İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/355 E. 2024/662 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/355
Karar No
2024/662
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/304 Esas KARAR NO : 2024/656 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 20/10/2022

BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2024/... ESAS SAYILI DOSYASI DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 20/10/2022 KARAR TARİHİ : 14/11/2024

Mahkememizde görülen Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA /Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Müvekkili firmanın, hazır yemek sektöründe faal bir şirket olduğunu, bu sebeple, ekonomik olarak uygun şartlarda yemek hizmeti verebildiğinden birçok belediyenin sosyal hizmet politikalarında, özellikle de ramazan iftarı ve sahur organizasyonlarında hizmet sunduğunu, Ülkemizde, belediyelerin bir çoğu bizzat verdiği bu hizmetin bedelini bizzat ödemekteyken ...'nde farklı bir uygulama yapıldığını ve müvekkilinin mağdur edildiğini, Davalı ...'nin ihtiyaç duyduğu hizmetleri kendisi talep edip, hizmet aldığını, ancak bedelini kendi iştiraki olan ... A.Ş. tarafından kurulmuş olan ve bu iki tüzel kişilik tarafından idare edilen ve tek bir ekonomik yapı olduğu beyan edilen dava dışı "..." üzerinden ödediğini, Müvekkili şirketin, tamamı davalı belediyenin sosyal hizmet politikaları gereğince ihtiyacı olan yemek hizmetlerini karşıladığını, belediyenin kötüniyetli kurgusu gereği faturalar vakıf adına düzenlediğini, vakfın bu faturaları kabul ettiğini, ödemelerini düzenli olarak yaptığını, ... değiştikten sonra ödeme yapılmamaya başlandığını, dava dışı vakıf aleyhine 950.534,00 TL. alacağın tahsili için 27.4.2018 günü .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... E. sayılı takip dosyası açıldığını, Borçlu vakfın anılan takibe kötüniyetli itirazı üzerine .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/... E. sayılı itirazın iptali davası açtığını, yapılan yargılamada toplanan deliller ve her iki yan ticari defterlerinin incelenmesi ile düzenlenen bilirkişi raporu gereğince alacaklarının tam olarak ispat ettiğimiz için 2019/... sayılı, 17.12.2019 tarihli Karar ile itirazın iptaline ve takibin devamına karar verildiğini ve kararın 21.02.2020 tarihinde kesinleştiğini, 05.02.2020 tarihli haciz işleminde dava dışı-borçlu vakfın borcu karşılayacak malvarlığı bulunmadığı anlaşılmış olup, acz haline düştüğünün tespit edildiğini, ülkemizdeki bütün bankalara haciz ihbarnamesi gönderilmiş ise de borçlu vakfın hesaplarında para bulunmadığından haciz işleminin sonuç vermediğini beyanla; Davanın kabulü ile dava dışı ...'nın borçlusu olduğu .... İcra Müdürlüğü’nün 2018/... Esas sayılı icra takibine konu borçtan davalıların müştereken ve müteselsilen olarak sorumlu olduklarının tespiti ile davalılara tüm fer'ileriyle birlikte ödettirilmesine, Bu talepleri kabul görmez ise, bu defa dava dışı ...'nndan olan 950.534,00 TL. alacağımızın temerrüt tarihi olan 27.4.2018'den itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte (icra takibine konu asıl alacak için tahsilde tekerrür etmemek üzere) davalılara müşterek ve müteselsil olarak ödettirilmesine, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davalılardan müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP / Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Usule ilişkin beyanlarında ;Davacı ile müvekkili Kurum arasındaki uyuşmazlığın “Eser Sözleşmesi”nden kaynaklandığını, müvekkili kurumun tacir sıfatına haiz olmaması nedeniyle, bahse konu davanın taraflarının ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, diğer davalı ... ... San. ve Tic. A.Ş ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemesi yerine görevli mahkeme olan “Asliye Hukuk Mahkemesi” nde açılmasının gerektiğini davanın usulden reddine ,Dava konusu ve talebi aynı olan davanın bir kez daha açılmasında hukuki yarar ve menfaat bulunmadığından dava şartı yokluğundan reddini, Davacı taraf ile davalı kurum arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini, talep etmiştir. Esasa ilişkin beyanlarında; Kamu İhale Kanunu'na tabi olan müvekkilinin ancak belirli prosedürlere uygun olarak borçlanabileceğini, dolayısıyla ihale usulüne uymaksızın müvekkili Belediyenin mal ve hizmet alımı yapması mümkün bulunmamakta olduğunu, davacı ile müvekkili kurum arasında: ihale kapsamında gerçekleştirilen herhangi bir mal ve/ya hizmet alımı ilişkisi yer almamakta olup iş bu davanın müvekkili kurum yönünden reddi gerektiğini, dosyaya ilişkin olarak “hizmet alımına ilişkin anlaşmalara” dair herhangi bir bilgi verilmemiş olup işbu anlaşmaların ne zaman, ne şekilde yapıldığı, anlaşmanın koşullarının neler olduğu hiçbir şekilde belirtilmediğini, nitekim herhangi bir anlaşma metni de sunulmadığını, müvekkili Belediyece, bir kamu kurumu olması sebebi ile, sözlü beyanlara dayanılarak işlem yapılmasının mümkün olmadığı, yalızca belirli prosedürlere uyularak mal veya hizmet alımı yapılabileceğinin açık olduğunu, zira Belediyelerde bu tür mal ve hizmet alımına ilişkin işlemler 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılmakta olduğunu, belediyelerin de özel bütçeli idareler kapsamında kalması ve Sayıştay denetimine tabi olması nedeniyle mal ve hizmet alımı ancak ve ancak kamu ihale kanunu kapsamında ihale usulleri çerçevesinde yapıldığını, davacının iddiasının aksine ihale kapsamı dışında bir mal alımı yapılmasının mümkün olmadığını Belediyelerde mal ve hizmet alımına ilişkin işlemlerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözlesmeleri kapsamına göre yapılacağının belirtildiğini, davacı tarafından; basiretli tacir olarak hareket edilmesi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/2 maddesi gereğince; “tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir.” dolayısıyla davacının kendi kusurundan yararlanması gibi bir durum da hukuk kuralları gereği mümkün bulunmadığını, hukuk ilkeleri gereği hiç kimse kendi kusurundan yararlanamayacağını, bir kişinin zarara kendi kusuru ile sebebiyet vermesi halinde zarara o kişinin kendisinin katlanması gerektiği, genel hukuk ilkelerinden olduğunu, nitekim davacı; kamu kurumlarından hizmet ve mal alımlarının ihale usulü olmaksızın yapılamayacağını çok açık bildiğini, birçok kamu kurumu ile iş yapmakta olan davacının bu hususu bilmemesinin mümkün bulunmadığını, dolayısıyla hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber böyle bir alımın var olması halinde; davacının tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğüne uymadığı, kendi kusurunda yararlanarak müvekkili Belediyeden talepte bulunması kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacı tacir olup ticari işlem ve eylemlerinde basiretli davranmakla yükümlü olduğunu bu yükümlülük çerçevesinde davacının ticari ilişkide bulunduğu şahıslara ilişkin gerekli araştırmayı yapması gerektiğini, davacı tarafından bu yükümlülüğe uygun davranıldığı da ispat edilemediğini, belirterek ;davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine, karar verilmesinin talep etmiştir. Davalı ... ... San. Ve Tic. A.Ş vekili 12/12/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde ve özetle ; Usule ilişkin beyanlarında ;Dava dilekçesinde iddia edilen somut olaylara ilişkin olarak halen devam etmekte olan yargılama süreci bulunduğu ve bu dosyanın derdest olduğu dikkate alınarak davanın usulden reddini, Davacı yanın, bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddini, Davacı yan tarafından icra dosyasına konu borçtan davalılarında sorumlu olduğuna ilişkin tespit davası açıldığını ancak; alacağın tahsiline ilişkin talepler eda niteliğinde olduğundan tespit davası açılması hukuken mümkün olmadığından, davanın usulden reddini talep etmiştir. Esasa ilişkin beyanlarında ; Davacı yan ile davalı müvekkil ... A.