İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/751 E. 2025/236 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/751
- Karar No
- 2025/236
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/751 KARAR NO : 2025/236
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/08/2017 KARAR TARİHİ : 15/04/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. D A V A / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dosya ekinde cari hesap şeklinde sunduğunu ve 06.07.2015 tarihli fatura münderecatı gereği davalı ...AŞ. Şirketinden 34,025,12 TL alacaklı durumda olduğunu, davalı şirket müvekkilinin üretmiş olduğu hizmet bedelini o tarihten beridir ödemediğini, bunun üzerine 23. İcra Müdürlüğünün ... E, Sayılı dosyası ile icra takibi bu kez de haksız ve kötüniyetli şekilde takibe itiraz edildiğini, takip ve itiraz sonrasında da ödeme hususunda uzunca bir süre görüşmeler yapılmış olmasına rağmen herhangi bir olumlu yanıt alınmaması üzerine dava açılması zarureti hasıl olduğunu, izah edilen nedenlerden dolayı davalı hakkında ... 23. İcra Müdürlüğünün ... E, Sayılı dosyası ile başlatıkları takibe, davalı yanca haksız ve kötüniyetli olarak tiraz ettiğini, davalıların haksız şekilde müvekkilinin edimini ifa etmiş olmasına rağmen fatura bedelini ödememekte ısrar etmesi ve aynı zamanda İİK, anlamında haksız itirazda da bulunması nedeni ile müvekkili lehine %20 den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve yargılamadan doğan masraf ve vekalet ücretinin de davalı yanı üzerine atılı bırakılması bilvekale talep olunduğunu belirterek, ... 23. İcra Müdürlüğünün ...E Sayılı takibe karşı yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ve takibin devamına, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeni ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Mahkeme giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. S A V U N M A / Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete işbu dava dilekçesi hiçbir şekilde tebliğ edilmediğini, tesadüfen tarafımızca 27.10.2017 tarihinde davanın ikame edildiği öğrenildiğini, dosyada yapılan inceleme sonucunda dava dilekçesinin müvekkili şirkette çalışmayan, isminin dahi okunamadığı bir şahsa tebliğ edildiği görüldüğünü, söz konusu şahsın müvekkili şirkette çalışmadığı Mahkemece talep edildiği takdirde incelenecek SGK kayıtlarından ve ticaret sicil kayıtlarından da anlaşılacağını, müvekkili tarafından anılan icra takibine yapılan itiraz haklı olduğunu, davacı tarafından haksız şekilde ikame edilen davanın reddi gerekmekte olduğunu, ... 23. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile haksız ve kötüniyetle başlatılan takibe yönelik yapılan itiraz haklı olduğunu, itirazın iptalini gerektirecek herhangi bir sebep bulunamamakta olduğunu, zira, müvekkili şirket, davacıdan söz konusu hizmeti almadığını, bu nedenle, davacı tarafa hiçbir şekilde borcu bulunmamakta olduğunu, işbu dava ile yapılacak yargılama sonucunda da ortaya çıkacağı üzere müvekkili kayıtlarına göre davacıya hiçbir şekilde borcunun bulunmadığını, başlatılan icra takibinin kötüniyetli olduğu izahtan varesten olduğunu, söz konusu alacak ihtilaflıdır ve yargılamayı gerektirmekte olduğunu, bu nedenle alacağın belirli olduğu kabul edilemeyeceğini, bu bakımdan davacının icra inkâr tazminatı taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu, itirazları doğrultusunda haksız davanın reddine, müvekkili aleyhine davacının ikame ettiği işbu davanın haksız ve kötüniyetli olduğu sabit olduğunu, İİK 67. Madde gereğince %20den az olmamak kaydıyla davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. G E R E K Ç E / Mahkememizce 2017/692 Esas ve 2018/950 karar sayılı 15/10/2018 tarihli kararı ile;"Uyuşmazlık dava konu edilen faturaya dayalı alacağın var olup olmadığı noktasında toplanmıştır. Fatura ile ilgili olarak; Dosyada davalı tarafında kesilmiş bir fatura bulunmaktadır. Faturanın taraf lehine delil teşkil edebilmesi için Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Esas No:..., Karar No: ...sayılı ilamında da belirtildiği gibi "Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ... E.,..K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.(Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür." Bu açıklamalar ışığında takibe konu edilen faturayla ilgili olarak, faturanın davalıya tebliğ edildiğine dair dosyada kargo alındısı veya posta evrakı gibi herhangi bir delil olmaması nedeniyle tek taraflı olarak davacı tarafça düzenlenen faturanın bu haliyle davalı aleyhine hizmetin ifa edildiğine dair karine teşkil edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Ticari defterle ilgili olarak; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Esas No: ..., Karar No : ...sayılı ilamında " Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir." görüşüne yer verilmiştir. Tüm dosya muhteviyatı, bilirkişi tarafından ticari defterler üzerinde yapılan inceleme ve tespitler doğrultusunda takibe konu faturanın davalıya tebliğ edildiğinin ispat edilememesi, her ne kadar davacının defter durumunu kendi lehine kayıt içeriyorsa da davalının aşamalardaki savunmalarında kendilerine hizmetin verilmediği şeklinde beyan bulunuyor olması sebebiyle davacı tarafça faturaya konu hizmetin ifa edildiğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispat edilmesi gerekliliği, dosyadaki delillere göre ise bunun davacı tarafça ispat edilemediği, ( Misal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No : ..., Karar No : ... sayılı ilamında; " 6 adet faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kaydı bulunmaktadır. 3 adet fatura yönünden ise ispat yükü davacıda olup, fatura konusu hizmetin yerine getirildiğini ispatlamak zorundadır." içtihadı bulunmaktadır. Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Esas No : ..., Karar No : ...ilamında da " faturaya konu alacağın davacı şirket tarafından verilen hangi tarihli hizmetlere ilişkin olduğunun ve bu hizmetlerin gereği gibi yerine getirilip getirilmediğinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde davacı yanca ispat edilmesi gereklidir" içtihadı bulunmaktadır.), her ne kadar davacı defterlerinde fatura kayır görmüş ise de defterin davacı lehine delil teşkil edebilmesi için hizmetin ifa edildiğinin ispatının gerekiyor olması nedenleriyle davacının davasının 2004 sayılı İİK md. 67 gereğince "genel hükümler dairesinde" ispat edilemediği kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafın icra-inkar tazminat talebi bakımından ise davanın reddedilmesinin yanında davacının takip yapmakta İİK md. 67/2 uyarınca kötüniyetli olması gerektiği ancak dosya kapsamı itibariyle davalı tarafça bunun ispat olunamadığı, dava red sebebinin de davacının ispat mükellefiyetinin yerine getirmemesi olması nedenleriyle şartları oluşmayan davalı talebinin reddine karar verilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Başkanlığı Esas No : ..., Karar No: ... sayılı ilamında da "kötü niyet tazminatı, İİK'nın 67/2.maddesinde hükme bağlanmıştır. İtirazın iptali davasında, davanın reddine karar veren mahkeme, alacaklının haksız ve kötü niyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varırsa, alacaklıyı, borçluya red olunan alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum eder. Somut olayda; davacının icra takibinde bulunurken ve dava açarken haksız ve kötüniyetli olduğuna dair bir delil bulunmamaktadır. Anılan nedenle, mahkemece, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir." görüşüne yer verilmiştir. (Aynı yönde bkz; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No: ..., Karar No: ...sayılı ilamı) " gerekçesiyle, İspat olunamayan davanın REDDİNE, Takip yapmakta davacının kötü niyetli olmadığı kanaatine varıldığından 2004 sayılı İİK md. 67/2 gereğince icra-inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ...esas ve...karar sayılı 05/10/2022 tarihli kararı ile; "Tüm dosya kapsamı yukarıdaki bilgiler ışığında birlikte değerlendirildiğinde;:Taraf vekillerince ayrı ayrı sunulan delil listelerinde , ticari defterler ve kayıtların delil olarak gösterilmiş ancak davalının ticari defter ve kayıtları incelenmemiştir. Tarafların takibe dayanak faturalarla ilgili BS ve BA formlarının bağlı bulunduğu Vergi Dairesinden istenerek, tüm kayıt ve defterler üzerinde HMK'nın 220 ve 222/5. maddeleri de dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılarak açıklamalı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak davacının alacağının olup olmadığının saptanması gerekirken bu hususun göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, davalı vekilince sunulan mazeret dilekçesinde davalı şirketin ticari defterlerin başka bir mahkemede bulunduğu belirtilerek inceleme gün ve saatinde hazır edilemediği belirtilmiştir. Tarafın ticari defterlerini sunamaması nedeni nazara alındığında ise gerektiğinde ... Asliye Hukuk Mahkemesi ne müzekkere yazılarak 2016/143 E sayılı dosyada incelemenin tamamlanıp tamamlanmadığı sorularak davalı yönünden yeni bir inceleme günü tayini yoluna gidilmesi gerektiği açıktır. Yukarıda yer alan eksiklikler tamamlandığında, tarafların iddiaları ve ticari defter ve kayıtlar üzerinde hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor ihdas edildikten yukarıda yer alan bilgiler ışığında davacının alacağının mevcudiyeti, haklılık durum ve oranının tespiti yoluna gidilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile Mahkememiz kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA karar verilmiş, dosya yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiştir. Mahkememiz İstinaf Mahkemesi kararı ile bağlı olduğundan İstinaf Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda araştırmalar yapılmış, ilgili kurumlara müzekkereler yazılmıştır. Tarafların BA, BS formları celp edilmiştir. Davalı tarafça, ticari defter ve kayıtları verilen kesin sürede sunulmamıştır. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası içerisinde bulunan davalı taraf ticari defter ve kayıtlarının celbi noktasında ilgili mahkemeye müzekkere yazılmış, mahkemece gönderme için gerekli posta masrafı talep edilmiş, ilgili mahkemece bildirilen bu masrafın yatırılması için davalı tarafa süre ve imkan tanınmış ancak verilen kesin sürede davalı tarafça bu masraf yatırılmadığından davalı taraf ticari defter ve kayıtları celp edilememiştir. Bu nedenle davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçındığı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamı toplanan deliller ve davacı taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de önce davacı tarafça, sonra davalı tarafça verilen kesin sürelerde bilirkişi delil avansı yatırılmadığından, her iki tarafında bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda dosya kapsamı delil durumuna göre değerlendirme yapılmıştır. İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre; Dava, faturadan doğan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu ... 23. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası ile, davacı tarafından davalıya karşı 06.07.2015 tarihli 34.025,12 TL bedelli faturadan kaynaklı cari hesap alacağının tahsili amacıyla 34.025,12 TL asıl alacak, 5.349,03 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.374,15 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 29.12.2016 tarihinde davalı borçluya tebliği üzerine davalı borçlu tarafından tarafından süresi içerisinde 05.01.2017 tarihinde takibe itiraz edildiği, itiraz üzerine davacı tarafından İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde eldeki davanın takipteki asıl alacak üzerinden harçlandırma yapılmak suretiyle açıldığı anlaşılmıştır. Harçlandırma asıl alacak üzerinden yapıldığından, dava değeri asıl alacak olarak kabul edilerek iş bu davada asıl alacak yönünden değerlendirme yapılmıştır. Davacı taraf, dava ve takip konusu 06.07.2015 tarihli 34.025,12 TL bedelli faturanın ödenmediği, bundan dolayı cari hesap alacağı olduğu, bu kapsamda davalı tarafın dava konusu icra takibine vaki itirazlarının haksız olduğu ileri sürmüştür. Davalı taraf, cevap dilekçesi ile borcunun olmadığını savunmuş, icra takibine itirazında da icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz etmiştir. Davalı borçlu tarafça, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazda bulunulmuş ise de, dava ve takip konusu alacağı faturadan kaynaklı para alacağı olduğu, İİK'nın 50. Maddesi yollaması ile HMK'nın 10, TBK'nın 89. Maddeleri uyarınca davacı alacaklının yerleşim yeri İcra Daireleri olan İstanbul İcra Dairelerinin de yetkili olduğu anlaşılmakla, davalı borlunun icra dairesinin yetkisine yönelik yaptığı itirazın yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiştir. Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Somut olayda, dosya kapsamında toplanan delillere göre; Dava ve takip konusu faturanın davacı tarafça BS formları ile, davalı tarafça BA formları ile ilgili vergi dairelerine beyan edildiği, bu hususun dava ve takip konusu faturanın davalı tarafça teslim alınarak kayıtlarına işlendiğini gösterdiği, davalı tarafça, bu faturaya yasal süresi içerisinde itirazda bulunulduğuna, faturanın davacı tarafa iade edildiğine dair bir ispatın bulunmadığı, bu kapsamda dosya kapsamına bir delil sunulmadığı, davalının, davacı tarafından düzenlenen faturayı BA formları ile ilgili vergi dairesine beyan etmekle faturayı ve içeriğini kabul etmiş olduğu, davalı tarafın fatura bedelini ödendiğine, istenebilir olmadığına dair bir ispatının da olmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle; Davacı tarafın, davalıdan, dava ve takip konusu faturadan dolayı 34.025,12 TL alacağının bulunduğu, bu miktar yönünden davasında haklı olduğu, takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden harçlandırılmış bir dava olmadığından bu davada değerlendirme yapılamayacağı, tarafların tacir olması karşısında takip tarihinden itibaren tespit edilen alacağa avans faizi talep edilebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davacı tarafça açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş olmakla, davalı tarafın kabul edilen miktar yönüyle itirazında haksız bulunduğu, dava ve takip konusu alacağın fatura alacağı olduğu, likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla, hükmolunan alacağın %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Bu kapsamda aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; Davalı borçlunun dava konusu ... 23. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının, 34.025,12 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, Takibin toplam 34.025,12 TL alacak üzerinden ve 34.025,12 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, 2)Hükmolunan 34.025,12 TL alacağın %20'si oranında hesap ve takdir edilen 6.805,02 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 2.324,26-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak yatan 581,12-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.743,14-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 581,12 TL peşin harç parasının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvurma harcı parası, 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 290,00 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 1.242,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 7-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/04/2025
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır