İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/388 E. 2025/506 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/388
Karar No
2025/506
Karar Tarihi

T.C. ...3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/388 Esas - 2025/506 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/388 KARAR NO : 2025/506

DAVA : Fikir ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 16/10/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2026

TALEP: Davacı vekili 16/10/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin ...Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Tarih bölümü mezunu olup, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü’nde yemek tarihi üzerine yüksek lisans yaptığını, "Tarih/Tarif" ismi ve içeriği ile ilgili olarak uzun yıllardır internet sitesi, Twitter, İnstagram ve Tiktok hesaplarının sahibi olduğunu, davalı yanın ise müvekkilinin mar4ka hakkını ve 5846 sayılı ...'ten doğan haklarını ihlal eder şekilde, ... Haber kanalı ve ... Haber logosu ile digital mecralarda ve “...”, "..." başta olmak üzere sosyal paylaşım sitelerinde "Tarih ve Tarif" program adı ve içeriği ile program yaptığını, ...65. Noterliği'nin 16.06.2023 gün ve 22372 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı Kurum'a ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin "tarihvetarif.com" internet sitesi olduğu gibi sosyal medya hesaplarının da çok takipçili olduğunu, bu isimle üretmiş olduğu içeriklerin bir milyona yakın kişi tarafından izlendiği, bu isimle özel kanallarda programlar yaptığı, yemek ve yemek tarihi alanında yetkin akademisyenler, şefler ve gurmeler tarafından önemli bir içerik üreticisi olarak kabul edildiği ve bu isimle tanındığını, müvekkilin içerik üreticisi olarak eser sahibi de olduğunu ve üretilen program ve içeriğin eser niteliğinde hususiyet kazanmış olduğunu, yine müvekkilinin 2022 087253 sayılı tescilli marka sahibi de olduğunu, 02.06.2023, 09.06.2023 ve 19.06.2023 tarihli video kaydı ile ... Haber logosu içerir şekilde ... Haber internet sitesinde ve diğer digital platformlarda davalının ihlale konu yayınlar yaptığını ileri sürerek; (fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla) SMK 151/2-b kapsamında hesaplanacak maddi tazminatın şimdilik 500,00 TL olmak üzere, 500.000,00 TL manevi tazminatın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren avans faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı iddialarının yerinde olmadığını, davacı yanın taraf sıfatı bulunmadığını, davacının iddiaları aksine “tarih ve tarif” isimli programı ve sosyal medya sayfalarındaki paylaşımlarının eser olmadığını, hususiyet unsuru taşımayan, benzerlerinden ayrı karakteristik özellikleri bulunmayan televizyon formatlarının eser olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, eserin sadece adının kullanılması halinde eser adının tek başına hususiyet içermediği sürece koruması olmayacağını, davacı yanın sosyal medya hesapları ile web sitelerinin eser vasfı taşıyabilecek herhangi bir hususiyet, bediilik, yaratıcı fikri faaliyet yahut sanatsal özellik içermediğini, söz konusu programda yalnızca "Araştırmacı" olarak tanımlanan bir kişinin tek başına eser sahibi olamayacağını, davacı yanın markasının, ayırt ediciliği bulunmayan işaretlerden oluştuğunu, bu tür zayıf ibarelerden oluşan markaların koruma kapsamlarının da dar olduğunu, müvekkili yayınının davacının iddia ettiği gibi bir prodüksiyon çalışması ve ürünü şeklinde olmadığını, her iki yayının konsept, içerik ve format olarak tamamen farklı olduğunu, "yapılan yemeğin tarihinden bahsedilmesi" çerçevesi dışında her iki içerik bakımından herhangi bir ortak özellik bulunmadığını, benzer programlarının dünya çapında var olduğunu, "yemek tarifinin tarihinden bahsedilmesi" fikrinin davacı tekeline alınmasının zaten mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği gibi program adı olmayıp müvekkili Kurum tarafından markasal bir kullanım söz konusu olmadığı davacı yanın sair taleplerinin reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Davanın; 5846 sayılı ... kapsamında eserden doğan hakların ihlali ve 6769 sayılı SMK kapsamında marka hakkını ihlalden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemlerinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Davanın konusu bir miktar paranın ödenmesi isteminden ibaret olup, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartına tabii olduğu anlaşılmış; dava dilekçesi ekinde bulunan 03/08/2023 tarihli Arabuluculuk Son Tutanağı'nın incelenmesinden, dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvurulmuş olduğu görülmekle, dava şartının yerine getirilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 15/04/2024 havale tarihli raporda özetle; "1. Davacıya ait 2022 087253 no’lu tescilli markaya tecavüz koşullarının oluşmadığı, 2. Davalı “Tarih ve Tarif” ifadesinin eser niteliğini haiz olmadığı, 3. Eser niteliğini haiz olmadığı değerlendirilen Tarih ve Tarif ifadesinin ... kapsamında değerlendirilmemesi nedeniyle eser üzerindeki haklara tecavüzün koşullarının oluşmadığı" ifade edilmiştir.

Davacı vekilinin bilirkişi raporuna sunduğu itiraz dilekçesi doğrultusunda Mahkememizce yeni uzman bilirkişi heyetinden alınan ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilen 12/09/2024 havale tarihli raporda özetle; "- Davalı tarafça “... haber” logosu altında ve “TARİH/TARİF” kapak görseli/tanıtıcı unsuru ile sosyal medya hesapları üzerinden sunumu yapılan programlardaki kullanımların markasal nitelikte olduğu, yapılan işin davacıya ait tescilli marka kapsamında kalan hizmetler ile örtüşür mahiyette olduğu, mezkur kullanımda davacı tescilli markasının esas unsurunun birebir ve aynı kalıpta kullanıldığı, markaların bu haliyle aynı iktisadi kaynağa ait olduklarını düşündürebilecek ve tüketiciye bu doğrultuda yanıltabilecek düzeyde benzer oldukları, - Bu nedenle davalı tarafça gerçekleştirilen kullanımların, davacı yanın tescilli marka hakkından doğan hakların ihlal edildiği, - Davacı yanın yemek tarifleri ve yemeklerin tarihi/kültürleri ile ilgili program içerikleri üzerinde bir hak sahipliğinin mevcut olamayacağı, bu nedenle taraflarca hazırlanan ve ayrı ayrı eser niteliği bulunan içeriklerin uygulanması yönünden bir benzerlik mevcut olmadığından bu çerçevede 5846 s. Kanun kapsamında bir hak ihlalinin bulunmayacağı - Bununla birlikte davacı yanın “tarih ve tarif” şeklinde eserlerinde kullandığı ismin, davalı tarafça benzer bir eserde birebir aynı şekildeki kullanımının 5846 s. Kanun 83/1 maddesi uyarınca bir ihlal olarak görülebileceği, - Davacı yanın maddi tazminat açısından ileri sürdüğü taleplerini 6769 s. Kanun kapsamında mı yoksa 5846 sayılı kanun kapsamında mı talep ettiği, talebinin dayanağının hangi düzenlemeler olduğunu somutlaştırmadığı," ifade edilmiştir.

Mahkememiz görevlendirilmesi ile davalı Kurum'un ticari defterleri incelenmiş ve mali müşavir bilirkişiden alınan 06/05/2025 havale tarihli raporda özetle; "- Davalı kurumun ticari defter kayıtlarının açılış ve kapanış olmak üzere kanuni süreleri içerisinde tasdik ettirildiği, genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre kayıtlarının tutulduğu, - Davacı vekilince yoksun kalınan kar hesabı bakımından seçilen SMK 151/2-b (sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç) fıkrasına göre, davalı kurumun bu tecavüzden dolayı bir kazanç elde ettiğine dair bir bilgi bulguya ticari defter kayıtları üzerinden rastlanılamadığı" ifade edilmiştir.

DOSYA KAPSAMINDAKİ DELİLLERİN TETKİKİ Davacı yanın 16/06/2022 başvuru tarihli ve 2022/087253 sayısı ile tescilli "Tarih ve Tarif" ibareli markasının; "35: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. "38: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri. "41: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. "43: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. sınıflarında tescilli olduğu görülmüştür. Davacı yanın https://tarihvetarif.com/ web sitesinin sahibi olduğunu belirtmekle birlikte, site sahiplik bilgilerinin kişisel veriler kapsamında gizlenmiş olduğu, ilgili alan adının 18.02.2021 tarihinde tahsis edildiği, site incelendiğinde davacı taraf ile ilgili bilgilerin yanı sıra yemek ve tarih üzerine birçok içeriğin paylaşıldığı hükme esas alınan (ikinci) bilirkişi raporunda heyetçe rapor edilmiştir. Yine davacı yanın; -https://www.instagram.com/tarihvetarif/ -https://www.tiktok.com/@tarihvetarif -https://x.com/cerbozkurt sosyal medya hesaplarının mevcut olduğu, özellikle Tiktok ve Instagram platformlarındaki hesaplarının tamamen “tarih ve tarif” ismi altında yapılan paylaşımları içeren yüksek takipçili hesaplar oldukları görülmüştür. Davacı yanın dosya kapsamına sunduğu ve davalı tarafça hazırlanan ve ... platformu üzerinden yayınlandığı anlaşılan program videolarının yer aldığı USB içerisindeki videolarda, davalı yanın programlardaki kullanım örnekleri gözlemlenebilmiştir. Anılan programların davalı tarafça “... haber” logosu altında yapıldığı görülmüştür. Programlar izlendiğinde birkaç dakikalık bu yayınların yemek tarifi ile birlikte, yapılan yemeğin geçmişine yönelik tarihsel bilgilerin verildiği bir içerikte oldukları görülmüştür. USB içerisinde üç farklı yemek ile ilgili program videosunun yer aldığı görülmekte olup programlar incelendiğinde; “tarih ve tarif” ibaresinin, program ismini temsil eden kapak görseli olduğu görülmüştür. Nitekim davacı yanın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda da “tarih/tarif’te bu hafta” şeklindeki kullanım da bu tespiti doğrular niteliktedir. Davacı yanca sunulan videoların 3’ünde de aynı görsel kullanılmış yalnızca ürün adı değişerek “afyon bükmesi, balık dolması ve portakallı irmik helvası” ürünlerinin isimleri kullanılmıştır.

DAVACI YANIN MARKA HAKKINA TECAVÜZ İDDİALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki bu münhasır hakkına dayanarak;  Kendisinin izni alınmadan, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılmasını,  Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını,  Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılmasını engelleyebileceği uygulama kabul edilmektedir. Dava konusu kullanımlardan sosyal medyadaki tanıtım yazısında doğrudan “TARİH/TARİF” ibaresinin kullanıldığı, program videolarının kapak görselinde ise kareli defter sayfası fonu üzerine turuncu siyah renklerle konumlandırılmış dikdörtgen bir logoda üst kısımda “tarih” alt kısımda ise “tarif” ibarelerinin yer verildiği ve yine çırpıcı, çatal gibi mutfak aletleri görselleri ile şeklin tamamlandığı görülmüştür. Davacı yanın tescilli marka görseli ise "tarih ve tarif" şeklinde olup anılan markanın ise yuvarlak bir logo içerisinde konumlandırılmış bir kitap, kitap sayfaları arasına yerleştirilmiş bir bıçak ve “tarih ve tarif” ibarelerinden oluştuğu görülmüştür. Öncelikle; davacı markası ile davalı kullanımlarının markalarının görsel anlamda bir benzerlik taşımadıkları