İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/313 E. 2025/314 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/313
- Karar No
- 2025/314
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : *** HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : .*** VEKİLİ : Av. DAVALI : *** VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** KARAR YAZIM TARİHİ : ***
Mahkememize açılan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, muhtelif tarihlerde müvekkilinden satın aldığı ürünlere ilişkin borcunun 16.000,00-TL'lik kısmını ödememesi üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün *** esas sayılı dosya ile ilamsız takip başlattıklarını, ödeme emrini tebliğ alan borçlunun kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, müvekkilinin ticari ilişkiler esnasında üstüne düşen yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, müvekkilinin alacaklı olduğunun tarafların ticari defterlerinde yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alamadıklarını, açıklanan nedenlerle davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında yapılan sözleşmenin yükümlülüklerini davacı şirketin yerine getirmediğini, müvekkilinin davacı tarafa 15/06/2022 tarihli ihtarname ile sözleşmede üstlenilen işin tamamlanmasını ihtar ettiğini, ihtarnameye rağmen davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, Kayseri 8. Noterliğinin 15/06/2022 tarih *** yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, davacının yaptığı eksik işler nedeni ile müvekkili şirketin büyük zarara uğradığını, eksikliklerin tespiti için Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin *** D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdıklarını, davacı tarafça sunulan fatura içeriklerini kabul etmediklerini, ortada icra takibine konu olacak ve sözleşme gereğince ödenmesi gerekecek bir borç bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, kötü niyetli davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün *** esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin *** D.İş sayılı tespit dosyası, vergi dairesi kayıtları, takibe konu fatura örneği, tarafların ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün *** esas sayılı dosyasında: alacaklının *** Elemanları ... Ltd. Şti., borçlunun *** ... Ltd. Şti. olduğu, 16.000,00-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı). 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa bu 2 ve 8 günlük süre içinde durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Davacı ticari defterlerinde yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen 18/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi çerçevesinde davacı şirketin açılış ve kapanış onaylarını yasal süreler içerisinde yaptığı davacının 2020 yılı ticari defterlerini sahibi lehine delil olarak kullanabileceği, tarafların imzalarının bulunmadığı ancak tarafların ikrar ettiği dosyaya sunulan iş teklif formunun tetkiki ile iş bedelinin kdv dâhil 65.325,00-TL olduğu, iş süresinin yer tesliminden itibaren 45 gün olduğu, sözleşme bedellerinin 20.000,00-TL'si banka havalesi, 39.000,00-TL'si vadeli senet, kalan bakiye ise iş tesliminden sonra eftihavale olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının dava konusu yaptığı *** ve *** numaralı faturaların davacının ticari defterlerine usulüne uygun şekilde kaydedildiği, işbu 2 adet faturanın kdv dâhil toplam tutarının 65.324,80-TL olduğu, işbu bedelin sözleşmede kararlaştırılan tutarla aynı olduğu, dava konusu bakiyenin konusunu oluşturan 2 adet faturanın (e arşiv) elektronik fatura olarak düzenlendiği, düzenlendikten sonra davalı tarafa tebliğ/teslim edildiğine dair yasal belgeye ulaşılamadığı, tarafların beyan dilekçelerinde davalı tarafın ödeme yaptığından bahisle yapılan bu ödemenin tutar tespiti için ticari defter üzerinde 2020 yılının tüm aylarına ait muhasebe kayıtlarının tetkikinin yapıldığı, defter kayıtlarında davalının yaptığı beyan edilen ödeme bulunamadığı, bu sebeple ticari defterlerin tetkiki ile ulaşılan 65.324,80-TL cari hesap bakiyesinin doğruluğunun tespit edilemediği, 2020 yılı kapanış fişinde 65.324,80-TL davacı lehine bakiye bulunduğunun tespit edildiği görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. 22/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: davalı *** ... Ltd. Şti.'nin talep ettiği mali verilerin karşılanmaması sebebiyle herhangi bir tespit yapamadığını bildirmiştir. Davalı ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda aldırılan 23/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda:*** İnş. Taah. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter noter tasdiklerinin zamanında yapıldığı, defter tasdiklerinin usulüne göre olduğu, *** İnş. Taah. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden; 2020 yılı sonu itibariyle hesabın kapalı olduğu, davacı *** Yapı Elem. İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.'ne 37.064,80-TL tutarında borç senedi verilerek hesabın kapatıldığı, borç senedinin ödenip ödenmediği ile ilgili herhangi bir kayıt ya da belgenin olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün *** esas sayılı dosyası ile alacaklı *** Elemanları ... Ltd. Şti. tarafından borçlu *** ... Ltd. Şti. Aleyhine bakiye fatura alacağına dayalı olarak 16.000,00-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Davalı ise davacının sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, 15/06/2022 tarihli ihtarname ile sözleşmede üstlenilen işin tamamlanmasını talep ettiklerini, bu hususta Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin *** D.İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yaptırdıklarını, sözleşme gereğince ödenmesi kararlaştırılan tutarı daha sözleşme yapılmadan davacıya ödediklerini beyan ederek açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davacı icra takibinde *** numaralı, 19/06/2020 tarihli, 57.064,80-TL bedelli fatura ile *** numaralı, 15/09/2020 tarihli, 8.260,00-TL bedelli faturaları dayanak olarak göstermiştir. Davalının dayanak gösterdiği Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin *** D.İş sayılı dosyası aslı dosyamız arasına alınmıştır. 02/03/2020 tarihli sözleşmede tarafların imzası bulunmamaktadır. Toplam 65.324,80-TL bedelli iki adet faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından her hangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır. 19/06/2020 tarihli fatura davacı tarafça vergi dairesine beyan edilmiş olup 15/09/2020 tarihli fatura beyan edilmemiştir. Davalı defterlerine göre ise 19/06/2020 tarihli fatura kayıtlı olup 15/09/2020 tarihli fatura defterlerde kayıtlı değildir. Kayıtlı olan faturanın vergi dairesine bildirimi yapılmış olup davacıdan bu faturaya konu malın teslim alınmadığını ispat yükü davalıdadır. Davalının teslime dair bir itirazı bulunmamakta olup itirazını sözleşme hükümleri uyarınca eksik ifaya dayandırmıştır. Ancak TTK 23/1-c maddesindeki yazılı süre içerisinde eksik veya ayıplı ifa nedeniyle ayıp ihbarı bulunmamaktadır. 15/06/2022 tarihli ihtarname fatura tarihinden yaklaşık 2 yıl sonra gönderilmiş olup geçerli bir ayıp ihbarından söz edilmesi mümkün değildir. Delil tespiti dosyasının bulunması ayıp ihbarı olarak nitelendirilemez. Bu nedenle davalı tarafın eksik ve ayıplı ifaya ilişkin iddiasının dinlenmesi mümkün olmamıştır. Yine davalı ödeme savunmasında bulunduğundan ödemeye ilişkin tüm delillerini sunmak üzere kesin süre verilmiş ise de davalı tarafça verilen kesin süre içerisinde bu yönde bir delil sunulmamıştır. Netice itibariyle davacının ispat edebildiği 19/06/2020 tarihli faturadan bile icra takibindeki tutardan daha fazla alacaklı olduğu anlaşıldığından açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ödeme emrinde yıllık %9 yasal faiz talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %9 oranında faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itiraza konu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** Esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %9 oranında faiz uygulanmasına, 2-İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında 3.200,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 1.092,96-TL ilam harcından, tahsil edilen 193,24-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 899,72-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı 179,90-TL başvurma harcı, 193,24-TL peşin harç, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 344,75-TL posta ücreti olmak üzere toplam 4.717,89-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 16.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2025
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı
- TASHİH ŞERHİ -
Her ne kadar mahkememizin 2*** esas, *** karar sayılı kararının (1) nolu fıkrasında "1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** Esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %9 oranında faiz uygulanmasına," şeklinde yazılmış ise de icra takip dosyasının numarası *** olup bu husus maddi hata niteliğinde bulunduğundan ve kararın henüz taraflara tebliğe çıkarılmamış olması da dikkate alınarak HMK 304/1 maddesi uyarınca duruşma açılmaksızın düzeltilmesi mümkün görülmekle; Mahkememizin *** Esas, *** Karar sayılı kararının (1) nolu fıkrasının "1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** Esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %9 oranında faiz uygulanmasına" Şeklinde tashihine, işbu tashih kararının gerekçeli kararın eki sayılmasına karar verildi.
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı