İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/422 E. 2024/555 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/422
Karar No
2024/555
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/422 KARAR NO : 2024/555

DAVA : Marka Hükümsüzlüğü, Marka ve Telif Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i DAVA TARİHİ : 04/11/2022 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/01/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü, Marka ve Telif Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; ... tarafından yaratılmış olan afacan köpek “...”nin; onun başarısz arkadaşı ... çetesinin başından geçenleri anlatan çizgi dizi ve roman serisi olduğunu, 1950’lerde çizgi roman olarak yayımlanmaya başladığını, daha sonra çizgi dizi ve sinema filmi olarak yayınlandığını, 2014 yılında yaratıcısının çizimlerine sadık kalınarak ... ortaklığında yaklaşık 1,5 dakikadan oluşan 500 bölümlük çizgi dizisinin yapıldığını, bu serinin Türkiye'de 2015 yılından itibaren ...'de yayınlanmaya başladığını, 2015 yılında ... tarafından üretilmiş, 3 boyutlu sinema filminin de gösterime girdiğini, “...”nin telif korumasına tabi olduğunu, davacıya ait ..., ... ve ... sayılı marka tescillerinin bulunduğunu, davacı tarafından dava dışı ... adına yapılan ... sayılı, “... ...” ibareli marka başvurusuna itiraz edildiğini, itiraza karşı görüşlerde başvuru sahibinin, huzurda görülmekte olan davanın davalısının ortağı olduğunun anlaşıldığını, sunulan delillerin “...” ibaresinin ön plana çıkarılarak kullanıldığını ortaya koyduğunu, bu delillerle birlikte davacının, davalının kullanımlarından haberdar olduğunu, bunun üzerine davalının yetkilisi ...’a, .... Noterliği aracılığıyla 17.06.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, ihtara cevap verilmediğini, davalının birden fazla şubesinin bulunduğunu ve kötü niyetli kullanımlarının devam ettiğini, davacıya ait “...” markasının 22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka olduğunu, ülkemizde “...” markasına ve telif hakkı lisansına dayalı kullanımların mevcut olduğunu, taraf markalarının aynı ve ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, markaların aynı tür ve benzer malları kapsadığını, bu durumun hem bir tescil engeli hem de bir hükümsüzlük nedeni olduğunu, dava dışı üçüncü kişi tarafından yapılan ... sayılı "... ..." ibareli başvuruya, davacı tarafından yapılan itirazın kabul edildiğini, davalının basiretli bir tacirden beklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve ve kötü niyetli olduğunu, SMK m.6/9 hükmü kapsamındaki kötü niyetin aynı zamanda hükümsüzlük nedeni olduğunu, davalının, davacıya ait "..." karakterinden ve markalarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını, bunun yanında taraflar arasındaki ihtilafa rağmen kullanımlarını sürdürmeye devam ettiğini, davacının “...” ibaresi üzerinde SMK m.6/6 hükmü bağlamında telif hakkına dayalı öncelikli hakkının bulunduğunu, davacı kullanımlarının, davalı adına marka tescilinden farklı şekilde gerçekleştiğini ve bu kullanımlar davacının marka ve telif hakkının ihlal edildiğini, iddia ederek, davalının

...

internet sayfalarındaki kullanımlarının tespitine; tespit üzerine, teminatsız olarak davalıya ait ... alan adına erişimin engellenmesine, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, davalının davacının marka ve telif hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün men’i ve ref’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;

...

internet sayfalarındaki kullanımlarının tespitine;, teminatsız olarak davalıya ait ... alan adına erişimin engellenmesi, davalının davacı markalarına vaki marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref'i, davalının davacı telif hakkına vaki tecavüzün tespiti, men ve ref'i, davalı adına kayıtlı ... "... ..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 3 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Sınai Mülkiyet Uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA özetle: - Dava konusu ... sayılı markanın hükümsüz kılınmasına ilişkin SMK hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, - Davalının tescilden farklı şekilde gerçekleşen fiili markasal kullanımlarının, davacıya ait ve iddialara mesnet markalara tecavüz oluşturmasına ilişkin SMK hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, - Davalının tescilden farklı şekilde gerçekleşen fiili markasal kullanımlarının, davacının FSEK’ten kaynaklı telif haklarını ihlaline ilişkin hükümlerin uygulanma koşullarının oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA özetle: Bilirkişi olarak tarafımıza verilen görev dâhilinde, dosya kapsamında alanım itibariyle “Pazarlama ve Tüketici” açısından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda: 1)Hükümsüzlüğü talep edilen markanın kapsamında yer alan 29., 30. ve 43. Sınıftaki malların ve hizmetlerin aynıları ya da benzerleri, davacı adına tescilli ve iddialara mesnet markaların kapsamında yer almadığı, bu bakımdan markaların kapsamlarında yer alan malların ve hizmetlerin aynı olması koşulunun sağlanmadığı ve bu noktada nihai tüketicinin markaların benzerlikleri nedeniyle aldatılma, yanıltılma ve zarara uğratılma şartlarının oluşmadığı, 2)Davacı adına tescilli markalarda yer alan unsurlardan “...” ibaresinden kaynaklı kısmi benzerlik, anılan ibarenin dava konusu markada neredeyse fark edilemeyecek şekilde bulunması nedeniyle, markaların aynı ya da benzer olmadığı değerlendirilmekte ve dava konusu marka ile iddialara mesnet markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 3)Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, davacıya ait markaların tanınmışlığına ilişkin yeterli delil bulunmadığı ve uyuşmazlık tescil engeli ve hükümsüzlük ile ilgili yasal alt yapı açısından da (SMK) değerlendirildiğinde dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında tescile engel düzeyde benzerlik bulunmadığı ve pazarlama ve tüketici açısından bir sorun oluşturmadığı, bu noktadan bakıldığında SMK 6/6 maddesi ile 6/9 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Gıda Mühendisi/ uzman bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA özetle: -Dava dilekçesinde yer alan ve inceleme talebi yapılan alan adı ve sosyal medya hesaplarında, "..." ibaresinin pizza üretim/satışı gerçekleştirilen restoran hizmetinin verildiği işletmelerde ... ... unsurunun önüne geçecek şekilde asli unsur olarak kullanıldığı, diğer taraftan bu sayfaların sahiplerinin kim olduğu ve bu kişilerin davalı yanla bağlantılı olup olmadıkları konusunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, -Davacının markalarının tanınmışlığını ispatlanamadığı, -Türkiye sınırları içerisinde "..." ibaresini duyan ilgili tüketicinin aklına doğrudan davacı yanın telif hakkına sahip olduğu karakterin gelip gelmeyeceğine dair bir delilin (örneğin tüketici anketinin) ve "..." ibaresin davacıya bağlandığını gösteren herhangi bir delilin dosyaya sunulmamış olması karşısında, SMK m.6/6 hükmü bağlamında telif hakkına dayalı öncelikli hakkı hususunda nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, -Dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat olunamadığı düşünülmekle birlikte, kötü niyetin varlığının/yokluğunun tespiti, hukuki niteliği yüksek bir değerlendirme olduğundan bu konuda nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, -Dava konusu