söylenebilecektir. Kullanılan şekil unsurlarının bütüne etkileri birbirlerinden farklıdır. Bununla birlikte; şekil ve sözcük unsurundan oluşan markalardan "söz görünümden yüksek konuşur" ilkesi doğrultusunda da bir inceleme yapılması gerekmiştir. Zira tüketici, davacı yanın markasını “kitabı kesen bıçak görselli marka” olarak tanımlayarak, markadan doğan deneyimlerini 3. kişiye aktarmayacak olup markadaki “tarih ve tarif” kelimeleri ile oluşturulmuş sözcük unsurları ile bu markaya zihninde yer açacaktır. Aynı yorumun davalı taraf kullanımları açısından da yapılması mümkündür. Böyle bir durumda taraf markalarında “tarih/tarif” ibarelerinin birebir aynı sıralama ile oluşturulmuş bir kombinasyonda kullanıldığı görülmüştür. Bu kullanımın her iki tarafça da aynı tür hizmetlerde gerçekleştirildiği gözetildiğinde, tüketicinin davacı yanın markasını daha evvelden gördüğü, deneyimlediği, bu marka altında yapılan bir yayını seyrederek tecrübe ettiği bir durumda, daha sonra davalı tarafça ... HABER isimli kanalda ve sosyal medya platformlarındaki paylaşımlarda bu isim altında yapılan bir programı gördüğünde, programın içeriğindeki konudan bağımsız olarak, her iki yapımın da aynı iktisadi kaynağa ait olduğu, sonraki kullanımdaki logo değişikliğinin ilgili platform için yapılmış bir görsel revizesi gibi algılayacağı ve fakat her iki markayı da doğrudan “tarih tarif” ibareleri ile algılayacağı aşikardır. Markalarda kullanılan sözcük unsurlarının Türkçe, gündelik hayatta kullanılan kelimeler olması, bu ibarelerin kimsenin tekeline bırakılamaz sözcükler olarak değerlendirilmesini kendiliğinden sağlamayacağı gibi esasen birbiri ile uyumlu bir tamlama oluşturmayan, hatta gerek yazım gerekse de telaffuzunda dahi ortaya çıkan ikilemenin olağan dışındaki sesçil yakınlığından kaynaklı markanın kendi telaffuzunda dahi zorlandığı türden bir kombinasyonla yaratılmış “tarih/tarif” tamlaması, bir bütün olarak zaten ayırt edici görülmesi gereken bir tamlamadır. Bu halde davacı yanın markası ayırt edicilik niteliğine haiz bir marka olduğu gibi halihazırda TÜRKPATENT sicil kayıtlarında da tescil ile koruma altında olup, bu koruması devam ettiği müddetçe asgari düzeyde dahi 6769 s. Kanun kapsamında korunması gerekir. Ayıca, davacı tarafın dayandığı markasının tescilli olduğu 38. Sınıfta "Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri." bakımından tescilli olmakla; davalı ...'nin eylemlerinin radyo ve televizyon yayın hizmetleri ile haberleşme hizmetlerinde olduğu görülmekle, tecavüz iddiaları bakımından tescilli olunan sınıftaki mal/hizmetin, tecavüz eylemine konu faaliyet/hizmet ile örtüştüğü görülmüştür. Açıklanan gerekçe ile davalı tarafın "tarih tarif" kullanımı başta olmak üzere diğer kullanımlarının, ilgili tüketiciler tarafından, davacı taraf tescilli markası ile karıştırılabilecek düzeyde benzer bir kullanım olarak görülmesi gerekmiştir. Nihayetinde, davacı yanın dava dilekçesi ekinde yer verdiği ve davalı tarafça gerçekleştirildiği tespit edilen markasal kullanımların davacı tescilli markasından doğan hakları ihlal edecek düzeyde benzerlik ve bütünsel algıyı oluşturduğu, bu durumun ise ilgili tüketiciler nezdinde litibasa yol açacağından “Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması” olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