Ş. arasında hiçbir ticari, mali bir ilişkisi bulunmadığını, Davaya konu .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı icra dosyasının da tarafı olmadığını, Davacı yan, dava dışı vakfın müvekkili ... A.Ş. tarafından kurulduğunu, vakfın sahibi olduğunu iddia etmiş olsa da böyle bir durum söz konusu olmadığını, Davacı yanın vakfın yönetimsel olarak davalı müvekkili tarafından yönetildiği iddiasının da hiçbir geçerliliği bulunmadığını, verildiği iddia edilen hizmetlerle davalı müvekkili ... A.Ş.'nin hiçbir alakası olmadığı davacı yanında kabulünde olduğundan davanın davalı müvekil ... A.Ş. açısından reddi gerektiğini Davacı yanın ikrarıyla alacağa konu hizmetle ilgili olarak davalı müvekkili ... A.Ş.'nin hiçbir süreçte yer almadığı, hiçbir hizmet sunulmadığı organik bağ ticaret hukukunda tek başına anlam ifade eden ve hukuki sonuç doğuran bir kavram olmadığını, Organik bağ, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi bağlamında kümülatif (birlikte) olarak aranan şartlardan bir tanesi olduğunu, davalı müvekkili ile vakıf arasında organik bağın mevcut olmadığını, Davacı ..., Vakfın malvarlığının davalı müvekkili şirket tarafından tahsis edilmesi iddiasıyla organik bağın mevcut olduğunu iddia ettiğini,ancak vakfın malvarlığı davalı müvekkili şirket tarafından tahsis edilmemiş ve vakıf yönetiminde de etkili bir pozisyonda olmadığından, vakfa ait malvarlığı unsuru üzerinde de tek başına tasarrufta bulunma hak ve yetkisine sahip olmadığını, vakfın idari denetime tabi olan ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, Vakfın kuruluşunda davalı şirketin malvarlığı getirmesi kendisine vakıf üzerinde bir hakimiyet tanımadığını, Zira ... ticaret şirketlerin gibi sermayenin ön planda olduğu ticari bir yapıya sahip olmadığını, Vakıfların yönetim kurulları tarafından yönetilmekte ve ...nce denetlenmekte olup, ne sermaye olarak ne de yönetimsel anlamda davalı müvekkili şirketin, vakıf ile arasında organik bir bağın bulunduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, ... tarafından denetlenen bir vakfın bu şekilde kötüye kullanılarak alacaklılardan para kaçırılmasına aracı edilmesi yine hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek ; Haksız ve mesnetsiz açılan davanın usulden ve esastan reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsil edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava,... ile davalı ... ... San. ve Tic. AŞ ve davalı ... arasındaki organik bağın tespiti, tüzel kişilik perdesinin aralanması sonucu, ... İcra Müdürlüğünün 2018/... sayılı dosyasındaki takibe konu Davacı ... San Ve Tic AŞ nin dava dışı ...na verdiği yemek hizmeti bedeli 950.534,00 TL nin davalılara ödettirilmesi, Bu kabul edilmez ise 950.534,00 TL nin temerrüt tarihi olan 27/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsili ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizce davalı ...nın görev itirazı kabul edilmiş ve 27/04/2023 tarih, 2022/... esas 2023/... karar sayılı görevsizlik kararı verilmiştir. Karar davacı tarafça istinaf edilmiş ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 06/06/2024 tarih, 2023/... esas 2024/... karar sayılı ilamında: "...Davacı, perdenin aralanması ilkesine göre davalı belediye başkanlığının yanı sıra belediye iştiraki olan ... ... San ve Tic. AŞ'ye yönelik tazminat davası açmıştır. İddianın ileri sürülüş şekline göre her iki davalı arasında eksik teselsül bulunmaktadır. Her iki