marka kapsamındaki 30uncu sınıf mallar bakımından taraf mallarının aynı/aynı tür ve benzer olduğu, 43üncü sınıfın 01inci ve 02inci sırasındaki hizmetlerin ilişkilendirmeye dayalı benzer olduğu, çekişmeli 29uncu sınıfa dahil olan mallardan "Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil)." ve "patates cipsleri" açısında da benzerlik şartının sağlandığı, 29uncu sınıfa dahil kalan emtialarının temelde gıda emtiaları olmasına dayalı düşük/orta düzeyli benzerlik bulunduğu, 43üncü sınıfın son sırasındaki "Hayvan bakım evleri hizmetleri"nin farklı olduğu, - "..." ibaresinin çekişmeli 29, 30 ve 43üncü sınıflara dahil mal/hizmetler açısından ayırt edici ve taraf markalarında asli unsur olması karşısında, özellikle de aynı/aynı tür ve benzer olduğu değerlendirilen 30uncu sınıfa dahil olan tüm mallar ve 29'uncu sınıfın "Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil)." ve "patates cipsleri", 43/01, 43/02nci sınıf hizmetler yönüyle, ilgili tüketicinin en azından bir kısmının taraf markalarını ilişkilendirme ihtimalinin göz ardı edilmeyeceği, ayrıca düşük/orta düzeyli benzerlik ilişkisi olan 29uncu sınıf malların üzerinde kullanılması halinde ortaya çıkan durumun karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Sınai Mülkiyet Uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 1. ve 2. EK RAPORLARDA özetle: Davanın konusu; davalı eylemlerinin davacının telif hukukundan ve markadan kaynaklı haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti, tecavüz var ise bunun men’i ve ref’i ile davalı adına tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğü talebinde ibarettir. Davalının fiili markasal kullanımları ile hükümsüzlüğü talep edilen marka, markanın ayırt edici karakterini değiştirir şekilde farklılaştığı fiili kullanımlarla tescilli markanın birlikte incelemeye esas alınması mümkün değildir. Benzer şekilde, bir markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı marka sahibinin fiili kullanımlarına göre değil, markanın Resmî Marka Sicili’ndeki durumuna göre incelenir. Bu bağlamda davacı vekilinin, davalının fiili kullanımlarının da markanın hükümsüzlüğü bakımından değerlendirmeye esas alınması yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı …”, “Davacı vekilinin ... sayılı markanın da bir markalaşma sürecinin devamı olduğu gerekçesiyle incelemeye esas alınması gerektiği yönündeki itirazlarının, SMK’nin açık hükmü karşısında yerinde olmadığı …”, “Kök raporumuzda markaların kapsamında yer alan malların ve hizmetlerin aynı ya da benzer olmadığı belirtilmişse de sektör bilirkişisi Yüksek Gıda Mühendisi ...’nün dava konusu markanın kapsamında yer alan 29. sınıftaki “süt ve süt ürünleri (tereyağı dâhil)” ile “patates cipsleri” malları, 30. sınıftaki mallar, 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri”nin davacıya ait markanın kapsamındaki mallar ve hizmetler ile benzer olduğu, dava konusu markanın kapsamında yer alan 29. sınıftaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Tıbbi amaçlı olmayan ve tamamlayıcı gıda maddeleri (polen, proteinler, karbonhidratlar dahil).” emtiaları ile davacıya ait markaların kapsamında yer alan malların ve hizmetlerin orta/düşük düzeyli benzer olduğu, dava konusu markanın kapsamında yer alan 43. sınıftaki “Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil. Hayvan bakım evleri hizmetleri.”nin benzer olmadığı yönündeki değerlendirmeler, teknik mahiyeti bakımından bizim için de bağlayıcı olduğu ve söz konusu tespitlere iştirak edilmesi gerektiği”, “Dava konusu marka …. pizza dilimi üzerindeki “...” harf grubu, benzerlik incelemesinde esas alınacak düzeyde hâkim konumdadır. Bu bağlamda, davacı adına tescilli markalarda yer alan unsurlardan “...” ibaresinden kaynaklı kısmi benzerlik, anılan ibarenin dava konusu markada neredeyse fark edilemeyecek şekilde bulunması nedeniyle, markaların aynı ya da benzer olmadığı, …… SMK m.6/1 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı”, “ … dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında tescile engel düzeyde benzerlik bulunmadığından SMK m.6/4 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı”, “davalıya ait marka ile davacının, telif korumasına tabi “...” ibaresi arasındaki çok düşük düzeyli benzerlik nedeniyle SMK m.6/6 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı”, “Davalının fiili kullanımlarının, tescilli markasından farklılaşması, bu farklılaşmanın “...” ibaresini ön plana çıkaracak şekilde gerçekleşmesi kötü niyete ilişkin iddialar bakımından incelemeye esas alınabilecek objektif tespitlerdir. Kötü niyetin tespiti salt hukuki bir değerlendirmeyi gerektirdiğinden bu konuda bilirkişi olarak başkaca değerlendirmede bulunmamız mümkün değildir.”, “Davalının fiili markasal kullanımları, davacıya ait ve iddialara mesnet markalarla benzerdir. Kök raporumuzda, fiili kullanımların gerçekleştiği hizmetlerinde davacıya ait markanın kapsamında yer alan mallar ve hizmetlerden farklı olduğu değerlendirilmişse de sektör bilirkişisi Yüksek Gıda Mühendisi ...’nün 43. Sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.”nin davacıya ait markanın kapsamındaki mallar ve hizmetler ile benzer olduğu yönündeki tespitleri bizim açımızdan da bağlayıcı olduğundan, davalının fiili markasal kullanımlarının davacıya ait markalara tecavüz oluşturduğu”, “davacının “...” adlı eser ve eser adı üzerinde FSEK’ten kaynaklı haklarını ihlal etmesine ilişkin koşulları sağlamadığı” değerlendirmelerinde bulunarak, “Dava konusu ... sayılı markanın hükümsüz kılınmasına ilişkin SMK hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, davalının tescilden farklı şekilde gerçekleşen fiili markasal kullanımlarının, davacıya ait ve iddialara mesnet markalara tecavüz oluşturmasına ilişkin SMK hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu, davalının fiili kullanımları bakımından SMK’nin marka hakkına tecavüze ilişkin hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu tespiti sonucu olarak davalı kullanımları bakımından men ve ref koşullarının da oluştuğu, davalının tescilden farklı şekilde gerçekleşen fiili markasal kullanımlarının, davacının FSEK’ten kaynaklı telif haklarını ihlaline ilişkin hükümlerin uygulanma koşullarının oluşmadığı” sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

Gıda Mühendisi/ uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 1. ve 2. EK RAPORLARDA özetle: Davacı yan, hükümsüzlük değerlendirmesinde ... sayılı markalarının da incelemeye alınması gerektiği, taraf markaların aynı/benzer olmadığı yönündeki değerlendirmeye katılmadığını belirtilse de, tarafımdan hazırlanmış olan kök raporun “6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimali açısından değerlendirme” alt başlığında açıklandığı üzere, ... sayılı marka (başvuru tarihi 17.01.2014), dava konusu markadan (başvuru tarihi: 15.10.2009) sonraki tarihli olduğundan dikkate alınamayacağında dair görüşümü korumaktayım. Yine, “Dava konusu marka kapsamındaki 30 uncu sınıf mallar bakımından taraf mallarının aynı/aynı tür ve benzer olduğu, 43üncü sınıfın 01inci ve 02inci sırasındaki hizmetlerin ilişkilendirmeye dayalı benzer olduğu, çekişmeli 29uncu sınıfa dahil olan mallardan "Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil)." ve "patates cipsleri" açısında da benzerlik şartının sağlandığı, 29 uncu sınıfa dahil kalan emtialarının temelde gıda emtiaları olmasına dayalı düşük/orta düzeyli benzerlik bulunduğu, 43üncü sınıfın son sırasındaki "Hayvan bakım evleri hizmetleri"nin farklı olduğu, taraf işaretlerinde “...” ibaresi ortak unsur olmakla birlikte işaretlerin hakim unsurları ile birlikte bütünsel değerlendirmesinin sonuca etkisinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine işaretle, taraf işaretleri arasında karıştırma ihtimalinin oluşup oluşmayacağına dair takdir ve kanaatin sayın mahkemeye ait olduğuna dair değerlendirmemi korumaktayım. İlaveten, dosya içeriğinde mevcut kayıtlarına göre davalı yan markasının başvuru tarihi 15.10.2009 iken, davacı yan markalarının başvuru tarihleri 29.09.1993, 13.5.2004’dir. Dolayısıyla, davacının; davalının markasından (hem başvuru aşamasında, hem de sonrasında) haberdar olabileceği/olması gerektiğini; SMK m.6/4 değerlendirmesi yönüyle; davalı yanca “davalı tarafın müvekkiline ait markanın ününden ve dünya piyasasında edindiği tanınmışlıktan haksız biçimde istifade etmek maksadıyla hareket etmekte olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığı” itirazı yapılmış olsa da yüksek yargının yerleşik kabullerinde belirtildiği üzere, tanınmışlık kavramının zamana göre değişken olduğu ve her somut olay için tanınmışlığı iddia edenin bu durumu ispatlanması gerektiği(1), eldeki davada dosyaya ilgili kanıtların sunulmamış olması karşısında, davacının markalarının tanınmışlığını ispatlanamadığı; SMK m.6/6 kapsamında yapılacak değerlendirmede; davalı markasında telif hakkına konu köpek karakterinin bulunmaması ve İngilizcede "meraklı" anlamına gelen ... ibaresi açısından da isimlerin tek başına eser niteliğine sahip hususiyette olabilme durumunun irdelenmesi gerektiği, ilaveten bu ibareyi taşıyan davalı markası ile davacının telif korumasına tabi eserinin benzerlik derecesine dair değerlendirmenin de sonucu etkileyebileceğini; SMK m.6/9 kapsamında; markalardaki "..." ibaresinden kaynaklı benzerliğin kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı, ancak davalının fiili kullanımlarının tescilli markasından farklılaşması ve bu farklılaşmanın “...” ibaresini ön plana çıkaracak şekilde gerçekleşmesi karşısında kötü niyete ilişkin iddialar bakımından incelemeye esas alınabilecek objektif tespit olabileceği, kötü niyetin tespiti salt hukuki bir değerlendirmeyi gerektirdiğinden taktir ve kanaatin sayın mahkemeye ait olduğunu; Davalının fiili kullanımlarının davacıya telif haklarını ihlal edip etmediği yönüyle değerlendirme ve takdirin sayın mahkemeye ait olduğunu; Davalı kullanımlarının davacıya ait markalara tecavüz edip etmediği yönüyle; dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler davalının fiili markasal kullanımlarının kendi adına tescilli ... sayılı markadan farklı olarak “...” ibaresinin esas unsur/esas unsurlarından biri olarak, 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nde gerçekleştirilmiş olduğunu göstermektedir. Fiili markasal kullanım tescilden farklı şekilde gerçekleştirilmiş olduğundan, kanaatimce tescilinin sağladığı korumadan yararlanmasından da bahsedilemeyecektir. Fiili kullanımın gerçekleştiği 43/01’deki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile davacıya ait markanın kapsamındaki mallar arasında ilişkilendirmeye dayalı benzerlik mevcuttur. Davalının fiili markasal kullanımlarının da davacıya ait ve iddialara mesnet markalarla benzerlik arz ettiği değerlendirilmektedir. SMK m. 29/1 (a)’ya göre, SMK. m. 7’nin ihlali(2) marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının fiili kullanımının davacının marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmesinin mümkün olabileceği; takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 1. ve 2. EK RAPORLARDA özetle: “Markanın Resmî Marka Sicilindeki durumuna göre incelenmesi gerektiği, “davacı vekilinin, davalının fiili kullanımlarının da markanın hükümsüzlüğü bakımından değerlendirmeye esas alınması yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı”, “SMK m.6/1 Hükmü Bakımından değerlendirme ile ilgili olarak kişisel görüşlerim diğer Bilirkişi Av. ...’nın görüşleri ile örtüşmekte” olduğu, “Dava konusu markanın başvuru tarihi 15.10.2009’dur. Davacının iddialarına mesnet gösterdiği markalardan ... sayılı olanın başvuru tarihi 17.01.2014 iken diğerleri 15.10.2009 tarihinden öncedir. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markalar arasında başvuru aşaması açısından tarihsel öncelik sonralık ilişkisinin, iddialara mesnet ... sayılı markalar bakımından SMK’ye uygun şekilde gerçekleştiği, iddialara mesnet markalardan ... sayılı marka bakımından SMK’ya uygun şekilde gerçekleşmediği ...”, malların ve hizmetlerin benzerliği yönüyle “sektör bilirkişisi ve uzmanlık alanı nedeniyle Yüksek Gıda Mühendisi ...’ün görüşlerine katılmak gerektiği”, “ … markalar arasında … karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, dosyada yer alan deliller kapsamında davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı, hükümsüzlüğü talep edilen marka ile tanınmışlığı iddia edilen markaların tescile engel olacak düzeyde benzer de olmadığı”, “SMK 6/4 -6/6 – 6/9 açısından görüşlerim Hukukçu Bilirkişi Av. ...’nın görüşleri ile” örtüştüğü, “sektör bilirkişisi Yüksek Gıda Mühendisi ...’nün 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.”nin davacıya ait markanın kapsamındaki mallar ve hizmetler ile benzer olduğu yönündeki tespitleri tarafımca da bağlayıcı olarak değerlendirilmiş ve davalının fiili markasal kullanımlarının davacıya ait markalara tecavüz oluşturduğu”, “Davalı her ne kadar “... ibaresini markasal olarak kullanıyor olsa da bu eylem sınırlı sayıda belirtilen mali hakların herhangi birini ihlal” etmediği, “Davacının eylemi bir eserde gerçekleşmediği için FSEK m.83 hükümleri de uygulama alanı” bulamayacağı görüş ve değerlendirmeleri ile “Dava konusu ... sayılı markanın hükümsüz kılınmasına ilişkin SMK hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı; Davalının tescilden farklı şekilde gerçekleşen fiili markasal kullanımlarının, davacıya ait ve iddialara mesnet markalara tecavüz oluşturmasına ilişkin SMK hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu ve bu nedenle de davalı kullanımları bakımından da men ve ref koşullarının oluştuğu; Davalının tescilden farklı şekilde gerçekleşen fiili markasal kullanımlarının, davacının FSEK’ten kaynaklı telif haklarının ihlaline ilişkin hükümlerin uygulanma koşullarının oluşmadığı” sonucuna ulaşılmıştır.

Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.25/1 hükmüne göre; SMK m.5 ve m.6 hükmünde sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.'' 05.12.1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve sanat Eserleri Kanunu (FSEK) m.1/B/1,a hükmüne göre; sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri eserdir. • FSEK m.83/1 hükmüne göre; bir eserin ad ve alametleri ile çoğaltılmış nüshaların şekilleri, iltibasa meydan verebilecek surette diğer bir eserde veya çoğaltılmış nüshalarında kullanılamaz. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri” içeren 29. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir. SMK’nun “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı ile düzenlenen 7. maddesi ise aşağıdaki şekildedir: (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.” 6769 sayılı SMK'nın 29 maddesinde, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller belirtilmiş olup; (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. 6769 sayılı SMK'nın 149 ncu maddesine göre, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti., b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi., c) Tecavüz fiillerinin durdurulması., ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. 6769 sayılı SMK 150 maddesine göre; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu bildirilmiş olup, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir. Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Tüm dosya kapsamına göre;

Marka Hükümsüzlüğü Yönünden:

Hükümsüzlüğü Talep Edilen Marka Örnek Davacı Markaları

... ... & ...+... ...

Davalı Kullanımlarını Gerçekleştirdiği İddia Olunan İnternet Siteleri

... ... ... ...