DAVACI YANIN ... KAPSAMINDAKİ İDDİALARININ DEĞERLENDİRLMESİ 5846 sayılı ...’nun 1/B maddesinin ‘a’ bendinde eser, “sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder. Buna göre bir fikri ürünün eser sayılabilmesi için iki koşulu birlikte gerçekleştirmesi gereklidir. İlk olarak fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması, bir başka deyişle kendinden önce ortaya konmuş benzerlerine göre özgün bir niteliğe sahip olması gerekir. Nitekim ... madde 1/B hükmünde de hususiyet şartı açıkça düzenlenmiştir. Hususiyet şartı her fikri mahsulün, ... kapsamında korunmamasını ve eserlerin diğer fikri ürünlerden ayırt edilebilmesini sağlar. Burada kastedilen eserin sübjektif unsura haiz olmasıdır. Hususiyet ile sahibinden özellikler taşıyan, yani sahibinden sadır olan ürünler işaret edilmektedir. Başka bir ifadeyle sübjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin “hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Sübjektif unsura göre, eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Bu noktada dil ile ifade olunan eserlerde konunun her koşulda ilmi veya edebi olmasının önemi yoktur. Yazı ve sözün uzunluğu veya kısalığı da bu noktada bir rol oynamaz. Önemli olan, eser vasfı isnat edilen ibarenin kendisinde bir hususiyet bulunmasıdır. İkinci olarak bu fikri ürünün ...’in ikinci ve devamı maddelerinde belirlenen eser kategorilerinden birine dahil edilebilmesi aranmalıdır. Yasada fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri ikinci maddede düzenlenen ilim ve edebiyat eserleri, üçüncü maddede yer verilen musiki eserleri, dördüncü maddede tanımlanan güzel sanat eserleri, beşinci maddede düzenleme bulan sinema eserleri ve son olarak altıncı maddedeki işleme ve derlemeler olarak sayma yöntemiyle belirlenmiş bulunmaktadır. Telif hakları, eser sahibinin eser üzerindeki hukuki koruma altında olan tüm haklarıdır. Eser üzerindeki mali haklar, eser sahibinin, yarattığı eserden ekonomik olarak yararlanma hakkını ifade eder. Mali hakları kullanma yetkisi de eser üzerindeki manevi haklarda olduğu gibi eser sahibine ait mutlak bir haktır. Somut olayda davacı yan, “TARİH VE TARİF” ismi altında sosyal medya hesapları ve internet sitesi üzerinden çeşitli video içerikleri yayınlayarak bir yandan yemek tarif videoları yayınlarken bir yandan birçok mutfak, yemek ve yemek kültürü ile ilgili tarihsel bilgi paylaşımında bulunduğu, bu iki unsurun bir arada yer aldığı videolar olduğu gibi ayrı ayrı bilgi içerikli sunumların daha ağırlıklı olduğu, davacı yanın bir diğer yandan ise 2022 yılında Tarih TV isimli televizyon kanalında aynı isim altında bir televizyon programı da yaptığı, ayrıca https://tarihvetarif.com/ isimli web sitesinde ise makalevari içerikte birçok yazıya (yemek ve tarih üzerine) yer verdiği görülmüştür. Davacı yanın hazırladığı içeriklerin eser niteliğinde olup olmadığını değerlendirirken, Kanunun, fikirleri değil, bunların ifade ediliş biçimini koruduğunu göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Başka bir ifadeyle; davacı yanın “yemek” ve “tarih” kavramlarını bir araya getirerek, bu iki kavram üzerinden yarattığı/hazırladığı içeriklerin, ana fikir olarak, davacı yanın hususiyetini taşıyan özgünlükte olduğu yorumu yapılması mümkün olmayıp “yemek tarihi” üzerine birçok yayın, program, kitap ve benzeri içeriğin gerek ülkemizde gerekse de dünyada, birçok mecra aracılığıyla tüketici ile buluşturulduğu görülmüştür. Dolayısıyla davacı yanın yemek kültürü ve yemek tarihi üzerine hazırladığı içeriklerin ana fikri üzerinde değil, doğrudan içeriklerin kendisi üzerinde eser sahipliği mevcuttur. Ancak davalı tarafça "tarih tarif" logosu altında gerçekleştirilen yayınların, davacı yanın içerikleri ile tek tek unsurları, içerikleri, anlatım ve sunum biçimleri, diyalogları, kullanılan görsel ve çekim biçim ve teknikleri itibariyle herhangi bir benzerlik taşımadığı görülmüştür. Bu halde, davalı yanın da benzer bir iş fikri üzerinden gerçekleştirdiği yapımlar üzerinde davacı yanın bu fikirler yönünden tekel hakkına sahip olması mümkün olmadığından, eser sahipliğinden doğan hakları ihlal eden bir sonuç da ortaya çıkmamaktadır. Bununla birlikte ilgili programda “tarih/tarif” ibaresinin sunulan programı, başka bir ifadeyle eser niteliğindeki bir yapımın adı olarak kullanılmış olunması, davacı yanın da aynı isim altında, benzer içerikteki fikirleri içerir içeriklere haiz video, yazı ve programlarının bulunması nedeniyle, her iki tarafın da “tarih/tarif” ibarelerinden oluşan bu kullanımlarının yarattığı nihai algılar tespit edilmelidir. Buna göre bir eser adı, eseri diğer eserlerden ayırma işlevi görür ve kullanıcı eserin adına bakarak zihninde o eseri canlandırabilir veya eserin içeriği hakkında fikir sahibi olur. Bu nedenle eser ismi ekonomik bakımdan büyük önem taşır. Nitekim 5846 s. Kanun 83. maddesi “Bir eserin ad ve alametleri ile çoğaltılmış nüshaların şekilleri, iltibasa meydan verebilecek surette diğer bir eserde veya çoğaltılmış nüshalarında kullanılamaz.” düzenlemesini haizdir. Bununla birlikte; umumen kullanılan kelimelerden oluşan kitap ve film adları ya da şarkı sözleri tek başına korunabilir nitelikte haiz değildir. Nitekim 5846 s. Kanun 83. Maddesinin 2. Fıkrasında da “1.inci fıkra hükmü umumen kullanılan ve ayırt edici bir vasfı bulunmayan ad, alamet ve dış şekiller hakkında uygulanmaz.” düzenlemesi ile bu husus ifade edilmiştir. Bu hususta Yüksek Mahkeme “hoş geldin bebek” isimli eser adının, umumen kullanılan ve ayırt edici vasfı bulunmayan bir ad/tamlama olduğunu, bu nedenle de haksız rekabet hükümleri çerçevesinde dahi korunamayacağını hüküm altına almıştır (Yargıtay 11. HD. 2006/10358E, 2007/13169K). Başka bir uyuşmazlıkta ise Yüksek Mahkeme “Hayal gücü engel tanımıyor” şeklindeki ibarenin yine tek başına eser niteliğinin bulunmadığına hükmetmiştir (Yargıtay 11. HD. 2009/119368E, 2011/4897K). Bunun yanı sıra eser adları ancak eser ile bütünleşerek eseri etkili kılan bir fikri çaba olarak ortaya çıkması ve sahibinin hususiyetini taşıması halinde eserin bir parçası olarak korunabilirler (Yargıtay 11. HD. 2006/5386E, 2006/6635K). Bu doğrultuda Yüksek Mahkeme “Yıldızın Parladığı Anlar” isminin alelade bir eser adı olmayıp ... 83 anlamında ayırt edici niteliği bulunan bir niteleme” olduğuna hükmetmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2052 E., 2011/16290 K. Bkz.; ERDİL, Engin, s. 416). Başka bir ifadeyle eser niteliği, eserin kendisi için aranır. Esere verilen ad, işaret ve çoğaltılmış nüshaların şekillerinde genellikle eser olma niteliği aranmaz. (Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu, Eser Sayılmayan Fikri Ürünler Ve Eserin Adı Ve Alametleri Üzerindeki Haklar, sf 1620) Anılan ibareler “ayırt edici” nitelik taşıdığı müddetçe haksız rekabet hükümlerine tabi olarak ... m. 83 kapsamında korunabileceklerdir. Mahkememizce; davacı yanın “TARİH VE TARİF” adı ile sosyal medya hesapları, web sitesi ve tv programlarındaki yapım ve içeriklerinin tanıtıcı unsuru olarak kullandığı ibarenin, esasen benzer bir fikrin farklı biçimde uygulandığı ve fakat nihai anlamda benzer yapıdaki bir programın ismi olarak kullanılmasının, ... m. 83 kapsamında “Bir eserin ad ve alametleri ile çoğaltılmış nüshaların şekilleri, iltibasa meydan verebilecek surette diğer bir eserde veya çoğaltılmış nüshalarında kullanılamaz.” düzenlemesini ihlal eden bir kullanım olarak görülmesi gerekmiştir. Davalı kurum yetkililerince yapılan açıklamaya göre dava konusu “Tarih/Tarif” isimli fikri hakka tecavüzün gerçekleştiği program kurumun iç yapımı olarak dışarıya hiçbir bedel ödemeksizin çekimlerinin yapıldığı, ... nin haber kanalı içerisinde yayınının yapıldığı, bu yayından dolayı hiçbir reklam alınmadığı, dolayısıyla reklam gelirinin oluşmadığı, bu yayını dışarı satarak da herhangi bir gelirinin oluşmadığı ifade edilmiştir. Ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde de dava konusu “Tarih/Tarif” isimli bu fikri hakkın çekimi ve yayınlanmasından doğan kurumun bir kazancına rastlanılamadığı tespit edilmiştir.

Bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50. maddesi "... Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." hükmündedir. 6769 sayılı SMK'nın 151/3. maddesi "Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur." hükmünü haizdir. ...BAM 20. Hukuk Dairesi'nin 2021/1731 Esas, 2023/1440 Karar sayılı ilamında işaret edildiği gibi; davacının maddi zarara ilişkin delilleri toplanamamış ve bu şekilde zararın belirlenememesi halinde TBK'nın 50. maddesi uyarınca maddi zararın hüküm altına alınması zarureti hasıl oluştur. Markaya tecavüz sabit olduğundan ve ... m. 83 kapsamında “Bir eserin ad ve alametleri ile çoğaltılmış nüshaların şekilleri, iltibasa meydan verebilecek surette diğer bir eserde veya çoğaltılmış nüshalarında kullanılamaz.” hükmünün ihlal edildiği değerlendirildiğinden, TBK 50 ve SMK 151/3 hükümleri gereğince taleple bağlı kalınarak 500,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

1-Davanın KISMEN KABULÜNE ile 500,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 16/06/2023 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Fazlaya dair istemlerin reddine, 3-Alınması gereken 2.766,55 TL harcın peşin alınan 8.791,52 TL harçtan mahsubu ile fazlaya ilişkin 6.024,97 TL harcın talep halinde ve dava kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 500,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-14/03/2025 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarih 2024/29 E. 2024/226 K. sayılı ilamı uyarınca manevi tazminat talebinin kısmen reddi yönünden davalı taraf lehine Avukatlık Ücreti verilmesine yer olmadığına, 7-Kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak belirlenmesine, davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 16.782,85TL yargılama giderinden payına düşen 8.391,42TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflar aralarında anlaşmamış olmaları nedeniyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 3.120,00 TL arabulucuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hasaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine,

Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/12/2025

Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 578,10.-TL Posta Masrafı 1.204,75.-TL Bilirkişi Ücreti 15.000,00.-TL Toplam 16.782,85.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/388, K. 2025/506, T. 30.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-388-e-2025-506-k-3edca15d0607