İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/673 E. 2026/10 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/673
Karar No
2026/10
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/673 Esas - 2026/10 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/673 Esas KARAR NO : 2026/10

DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/10/2022 KARAR TARİHİ : 09/01/2026 YAZIM TARİH : 23/01/2026

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;“Davacı müvekkili ile davalı şirket arasında 30.09.2019 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre karşı taraf şirket tarafından üretilen ve dağıtımı yapılan oto yazılım ve uygulamaların ... iliyle sınırlı kalmak kaydıyla münhasır ve tek yetkili bayi sıfatıyla satış ve dağıtımı konusunda müvekkiline yetki verildiğini, Davacı müvekkilinin bayilik hakkı karşılığında bayilik ücreti olarak toplamda 344.500 TL ödeme yaptığını ayrıca araçların performansını arttıran ve yeniden programlamayı sağlayan ... adlı cihaza 21.500 TL ödeme yaptığını, dolayısıyla müvekkilinin sadece bayilik ücreti ve bayilikle birlikte alınması zorunlu olan cihaza 366.000 TL ödeme yaptığını, Müvekkilinin işbu sözleşmeye olan inancı ile 17.764,58 US doları 30.09.2019 tarihinde o tarihteki kur olan 5,6292 TL üzerinden 100.000 Türk Lirasına çevirdiğini ve yine 30.09.2019 tarihinde 16.298,94 Euro’yu o tarihteki kur olan 6,1354 TL üzerinden 100.000 Türk Lirasına çevirdiğini, müvekkilinin toplam 200.000 TL bedeli dolar ve Euro bozdurarak 30.09.2019 tarihinde ödediğini, kalan kısmın ise 14.10.2019, 22.10.2019, 28.10.2019, 01.10.2019 tarihlerinde kısım kısım kendi adına kayıtlı ... hesabından ödediğini, Dolayısıyla müvekkilinin uzun yıllar süreceğine inandığı bu sözleşmeye güvenerek o zaman için 200.000 TL tutarındaki döviz ile birlikte 366.000 TL ödeme yaptığını, Davacının işbu sözleşme uyarınca yaklaşık 2 yıl boyunca sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve bayilik sözleşmesi uyarınca tüm hak edişleri davalı şirkete ödediğini, davalı şirketin ise 30.09.2019 tarihli sözleşme uyarınca tarafına yüklenen kurallara ve yükümlülüklere aykırı olarak 13.09.2021 tarihinde hiçbir makul gerekçe olmadan davacı müvekkilinin araç yazılımı temin etmek üzere kullandığı ... sipariş sistemine girişini engellediğini, Bunun üzerine davacı müvekkili tarafından 23.09.2021 tarihli ihtarname ile "müvekkilin sözleşme gereği kullanmakta olduğu ve davalı tarafça haksız bir şekilde girişi engellenen ... sipariş sistemin yeniden kullanılabilir duruma getirilmesini” talep ettiğini, işbu ihtarnameye karşı davalı tarafça 28.09.2021 tarihli ihtarname cevabı ile müvekkilinin 30.09.2019 tarihli sözleşme uyarınca yüklenen yükümlülüklere uymadığını, davalı şirkete ait internet sitesi adresinin sunucu (server) şifrelerini değiştirdiğini, davalı şirketin kullanımını engellediği ve sunucuyu başka bir adrese yönlendirdiğini belirttiğini, Davalı şirket vekili tarafından ihtarnamede "30.09.2019 tarihli sözleşme ise müvekkilimin bu şirketi devir almadan önce imzalanmış bir sözleşmedir. O zamanki taraflar arasında yapılan sözleşme, taraflar arasındaki husumet, tarafınız hakkında... bulunulmuş suç duyurusu olması, tarafınızın 21.09.2021 tarihinde müvekkil şirketin internet sitesini başka bir siteye yönlendirmeniz ve tarafımızca tespit edilen sözleşmeye aykırı diğer sebeplerden dolayı bayilik sözleşmeniz haklı haklı sebeple derhal feshedilmiştir." ifadelerine yer verildiğini, işbu ihtarnameye cevapta iddia edilen hususların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından sözleşmeye aykırı hiçbir eylemde bulunulmadığını, Öncelikle belirtmek gerekirse davalı şirket vekilinin işbu ihtarnamede ne anlatmak istediğinin taraflarınca anlaşılamadığını, davalı şirket vekilinin "30.09.2019 tarihli sözleşme ise müvekkilimin bu şirketi devir almadan önce imzalanmış bir sözleşmedir." şeklindeki ifadesiyle ne söylemeye çalıştığının taraflarınca anlaşılamadığını, ihtarnamenin ... adlı şirkete karşı düzenlendiğini ve cevabın da yine ... şirketi tarafından verildiğini, Dolayısıyla davalı şirket vekilinin “müvekkilimin bu şirketi devir almadan önce” ifadesiyle kimi kastettiğinin anlaşılamadığını, bir an için şirketin ortaklarının ve/veya yetkililerinin değiştiği düşünülmüş olsa bile şirketin yetkilisi ve/veya ortak/ortaklarının değişmesinin şirketin borç ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağını veya geçerli bir sözleşmeyi geçersiz hale getirmeyeceğini ya da sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebini doğurmayacağını, dolayısıyla davalı şirketin haksız feshine bahane bulma çabasının net bir şekilde ortaya koyulduğunu, Yine davalı şirketin söz konusu ihtarnamede müvekkili davalı şirketin internet sitesini başka bir siteye yönlendirdiğini ve server şifrelerini değiştirdiğini iddia etse de bu iddianın tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, davacı müvekkilinin bahse konu eylemlerle hiçbir ilgisi bulunmadığını, davalı şirketin yine haksız feshine haklı bir gerekçe bulma çabası ile hareket ettiğini, Ayrıca davalı şirket tarafından 21.09.2021 tarihinde şirketin internet sitesini başka bir siteye yönlendirildiği bu nedenle sözleşmenin feshedildiği iddia edilmişse de iddia edilen yönlendirme fiilinden önce 13.09.2021 tarihinde davalı şirket tarafından müvekkilinin ... sipariş sitesine girmesinin engellendiğini, bu durumun bile başlı başına davalı şirketin çelişkiye düştüğünü ve sözleşmenin feshine kılıf bulma çabasını ortaya koymakta olduğunu, Davacı müvekkili 30.09.2019 tarihli bayilik sözleşmesi uyarınca tüm yükümlülük ve sorumluluklarını ifa etmekteyken 28.09.2021 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin müvekkiline bildirildiğini, işbu fesih haksız fesih hükmünde olup müvekkilinin bu sebeple uğramış olduğu zararların tazminini talep ettiklerini, Davacı müvekkilinin davalı şirketin ürünlerini tanıtmak, talep yaratmak ve sonrasında ise talebi arttırmak ve talebin devamlılığını sağlamak için birçok çalışmada bulunduğunu, büyük efor ve gayret sarf ettiğini, henüz yeni kurulan ve piyasaya yeni adım atan davalı şirketin tanınırlığını arttırmak için reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunduğunu, ürünlerin satış noktalarını, kanallarını ve servis ağlarını arttırdığını, kendisi için yüksek meblağda pazarlama, tanıtım ve satış yatırımlarını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin tüm çalışma gayret ve yatırımları doğrultusunda davalı şirketin markasını bulunduğu bölge itibariyle tanınan, tercih edilen ve kullanılan bir marka haline getirdiğini, Davacı müvekkilinin bu kapsamda pek çok google reklamı verdiğini, markanın görünürlüğünü arttırmak için pek çok platforma reklam ücreti ödediğini, yatırımlar yaptığını, bayilik sözleşmesinde belirlenen satış hedefinin çok üstünde satışlarla davalı şirketin ciro ve karını arttırmayı başardığını, Başka ifadeyle davacı müvekkilinin iyi bir performans göstererek münhasır bölgesinde yeni müşteri bağlantısı kurduğunu, var olan müşterilerin iş hacmini arttırdığını, tüm bunlarla birlikte sözleşmenin ifası için yapmış olduğu masraflar nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, Talebe konu portföy tazminatı ve sözleşmenin süresinden önce feshi sebebiyle yoksun kalınan kar tazminat miktarlarının tam ve kesin olarak belirlenemeyecek olması sebebiyle yargılama sonucu miktarı tespit edildiğinde arttırılmak üzere HMK 107 maddesi kapsamında belirsiz alacak davası yoluyla ayrı ayrı 1.000 TL, bayilik ücreti ve davalıya münhasır kullanılabilecek ... adlı cihaz için yapılan masraf nedeniyle uğranılan zararlardan kısmi dava yoluyla şimdilik ayrı ayrı 1.000 TL, bu yatırımlar için döviz bozdurulması sebebiyle finansman giderleri nedeniyle uğranılan zarar için kısmi dava yoluyla şimdilik 1.000 TL, müvekkilinin ticari itibar ve iktisadi menfaatlerde geri dönülemez derecede zarar görmesinden dolayı 50.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000 TL'nin sözleşmenin fesih tarihi olan 28.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP: Davalı tarafın cevap dilekçesini sunmadığı anlaşılmıştır. DELLİLLER: Banka kayıtları, Bayilik sözleşmesi, Keşide edilen ihtarnameler, Bilirkişi raporları, 20.10.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; 1.Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi için davalının haklı bir nedeni olduğunu ispatlayamadığı, 2.Haksız fesih kapsamında değerlendirilebilecek olan işlemden dolayı davacının tazminat hakkı bulunduğu, 3.Davacı yanın yoksun kalınan kârının hesaplanması için aşağıdaki belgelerin dosyaya sunulması gerektiği,

-Davacının 2019-2021 yıllarına ait kanuni defterleri (Yevmiye Defteri-Kebir Defteri-Envanter Defteri), -Davacı yanın 30.09.2019 sözleşme tarihinden 28.09.2021 fesih tarihine kadar olan satış faturaları (iptal edilenler dahil) (sıralı bir şekilde),

-Davacının 30.09.2019 ile 28.09.2021 tarihleri arasına ait davaya konu hizmet gelir satışlarına ait hesapların alt hesap kayıt listelerinin,

-Davacının 2019-2021 yılları vergi dairesine verilen gelir tablosu (Bağlı bulunduğu vergi dairesinden talep edilebilir) -Davacının davaya konu hizmet maliyeti ile ilgili bilgiler, Sonuç olarak, yukarıda talep ettiğimiz bilgi ve belgelerin dosyaya kazandırılmasından sonra Heyetimizce davacının yoksun kalınan kârı hesaplanabilecektir. Görüş ve kanaatin mahkememizde olmak üzere bilirkişi kurulu raporunu sunmuştur.

12.06.2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle; Davacı ...’un davalı .... San. Ve Tic. AŞ’den dava tarihi olan 13.10.2022 tarihi itibarıyla alacağı, denkleştirici adalet ilkesine göre 465.609,42 TL olarak hesaplanmıştır.

Görüş ve kanaatin mahkememizde olmak üzere bilirkişi kurulu raporunu sunmuştur. 30.05.2025 Bilirkişi kurulu 2. ek raporunda özetle;

Eğer 16.299 Euro ve 17.764 Dolar 30 Eylül 2019'da değil de 13 Ekim 2022'de Türk Lirası'na çevrilmiş olsaydı, kur farkından dolayı 422.539,48 TL tutarında bir kazanç elde edilmiş olacaktı. Bu durum, Türk Lirası'nın belirtilen dönemde Euro ve Amerikan Doları karşısında değer kaybetmesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, dövizlerin daha ileri bir tarihte bozdurulması, daha yüksek bir Türk Lirası karşılığı alınmasını sağlardı. -Bu kalem bayi sözleşmesine ilişkin fiili zarara ilişkin hesaplamada kuşkusuz dikkate alınabilir. Dosya içindeki delillerden bu paranın dava konusu ile ilgili harcandığı öngörülebilirse de bu para dava tarihine kadar döviz olarak mı kalacaktı kalabilecek gibi sorulara net bir cevap verilemeyeceğinden bu harcama veya davacının bu muhtemel zarar veya bunun mahkeme tarafından oransal belirlenecek bir kısmı fiili zarar olarak tazminat kalemi olarak eklenebilir. -Davacı vekili, müvekkil bayilik sözleşmesinin imzalanmasından sonra yapılan çalışmaların ardından 01.01.2020 tarihinden itibaren çalışmaya başlamış olup bu tarihten 01.12.2020 tarihine kadar davalı şirkete bayilik sözleşmesi kapsamında yaptıkları işlere ilişkin ödemeleri ...'e ait ... IBAN Nolu ... hesabına bankamatik yoluyla elden yatırılmıştır. Müvekkil tarafından yatırılan tutarlara ilişkin olarak açıklama kısmına telefon numarası(...) girilmiştir. 01.12.2020 tarihinden sözleşmenin haksız feshedildiği 28.09.2021 tarihine kadar ise ödemeler müvekkilin ... ... IBAN Nolu hesabından hesabından davalı şirket hesabına havale yoluyla yatırılmıştır. Dolayısıyla dosyada mübrez ...'e ait ... ve davacı müvekkile ait ... hesapları incelediğinde müvekkilin yaptığı işin hacmi görülecektir, yönünde beyanda bulunmuştur. Davacının belirttiği bu kalemler yukarıda da ifade edildiği üzere mahkeme tarafından hak ve nefaset ilkelerine göre takdir edilecek tazminat miktarını takdirinde dikkate alınabilecek hususlar olup önceki raporlarımızda tazminata ilişkin teknik inceleme yapılmıştır. Hakkaniyetli bir tazminat miktarı belirlerken dikkate alınabilecek bu deliller konusundaki takdir mahkemenindir. Aynı şey davacının diğer beyanları için de geçerlidir. Dolayısıyla bilimsel ilkeler ile bilirkişi raporu hazırlanarak tazminat mütalaa edilmiştir. Bu temel meblağ üzerine somut olayın şartlarına göre hak ve nefaset ilkelerine göre belirlenecek tazminat miktarı konusundaki takdir mahkemenindir. Diğer yandan itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere davalı yanın bayilik sözleşmesi için önemli ölçüde zaman ve emek harcamış olması öngörülebilir bir durumdur. Ayrıca dosya içindeki ihtarnameler, hukuki süreçlerle ilgili yapılan masraflar; dava masrafı, avukat masrafı ihtarname masrafı. Bu kalemlerin hepsi tazminat hesaplamasında dikkate alınabilir.

Bundan başka itiraz dilekçesinde de mütalaa edildiği üzere hesaplara göre zarar edilmemiş olması zarar görülmediği manasına gelmez. Lakin zarar edilmemiş olabilir ancak bayilik sözleşmesi ile arzu edilen kazanç elde edilmediğinden hedeflenen ölçüde kar edilmemiş olabilir. Sonuç itibarıyla, önceki raporlarımızda hak ve nefaset ilkelerine uyumlu somut olayın şartlarına paralel şekilde adil bir tazminata hükmetmek için belgeler üzerinden inceleme yapılarak bir meblağ belirlenmiştir. Ancak tazminat hukuku ile alakalı birçok kararda da karşılaşıldığı üzere gerçek zarar miktarını tam tespit etmek sadece belgelere dayalı olarak mümkün olmadığı için mütalaa edilen meblağ ile birlikte işin niteliği, olayın şartları, ekonomik koşullar ve diğer tüm faktörler dikkate alınarak belirlenecek tazminat konusundaki keyfiyet Mahkememiz taktirinde olmak üzere ek raporunu sunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, taraflar arasında akdedilen, sureti dosyada mübrez, 30/09/2019 tanzim tarihli bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedilmesi sebebine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine yöneliktir. Dava öncesinde 12/09/2022-29/09/2022 tarihleri arasında süren zorunlu arabuluculuk görüşmelerine dair sürede 6325 sayılı Kanunun 18/A-15 fıkrasında yazılı "Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. " kuralı gereği yoksun kalınan kar istemine yönelik davanın süresinde açılmış olduğu tespit edilmiştir. Dava dilekçesinde portföy tazminatı (1.000-TL), uğranılan zarar ve yoksun kalınan kar (1.000-TL), ... cihazi için yapılan masraf (1.000-TL), bayilik ücret ödemesi nedeniyle yapılan masraf (1.000-TL), finansman giderleri nedeniyle uğranılan zarar (1.000-TL) ve manevi tazminat (50.000-TL) olmak üzere toplamda 55.000-TL'nin davalıdan tahsili talep edilmiştir. Eksikliklerin giderilmesi üzerine dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmekle sunulan 20/10/2023 tarihli raporda tespit edilen eksikliklerin giderilmesinin talep edildiği ve -portföy tazminatı talep edilebilmesi için akdin acente tarafından haksız olarak feshedilmiş olması gerektiği, -haksız fesih nedeniyle tazminat talep edilebilmesi için sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin, haksız fesih nedeniyle zarara uğranıldığının ve zararın ispat edilmesi gerektiği, -haksız fesih sebebi ile fesih isteminin fesih tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde yapılması gerektiği, -davalı şirket vekili tarafından keşide edilen ihtarnamede "30/09/2019 tarihli sözleşme ise müvekkilimin bu şirketi devir almadan önce imzalanmış bir sözleşmedir. O zamanki taraflar arasında yapılan sözleşme, taraflar arasındaki husumet, tarafınız hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bulunulmuş suç duyurusu olması, tarafınızın 21/09/2021 tarihinde müvekkil şirketin internet sitesini başka bir siteye yönlendirmeniz ve tarafımızca tespit edilen sözleşmeye aykırı diğer sebeplerden dolayı bayilik sözleşmeniz haklı sebeple derhal feshedilmiştir." beyanı nazara alındığında feshin haksız sebeple olduğunun kabulünün düşünüldüğü tespitlerine yer verilmiştir. Kök raporda yazılı eksikliklerin ikmali ile alınan ek raporda, denkleştirici adalet ilkesi nazara alınarak, davacının sözleşme fesih tarihi olan 28/09/2021 tarihinde yapmış olduğu 271.202,06-TL ödeme nazara alınarak dava tarihi olan 13/10/2022 tarihinde ulaşmış olduğu alım gücü hesaplanması amacıyla sepet hesabı yapılmakla 465.609,42-TL alacak tespit edilmiş olduğu görülmüştür. Ek rapora yönelik davacı itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla yeniden ek rapor alınmasına karar verilmişse de sunulan 30/05/2025 tarihli ikinci ek raporda önceki kanaatin korunduğunun beyan edildiği görülmüştür. Davalı tarafça yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamakla dava ile ileri sürülen iddiaların inkar edildiğinin kabulü gerektiği, davalının bu inkar çerçevesinde üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmek için delil bildirmesinin mümkün olduğu sabittir. Ancak, davalı vekilince 23/01/2023 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında hazır bulunulmasına ve ara karar ile delillerin bildirilmesi için verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen, akdin feshinin haklı olduğuna dair delil bildirilmemiştir. Bu sebeple davacı tarafça bildirilen ve celbi lazım gelen evrakların dosya arasına alınması neticesinde yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları nazara alındığında davalı tarafından akdin feshinin haklı olduğuna dair ileri sürülen sitenin başka bir siteye yönlendirilmiş olması, suç duyurusunda bulunulduğu hususları sabit olmamakla akdin feshinin haksız olduğunun kabulü gerekmiştir. Davacı vekilince, HMK'nun 107. maddesi gereğince alacağın belirli hale getirilmesine ilişkin 16/07/2025 tarihli dilekçe sunulmuşsa da dava dilekçesinde beyan edilen alacak kalemleri nazara alınarak her bir alacak kalemi açısından talep edilen alacağın ayrı ayrı beyan edilmesi için süre verilmekle 03/10/2025 tarihli dilekçe sunulduğu, eksik harcın ikmal edildiği görülmüştür. Davacı vekilince sunulan 03/10/2025 tarihli kuruşlandırmaya yönelik dilekçede portföy tazminatı (1.000-TL), uğranılan zarar ve yoksun kalınan kar (465.609,42-TL), ... cihazı için yapılan masraf (1.000-TL), bayilik ücret ödemesi nedeniyle yapılan masraf (1.000-TL), finansman giderleri nedeniyle uğranılan zarara yönelik istemin ... bırakıldığı beyan edilmiş ve manevi tazminat (50.000-TL) olmak üzere toplamda 469.609,42+50.000,00=519.609,42-TL'nin davalıdan tahsili talep edilmiştir. Davacının talebi karşılar mahiyette harç yatırmış olduğu tespit edilmiştir. ... bırakma beyanı HMK'nun 123. maddesi kapsamında davanın geri alınması mahiyetinde olmakla davalının açık kabulüne bağlı olduğu, ancak davacının duruşmada geri alma beyanından vazgeçtiğini beyan etmesi ve işbu dilekçenin davalıya 12/10/2025 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen kabul beyanı sunulmamış olması karşısında geri alma beyanına itibar edilmemiştir. Davacı vekilince sunulan alacağın belirli hale getirilmesine dair ilk dilekçe ile bedel artırımına dair ikinci bir dilekçe sunamayacağı, bu sebeple talep edilen maddi tazminatın 465.609,42-TL olduğu, ikinci dilekçe ile maddi tazminat isteminin 469.609,42-TL olduğu tespit edilmişse de 465.609,42-TL olarak değerlendirme yapılmıştır. Kısaca izah edilenler kapsamında, davacının yoksun kalınan kar alacağına yönelik denkleştirici adalet ilkesi kapsamında ve yapılan sepet hesabı neticesinde 465.609,42-TL alacağı tespit edilmiş; portföy tazminat, ... cihazı, bayilik ücret ödemesi ve finansman giderleri yönünden alacağı tespit edilememiştir. Bu halde alacak tespit edilemeyen alacak kalemlerin yönelik 4.000,00-TL istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının diğer istemi manevi tazminata yönelik olmakla, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (...) Bu halde, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshederek yapılan hesap neticesinde davacının 465.609,42-TL zarara uğramasına sebebiyet vermesi nazara alınarak istemin kısmen kabulü ile 30.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi kanaati hasıl olmuştur. İzah edilen nedenlerle maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı kısmen kabulüne, maddi tazminat istemine dair alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine dair aşağıda yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacının maddi tazminat istemine yönelik davasının kısmen kabulü ile 461.609,42-TL alacağın dava tarihi olan 13/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile davalından tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının manevi tazminat istemine yönelik davanın kısmen kabulü ile 30.000,00-TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Maddi tazminat istemli dava yönünden Alınması gereken 31.532,53-TL harçtan, peşin alınan 939,27-TL harç ile 7.866,05-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 8.805,32-TL'nin mahsubu ile bakiye 22.727,21-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma, 939,27-TL peşin harç ile 7.866,05-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 8.886,02-TL harcın kabul ve red oranına göre takdir olunan 8.809,68-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan miktarın davacı üzerine bırakılmasına, Davacı tarafından yapılan 228,50-TL tebligat ve posta gideri ile 18.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 18.228,50-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdir olunan 18.071,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan miktarın davacı üzerine bırakılmasına,

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca; davacı yararına hesaplanan 78.657,51-TL nispî vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.560,00-TL zorunlu arabuluculuk giderinin kabul ve red oranına göre takdir olunan 1.546,59-TL'nin davalıdan, bakiye 13,41-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Manevi tazminat istemli dava yönünden Alınması gereken 2.049,30-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca; davacı yararına hesaplanan 30.000,00-TL nispî vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekili Av. ...'ın (e duruşma) yüzüne karşı davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/673, K. 2026/10, T. 09.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-673-e-2026-10-k-e347202a17d3