Diğer ·
2022/437 E. 2024/482 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2022/437
- Karar No
- 2024/482
- Karar Tarihi
T..... ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/437 Esas - 2024/482 T..... ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/437 KARAR NO : 2024/482
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 14/11/2022 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla, davacının dünya çapında en büyük ve en başarılı konaklama şirketlerinden biri olduğunu, uzun yıllardır ... nezdinde tescilli “...” ibaresini başlı başına veya esas unsur olarak içeren markaların sahibi olduğunu, dava konusu ... sayılı başvurunun yayımına, davacıya ait “...” ibareli markalara dayanarak SMK m.6/1 hükmü bağlamında, başvurunun kapsamında yer alan 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” bakımından kısmen reddi için itiraz edildiğini, itirazın ... tarafından reddedildiğini, karara karşı yapılan itirazın ... tarafından reddedildiğini, başvuruya konu işaretin ile iddialara mesnet markaların münhasır ya da esas unsuru olan “...” ibaresini asli unsur olarak içerdiğini, dava konusu başvurunun davacının markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzediğini, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde markaların tanınmışlığı, ayırt ediciliği, ilgili sektörün özel koşulları ve ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, bu unsurlardan birinin zayıf, diğeri güçlü olması durumunda karıştırılma ihtimalinin olabileceğinin kabul edilmesi gerektiğini, başvuruya konu işaretin kapsamında yer alan ve itiraza konu olan 43. sınıftaki hizmetlerin aynılarının ve benzerlerinin iddialara mesnet markaların kapsamında yer aldığını, dava konusu başvuruda yer alan, “...” ibarelerinin tanımlayıcı olması, “...” ibaresinin ayırt edicilik katmaması nedeniyle “...” ibaresinin dava konusu başvurunun esas unsuru olduğunu, bu ibarenin iddialara mesnet markaların da esas ya da münhasır unsuru olduğunu, başvuru konusu işaretin davacı markalarının serisi olarak algılanacağını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzer olduğunu, halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, dava konusu ... kararının, ...’nin benzer uyuşmazlıklarda verdiği kararlarla çelişkili olduğunu, davacı markalarının, tescilli olduğu hizmetlerle herhangi bir ilişkisi olmayan güçlü bir marka olduğunu, korumasının zayıf markalara göre geniş kapsamlı olduğunu, tüketicilerin tamamının değil, bir kısmının karıştırma ihtimalinin dahi SMK m.6/1 hükmünün uygulanması için yeterli olduğunu iddia ederek, davaya konu 09.09.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali, Tescil işlerinin tamamlanması halinde, davaya konu ... sayılı “... ... ...” ibareli markanın 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davalının uzun yıllardır turizm ve otelcilik sektöründe görev aldığını, “...” markasının ... ve ...’da sahibi olan ... Ltd.nin partneri olduğunu, “...” kelimesinin konfor ve rahatlık anlamına geldiğini, insanların ortak kullanımına açık bir ibare olduğunu, bu kelimenin davacı tarafından sahiplenilmesinin mümkün olmadığını, “...” ibaresinin “İsviçre Rahatlığı” anlamına geldiğini, davacının iddialara mesnet markaları ile karıştırılmayacağını, davacı tarafından sunulan Google Arama Motoru sonuçlarının davalı internet sitesinin aktif edilmemiş olmasından kaynaklandığını, davacının, “...” ibaresini konaklama tesislerinde kullanan dava dışı üçüncü kişilere karşı hukuki girişimde bulunmamasına rağmen, davalıya karşı hukuki girişimde bulunmasına anlam verilemediğini, davacının emsal niteliğinde verdiği örneklerin yanıltıcı olduğunu, karşılaştırmaya konu markaların benzer olmadığını, dava konusu başvurunun esas unsurunun “...” olduğunu, “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu, bu ibareden kaynaklı benzerlik iddiasının, markaların bütünü itibarıyla bıraktığı etkiyle bağdaşmadığını, ortalama tüketicilerin markaları bir bütün olarak algılayacağını, SMK m.6/1 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davaya konu 09.09.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali, Tescil işlerinin tamamlanması halinde, davaya konu ... sayılı “ ... ...” ibareli markanın 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı adına 30.12.2020 tarihinde tescil başvurusu yapılan, kapsamında 43. sınıftaki hizmetler bulunan, ... sayılı marka tescil başvurusunun yayımına, davacı tarafından SMK m.6/1 hükmü kapsamında yapılan itiraz ... ... (...) tarafından reddedilmiş, ret kararına karşı ... nezdinde yapılan itiraz ise ...'nın 09.09.2022 tarihli ve ... sayılı kararı ile; ''... başvuru numaralı "... hotels resorts inns" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... ...", "... ... ... ...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Yapılan incelemede, çekişme konusu markaların "..." ibaresini ortak olarak içerdikleri görülmekle birlikte, "..." ibaresinin Türkçe'de "konfor, rahatlık" anlamına gelmesi, başvuru konusu markanın "..." ve "..." ibarelerinden herhangi birisi diğerine göre ön plana çıkartılmaksızın, birlikte kavramsal bir bütün oluşturacak şekilde "..." kelime unsuru ile bir ... unsurunun bileşiminden oluşan bileşke bir marka olması, markaların "..." ibaresi dışında ihtiva ettikleri diğer tüm unsurlar bakımından belirgin biçimde farklılaşmış olması ve söz konusu farklılıkların, markaların bütünüyle bıraktığı izlenimi de birbirinden belirgin olarak farklılaştırması gibi hususlar birlikte göz önüne alındığında, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -SMK m.6/1 hükmü bağlamındaki değerlendirmelerimizin ...’nin ... sayılı kararı ile uyumlu olduğu, -... sayılı markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkin SMK m.6/1 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -... sayılı ... kararının iptali ve kısmen hükümsüzlük istemi bakımından, SMK m6/1 hükmüne göre gerekli koşulların oluşmadığı; -... tescil sayılı markanın kısmen hükümsüzlüğü talebi bakımından, SMK m6/1 hükmüne göre gerekli koşulların oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Sektör uzmanı (Turizmci) bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -SMK m.6/1 hükmü kapsamında görüşümün ...’nin ... sayılı kararı ile uyumlu olduğu, -... sayılı markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkin SMK m.6/1 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
...
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davaya konu “...” markasının kapsamının ''43.Sınıf Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri'' olduğu; davacının ... markası emtiası ile “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri”; davacının ... ... ... markası emtiaları farklı sınıflarda olmakla birlikte, içerik olarak “ konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri”; ... ... markası kapsamındaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri” yönünden aynılık/benzerlik olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu “... ...” ibareli markanın yan yana, kırmızı, ikişer yarım çemberin bir araya gelmesinden oluşan bir işareti olduğu, yanında “...” ibaresinin beyaz üzerine lacivert renkle eşit boyutlarda yazıldığı, bunun altında “...” ibarelerinin ise daha küçük olarak beyaz üzerine lacivert renkle yazılmış ve dik çizgilerle birbirinden ayrılmış olduğu; yapılan tasarımın tamamı dikkate alındığında “...” ibaresinin daha dikkat çekici olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; ... tescil numaralı “...” markasının mavi bir dikdörtgen içine yerleştirilmiş, üzeri 3 adet mavi dalga figürüne sahip beyaz bir daire işaretinin altında beyaz renk ile yazılmış “...” ibaresi olduğu, işaret içinde başka bir yazı bulunmadığından “...” ibaresi ön planda olduğu; ... tescil numaralı “... ...” markasının siyah bir dikdörtgen içine yerleştirilmiş, daire içine, marka adının baş harflerinden