Tarafların emtia grupları incelendiğinde; dava konusu markanın kapsamında yer alan 29. sınıftaki “süt ve süt ürünleri (tereyağı dâhil)” ile “patates cipsleri” malları, 30. sınıftaki mallar, 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri”nin davacıya ait markanın kapsamındaki mallar ve hizmetler ile benzer olduğu, dava konusu markanın kapsamında yer alan 29. sınıftaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Tıbbi amaçlı olmayan ve tamamlayıcı gıda maddeleri (polen, proteinler, karbonhidratlar dahil).” emtiları ile davacıya ait markaların kapsamında yer alan malların ve hizmetlerin orta/düşük düzeyli benzer olduğu, dava konusu markanın kapsamında yer alan 43. sınıftaki “Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil. Hayvan bakım evleri hizmetleri.”nin benzer olmadığı görülmektedir. Davacı markalarının; davacının davasına dayanak aldığı markalar "... ..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, anlaşılmaktadır. Dava konusu markanın; ucu aşağı doğru olan pizza dilimi üzerinde “...” harflerinin yer aldığı bir esas unsur ile Sicil’deki hâliyle bu unsura göre neredeyse fark edilemeyecek düzeyde küçük yazılmış “... & ...” ibaresi ve başkaca ... unsurlarından oluştuğu, bu kompozisyon içerisinde pizza dilimi üzerindeki “...” harf grubu, benzerlik incelemesinde esas alınacak düzeyde hâkim konumda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda, davacı adına tescilli markalarda yer alan unsurlardan “...” ibaresinden kaynaklı kısmi benzerlik bulunduğu, anılan ibarenin dava konusu markada neredeyse fark edilemeyecek şekilde bulunması nedeniyle, markaların aynı ya da benzer olmadığı; neticeten SMK m.6/1 hükmüne ilişkin bir kısım mallar ve hizmetler aynı veya benzer olsa da markalar arasındaki bezerliği çok düşük düzeyli ve sınırlı olması nedeniyle SMK m.6/1 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. SMK m.6/4 hükmü bağlamında dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, davacıya ait markaların tanınmışlığına ilişkin yeterli delil olmadığından ve dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında tescile engel düzeyde benzerlik bulunmadığından SMK m.6/4 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı; SMK m.6/6 hükmüne kapsamında davacının “...” ibaresi üzerinde telif hukukundan kaynaklı hakları olsa bile davalıya ait marka ile davacının, telif korumasına tabi “...” ibaresi arasındaki çok düşük düzeyli benzerlik nedeniyle SMK m.6/6 hükmünün uygulanma koşullarının somut olayda oluşmadığı; Davacının ortağı olan ...’a ait ... sayılı ve “...” ibareli başvurusunun, somut uyuşmazlıkta kötü niyet değerlendirmesine esas alınmasının; hem dava konusu marka ile emsal gösterilen başvurunun benzer olmaması hem de emsal gösterilen başvurunun, dava konusu markadan yıllar sonra başvuruya konu edilmiş olması nedeniyle mümkün olmadığı, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, davalının dava konusu marka başvurusunun, başvuru anı itibarıyla kötü niyetli olduğunu ispata elverişli herhangi bir delile rastlanmadığı, dosyadaki kötü niyet iddiaları davalının ve ortağının sonraki tarihli eylemlerine dayandığı, dava konusu markada yer alan ve davalıya ait markalarla ortak unsuru oluşturan “...” ibaresinin neredeyse okunamayacak düzeyde küçük yazılması ve yardımcı unsurlardan biri olması nedeniyle SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı; SMK m.25/1 hükmüne göre; SMK m.5 ve m.6 hükmünde sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.'' hükmü uyarınca dava konusu ... sayılı markanın hükümsüz kılınmasına ilişkin SMK hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Davalının Kullanımları İncelendiğinde; -18.11.2023 tarihi itibarıyla ... uzantılı internet sitelerine erişilemediği, -... uzantılı internet sitesinde ... , ..., ... şeklinde kullanımlar olduğu, -... internet sitelerinde ... şeklinde kullanımlar olduğu, -... internet sitelerindeki ... , şeklinde kullanımlar olduğu, -... internet sitesinde... şeklinde kullanımlar olduğu, -... uzantılı internet sitelerinde ... şeklinde kullanımlar olduğu, anlaşılmıştır. Markaya Tecavüz İddiası Yönünden; Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki kullanma hakkına (tekel hakkı) dayanarak, kendisinin izni alınmadan, tekel hakkı kapsamında yer alan işlemlerin yapılmasını önleyebilir. Tescil edilmemiş bir markanın sahibi de genel hükümlere göre tecavüzün önlenmesini isteyebilir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 6769 s. SMK’nın 