ihracatını gerçekleştirdiğini, işbu ürünlerin geri getirilmesi, iadesi ya da işbu ürünlerin depoda bekletilmesinin mümkün olmadığını, ürünleri talep edilen kalite standardının altında olduğu için bedel olarak indirim yapılarak satılmak zorunda kaldığını, yapılan iskontonun da müvekkiline yansıdığını, müvekkilinin işbu nedenlerle davacı yana reklamasyon faturası tanzim edildiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz olan davanın reddi ile davacı tarafça başlatılan ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı durdurulan icranın kesin olan kaldırılmasına, davacı tarafça haksız yere başlatılan icra takibinde ki takip miktarının %20'si oranında kötüniyet tazminatının taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, tekstil ürünlerinin alım satımına ilişkin ticari ilişki uyarınca taraflar arasında akdedilen 23/05/2022 tarihli borç kabul ve ödeme protokolü kapsamında davacının alacak iddiasına dayalı ... 2. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına ilişkin isteminin hususlarından kaynaklandığı görülmüştür. Davacı şirket tarafından ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine 08/05/2023 tarihinde takip başlattığı, davacı taraf takibe dayanak olarak “23/05/2022 Borç Kabul ve Ödeme Sözleşmesini gösterdiği, davalı şirket tarafından verilen ödeme emrine itiraz dilekçesinde yetkiye, borca ve ferilerine ve de işlemiş faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve işbu davanın süresi içerisinde açılmış olduğu görülmüştür. Mahkememizin 26/11/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek 1 mali müşavir bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları sunulan deliller kapsamında davacının takip talebinde haklı olup olmadığı konusunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'e tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen 11/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Rapor içerisinde belirtildiği üzere; Davacı tarafın Türkiye'de merkezi ve şubesi bulunmadığı Türk hukukuna göre tutulan defter ve kayıtları olmadığı, bu sebeple dava konusu olaylar yönünden davacı ticari defterlerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, Davalı ... Ltd. Şti tarafından dosyaya ibraz edilen 2021-2022 yıllarına ait sunulan ticari defter bilgilerinin eksik olduğu bu sebeple ticari defter tastiklerine ilişkin tespitler tam yapılmadığı, Davalı Ticari defterlerinde 31.12.2022 tarihi itibarihle davalının ... firmasına 385.700,00 TL borçlu görünüp bakiye tutarını 2023 yılına devrettiği, Tarafların arasında 23.05.2022 tarihli prookolün düzenlendiğinin ve 15.000 Euro toplam bedelli son 3 taksitin ödenmediğinin her iki tarafın kabulünde olduğu, Davalı tarafından davacı taraftan alınarak Venezuela' ya ihracatı gerçekleştirilen ürünlerin talep edilen kalite standartının altında olduğunu beyan etmesi neticesinde meydana gelen zarar nedeniyle davacı tarafa son 3 ayın ödemesinin yapılmadığının davalı tarafından beyan edildiğini, İş bu ihracatın ...'ya 01.11.2021 tarihinde yapıldığı, borç kabul protokolünün 23.05.2022 tarihinde taraflar arasında imzalandığı , vadesi geçen taksitlerin vadesinin 30.11.2022,31.12.2022 ve 31.01.2023 olduğu, davalı şirket tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği, ayıp ihbarının yasal süresinde yapılıp yapılmadığının, reklamasyon faturasının icra takibinden sonra kesildiği ve davacı tarafa tebliğ edildiği hususlarının ispata muhtaç olduğu, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkide davacı alacağının ödenmesinin ürün satımı şartına veya henhangi bir şarta bağlı olduğuna dair sözleşmede bir madde bulunmadığı, ayrıca bu yönde ticari teamül bulunmadığı, E-Arşiv faturanın muhataplarına kâğıt ortamında ve imza karşılığı teslim edilmesi gerektiği, bununla birlikte davalı tarafından ibraz edilen E-Arşiv faturada faturanın teslim edildiğine dair imza ve ispat vesikası bulunmadığı, Düzenlenen faturanun düzenlenme tarihinin 08.09.2023 olduğu faturanın davacıya icra takip tarihi 08.05.2023 tarhihinden sonra düzenlendiği, Davacı tarafın 1.903,56 Euro faiz talep edebileceği ancak icra takibinde 30.11.2022 vadeli ödeme için750,00 EUR, 31.12.2022 vadeli ödeme için 600,00 EUR, 31.01.2023 vadeli ödeme için 450,00 EUR olmak üzere toplam 1.800. EURO talep ettiği, talepte bağlılık ilkesi gereğince talep edebileceği faiz toplamının 1.800 EURO olduğu, Davacı tarafın davalıdan 15.000.- Euro Asıl , 1.800,00 Euro İşlemiş Faiz olmak Üzere 16.800,00 Euro alacaklı olduğu sonuç ve kanaatinde olduğumu" şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 11/03/2025 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile davalı vekilinin itirazları doğrultusunda dosyamızın önceki bilirkişiye tevdiine karar verilmekle, mahkememiz dosyası yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen 11/07/2025 tarihli ek raporda özetle: " Rapor içerisinde belirtildiği üzere; Davalı vekilinin itirazları“ doğrultusunda yapılan incelemeler tespit ve değerlendirmeler neticesinde kök raporumda yer alan görüşlerimin aynen korunduğu," şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Dava dosyasında yapılan incelemede davacı ... ile davalı ...TİC, LTD. ŞTİ. arasında; 22.05.2022 tarihinde, Borç Kabul Ve Ödeme Protokolü akdedilmiş olduğu, Borçlunun, sözleşme tarihi itibariyle Alacaklıya 52.500,00EUR (Avrupa Para Birimi) değerinde tutarı borçlu olduğunun borçlu tarafından tanınması hususunun sözleşmenin konusunu oluşturduğu ve ödeme planının kararlaştırıldığı, Sözleşme Bedeli ve Ödeme Şekli başlıklı 5. Madde de; "5.1 İş bu sözleşmenin para ve ödeme birimi Avrupa Birliği Para birimi olan EURO 'dur. 5.2 İş bu sözleşmenin bedeli 52 .500 ,00 (elli iki bin beş yüz) Euro 'dur. 5.3 Taraflar sözleşmenin 4. Maddesinde sözleşme bedelini , ödenme şeklini ve ödeme takvimi düzenlenmiş olup taraflar bu konuda mutabık kalmışlardır. 5.4 Borçlunun ödemeyi zamanında yapmaması neticesinde alacaklı vade tarihinden itibaren en fazla 15 iş günü ödeme ıçın borçluya süre verecek olup işbu süre içinde ödeme gerçekleşmezse alacaklı hukuki yollara başvurabilecektir. 5.5 Alacaklı ödemelerindeki gecikme sebebiyle aylık %3 temerrut farzı uygulayacaktır. 5.6 Ödememe sonucu borç ile ilgli alacaklı borçluya herhangi bir ihtarname , ihbarname yahut bildirim yapmak zorunda olmayıp başvurabileceği tüm hukuki yolları saklı tutmaktadır." şeklinde düzenlendiği görülmektedir. Davacı ; Davacı şirketin davalı firmaya tekstil ürünleri satışı yaptığı buna karşılık tarafların arasından Borç Kabul ve Ödeme Protokolü düzenlendiği davalı tarafından bu protokolün imzalandığı, davalı şirketin protokolde son 5.000 Euro tutarında 15.000 Euro Toplam 3 taksiti ödemediğini , davalı taraf ise, davacı taraftan alınan ürünlerin Venezuela' ya ihracatının gerçekleştirildiğini, ürünlerin talep edilen kalite standartının altında olduğunu, bu ürünlerin geri getirilmesi, iadesi yada işbu ürünlerin depoda bekletilmesinin mümkün olmadığını, ürünlerin talep edilen kalite standartının altında olduğu için bedel olarak indirim yapılarak satılmak zorunda kalındığını, iskontonun da davalı şirkete yansıtıldığını, davalı şirketin de işbu nedenlerle davacı tarafa 15.300 Euro tutarında reklamasyon faturası tanzim ettiğini, bu sebeple davacı yana son 3 ayın ödemesinin yapılmadığını belirtmiştir. Davalı tarafından, davacı adına düzenlenen reklamasyon faturasının e arşiv faturası olarak düzenlendiği, düzenlenen fatura tarihinin 08/09/2023 olduğu, faturanın davacı adına icra takibinden sonra düzenlendiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ilişki sözleşme ilişkisinin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 481. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisidir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler uyarınca gerek açık ayıp, gerekse de gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de, yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için bunu önceden kabul ettiğinden, yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, ... E....K. Ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ...Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları). İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E.,... K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi...Esas ... Karar) Eser sözleşmesi yapıldıktan sonra işin yüklenici tarafından yapıldığı ve tamamlandığı karine olarak kabul edilmelidir. Ancak bunun aksini iddia eden ispat etmelidir. (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 16/03/2017 tarih, ...esas ve ... karar sayılı ilamı) Yine eser sözleşmesi kural olarak feshedilmediği veya işten el çektirilmediği kanıtlanmadığı sürece imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Bir başka anlatımla iş sahibi eseri kendisinin tamamladığını, yüklenicinin işi terk ettiğini, yani sözleşmenin sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür. (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 16/05/206 tarih, ...esas ve ...karar sayılı ilamı) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın Türkiye'de merkezi ve şubesi bulunmadığı Türk hukukuna göre tutulan defter ve kayıtları olmadığı, bu sebeple davacı ticari defterlerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, davalı şirket tarafından dosyaya ibraz edilen 2021-2022 yıllarına ait sunulan ticari defter bilgilerinin eksik olduğu bu sebeple ticari defter tastiklerine ilişkin tespitlerin yapılamadığı dolayısı ile sahibi lehine delil teşkil etmediği, tarafların arasında 23.05.2022 tarihli protokolün düzenlendiği ve 15.000 Euro toplam bedelli son 3 taksitin ödenmediğinin her iki tarafın kabulünde olduğu, davalı tarafından davacı taraftan alınarak Venezuela' ya ihracatı gerçekleştirilen ürünlerin talep edilen kalite standartının altında olduğunu beyan etmesi neticesinde meydana gelen zarar nedeniyle davacı tarafa son 3 ayın ödemesinin yapılmadığı, gümrük kayıtlarından anlaşıldığı üzere işbu ihracatın 01/11/2021 tarihinde yapıldığı, taraflar arasında akdedilen borç kabul protokolünün ise 23/05/2022 tarihinde yapıldığı, davalı şirket tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği, ayıp ihbarının yasal süre içerisinde yapılıp yapılmadığının davalı tarafça ispatlanamadığı, gümrük evraklarından da ürünleri eksik yada ayıplı olup olmadığının tespitinin yapılmadığı, davalı tarafından davacı firma adına düzenlenen reklamasyon faturasının icra takibinden sonra kesildiği ve dosya kapsamında davacı yana tebliğ edildiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde davacı alacağının ödenmemesinin ürün satım şartına veya herhangi bir şarta bağlı olduğuna dair kararlaştırılan herhangi bir madde bulunmadığı, davacı tarafın, davalıdan 15.000 Euro asıl alacak ve HMK md. 26 uyarınca faturaların vade tarihleri dikkate alındığında 1.800 Euro İşlemiş faiz taleplerinde haklı olduğu sonucuna varılmakla Mahkememiz tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davanın kabulü ile davalı tarafından ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın kabulü ile davalı tarafından ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, 2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 33.952,79-TL karar harcından peşin yatırılan 6.653,75-TL harcın mahsubu ile noksan 27.299,04-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-)Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 79.526,36-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-)Davacı tarafından yatırılan 5.395,50-TL yargılama gideri ile 6.653,75-TL peşin harç, 269,85-TL başvurma harcı toplamı 12.319,10-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-))6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 6-)Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. . 18/11/2025

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/682, K. 2025/825, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-682-e-2025-825-k-59adf21d1a63