İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/650 E. 2026/649 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/650
Karar No
2026/649
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/650 Esas KARAR NO : 2026/649

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/10/2023 KARAR TARİHİ : 14/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; davalı vekili vasıtası ile .... İcra Müdürlüğünün 2016/... esas sayılı dosyasında 07/03/2016 tarihli kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ... seri nolu 30/01/2016 keşide tarihli 58.000,00 TL tutarlı çek için aleyhine icra takibi başlatıldığını, çekteki imzanın kendisine ait olmadığını, davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurularak icranın geri bırakılmasını tüm yargılama giderlerinin davalı alacaklı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; ".... İcra Müdürlüğü'nün 2016/... E. Sayılı icra dosyasında takibe konu ... numaralı, 30.01.2016 keşide tarihli 58.000,00 TL bedelli çekteki ciro imzasının kendisine ait olmadığı iddiasıyla huzurdaki menfi tespit davasını müvekkil tarafa ikame etmiştir. Takibe konu çekteki imza davacı tarafın elinin ürünüdür. Davacı tarafın dava dilekçesinde beyan etmiş olduğu iddialar gerçekle örtüşmemektedir. Bu minvalde müvekkil tarafa ikame edilen huzurdaki menfi tespit davasının reddi ile birlikte davacının %20'lik kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerekmektedir. Davacı huzurdaki dava yönünden dava şartı zorunlu arabuluculuk koşulunu yerine getirmemiştir. İhtilafa konu çekteki imza davacı tarafa aittir. Davacının aşağıdaki kurumlardan imza örneklerinin celbini ve imza incelemesi yapılmasını talep ederiz. Davacı tarafın %20'lik kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekmektedir." şeklinde beyanlarda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; davacının haksız ve kötü niyetli olarak huzurdaki davayı tarafımıza ikame etmiş olması nedeniyle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına, haksız ve kötüniyetli olarak ikame edilen dava yönünden davacı tarafın alacağın %20’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, karar verilmesini vekaleten talep etmiştir. Dava, davacı aleyhine başlatılan kesinleşen icra takibine dayanak çekdeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir. Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra Menfi tespit davası açmıştır. İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır. İİK. 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davasında, ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusunda, 6100 sayılı HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise, HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, takibe dayanak senette imzanın keşideciye ait olmadığının- sahteliğinin- bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararı) Bu açıklamalar ışığında davacının unmuş olduğu tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, mukayese edilecek ıslak imza asılları toplanılmış, tüm deliller toplandıktan sonra Adli Tıp Kurumundan rapor alınmıştır. Adli Tıp Kurumu'nun düzenlediği 26/12/2024 tarihli 2 sayfadan ibaret raporu, dosya kapsamından inceleme konusu çekin aslının veya fotokopisinin çıkmadığı; fotokopi belgeler, bilgisayar ortamında hazırlanmış belgeler, faks çıktısı ve karbon suret belgelerde bazı tanı unsurları kayba uğrayabileceği gibi bu tür belgelerin sair usullerle elde edilebilme olasılığının da bulunduğu; ayrıca belgeye imza, yazı ya da artefakt gibi harici unsurlar eklenebileceğinden fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılması sakıncalı olup genel olarak belge asılları üzerinde inceleme yapılmasının gerekli olduğundan; inceleme konusu belge aslı temin edilerek, mevcutlar ve adli dosya ile birlikte kurumumuza gönderilmesinin gerektiği hususunu bildirir niteliğinde rapordur. Adli Tıp Kurumu'nun düzenlediği 01/04/2026 tarihli 3 sayfadan ibaret raporu, Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; İnceleme konusu çekte ... adına atılı 1. ciranta imzası ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği hususlarını bildirir kanaatli rapordur. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, dava konusu çekte birinci ciranta olarak davacının imzası bulunduğu ancak bu imzanın inkarı nedeniyle açılan menfi tespit davasında, davacının imza inkarı nedeniyle Adli Tıp Kurumundan imza incelemesine ilişkin rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, çekteki birinci ciranta imzasının davacıya ait olmadığı ve imza itirazının mutlak defilerden olup iyiniyet-kötüniyet ayrımı yapılmaksızın herkese karşı ileri sürülebileceği, bu halde davacının imzası nedeniyle davaya konu çekin ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kötü niyet tazminatı talebi yönünden; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalıların icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.Bu nedenle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın KABULÜ ile, .... İcra Müdürlüğünün 2016/... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu edilen ... serin nolu, 30/01/2016 keşide tarihli, 58.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, 3-Karar ve ilam harcı 3.961,98-TL nin peşin alınan 665,22-TL den düşümü ile kalan 3.296,76-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 935,07-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 8.838,65-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/650, K. 2026/649, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-650-e-2026-649-k-4991f991192e