İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/294 E. 2025/248 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/294
Karar No
2025/248
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/366 Esas - 2025/247 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/366 Esas KARAR NO : 2025/247

HAKİM : .... KATİP :....

DAVACI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ....

DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/05/2023 KARAR TARİHİ : 17/04/2025 YAZIM TARİHİ : 17/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine .... E sayılı dosyası ile takip başlatılmış olduğunu, müvekkilinin yurt dışında olması nedeniyle şirketin kep adresine yapılan tebligattan haberinin olmadığını, kep'e tanımlanan telefon numarasına SMS uyarı mesajının gelmemiş olduğunu, tebligat ile takibin kesinleşmiş olduğunu, davalı tarafından başlatılan takip kapsamında müvekkili şirketin hesaplarına haciz konulmuş olduğunu, bu baskıdan kurtulmak için kabul etmedikleri borcu ödemek zorunda kaldıklarını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalının e-arşiv fatura düzenleyip sistem üzerinden göndermiş olduğunu, ancak müvekkili şirketin takibe konu edilen bu faturadan haberinin bulunmadığını, bu faturaya konu herhangi bir hizmet davalıdan alınmamış olduğunu, haciz tehdidi altında ödemek zorunda kalınan ana para ve diğer masrafların geri iadesi davası ikame edilmiş olduğunu, müvekkili adına davalı tarafından düzenlenen e-arşiv faturanın varlığından haberdar olunduğunda ...., bu faturanın bilgileri dışında ile alakalı hiçbir işlem yapılmayacağının bildirilmiş olduğunu, müvekkili tarafından davalı ve davalı sebebiyle kendilerine verilen hizmet nedeniyle, müvekkili tarafından davalı adına fatura düzenlenmiş olduğunu, davalı tarafın da itiraz etmeyerek bunu ödemiş olduğunu, ancak davalının, kendisinin aracı olduğu ve ödemelerini kendisinin yapmayı taahhüt ettiği iki kişiye verilen yurt dışı tur ve yurt içi hizmet bedelinin kendisine fatura edileceği bildirilince müvekkilden habersiz olarak; davalı tarafından dayanaksız bir şekilde ve kötü niyetle e-arşiv faturasını düzenlemiş olduğunu, kendisine fatura edilen bedeli ödediği tarihte ise davalının aracı olduğu ve hizmet bedellerini karşılayacağı iki kişi ve diğer yolcular müvekkil şirket yetkilisi ile birlikte Mekke'de bulunmakta olduklarını, davanın bir yıllık süre içerisinde açılmış olduğunu, müvekkilinin .... E sayılı takip dosyasında borçlu olup olmadığının tespiti ile bu dosya sebebiyle ödemek sorunda kaldığı 89.170,00 TL'nin 03.08.2022 ödeme tarihinden itibaren ticari reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline istirdadı ile ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki işin niteliği itibariyle, işin ticari olmadığı, davanın da ticari mahiyette olmadığını, müvekkilinin ikametgahının ankara dışında olması nedeniyle de yetki itirazında bulunduklarını, takip dosyası kapsamında davacıya yapılan tebligatın usulünce yapılmış olduğunu, davacı tarafından ikame edilen ..... sayılı kararı ile davacının talebinin reddedilmiş olduğunu, dava dilekçesinde davalı temsilcisinin 05.07.2022 - 29.07.2022 tarihleri arasında yurt dışında bulunduğu ifade edilmiş olmasına rağmen, tebligatın 27.06.2022 tarihinde yapılmış olduğunu, yani davacı şirket temsilcisinin tebligatın yapıldığı tarihlerde yurt dışında olmadığını, takip dosyasına yapılan ödemenin, davacının banka hesabından, banka tarafından takip dosyasına gönderilmesi suretiyle gerçekleşmiş olduğunu, itirazi kayıtla ödeme yapılmadığını, faturaya itirazın usulüne uygun olarak yapılmamış olduğunu, müvekkiline bu konunun tebliğ edilmemiş olduğunu, fatura düzenlemenin tek başına mal teslimi yada hizmet ifasının tek başına kanıt oluşturmaması gibi, faturaya itiraz edilmiş olmasının da faturaya konu ilişkinin mevcut olmadığının kanıtı olamayacağını, müvekkilinin davacının bilgisi ve davacının menfaatine ilgili organizasyona katılmış olduğunu, bundan dolayı hem alacağın hem de borcunun doğmuş olduğunu, müvekkilinin ödemesi gereken ödemeyi yapmış olduğunu, alacağına karşılık makbuz kesmiş olduğunu, görev ve yetkiye ilişkin itirazların kabulüne, davanın reddine, davacı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: -.... esas sayılı icra takip dosyası, -Vergi kayıtları, tanık beyanları, -Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, -Dava konusu sözleşmeye ilişkin sosyal medya mesajlaşma ve ekran görüntüleri, -Bilirkişi raporu: 15/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tarafların ticari defter tasdikleri ve kayıtlarının, Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu, Vergi Usul Kanunu Uygulama Genel Tebliğlerinde belirlenen usul ve kayıt sistemine uygun olarak yasal defter ve kayıtlarının tutulmuş olduğu, ticari defterlerin tasdik işlemlerine ait bilgilerin raporun önceki bölümünde tablo halinde gösterilmiş olduğu, .... E sayılı takip dosyası kapsamında 27.06.2022 tarihinde düzenlenen ödeme emrine göre, Aslı alacak 70.800,00 TL, İşlemiş faiz miktarı 663,39 TL, toplam alacak miktarının 71.463,39 TL olduğu, borcun nedeninin 70.800,00 TL bedelli fatura olarak gösterilmiş olduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde, ....E sayılı takip dosyasına yapılan toplam 88.223,36 TL tutarındaki tahsilata ilişkin tahsilat makbuzu ile takip dosyasına davacı tarafından 88.223,36 TL ödeme yapılmış olduğu, davalı, icra takibinde davacı adına düzenlediği faturaya dayanmakta olup, fatura, akdin icra safhasına ilişkin bulunması itibariyle mevcut ve evvelce birleşilen bir anlaşmaya - sözleşme- dayanması gerektiği, fatura bir icap olmadığı gibi icabı red etmek de kabul niteliğinde olmadığını, bu sebeple borçluyu mesul kılan bir ödeme emri kuvvetinde de görülemediğini, bu bağlamda faturanın anlaşma şartlarına uygun olduğu karinesi ile nitelendirilmesi gerekli olup karinenin akside usul hükümleri çerçevesinde ispat edilebileceğini, fatura yazılı bir anlaşma olmadığından daha önce yapılmış yazılı veya sözlü bir anlaşmaya dayanmak durumunda olduğunu, ancak olayda faturaya konu hizmet alımına dair akdi ilişki ve hizmet ifası davacı yanca inkar edilmekte olup, davalının icra takibine konu etmiş olduğu faturanın taraflar arasında bir sözleşmeye dayanıp dayanmadığı, bir sözleşmeye müstenid ise, sözleşmeye uygun olup olmadığı, fatura muhteviyatı hizmetin verilip verilmediği hususunda hukuki yorum ve değerlendirmelerin Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, ilamsız icra takibi nedeniyle davacının ödemiş olduğu bedelin istirdadı talebine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde; davalı tarafından başlatılan icra takibine dayanak fatura nedeniyle borçlu olmadığını, yurt dışında bulunması sebebiyle icra takibine itiraz edemediğini, takibin bu nedenle kesinleştiğini, ödemek zorunda kaldıkları bedelin iadesini talep ettiği görüldü. Davalı cevap dilekçesi ile davacı ile aralarında ... organizasyonu sebebiyle yazılı olmayan sözleşme ilişkisi bulunduğunu, bu sözleşme gereğince ödenmeyen fatura bedelinin tahsili amacıyla icra takibinin başlatıldığını, kesilen faturanın ve başlatılan icra takibinin usule uygun olduğunu, alacaklarının gerçek bir alacak olduğunu beyan ettiği görüldü. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller göz önünde bulundurularak yapılan inceleme neticesinde: davacının .... esas sayılı icra takibine itiraz edemediği, yapmış olduğu ödemenin istirdadını talep ettiği, davacı dava dilekçesi ile herhangi bir sözleşme ilişkisinden bahsetmemek suretiyle yazılı ve sözlü bir sözleşmenin varlığı hususunu reddetmekte ise de, cevap dilekçesi ve eklerinde iddia edilen ve duruşmada ve talimat yolu ile dinlenen tanık beyanlarında açıkça anlaşıldığı üzere taraflar arasında davalının ... seyahatine katılacak kişileri getirmesi karşılığında kendisinin ve bir kişinin ücretsiz götürülmesi hususunda yazılı olmayan sözleşmenin var olduğu kabul edilmiştir. Uyuşmazlık sözleşmenin varlığı hususunda olmayıp, temelde davalının getirmesi gereken kişi sayısı ile bu kişilerin organizasyona katılıp katılmadığı noktasında toplanmaktadır. Dinlenen tanık beyanları ile davalının yurt dışına seyahat ettiği, ... yolculuğunu yaptığı kabul edilmiş olup, davacı şirkette çalışmakta olan davacı tanığı tarafından benzer sözleşme gereği 20 kişi getirenlere kendisi ve bir misafirin ücretsiz ... yolculuğu yapabileceği uygulamasının var olduğu iddia edilmişse de taraflar arasındaki yazılı olmayan sözleşmede böyle bir hükmün var olduğunu ispat yükü davacıda bulunup, davacı tarafça dava dilekçesinde herhangi bir delil sunulmadığı, davalının sözlü sözleşme uyarınca edimlerini yerine getirdiği iddiasının ispatlanan sözleşmenin varlığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda davalının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini eksik ifa ettiğine ilişkin dolaylı davacı beyanlarına itibar edilmemiş olup, davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, İcra inkar tazminatı talebinin reddine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 1.522,81 TL harçtan çıkarılarak artan 907,41 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.560,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,

Dair, Davacı Vekili Av. .... (e-duruşma), Davalı Vekili Av. ....'ın yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/04/2025

Katip .... ¸e-imzalıdır.

Hakim .... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/294, K. 2025/248, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-294-e-2025-248-k-0ef72eaeb61f