İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/313 E. 2026/117 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/313
Karar No
2026/117
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/313 Esas KARAR NO: 2026/117 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 05/05/2023 KARAR TARİHİ: 19/02/2026

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davacı arasındaki ticari ilişkiden dolayı müvekkili fırınında üretip davalıya sattığı ekmek vs. ürünlerden dolayı alacaklı olduğu, davalı borçlu hakkında-----sayılı dosyası ile fatura alacağına dayanılarak icra takibi yapıldığı, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini, ----- Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının % 20 İcra İnkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... ile müvekkili şirket arasında günlük ekmek tedariki yapılması hususunda ticari bir ilişki vuku bulduğu, davacı tarafın tedarik ettiği ürünlerin gerek kalitesini gerekse hizmetine yönelik kalitesini düşürdüğünü, bu kapsamda taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlandırıldığı, sözleşmenin sona etme tarihi itibariyle davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davanın reddine, davacının asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, -------- Tarihli Ekmek Tedarik, Dağıtım Ve Satış Sözleşmesi ve Ek sözleşme, -------müzekkere cevabı, Tarafların ----Kayıtları ve ------- Formları, Tarafların Ticari Defter ve Belgeleri, Faturalar, E-mailler, Bilirkişi Raporu, Tanık, Yemin, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. TANIK (DAVALI TANIĞI) -------- Ben davalı şirkette yaklaşık 9 yıldır kalite kontrol sorumlusu olarak çalışmaktayım, davacı taraf ---------- da ekmek üretimi yapan bir kişidir, bu kişi ile bizim şirket arasında ekmek üretimi ve satışı konusunda sözleşmemiz bulunmaktadır, bu sözleşmeye göre bizim başka sözleşme gereğince yükümlü olduğumuz ------- markete ekmek veriyordu, bu ekmeklerde gıda güvenliği yönünden sorun yaşandığı için ilçe tarım müdürlüğü tarafından idare para ceza uygulandı, dolayısıyla -------- bizim sözleşmemiz gereğince yazılan cezayı biz ödemek zorunda kaldık ve yapılan sözleşmeye göre kendisine yansıttık bu nedenle bizim mal ve hizmet kapsamında herhangi bir borcumuz kalmadı, bütün bu hususlar aradaki sözleşmedeki maddelere göre yapılmıştır, daha sonra biz hatta davacının ortağının evrakları üzerinden iş yapmaya devam ettiğini öğrendik, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ' şeklinde beyanda bulunmuştur. TANIK (DAVALI TANIĞI) ----- Ben davalı şirkette ---- sorumlusu olarak -----yılından bu yana ve halen çalışmaktayım, ben davacı ----- da tanırım, kendisi fırın işletmeciliği yapmaktadır, bizim şirkette unlu mamulde tedarik ve satışı işiyle iştigal etmektedir, davacıdan ekmek alımı gerçekleştiriyorduk, bizim şirketin davalıya kesmiş olduğu faturalar nedeniyle herhangi bir borcu bulunmamaktadır, fatura bedelleri ödenmiştir, davacı ile ortağı arasında ticari sorunlar ortaya çıktığından kendileri ayrılmış ve bu nedenle bize ayrıldıklarını bildirmeden ekmek satışı devam edilmiş bu husus gereğince ilçe tarım müdürlüğü tarafından tutanak tutulmuş ve ruhsatının iptal edildiği belirlenmişti, buna rağmen ekmek satışına devam etti ve ilçe tarım müdürlüğüne de resmi işlemleri yaptırmadı, ben taraflar arasında herhangi bir alacak verecek kalmadığını biliyorum, zira bakiyesi kendisine ödenmişti, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ' şeklinde beyanda bulunmuştur.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Satımdan Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin usule ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas ---- sayılı dosyası ----- sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların nüfus ve ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığın doğduğu ---- formları da istenmiş ve dosyaya gelmiştir. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; ----- Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ------ Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ------yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ------Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.------Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı TBK'nin 207. maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir. Taraflar arasındaki sözleşme ------ Tarihli Ekmek Tedarik, Dağıtım ve Satış Sözleşmesi olduğuna göre satış hükümlerine tabidir. Davacının bilanço usulüne göre defter tuttuğu anlaşılmakla TTK'nin 12.maddesi gereğince gerçek kişi tacir olduğu, davalının ise 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta olup takibin ve davanın dayanağının ise faturaya dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre; 6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya---- ----- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ------- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından------- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalar ve açık hesap ilişkisine göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu---- yılına ait -----formları ve işin niteliği gereği diğer tüm deliller toplanmıştır. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan ve bulunmayan vekillere ve taraflara usulüne uygun olarak ihtar ve tebliğ edilmiştir. Bu kapsamda dosya ticari defterlerin incelenme günü itibarıyla -----Listesinden resen seçilen ----- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen ----- tarihli raporda özetle; tacir olan tarafların ticari defterleri incelenmiş olup, davacı tarafın ---- yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin T.T.K hükümlerine göre zamanında yapıldığı, Takip konusu alacağa ilişkin davacı defterleri incelendiğinde; davacının her ne kadar ----tutarında takip başlatmış olsa da, kendi defterlerinde takip tarihi itibariyle ----- tutarında alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir. Davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesinde, ----- ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, ----takip tarihi itibariyle davalı şirketin kendi defterlerinde --- alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı kayıtlarında olup davalı kayıtlarında olmayan faturalardan; ---- faturanın davacı tarafından sevk irsaliyesinin sunulmadığı, --------faturanın davalı tarafından kesilen ----- faturalarına istinaden iade olarak kesildiği, Davalı tarafından kesilen---- faturalarının davacı tarafından ekmek tedarik ettiği ------firmasının şubesine kesilen cezanın, davalı şirkete kesildiği, aynı tutardaki faturanın da davacı firmaya kesildiği tespit edilmiştir. Davalı kayıtlarında olup Davacı Kayıtlarında olmayan faturalardan; 5 Adet toplamı -------olan ve her ay kesilen satış pazarlama organizasyon hizmet bedeli faturasının, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesine istinaden kesildiği, ---- olan faturaların mal iadesi olarak, ekmek tedarik, dağıtım ve Satış sözleşmesinin 6.2 maddesine istinaden kesildiği tespit edilmiştir. Davalı şirket tarafından kesilen iade ve hizmet satış faturalarının, davacının---------- mail atıldığına dair döküm sunulmuştur. Somut olayda; taraflar arasındaki ticari ilişkinin ihtilafsız olduğu, takip konusunu oluşturan faturaların da dahil edildiği davacı cari hesap alacak bakiyesinin ----- olduğu, davacı tarafından kesilen ----faturanın davalıya teslim edildiğine dair somut bir belgenin sunulmadığı, davalı tarafından kesilen hizmet ve iade faturalarının toplamı olan---- mahsup edilmek suretiyle ve davacının ------- faturasına ilişkin kestiği iadesi faturasının düşülmesi ile davacı bakiyesinin ----- borç bakiyesine dönüştüğü yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bir kısım beyan ve itirazlar öne sürüldüğü görülmüştür. Ancak yapılan itirazlar ek rapor alınmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. ----- Mahkememizce bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede somut olayda taraflar arasındaki ----tarihli ekmek tedarik, dağıtım ve satış sözleşmesinin niteliği, tarafların hak ve borçları ve özellikle sözleşmenin 6.9, 6.12 ve 7.1 maddelerinde -... herhangi bir sebeple favori gıdanın karşılamak zorunda kaldığı zarar var üstlenici bunu derhal karşılayacak ve/veya favori gıda bu bedeli üstlenicinin alacağından mahsup edecektir. Üstlenici bunu peşinen kabul etmektedir- bulunan düzenlemelere göre ------- tarafından düzenlenen ve davalı şirket tarafından ödenen idari para cezalarının davacıya yansıtılabileceği, alacağından mahsup edilebileceği görülmüştür. Buna göre, tarafların ticari defter ve belgelerindeki kayıtların birbirleri ile uyumlu olmadığı, davalı kayıtlarında borç bulunmadığı gibi davacıdan ---alacak kaydı göründüğü, davacının defterlerinde ise -----alacak kaydı yer aldığı ve böylece defterlerin birbirleri ile uyumsuz olması hasebiyle HMK'nin 222/3 maddesi gereğince davacı defterlerinin kesin delil niteliğinde kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Böylece iddianın ticari defter ve belgelerden neşet eden bilirkişi raporu ve diğer delillerle ispat edilmediği, tanık ve taraf beyanları ile dosyada mukim tüm delillerin de esasen olayların gerçekleşme biçimine ve gerçeğe uygun olduğundan savunmaya tevsik ettiği değerlendirilmiştir. (HMK, 222/1,2,3, 266 vd, 198, 281, 282,) Ne var ki, davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmıştır. Bilindiği üzere yemin delili 6100 sayılı HMK'nin 225 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf iddia veya savunmasını diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek ve ispat sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Bu kapsamda mahkememizce davacı tarafa ispat hakkı kapsamında yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış; usulüne uygun olarak yapılan işlemler sonucunda davalı şirket temsilcisi ... tarafından davacıya icra takibine konu edildiği üzere hiçbir borcun olmadığına yönelik yemin eda edilmiştir. Binaenaleyh yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6. HMK'nin 190 ve 222/3, 225.vd maddeleri nazarında usulüne uygun olarak ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. --------2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. -------- uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallarına göre ulaşılması karşısında davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine de bulunmadığı anlaşıldığından davalının tazminat isteğinin ise reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise, aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davacı sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Davalıların, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat taleplerinin reddine, 3-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 693,11 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 38,89 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ----- bütçesinden ödenen 1.320.00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin ve 38,40 TL vekalet harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-)Davalı tarafından vekille temsil dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle-------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/313, K. 2026/117, T. 19.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-313-e-2026-117-k-42227b772dd6