İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/452 E. 2023/475 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/452
- Karar No
- 2023/475
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/452 Esas - 2023/475 TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/452 KARAR NO : 2023/475
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : ... - ...
DAVALI : ... A.Ş. - ... VEKİLİ : ... - ... DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/06/2015 KARAR TARİHİ : 20/09/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kuruluşun ... Bölgeleri Kanunu hükümlerine göre kurulmuş tüzel bir kişi olup, elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak amacıyla ...'tan elektrik enerjisi temin ettiğini ve bu hususta sözleşme imzaladığını, davalı şirketin müvekkili kuruluşun aldığı elektrik enerjisinin miktarlarını ve faturalandırmaya esas bilgilerini sayaç okuyarak belirlediğini, ancak bu sayaç okuma bedelinin, sayaç başına sabit bir ücret olması gerekirken davalı şirketçe, tüketilen enerji miktarı üzerinden nispi ücret olarak tahsil edildiğini, müvekkili tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2007/Şubat döneminde fazladan alınan PSH bedelinin tahsili için açılan davada, belirsiz olan sabit bedelin bilirkişi marifetiyle hesaplanması sonucunda sabit bedel düşülerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini belirterek, bu dönem hariç 2006/Eylül-2010/Aralık dönemindeki faturalarda her bir abonelik için sabit bedelin düşülmesi ile haksız olarak tahsil edilen PSH bedeli olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ve işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmamış olması nedeniyle öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca perakende satış hizmet bedelinin muhatabının ... Satış A.Ş. olduğunu belirterek husumet itirazında bulunduklarını, dava konusu edilen dönemde faturalarda yer alan diğer bedeller gibi PSH bedelinin de Kurul Kararları çerçevesinde tüketicilerden tahsil edildiğini, yapılan tahsilatta hukuka aykırı bir durum olmadığını belirterek, esastan da davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; 24/10/2018 tarih 2015/... E. 2018/... K. Sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, süresi içinde davacı vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 02.06.2022 tarih 2020/... Esas 2022/... Karar sayılı ilamı ile '' HMK'nın 267. maddesine uygun olarak konusunda uzman en az üç elektrik mühendisi bilirkişiden oluşturulan heyetten mahkeme ve yüksek yargı denetimine uygun, açık ve anlaşılır bilirkişi raporu alınarak, varsa tarafların rapora itirazlarını karşılar mahiyette ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, kabule göre ise; taraflarca imzalanan Elektrik Enerji Satışına ilişkin Perakende Satış Sözleşmesinin 5/f maddesinde "Fatura veya ödeme bildirimlerinde belirtilen son ödeme tarihine kadar borç ödenmediği takdirde, müşteriye son ödeme tarihinden itibaren, 6183 sayılı Kanunun 51. Maddesine göre belirlenen oranları aşmamak koşuluyla şirket yönetim kurulunca belirlenen yürürlükteki gecikme zammı oranında günlük olarak gecikme zammı tahakkuk ettirileceği" belirtilmiş ise de, yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre bu hükümde davacı tarafından fatura bedellerinin ödenmemesi durumunda uygulanacak gecikme zammı oranı açık ve net olarak belirtilmediğinden davada uygulanmayacağının anlaşıldığını, mahkemece tarafların tacir olduğu da gözetilerek, alacağın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, 6183 sayılı Kanunu'nun 51. maddesine göre karar verilmesinin doğru görülmediği'' gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş ve dosya mahkememize gönderilerek, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. ...'a müzekkere yazılarak, davacı şirkete ait abone dosyaları ile dava konusu döneme ilişkin tüm fatura, ödeme dekontları ile tüketim ekstreleri celp edilmiş, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi Doç.Dr. ... ile Elektrik Mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 03/06/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda; - Sayaç okuma bedeli, sayaç başına sabit bir ücret olması gerekirken, davacı şirketçe tüketilen enerji miktarı üzerinden EPDK'nın 875 sayılı kurul kararı uyarınca nispi olarak tahsil edildiği, ancak EPDK'nın 875 sayılı kurul kararının Danıştay 13.Hukuk Dairesinin 06/04/2011 tarih 2008/2695 E. Ve 2011/1368 K. Sayılı ilamı ile iptal edildiğinin tespit edildiğini, - Davacı kurum adına kayıtlı olduğu tespit edilen ..., ..., ..., ... ve ... abone numarası üzerinden davalı ... A.Ş.'nin, davacı şirketçe tüketilen enerji miktarı üzerinden KDV dahil toplam 673.988,57 TL tahsil edildiğinin belirlendiğini, 01/01/2012 tarihinden itibaren abone başına belirlen 4,161 TL sabit ücretin TÜİK-TEFE Endeksleri gözetilerek dava konusu yıllara taşınması suretiyle yapılan hesaplama sonunda davalı şirketin toplam 545,53 TL tahsil edilebileceğinin tespit edilmiş olup, davalı ... A.Ş.'den fazladan tahsil edilen tutarın 673.443,04 TL olarak hesaplandığını, - Yargıtay HGK'nın 21/05/2014 günlü ve 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 3.H.D.'nin yerleşik içtihatları ve Danıştay 13.Hukuk Dairesinin 06/04/2011 tarih 2008/2695 E. 2011/1368 K. Sayılı ilamı doğrultusunda davacı şirketin, fazladan tahsil edilen 673.443,04 TL'yi talep edebileceğini belirtmişlerdir. 6719 sayılı yasa ile 6446 sayılı yasada yapılan değişiklik ve taraf vekillerinin itirazları da gözetilerek bilirkişi heyetinden ek rapor tanzimi istenmiş ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18/01/2017 havale tarihli ek raporda; -EPDK'nın 875 sayılı kurul kararının Danıştay 13.H.D.'nin 06/04/2011 tarih 2008/2695 E. Ve 2011/1368 K. Sayılı ilamı ile iptal edilinceye kadar, sayaç okuma bedelinin, davacı şirketçe tüketilen enerji miktarı üzerinden EPDK'nın 875. Sayılı kurul kararı uyarınca nispi olarak tahsil edildiğinin tespit edildiği, -Davalı ... A.Ş. Tarafından tahsil edilen Perakende Satış Hizmeti Bedelinin, Danıştay tarafından iptal edilinceye kadar EPDK kurul kararları doğrultusunda belirlenen ve EPDK internet sitesinde de ilan edilen Tarife Bazlı Tarifeler tablosunda belirtilen "Tüketici Tarifeleri" ne uygun olarak faturalandırıldığı; dolayısıyla 6446 sayılı Kanunun, 6719 sayılı kanun ile değiştirilen 17.maddesinin (1) fıkrasına uygun olduğunun tespit edilmiş olup, kurul tarafından onaylanan tarifelere uygun bir şekilde tahsil edilen Perakende Satış Hizmeti bedelinin haksız olmadığı ve iadesi talebinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekilinin ek rapora itirazları üzerine dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdii edilmiş ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 10/04/2017 havale tarihli ek raporda; -Davacı kurum adına kayıtlı olduğu tespit edilen ..., ..., ..., ... ve ... abone numarası üzerinden davalı ... A.Ş. 'nin, davacı şirketçe tüketilen enerji miktarı üzerinden KDV dahil toplam 673.988,57 TL tahsil edildiği, -EPDK'nın 875 sayılı kurul kararının Danıştay 13.H.D.'nin 06/04/2011 tarih 2008/2695 E. Ve 2011/1368 K. Sayılı ilamı ile iptal edilinceye kadar, PSH bedelinin davacı şirketçe tüketilen enerji miktarı üzerinden EPDK'nın 875. Sayılı kurul kararı uyarınca nispi olarak tahsil edildiği, -Davalı ... A.Ş. Tarafından tahsil edilen Perakende Satış Hizmeti Bedelinin, Danıştay tarafından iptal edilinceye kadar EPDK kurul kararları doğrultusunda belirlenen ve EPDK internet sitesinde de ilan edilen Tarife Bazlı Tarifeler tablosunda belirtilen "Tüketici Tarifeleri" ne uygun olarak faturalandırıldığı; dolayısıyla 6446 sayılı Kanunun, 6719 sayılı kanun ile değiştirilen 17.maddesinin (1) fıkrasına uygun olduğunun tespit edilmiş olup, kurul tarafından onaylanan tarifelere uygun bir şekilde tahsil edilen Perakende Satış Hizmeti bedelinin haksız olmadığı ve iadesi talebinin yerinde olmadığı, -Danıştay'ın iptal kararı sebebiyle davacı tarafından PSH bedeli olarak fazladan ödenen tutarın iadesinin kabulü halinde dahi, iptal kararı sonrasında 2012 yılında Perakende Hizmet Bedeli ikiye ayrılarak Perakende Hizmet Sayaç Okuma Bedeli (sabit bedel) ve Perakende Hizmet Faturalandırma Bedeli (tüketilen elektrik miktarı üzerinden) uygulanmakta olduğundan, geçmişe yönelik iade edilecek bedele ilişkin yapılacak bir hesaplamanın sağlıklı olamayacağı belirtilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı üzerine dosya bu kez Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek, 1 Elektrik Mühendisi, 1 Mali Müşavir ve 1 Sayıştay Denetçisinden oluşacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor tanzimi istenmiş ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 08/02/2018 havale tarihli raporda; I-Dava tarihi itibariyle; A-Faturalarla tahsil edilen dava konusu PSH bedelinin tüketim miktarı bazında nispi şekilde tahsil edilmesinin verilen hizmetin gerekliliklerine ve hakkaniyete aykırı olduğu, nispi şekilde PSH bedeli tahsiline olanak tanıyan EPDK tarafından uygulamaya konulan tarifelerin dayanağının serbest tüketiciler açısından Danıştay'ca iptal edilmiş olmasına, davacının dava konusu tüm dönemlerde Serbest Tüketici hüviyetinde olmasına bağlı olarak tahsil edilmiş PSH dayanağının mevcut olmadığı, fiilen verilen hizmet karşılığı Yargıtay ilamları kapsamında maktu tahsil edilmesi gereken bedelle tahsil edilen nispi bedel arasındaki farkın iade talebinin yerinde olacağı, davacının bu kapsamda talep edebileceği bedelin KDV dahil 1.274.331,41 TL olacağı, B-Davacının aboneliğine ait tebliğ edilen faturalarla ilgili olarak dava tarihi öncesi davalıyı temerrüde düşürmemiş olması nedeniyle dava tarihine kadar faiz talebinin yerinde olmadığı, C-Dosyada mevcut kök rapordaki görüşe iştirak edilmekle birlikte hesaplamalarda hatalar bulunduğu, ek raporların eksik incelemeye dayalı olduğu ve heyetçe bu raporlardaki görüş ve kanaate iştirak etmediklerini, II-6719 sayılı yasa ile değişik 6446 sayılı yasa kapsamında; Dava tarihi sonrası yürürlüğe konulan 17/06/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6719 sayılı kanunun 21. Maddesi ile 6446 sayılı kanunun 17.maddesinin değiştirildiği, Kanunun geçici 19.maddesi ile EPDK tarafından alınan kararların geçerli olacağının ve 20.maddesi ile açılmış tüm davalarda 6446 sayılı kanunun 17. Maddesinin uygulanmasının öngörüldü, 10.fıkra ile de yargılamanın EPDK tarafından yürürlüğe konan düzenleyici işlemlere uygunluğunun denetimi ile sınırlandırıldığı, 6719 sayılı yasa ile değişik 6446 sayılı yasanın 17.maddesinin (d) fıkrasında; PSH bedelinin perakende satış bedeli içinde yer aldığı ve bu hükmün serbest olmayan tüketiciler için geçerli olduğu, EPDK tarafından uygulamaya konulan tarifelerde yer alan PSH birim bedellerin Serbest Tüketiciler için uygulama kabiliyetinin bulunmadığı, dava konusu dönemlerde 6446 sayılı yasanın geçici 19.maddesi kapsamında Serbest Tüketiciler için PSH bedeli tahsili konusunda bir düzenleme bulunmadığı gibi tedarikçisini seçmeyen aboneler için yürürlüğe konmuş bir son kaynak tarifesi bulunmadığı, bu nedenle 6719 sayılı yasa ile getirilen değişikliklerin PSH bedeli açısından bir değişikliğe neden olmadığı, davacının 2006 yılından itibaren tüketim miktarına göre "Serbest Tüketici" olmasına bağlı olarak dava konusu ettiği dönemlerde ilgili mevzuat hükmünün iptal edilmiş olmasına bağlı olarak fazladan ödediği PSH bedellerini talep etme hakkı olduğu belirtilmiştir. Taraf vekillerinin itirazları üzerine Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi heyetinden ek rapor tanzimi istenmiş ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 10/08/2018 havale tarihli ek raporda; A-Faturalarla tahsil edilen dava konusu PSH bedelinin tüketim miktarı bazında nispi şekilde tahsil edilmesinin verilen hizmetin gerekliliklerine ve hakkaniyete aykırı olduğu, nispi şekilde PSH bedeline olanak tanıyan EPDK tarafından uygulamaya konulan tarifelerin dayanağının Serbest Tüketiciler açısından Danıştay'ca iptal edilmiş olmasına, davacının dava konusu tüm dönemlerde Serbest Tüketici hüviyetinde olmasına bağlı olarak tahsil edilmiş PSH dayanağının mevcut olmadığı, fiilen verilen hizmet karşılığı Yargıtay ilamları kapsamında maktu tahsil edilmesi gereken bedelle tahsil edilen nispi bedel arasındaki farkın iade talebinin yerinde olacağı, davacının kök rapora yaptığı itiraz üzerine yapılan inceleme ve düzeltmeler sonucunda talep edebileceği bedelin 1.288.414,05 TL olacağı, B-Davacının aboneliğine ait tebliğ edilen faturalarla ilgili olarak dava tarihi öncesi davalıyı temerrüde düşürmemiş olması nedeniyle dava tarihine kadar faiz talebinin yerinde olmadığı, C-Davalı vekilinin kök raporla ilgili itirazlarının tümünün ve davacı vekilinin hesaplama hataları dışındaki tüm itirazlarının yerinde görülmediği, kök rapordaki görüş ve kanaatlerin korunduğu belirtilmiştir. Davacı vekili 29/09/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile; HMK'nun 107.maddesi gereğince belirsiz olan davanın belirli hale gelmiş olması nedeniyle, 2007/Şubat dönemi hariç olmak üzere ..., ..., ..., ..., ... ve ... nolu aboneliklerinden 2006/Eylül-2010/Aralık tarihleri arasında hukuki dayanağı bulunmaksızın haksız olarak fazladan tahsil edilen PSH bedelinin KDV dahil 1.320.671,48 TL 'nin ödeme tarihinden itibaren gecikme zammı ve işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve eksik harcı yatırmıştır. Mahkememizce BAM kararı doğrultusunda dosyanın Elektrik-elektronik mühendisi Prof.Dr. ..., ... ve Öğrt. Gör. ...'e tevdine karar verilmiş ve bilirkişi heyetince düzenlenen 02/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; 16.01.2018 tarihli kök rapor ile 22.07.2018 tarihli ek rapor üzerinde gerekli incelemelerin yapılarak taraflarınca tespit edilen hataların 16.01.2018 tarihli kök raporda mevcut olduğunu, sonrasında düzenlenen 22.07.2018 tarihli ek raporda açıklandığı şekilde hatanın giderildiğini, ilk raporda yer alan ve hatalı olmayan hesaplama tabloları ile yine ek raporda yer alan ve hatalı olup düzeltilen hesaplama tablolarında yer alan ... nolu, ... nolu, ... nolu, ... nolu, ... nolu ve ... nolu 6 adet abonelik için 01.09.2016 ile 31.12.2020 tarihleri arasındaki dönemlerde tanzim edilen her bir aboneliği ait ve yine her bir aboneliğin söz konu dönemleri için düzenlenen faturaların incelendiğini, tahsil edilen PSH bedelleri ile yine her bir aynı döneme denk gelen ve aynı dönemler için tahsil edilmesi gerektiğinin ayrı ayrı olarak hesap edilerek PSH ve sayaç bedellerinin doğruluk kontrollleri ile hesaplamaların doğruluğu kontrol edilerek hesaplamanın yeniden yapıldığını, sonuç olarak ise bilirkişi heyetince 22.07.2018 tarihli ek raporda belirtilen şekilde hata ve eksikliklerin giderilmiş olduğunu ve bu doğrultuda da hesaplamaların doğru olarak yapıldığını, 22.07.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda da belirtilen ve doğru hesaplandığı şekilde toplam davacı alacağının 1.288.414,05 TL tutarında hesaplandığını, belirlenen tutarlar arasında çelişki gibi görünen ve hesaplanan (1.288.414,05- 673.443,04) 614.971,01 TL farkın sebebinin ise; uyuşmazlığa konu 6 adet abonelik bulunmakla birlikte 02.06.2016 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan heyet tarafından 5 adet (..., ..., ..., ... ve ... numaralı) abone faturaları için hesaplama yaparak ... numaralı abone faturaları için hesaplama yapılmamasından kaynaklandığı belirtilmiştir. Dava, serbest tüketici olan davacıdan davalı tarafından nispi olarak fazladan tahsil edilen perakende satış hizmet bedelinin iadesi talebine ilişkindir. Somut olayda; davacının, davalıdan ..., ..., ..., ..., ... ve ... nolu abonelikleri ile enerji satın aldığı, davacının elektrik piyasası serbest tüketici yönetmeliğine göre serbest tüketici olduğu anlaşılmaktadır. EPDK'nın 875 sayılı kurul kararında, PSHB tüketilen enerji miktarı üzerinden nispi olarak belirlenmiştir. Daha sonra 875 sayılı kurul kararı "sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketim enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit ücret uygulanması gerektiği" gerekçesiyle Danıştay 13.Dairesinin 06/04/2011 tarihli, 2008/2695 esas ve 2011/1368 karar sayılı ilamı ile iptal edilmiştir. Bu kararda iptal hükmünün sadece serbest tüketiciye yapılan tedarikleri kapsamına aldığı belirtilmiştir. Mahkememizce birbirlerini doğrulaması nedeniyle hükme esas alınan 10/08/2018 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu ile 02/05/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davacının davaya konu abonelikleri nedeni ile nispi olarak PSH bedeli ödediği tespit edildiğinden, davacının ödemiş olduğu nispi PSH bedelinden maktu olan miktar düşüldükten sonra bakiyesinin davacıya iadesi gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ayrıntılı olarak hesaplandığı üzere, davalı tarafın davacıdan davaya konu 6 adet abonelikten maktu olarak tahsil edilmesi gereken PSH bedeli düşüldükten sonra toplam 1.288.414,05 TL fazla tahsilat yaptığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı tarafından fazladan tahsil edilen 1.288.414,05 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davanın kısmi dava olarak açıldığı kabul edilerek, belirlenen alacağın 10.000 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren, 1.278.414,05 TL'lik kısmına ise ıslah tarihi olan 29/09/2016 tarihinden itibaren tarafların tacir olduğu da gözetilerek değişen oradan avans faizi uygulanmasına ve faiz tutarı üzerinden hesaplanacak KDV ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; toplam 1.288.414,05 TL'nin 10.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 24/06/2015 tarihinden, 1.278.414,05 TL'sinin ıslah tarihi olan 29/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ve faiz tutarı üzerinden hesaplanacak KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- Alınması gereken 88.011,56 TL karar harcından, peşin alınan 170,78 TL ve ıslah ile alınan 22.400,00 TL olmak üzere toplam 22.570,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 65.440,78 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, (BAM kaldırma kararı öncesinde mahkememizce verilen 24/10/2018 tarih 2015/... E. 2018/... K. Sayılı kararında 65.440,78TL harcın davalıdan tahsiline karar verildiği ve iş bu harcın tahsili için Çukurova Vergi Dairesi Müdürlüğüne 03/06/2020 tarihinde 2020/... nolu harç tahsil müzekkeresi yazıldığı anlaşılmakla; 03/06/2020 tarih 2020/... nolu Harç Tahsil Müzekkeresinin işlemsiz olarak iadesi için Çukurova Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, ) 3-Davacı tarafından yapılan 170,78 TL peşin harç ve 22.400,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 22.570,78 TL harcın tamamının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 151.073,13-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan BAM kaldırma kararı öncesi yapılan 4.335,20-TL ile kaldırma kararı sonrası yapılan 122,90TL tebligat/posta gideri ve 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.958,10 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 8.734,14-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK.nun 341/1 ve 345 maddeleri gereğince, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, alenen ve usulen tefhim kılındı. 20/09/2023
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...