oluşan ve kaligrafik bir yazı karakteri ile tasarlanmış beyaz renkli “...” figürü ve altında beyaz renkli “... ...” ibaresi bulunduğu, bütün olarak ele alındığında kaligrafik yazı stilinden dolayı daire içindeki “...” işaretinin ön plana çıktığı; ... tescil numaralı “...” markasının beyaz zemin üzerine siyah renkle 3 boyutlu gibi görünen “...” harfi işareti ve altında “...” ibaresi bulunduğu, bütün olarak incelendiğinde “...” figürü gerek ölçüsünün büyüklüğünden gerekse de 3 boyutlu gibi gözükmesinden dolayı daha ön planda olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "... / ... " esas ibareli markalar ile davalının "... ...'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; dava konusu marka ile davacıya ait markaların işaretlerinin birbirine renk, ..., boyut veya yazı karakteri açısından benzerliği olmadığı, marka isimlerinde ön plana çıkan unsurlarının ortak olmamasından dolayı görsel bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu “... ...” markasının içinde kullanılan “...” ibareleri İngilizce olup, Türkçe’de sırasıyla “İsviçre, İsviçre’ye özgü”, “rahatlık, konfor”, “oteller”, “tatil köyleri” ve “konaklama yeri, otel” anlamlarına gelmektedir (...). Kelime anlamlarına ve marka işareti birlikte ele alındığında tescile konu olan ibarenin “...” ibaresi olduğu ve “İsviçre Konforu” anlamına geldiği; diğer ibarelerin ayırıcı bir özelliğinin olmadığı, bahsi geçen otel ve geçici konaklama yerinin özelliklerini ifade eden sıfatlar olarak kullanıldığı; (...). kullanılan sıfatların ayırıcı özelliği bulunmadığı, davacıya ait markalar incelendiğinde “rahatlık, konfor” anlamlarına gelen İngilizce “...” ibaresinin tescile esas marka ismi olarak kullanıldığı; buna göre; dava konusu markanın esas unsuru olan “...” ibaresinde kullanılan “...” kelimesi sıfat olarak kullanılmış ancak davacı markalarının esas ibaresi olan “...” ibaresi isim olarak kullanıldığından bu iki kavram karşılaştırıldığında anlam olarak benzer olmalarına karşın kullanım şekli açısından farklılık olması sebebiyle kavramsal benzerlik olmadığı; dava konusu marka “...” İngilizce olarak “...” şeklinde seslendirildiği, davacı markaları ise sırasıyla İngilizce olarak; “...” şeklinde telaffuz edilmekte ve ortak kısmın “...” kelimesi olduğu; işitsel açıdan ... ibaresinin markalarda kullanılıyor olması nedeniyle işitsel bir benzerlik olduğu, bütünsel bakış açısıyla görsel ve kavramsal bir benzerlik bulunmadığı, işitsel bir benzerlik bulunmadığı, anılan ibarenin, çekişme konusu hizmetler bakımından; tüketiciler ve işletmeciler bakımından vasıf bildirici nitelikte olduğu ve bu bağlamda ibarenin ayırt edici niteliğinin düşük olduğu, ayrıca 31.05.2019 tarihli ve 1134 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelik kapsamında da konaklama tesislerinin “rahat” olma özelliğine birçok açıdan atıf yapıldığı, bu bağlamda “...” ibaresinin sağlayacağı koruma oldukça sınırlı olduğu, bu ibareden kaynaklı kısmi benzerlik, diğer unsurların varlığı da dikkate alındığında SMK m.6/1 hükmü bağlamında markaların benzer olduğu değerlendirmesi yapabilmek için yeterli olmadığı, ... Resmî Marka Sicili’nde “...” ibaresi ile 43. sınıftaki çekişme konusu hizmetler bakımından yapılan incelemede; karşılaştırmaya konu markaların ortak unsuru olan “...” ibaresini içeren, davanın tarafları dışında 25 ayrı kişi adına tescilli, 35 ayrı marka bulunduğu, bunun yanında tescil işlemleri devam eden başvurular ile reddedilen ya da geçersiz başvuruların da mevcut olduğu, açıklanan gerekçelerle başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markanın benzer olması koşulu SMK’de aranan şekilde gerçekleşmediği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ...'' markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, öte yandan ... sayılı markanın kısmen hükümsüzlüğü koşullarının da somut olayda gerçekleşmediği kabul edilmiş, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır