İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/587 E. 2022/587 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/587
- Karar No
- 2022/587
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/587 Esas - 2024/44 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/587 Esas KARAR NO : 2024/44
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 22.08.2022 KARAR TARİHİ : 18.01.2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Davacı tarafından açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı şirkete ... nolu ZMMS poliçesiyle sigortalı ... Yapı Dekorasyon adına kayıtlı ... plakalı aracın ...'ün sevk ve idaresindeyken 18.08.2018 tarihinde ... 'a çarptığını ve olay sonrası ... plakalı aracın olay yerini terk ettiğini belirterek davalı borçlu ... Yapı Dekorasyon İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından Adana 10. İcra Dairesine ait 2021/... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazası nedeni ile davalının ZMMS poliçesine göre karşı tarafa yapılan tazminatın davalı sigortalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın haklı olup olmadığı ile itirazın iptalinin ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Adana 10. İcra Dairesine ait 2021/... esas sayılı dosyası, Türkiye Noterler Birliğine yazılan müzekkere, protokol uzlaşma tutanağı, davacı tarafından sunulan sigorta poliçesi, hasar dosyası ve uzlaşma evrakları dosya arasına alınmıştır. Kusur bilirkişisi ... 'a ait 21.11.2023 tarihli raporunda; ... plakalı motosiklet sürücüsü ... un %75 oranında asli kusurlu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ün ise %25 oranında tali kusurlu olduğu yönünde rapor sunulmuştur. İtirazın iptali davası; takip talebine itiraz edilen alacaklı tarafından itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde borçluya karşı açtığı bir eda davasıdır. Ancak normal bir eda-alacak davasından farklı olarak icra takibi içerisinde açılır ve takip hukukuna özgü bir takım sonuçlar doğurur. İİK 67. maddesi uyarınca, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın %20'den aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. Tüm bu açıklamalar ışığında; davacı sigorta şirketi nezdinde ... no'lu karayolları zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı davalı ... Yapı Dekorasyon Ltd. Şti.'nin işleteni, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 18.08.2018 tarihinde dava dışı ... 'a çarparak iki taraflı maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, davalının işleteni olduğu ... plakalı araç sürücüsünün trafik kazası akabinde olay yerini terk ettiğinden bahisle dava dışı ... 'a davacı sigorta şirketince yapılan 10.000,00 TL tutarlı ödemenin tazmini için davalı aleyhine Adana 10. İcra Dairesinin 2021/... esas sayılı genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle dava ikame edildiği görülmüştür. Dava konusu Adana 10. İcra Dairesinin 2021/... esas sayılı dosyasında davacı tarafça 10.000,00 TL asıl alacak ve 986,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.986,30 TL üzernden davalı borçlu aleyhine takip başlatıldığı ve 31/03/2021 tarihli ödeme emrinin düzenlendiği, davalının yasal süresi içerisinde itirazı nedeniyle takibin durmasına karar verildiği, itirazın davacı alacaklıya tebliğ olunmadığı, böylelikle 2004 sayılı İİK'nın 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının ikame edildiği görülmüştür. Dava konusu takip borcunun dayanağını meydana gelen çift taraflı maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası nedeniyle davacı sigorta şirketi ile dava dışı... arasında düzenlenen 12/02/2020 tarihli protokol uzlaşma tutanağı gereğince dava dışı...'ın zararı karşılığı banka yoluyla ödenen 10.000,00 TL tazminat tutarının davalı işletenden tahsil edilmesi talebi oluşturmaktadır. 2914 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Sigorta Genel Şartlarının 1. maddesine göre; sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar teminle yükümlüdür. KTK'nın 85 ile 89. maddeleri arasında motorlu araçların sebep olduğu farklı olaylara ilişkin sorumluluk halleri düzenlenmiştir. Sigortacının rücu hakkına sebep teşkil eden bu sorumluluk halleri kanunda açıkça belirtilmiştir. KTK’da yer alan tazminat sorumluluğunun hukuki sebebi 85. maddede düzenlenmiştir. KTK’nın 85. maddesinin ilk fıkrasında, aracın işletilmesinden doğan tehlike sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre, tehlike sorumluluğu (Gefährdungshaftung), kusursuz sorumluluğun ağırlaştırılmış bir türüdür. KTK’nın 85. maddesinin ikinci fıkrası yalnızca birinci fıkra kapsamına girmeyen trafik kazalarına, genel anlamda işletilme halinde olmayan araçlardan doğan sorumluluk hallerine uygulanır. İkinci fıkrada öngörülen sorumluluk tamamlayıcı niteliktedir. İşletenin bu fıkradaki sorumluluğu tehlike sorumluluğu değil, kusura dayanan ya da olağan kusursuz sorumluluktur (Verschuldensunabhängige). İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemesizin kazanın illiyet bağını kesen sebeplerden biri yüzünden meydana geldiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. İşletenin sorumluluktan kurtulabilmesi için bu şartlardan ikisinin birden kanıtlanması gerekir. İşleten hem kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmadığını hem de araçtaki bir bozukluğun zarara neden olmadığını ispatlamalıdır. Sorumluluk belirlenirken işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin her türlü kusuru göz önüne alınacaktır. KTK, bir aracı trafiğe çıkarmanın ve aracı işletmenin kurallarını belirlemiştir. Gerek KTK’da gerekse diğer yasalarda bulunan kurallara aykırı araç kullanımı bir zarara sebep olmuşsa, işleten sorumlu tutulacaktır.Zarar gören kişiler sigorta şirketine karşı tazminat talep haklarını doğrudan kullanabilecekleri gibi dava yoluyla da kullanabilirler (KTK m. 97). Zarar görene ödemede bulunan sigorta şirketinin sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar, halefiyet prensibi gereği, sigorta ettirene (zarar sorumlusuna) karşı rücu hakkı vardır. Rücu hakkı, zarar gören alacaklıya karşı sözleşmeden veya haksız fiilden dolayı diğer kişiler ile birlikte tazminat sorumluluğu taşıyan ve zararın telafisi için kendisine müracaat edilen borçlunun bunu ödedikten sonra diğer borçlulara hisseleri oranında başvurabilmesi mümkündür. Motorlu aracın neden olduğu zarar sonucu ZMSS ile tazminat ödeme yükümlülüğünü üzerine alan sigortacının sorumlu olduğu miktar için, zarar gören dava yolundan önce İİK hükümleri uyarınca ilamsız icra takibi yapabilir. Sigortacı; ZMSS kapsamında ödediği tazminatı, zarara neden olan sigorta ettirenden, halefiyet prensibi gereğince, ZMSS Genel Şartları B.4. hükmünde belirtilen durumlardan herhangi birisi varsa geri alabilir. Bu durumlardan hiçbirisi gerçekleşmemişse, sigorta şirketi, rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara ve bundan doğan tazminata kendisi katlanmak zorunda kalacaktır. ZMSS Genel Şartları’nın B.4. maddesinde sayılan ve sigorta şirketine rücu imkanı veren nedenler arasında d bendi ile "Tazminatı gerektiren olayın, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş olması veya olayın yukarıda sayılan kişilerin alkollü içecek almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri gelmesi" hali de belirtilmiştir. ZMSS’deki halefiyet prensibi gereğince, sigorta şirketi, zarar görenin zararını tazmin ettikten sonra, zarar görenin dava açabileceği herkese karşı dava açabilir. İsviçre hukukunda ise, sigortacının, sadece sigortalının haksız fiiline karşı ileri sürebileceği tazminat taleplerine halef olacağı, kanundan dolayı veya sözleşmeden dolayı mesul kişileri takip ve dava edemeyeceği esası kabul edilmiştir. Sigortacının açacağı rücu davasında üçüncü kişi (zarar veren taraf), sigortalı tarafından dava edilseydi ispat yükü hangi tarafta olacaksa, sigortacının açtığı rücu davasında da ispat yükümlülüğü yine o tarafın üzerindedir. Diğer bir deyişle sigortalıya ait ispat yükü, tazminatın ödenmesinden sonra sigortacıya, sorumlu kişiye ait ispat yükü de yine zarar verene düşer. Buna göre, bir haksız fiil söz konusu ise, zararın doğumunu ve zarardan dolayı üçüncü kişinin sorumlu olduğunu ispat yükü sigortacıya aittir. Sigortacı kendisine düşen ispat yükünü yerine getirdikten sonra; zararın ZMSS’deki şartlardan biri nedeniyle meydana geldiğini, bu nedenle kendisinin bu zarara ilişkin kanuni sorumluluğunu sigorta limiti dâhilinde yerine getirdiğini, ancak zararın ZMSS B.4. maddesindeki durumlardan biri içerisinde doğduğu için zarara neden olan sigorta ettirene rücu hakkının bulunduğunu ispatlaması gerekir. Bunlar ispatlandıktan sonra, ispat yükü zarara neden olan sigorta ettirene geçer. İspat yükü kendine geçen sigorta ettiren ise; kazanın ZMSS B.4. maddesinde sayılan durumlardan biri içerisinde meydana gelmediğini, sigortacının rücu zamanaşımı süresinin geçtiğini ve buna benzer itiraz ve def’ileri ispatlayarak rücu yolu ile zararı ödemekten kurtulabilir. Davaya konu meydana gelen trafik kazası nedeniyle Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/... soruşturma sayılı dosyasında bilgi sahibi sıfatıyla ifadesi alınan ve sigortalı aracın şoförü ...'ün oğlu ... tarafından olay günü babasının kendisini arayarak kaza geçirdiğini söylediğini, yaralının durumunu bilmediği ve babasının alkollü olduğunu bildiği için kolluğa gelerek kazayı kendisinin yaptığını beyan ettiği görülmüştür. Yine, yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında da davalının işleteni olduğu sigortalı araç sürücüsünün olay yerinden firar ettiği belirtilmiştir. Hal böyle olunca, trafik sigortası genel şartları B.5 maddesi gereğince davacı sigorta şirketinin dava dışı üçüncü kişiye ödediği tazminat tutarı nedeniyle davalı işletene rücu etme imkanı doğmaktadır. Mahkememizce meydana gelen trafik kazasının oluşumu ve gelişiminde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespiti hususunda alınan bilirkişi raporunda ise ... plakalı motosiklet sürücüsü ... 'un %75 oranında asli kusurlu, ... plakalı davacı nezdinde sigortalı otomobil sürücüsü ...'ün ise %25 oranında tali kusurlu olduğu anlaşılmakla; davacı tarafça davalı sigorta ettirene eylemlerinden sorumlu oldukları şahsın kusuru nispetinde rücu edebileceği anlaşılmakla, üçüncü kişiye davacı sigorta şirketi tarafından yapılan 10.000,00 TL tutarındaki tazminat ödemesinin 2.500,00 TL'sinden davalı sigorta ettirenin mesul olduğu; davacı tarafça itirazın iptali davasının 10.000,00 TL asıl alacak üzerinden açıldığı, takip konusu fer'i nitelikteki faize ilişkin talep bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile takibin 2.500,00 TL tutarındaki asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine ve alacak likit olmayıp miktarının ancak yargılama ile tespit edilebildiği anlaşılmakla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davacının borçlu sıfatıyla bulunduğu Adana 10. İcra Dairesinin 2021/... Esas sayılı takip dosyasına konu 2.500,00 TL tutarındaki İTİRAZININ İPTALİ İLE, asıl alacak olan 2.500,00 TL üzerinden TAKİBİN DEVAMINA, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin alacak likit olmayıp yapılan yargılama neticesinde miktarı tespit olunabildiğinden REDDİNE, 3-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 427,60-TL den peşin alınan 115,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 311,75-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 115,85-TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-AAÜT gereğince hesaplanan 2.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-AAÜT gereğince hesaplanan 7.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 7-Davacının yapmış olduğu 1.579,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranları göz önünde bulundurularak 394,75-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, geri kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Ara buluculuk bürosu tarafından ödenmesine karar verilen 1.320,00-TL ara buluculuk ücretinin, kabul ve red oranları göz önünde bulundurularak 330,00-TL'sinin davalıdan geri kalan 990,00-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye irad kaydına, 9-Fazla yatan avans var ise Adalet Bakanlığı HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesine göre, karar kesinleştikten sonra talep sahibine elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığı ile adreste ödemeli gönderilmesine, (gönderme masrafının avanstan karşılanmasına ),
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda; HMK'nın 341. maddesi gereğince (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ek madde 1 uyarınca, anılan Kanunun 200, 201, 341, 362 ve 369. maddelerindeki parasal sınırların, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranı %58,46 dikkate alınmak suretiyle istinaf kanun yolu sınırı 28.250,00 TL olduğundan) dava müddeabihi itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar okundu, usulen anlatıldı. 18/01/2024
Katip ... e- imzalıdır
Hakim ... e- imzalıdır