29. Maddesinde hükme bağlanmıştır. Taklit, bir markanın aynen ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması iken; tağyir, başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen değil de, değiştirilerek kullanılmasıdır. Bu hallerde fiilin marka hakkına tecavüz sayılabilmesi için, muhataplarının zihninde karışıklık meydana getirebilecek nitelikte olması gerekir. SMK’ da, “marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek”, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir. Zira tescilli bir markanın aynısının ya da benzerinin kullanılması zaten marka üzerindeki “tekel hakkı” na tecavüz oluşturmaktadır. Markadan doğan tekel hakkına tecavüzden söz edilebilmesi için öncelikle markanın üzerinde kullanıldığı mal ve hizmetlerin benzer olması gerekmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, bilirkişi tespitlerinden davalının fiili markasal kullanımlarının, davacı adına tescilli ... sayılı markadan farklı olarak gerçekleştiği, fiili markasal kullanımların esas unsurunun veya esas unsurlarından birinin “...” olduğu, bu kullanımların 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nde gerçekleştiği; tescilden farklı şekilde gerçekleşen fiili markasal kullanımlar, tescilin sağladığı korumadan yararlanamadığı, davalının fiili markasal kullanımlarının, davacıya ait ve iddialara mesnet markalarla benzer olduğu, fiili kullanımların gerçekleştiği hizmetlerinde davacıya ait markanın kapsamında yer alan mallar ve hizmetlerden 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.”nin davacıya ait markanın kapsamındaki mallar ve hizmetler ile benzer olduğu, davalının fiili markasal kullanımlarının davacıya ait markalara tecavüz oluşturduğu kabul edilmiştir. Telif Hakkı İhlali Yönünden: Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden davalının fiili markasal kullanımlarının, davacı adına tescilli ... sayılı markadan farklı olarak gerçekleştiği, fiili markasal kullanımların esas unsurunun veya esas unsurlarından birinin “...” olduğu, bu kullanımların 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nde gerçekleştiği; tescilden farklı şekilde gerçekleşen fiili markasal kullanımlar, tescilin sağladığı korumadan yararlanamadığı, bu durumda davacı; “...” adlı eserler ve bu eserlerin adı üzerinde FSEK’ten kaynaklı mali hakların sahibi olduğu, FSEK’ten kaynaklı mali haklar FSEK m.20 vd. hükümlerinde sınırlı sayıda olacak şekilde belirtildiği, bu hakların; işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim hakkı olduğu, davalı her ne kadar “... ibaresini markasal olarak kullanıyor olsa da bu eylem sınırlı sayıda belirtilen mali hakların herhangi birini ihlal etmediği, FSEK m.83 hükmüne göre; eserin adının iltibasa meydan verebilecek şekilde diğer bir eserde veya çoğaltılmış nüshalarında kullanılamayacağı, davacının eylemi bir eserde gerçekleşmediği içim FSEK m.83 hükümleri de uygulama alanı bulmayacağı; davalının eylemlerinin, davacının “...” adlı eser ve eser adı üzerinde FSEK’ten kaynaklı haklarını ihlal etmesine ilişkin koşulları sağlamadığı kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davaya konu hükümsüzlük talebinin reddine, davalının fiili kullanımlarının davacıya ait markalara tecavüz oluşturduğunun tespitine, menine ve refine, ... alanındaki tescilli markadan farklı fiili kullanımların iki hafta içerisinde kaldırılmasına, aksi halde söz konusu internet sitesine erişimin tamamen engellenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine kara verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davaya konu hükümsüzlük talebinin reddine, Davalının fiili kullanımlarının davacıya ait markalara tecavüz oluşturduğunun tespitine, menine ve refine, ... alanındaki tescilli markadan farklı fiili kullanımların iki hafta içerisinde kaldırılmasına, aksi halde söz konusu internet sitesine erişimin tamamen engellenmesine, Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Markaya tecavüz, men ve ref davasının kabulu nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Hükümsüzlük talebinin reddi nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 15.267,4‬...-TL yargılama giderinin takdiren 3.816,85‬-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/12/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 172,90-TL GİDER AVANSI :15.094,50-TL TOPLAM :15.267,4‬...-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/422, K. 2024/555, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-422-e-2024-555-k-cbcd97587a71