İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/264 E. 2023/264 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/264
Karar No
2023/264
Karar Tarihi

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/264 Esas - 2023/196

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A G E R E K Ç E L İ K A R A R

ESAS NO : 2023/264 Esas KARAR NO : 2023/196

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... TEMSİLCİ : ...

DAVALILAR : 1- ... 2- ... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/05/2023 KARAR TARİHİ : 05/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILMA TARİHİ : ... Mahkememizin görülmekte olan tazminat davasının yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; 25-10-2018 tarihinde ... plakalı aracımıza Silifke de trafik ışıklarında kırmızıda durduğu halde ilgili araç arkadan çarptığı ve aracı pert ettiğini bu olay sonucu hiçbir kusuru yokken %100 karşı taraf suçlu olmasından dolayı maddi kayıpları olduğunu, tahkim komisyonuna müracaat edildiğini, bunlardan dolayı zaman kaybı olduğunu, pert işleminin gerçekleşmesi için birçok karşılanmayan giderlerinin olduğunu, bunun sonucunda ilgili firmayla görüşmeler sonucu maduriyetin karşılanmadığını beyan etmekle, 20.000 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiştir. İlgili Hukuk: Avukatlık Kanunu'nun "Yalnız avukatların yapabileceği işler" başlıklı 35.maddesi şöyledir: "Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler. (Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/329 md.) Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir. Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulleri kanunları ile diğer kanun hükümleri saklıdır." İçtihat: "(...)Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, borçlu şirket yetkilisi olmadığı gibi avukat sıfatı da bulunmadığından davaya vekalet ehliyeti olmayan kişi tarafından borçlu adına icra mahkemesine yapılan ödeme emri ve takibin iptali ile imzaya itiraza ilişkin istemin, mahkemece hemen usulden reddedilmeyip bozma kararında değinildiği gibi önce borçlu şirkete davasını bizzat temsile yetkili kişiler aracılığıyla takip etmek ya da avukat marifetiyle davada temsil edilmek üzere süre ve imkan verilmesinin gerekip gerekmediği, bu bağlamda başlangıçta var olmayan davaya vekalet ehliyetinin sonradan giderilmesinin olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere dava, bir başkası tarafından sübjektif hakkı ihlal edilen veya tehlikeye sokulan veya kendisinden haksız bir talepte bulunulan kimsenin, mahkemeden hukuki koruma istemesi olup, mahkemeden bu şekilde bir koruma talep eden kimseye davacı, bir sübjektif hakkın mahkemeler aracılığı ile ileri sürülmesi yetkisine ise dava hakkı denir. Asıl haktan ayrı bir hak olmayan ve Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan dava hakkının tek başına devredilmesi mümkün değildir. Bir davada davacı ve davalı olmak üzere daima iki taraf vardır. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir ve medeni hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şeklidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 50. maddesinde "Medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir." şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 114/1-d maddesi hükmüne göre, taraf ehliyeti dava şartlarındandır ve mahkemece re’sen gözetilir. Davacının taraf ehliyetinin bulunmadığının anlaşılması halinde dava esasa girilmeden, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir. HMK'nun 51. maddesinde düzenlenen dava ehliyeti ise kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci yani vekili aracılığı ile bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usul işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler, dava ehliyetine de sahiptir. Dava ehliyeti bulunan kişi davasını kendisi veya tayin edeceği vekili aracılığı ile açabilir ve takip edebilir. Bir davada tarafların temsili kanuni temsil şeklinde olabileceği gibi iradi temsil şeklinde de olabilir. Kanuni temsil dava ehliyeti olmayanların davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilmesidir. İradi temsil ise tarafların iradelerine dayanan temsil şekli olup, bu noktada "davaya vekalet ehliyeti" önem kazanmaktadır. Davaya vekalet ehliyeti davanın tarafları dışında üçüncü bir kişinin vekil sıfatıyla bir davayı yürütebilmesi için yasa gereği sahip olması gereken ehliyettir. Türk hukukunda vekil tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Taraflar davalarını kendileri takip edebilirler. Ancak taraflardan biri davayı vekil aracılığı ile takip etmek isterse yalnız belirli kişileri vekil olarak atayabilir. Tarafların davadaki temsili, borçlar hukukundaki temsil kurumundan ayrı ve bağımsız bir hukuki kurum olarak düzenlenmiştir. Diğer bir ifade ile bir kimse dilediği kimseye temsil yetkisi vererek kendini davada temsil ettiremez. Bir kimsenin vekil sıfatıyla davada tarafların yerine işlem yapabilmesi, o kimsenin davaya vekâlet ehliyetine sahip olmasını gerektirir. Davaya vekalet ehliyetine ise yalnızca kanunda belirlenmiş olan kimseler sahiptir. Bütün bu açıklamalar şikayet (İİK. md. 16-18) hakkında da geçerlidir. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Yalnız Avukatların Yapabileceği İşler“ başlığını taşıyan 35/1. maddesinde “Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baro levhasında kayıtlı avukatlara aittir.” düzenlemesi yer almaktadır. Yukarıdaki yasa hükmü uyarınca, kural olarak mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak yalnız baro levhasına kayıtlı avukatlara aittir. Avukatlık Kanununa (m.35/1) göre, en az üç avukat (ve davavekili) bulunan yerlerde, baroda yazılı avukatlar (ve davavekilleri) vekil olarak dava takip etme bakımından bir tekele sahiptirler. Bunların dışındaki kişilerin sıfat ve yetkileri ne olursa olsun, bu kapsamda değerlendirilmeleri olanaklı değildir. Kural bu olmakla birlikte, özel kanun hükümlerinin saklı olduğunun da belirtilmesinde yarar vardır (Örneğin 3402 sayılı Kadastro Kanunu m.31/1). Avukatlardan başka kişiler, borçlar hukukuna göre vekil tayin edilebilirse de vekaletnamelerinde dava açmak ve takip etmek için açık bir yetki bulunsa bile vekil sıfatıyla dava açamazlar ve takip edemezler. Davada vekil olamayacak bu kişilerin davaya vekalet ehliyeti yoktur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.1972 gün ve 1967/2-806 E., 1972/195 K. sayı ve 11.03.2015 gün ve 2013/12-1684 E., 2015/1013 K.sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir. HMK’nun 114/1. maddesi hükmüne göre, davaya vekalet ehliyeti dava şartı olup mahkemenin davayı vekil olarak takip eden kişinin davaya vekalet ehliyetinin bulunup bulunmadığını re’sen gözetmesi, avukat olmayan bir kişinin vekil sıfatıyla dava açması halinde, o kişinin davaya vekalet ehliyeti olmadığından, davayı esasa girmeden dava şartı yokluğundan reddetmesi gerekir. Keza, temsil yetkisi (vekalet) verilen kişi, Avukatlık Kanununun 35/1.maddesinde belirtilen avukat veya davavekili değilse, müvekkili adına açtığı davaya sonradan müvekkilinin icazet vermesi veya yetkili kıldığı avukatının açılmış olan davayı takip etmesi, başlangıçta usulsüz olarak açılan davayı sonradan usulüne uygun açılmış bir dava haline getirmez. Yapılan bu açıklamaların ışığı altında somut olaya dönüldüğünde, borçlu şirket adına vekaleten icra mahkemesi nezdinde şikayet yoluna giden ve talepte bulunan ... 'ün avukat olmadığı sabittir. O halde, yerel mahkemece anılan kişinin davaya vekalet ehliyeti olmadığı gerekçesiyle şikayetin esasa girilmeden dava (şikayet) şartı yokluğundan reddedilmesi doğrudur. Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekmiştir." (YHGK, 16.11.2016 T, 2014/12-1309 E, 2016/1065 K) DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Davacı şirket adına vekaleten eldeki davayı açan şirket yetkilisi ...'nın harita mühendisi olduğu, TC kimlik numarası üzerinden yapılan sorgulamada avukat olmadığı sabittir. Avukatlardan başka kişiler, borçlar hukukuna göre vekil tayin edilebilirse de vekaletnamelerinde dava açmak ve takip etmek için açık bir yetki bulunsa bile vekil sıfatıyla dava açamazlar ve takip edemezler. Davada vekil olamayacak bu kişilerin davaya vekalet ehliyeti yoktur. HMK’nin 114/1. maddesi hükmüne göre, davaya vekalet ehliyeti dava şartı olup mahkemenin davayı vekil olarak takip eden kişinin davaya vekalet ehliyetinin bulunup bulunmadığını re’sen gözetmesi, avukat olmayan bir kişinin vekil sıfatıyla dava açması halinde, o kişinin davaya vekalet ehliyeti olmadığından, davayı esasa girmeden dava şartı yokluğundan reddetmesi gerekir. Keza, temsil yetkisi (vekalet) verilen kişi, Avukatlık Kanununun 35/1.maddesinde belirtilen avukat veya davavekili değilse, müvekkili adına açtığı davaya sonradan müvekkilinin icazet vermesi veya yetkili kıldığı avukatının açılmış olan davayı takip etmesi, başlangıçta usulsüz olarak açılan davayı sonradan usulüne uygun açılmış bir dava haline getirmez. Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.04.2019 tarih, 2017/15-2141 E ve 2019/442 karar sayılı ilamında da izah edildiği üzere mahkemece dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmeden dosya üzerinden dava şartlarının incelenebileceği, yapılan incelemede davacının davaya vekalet ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nin 114/1-d ve 115/1-2. maddeleri ile usul ekonomisi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah edilen nedenlerle, 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 161,65 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nin 333. ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesine göre, hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığıyla adreste ödemeli gönderilerek resen iadesine, kararın tebliğ giderinin iade edilecek avanstan karşılanmasına, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi. 05/06/2023

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/264, K. 2023/264, T. 05.06.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-264-e-2023-264-k-7ea02de6f816