davalının perdenin aralanması ilkesine göre dava dışı vakfın borcundan sorumlu oldukları ve her üç tüzel kişi arasında organik ilişki bulunduğu ileri sürüldüğüne göre, davalar arasında bağlantının da bulunduğu kabul edilmelidir. HMK'nın yargılamaya hakim olan ilkelerinin düzenlendiği maddeler arasında hakimin, yargılamanın makul süre içerisinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmasını sağlamakla yükümlü olduğunu, usul ekonomisi ilkesi olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle bu tür bir uyuşmazlığın ihtisas mahkemesinde delillerin birlikte görülerek değerlendirilmesi usul ekonomisi ilkesinin gereğidir. İddianın ileri sürülüş tarzına göre davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Bu tür durumlarda dava arkadaşları hakkındaki davanın genel mahkemede diğer davalı hakkındaki davanın özel mahkemede görevi arasında girmesi durumunda tüm davalılar yönünden, özel mahkeme niteliğinde olan ihtisas mahkemesince yargılama yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. Davası ayrılan şirket yönünden mahkemenin görevli olduğu ve davadaki talep ile ileri sürülen vakıalar yönünden davalılar arasında eksik teselsül ve ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan her iki davalıya yönelik yargılama yapılıp karar verilmesi gerekirken, davalı şirket hakkındaki davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydına ve bu dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir..." gerekçesi ile mahkememiz kararını kaldırmıştır. Davalı ... yönünden tefrik edilerek karar verilen dava dosyası kaldırma kararı sonucu mahkememizin 2024/... Esasına kayıt edilmiş, davalı ... ... San. ve Tic. AŞ hakkkında devam edilen 2023/... esas sayılı asıl yargılama dosyası ile birleştirilmiştir. Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, 28/09/2023 tarihli duruşmada Yemek hizmetinin davalılara verildiği, konusunda davacı tanıkları ... , ... ve ... dinlenmiştir. Dosya kapsamı belgeler ve davacı ile davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenerek; faturaların adına düzenlendiği dava dışı ... ile davalı ... ... San. Ve Tic AŞ, davalı ... arasında organik bağın varlığı,alacağın dayandığı fatura kapsamı hizmetin davalı ... ... San. Ve Tic AŞ tarafından alınıp alınmadığı, davacının alacağının varlığı ve miktarı konusunda SMM ... ve Doç Dr ...'ın 28/03/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Bundan sonra ; dava dışı ... nın davacı ile arasında olan ticari ilişkisinde ödemelerin davalı ... ... San. Ve Tic AŞ, ve onun doğal ortağı davalı ... tarafından yapılıp yapılmadığı, yada vakfın harcamalarının davalı şirket bütçesinden karşılanıp karşılanmadığı konusunda, tarafların önceki rapora itirazlarının karşılanması bakımından bilirkişi İsmail Yeksan'ın 29/09/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Yargıtay 23 Hukuk Dairesinin 23/12/2015 tarih ve 2014/... Esas- 2015/... Karar sayılı örnek kararı mahkememizce uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınmıştır. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi açısından tüzel kişiliğin nevi’nin bir önemi bulunmadığı gibi ortak sayısı bakımından da tek kişi ortaklığı olması ya da çok ortaklı olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Halka açık şirketlerde de yatırımcılar tarafından olmasa bile spekülatörler tarafından hukukun dolanılması için bir araç olabileceği, gerek çapraz, gerekse düz perdenin kaldırılması mümkündür. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması üç şekilde olabilir: a) Tüzel kişinin borçlarından dolayı, tüzel kişiyi oluşturan ortaklar ve şirket yöneticilerinin sorumlu tutulabilmesi, (tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılması) b) Ortağın şahsi borcundan dolayı doğrudan şirketin mal varlığı ile sorumlu tutulması, (tüzel kişilik perdesinin tersten kaldırılması) c) Bağlı ortaklık üzerinden ana ortağın mal varlığına gidilebilmesi, sonra da tekrar perdenin kaldırılması suretiyle diğer bir yavru ortağın mal varlığına müracaat edilebilmesi (tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılması). Şeklindedir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, sınırlı sorumluluk ilkesinin istisnası olduğu gibi, icra ve iflas hukukunun “kişinin borçlarından dolayı, ancak borçlunun hak ve mallarına el konulabilir” temel kuralının da istisnasıdır. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması halinde, perdenin arkasındaki kişi borçtan sorumlu tutulur. Böylece, tüzel kişinin borçlarından ortak veya yöneticiler; ortakların borçlarından tüzel kişilik yahut bir tüzel kişiliğin borcundan diğer tüzel kişilik sorumlu olabilir. Bu nedenle, anılan ilkenin uygulanmasının, mümkün olduğu kadar dar uygulanması “ayrılık ilkesinin” gerekir. Kanunlarımızda adı konmadan kabul edilen "tüzel kişilik perdesinin kaldırılması" düzenlemelerinde (TTK.m.202, 206, 325/1, 237/1; 6183 s.K.m.35 ve mükerrer 35; 5411 s.K.m.137); -Asıl borçluya yapılan başvuru neticesinde;borcun tahsil edilememesi veya tahsil edilmeyeceğinin açıkça anlaşılması yahut takibin semeresiz kalması hallerinde tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak perde arkasındaki kişinin sorumluluğuna gidilebileceği hükme bağlanmıştır. Özel kanunlardaki anılan ön koşul düzenlemelerinin, MK.nın 2. maddesi gereğince ilkenin uygulanacağı durumlarda takip ve usul hukuku açısından da kıyasen uygulanmalıdır. Bir başka deyişle alacaklı öncelikle şeklen borçlu olana müracaat etmelidir. Ancak ödemelerin tatil edilmesi, aciz hali veya iflas gibi nedenlerle borcun tahsil edilemeyeceğinin açıkça anlaşılması veya icra takibinin semeresiz kalması hallerinde; yapılacak icra takibi veya davanın perde arkasındaki kişiye yöneltilerek sorumlu tutulması gerekir. Borçlu şirket ile yeni kurulan şirketin ortakları örtüştüğü takdirde, organik bağın mevcut olduğu kabul edilmelidir. Bu doğrultuda üçüncü kişi konumundaki şirketin iyi niyet iddiasına da tereddütle yaklaşılması gerekir. Yargıtay da konuyla ilgili kararlarında borçlu ve üçüncü kişi şirketin ortaklık yapısının örtüşmesini, borçlunun ızrar kastıyla hareket ettiğine ve üçüncü kişinin borçlunun ızrar kastını bildiğine karine kabul etmektedir (17. HD, 17.6.2010, 2805/5638). Bu açıdan organik bağın tespiti ve davalının da söz konusu hizmet alımında sorumlu kılınabilmesi açısından tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi üzerinden de değerlendirmeye gidilebilir. Türk/İsviçre öğretisi tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını, ağırlıklı olarak hakkın kötüye kullanılması yasağına (TMK m. 2/II) dayandırmaktadır. (Yarg. 11. HD, T. 04.04.2019, E. 2017/2384, K. 2019/2653; Yarg. 11. HD, T. 19.03.2018, E. 2016/9387, K. 2018/2071) Burada özellikle, tüzel kişinin ortağının veya hakimiyeti altında bulundurduğu şirketin sorumluluğunu öngören açık bir kanun veya sözleşme hükmünün bulunmamasına rağmen, perdenin arkasında yer alan kişilerin, tüzel kişinin borçlarından tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılması sebebiyle sorumlu tutulması gündeme gelmektedir. Bu sebeple tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için en başta somut olay adaletini sağlayabilecek ve uygulanabilir nitelikte özel bir düzenlemenin mevcut olmaması gerekir. Uygulamada tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sıklıkla ticaret şirketleri bakımından görülür. Bununla birlikte diğer tüzel kişiler bakımından da tüzel kişilik perdesinin kaldırılabileceği kabul edilmektedir. Bununla birlikte tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının ön şartının; tüzel kişinin alacaklılarının zarara uğramaları, yani alacaklarını tahsil edememeleri olduğu söylenebilir Tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasında hakkın kötüye kullanımı teorisi esas alınmaktadır. Hakkın kötüye kullanılmasından ne anlaşılması gerektiği hukuken irdelenmelidir. Hakkın kötüye kullanılmasına ilişkin öğretide, subjektif ve objektif teoriler başta olmak üzere farklı teoriler ileri sürülmüştür. Objektif teoriye göre hakkın kötüye kullanılması; hakkın amacına aykırı kullanılmasını ve hak sahibinin anılan kullanımda bir menfaatinin bulunmamasını (ya da karşı tarafın olumsuz etkilenmesine karşılık önemsiz bir menfaat elde etmesini) gerektirir. Türk ve İsviçre hukukunda baskın olan objektif teori, hakkın kötüye kullanılmasını genellikle üç şartın bir arada (kümülatif) bulunmasına bağlar. Öncelikle hukuk düzenince tanınmış bir hak olmalıdır. İkinci olarak, anılan hak açıkça doğruluk ve güven kurallarına aykırı kullanılmalıdır. Bu noktada hakkın amacına uygun bir şekilde veya meşru bir yararı elde etmek için kullanılıp kullanılmadığı dikkate alınabilir. Hakkın öngörülmesindeki amacın tamamen dışında kullanılması da hakkın kötüye kullanılmasını oluşturabilir. Son olarak ise hakkın kullanılması neticesinde elde edilecek menfaat ile hakkın kullanılmasının başkası bakımından doğuracağı olumsuzluk arasında aşırı bir oransızlığın bulunması gerekir. Bu bakımdan hakkın kullanılması üzerine başkaları, ciddi ölçüde zarara uğramalı veya zarara uğrama tehlikesi karşısında kalmalıdır. Buna karşılık hak sahibi ya hiç yarar elde etmemeli ya da başkasının uğradığı zarar karşısında önemsiz bir yarar elde etmelidir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, tüzel kişiler bakımından kabul edilen ayrılık ilkesinin istisnasını teşkil eder. “İstisnalar dar yorumlanır” ilkesi çerçevesinde tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının da dar yorumlanması gerekir. Bu bakımdan sadece olağan dışı işlemler yapılarak dürüstlük kuralına aykırı hareket edilmesi durumunda tüzel kişilik perdesi kaldırılmalıdır.İştirak ilişkisinin veya şirketler arasında organik bağın bulunduğu her durumda perdenin aralanarak perde arkasındakilerin sorumlu tutulması mümkün değildir (Yarg. 19. HD, T. 11.05.2017, E. 2016/17898, K. 2017/3683; Yarg. 13. HD, T. 28.03.2013, E. 2013/820, K. 2013/7793; Yarg. 11. HD, T. 15.05.2015, E. 2015/1107, K. 2015/698) Somut olayda; Davalı ... ... Anonim Şirketinin ... ne ... sicil numarası ile kayıtlı olup, şirketin 15.812.558,00TL olan sermayesinin %99,88 oranındaki hissesinin ...’ne ait olduğu görülmüştür. Davalının ibraz olunan 2018 yılı Ticari defter kayıtları içeriğinde de 2018 Ocak Ayı itibariyle 5.750.000,00TL olan sermayesinin 5.742.952,76TL’ye tekabül eden %99,88 oranındaki hissesinin ... Belediyesine kalan kısmının ise ..., , belediyeleri ile ... A.Ş’ye ait olduğu görülmektedir. Dava dışı ...’nın ise davalı şirketin 242 – iştirakler ana hesabı altında 242.01.001 - ... Vakfı alt hesabı altında davalı şirketin iştiraki olarak kayıtlandığı görülmektedir. ... Vakıf Senedi ve Yönetim Kurulu incelendiğinde, Vakıf Senedinin “Vakfın Organları” başlıklı 8. Maddesinde “Vakıf Yönetim Kurulu Oluşumu:Yönetim Kurulu aşağıdaki şekilde belirlenen 7 üyeden oluşur. Doğal Üyeler: ..., ...Meclis Başkan Vekili, ... Meclis Ekseriyet Gurubu Başkan Vekili, ... 1’in birinci Murahhas üyesinden oluşan 4 kişi Vakfın doğal üyeleridir. Yönetim Kurulu doğal üyelerinin görev süreleri, üzerlerindeki sıfatın kazanılmasına neden olan asıl görevin devam ettiği süre ile sınırlıdır. Bu sıfatları kaybettiklerinde doğal üyelikleride sona erer. Bu suretle açılan doğal üyeliklere bu sıfatları kazanan kişiler gelir asıl sıfatları devam ettiği halde hastalık, istifa vs. Gibi herhangi bir nedenle ...’ndan ayrılan doğal üyelerin yerlerine Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı tarafından yeni üyeler atanır. Seçimli Üyeler: ... tarafından belirlenen 2 üye ile ... 1’in birinci murahhas üyesinin belirlediği bir üye olmak üzere 3 kişi ...’nun seçimli üyeleridir.” Şeklindedir. Dolayısı ile borçlu vakfın yönetimi ... ve Belediye Başkanın belirlenen 2 kişi olması nedeniyle vakfın yönetim kurulu büyük oranda belediye başkanınca belirlenmekte olduğu ve vakfın belediye tarafından yönetildiği görülmüştür.Davacı şirket tarafından ibraz edilen dava konusu 2017 – 2018 yılına ait e- defterlerin e-defter beratlarının zamanında oluşturulduğu envanter defterinin açılış noter tasdikinin süresinde yaptırıldığı tespit edilmiştir. Ticari Defter kayıtlarının düzenli, yasalara ve muhasebe tekniğine uygun olarak, zamanında işlenmiş olduğu, ticari defterlerinin, birbirini teyit ettiği görülmüştür. Kayıtlarının düzenli, muhasebe ilkelerine ve yasaya uygun tutulduğu,6102 sayılı TTK’nın 64. Maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 222. Maddesi de göz önüne alınarak 2017 – 2018 yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfının bulunduğu anlaşılmıştır. Taraflardan Davacı ... San. Ve Tic. A.Ş. 2017 – 2018 yılına ait ticari defterler, yardımcı defter kayıtları incelendiğinde; Davacı 2017 – 2018 yılına ait ticari defterleri ve yardımcı defterleri ibraz edilmiş olup, ticari defterlerin birbirini teyit ettiği , ticari defterlerin içeriği muavin dökümünde -... cari hesabına borç/alacak kaydı ile Davacının .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... E. Sayılı takip kapsamında Dava dışı vakıftan 950.534,00TL alacaklı olduğu, alacağın 2 adet faturaya dayandığı, Davalı ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ticari defterlerinde davacı şirkete dair kayıt olmadığı Davacının, 950.534,00 TL alacağının tahsili için önce ... na başvurduğu,.... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... E. Sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, takibe itiraz edilmesi üzerine, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E sayılı dosyasında açtığı itirazın iptali davasında verilen 17.12.2019 tarih ve 2019/508K sayılı kararın kesinleşmesi ile alacağın kesinleştiği, ....icra müdürlüğünün 2024/... (eski: 2018/... esas ) esas sayılı takip dosyasında alacağın ... dan tahsil edilemediği, tutulan haciz tutanağının geçici aciz belgesi mahiyetinde olduğu sabittir. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda; dava dışı borçlu ... ile davalılar arasındaki organik bağın tespitinde ; üçüncü kişi alacaklıların zararına birlikte hareket edip etmedikleri araştırılmıştır. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına karar verilmesi hâlinde,tüzel kişi ile onu oluşturanlar veya ona hâkim olanlar sanki aynı kişiymiş gibi değerlendirilir. Davalı şirketin ve dava dışı vakfın kuruluş senedinden de anlaşılacağı üzere vakfın malvarlığının ... 1 olarak ifade edilen şirket tarafından sağlandığı; ... 1’in ... ... A.Ş. olduğu; söz konusu şirketin daha sonra unvan değişikliğine giderek davalı şirket olduğu; davalının aynı zamanda ...'nin iştiraki olduğu ve şirket yönetiminin dava dışı belediye ile organik bağının bulunduğu tespit edilmektedir. Ayrıca vakfın yönetiminin de belediye yönetiminde yer alan kişilerden oluştuğu da sabittir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ; davalı ... ... Anonim Şirketi nin dava dışı vakıfla organik ilişkisinin olduğu; davalının dava dışı vakfın faaliyetlerinde ve yönetiminde dolaylı olarak etkin konumda olduğu; bu çerçevede davacının 950.534,00 TL alacağından Davalı ... ... Ticaret Anonim Şirketi ve bu şirketin sermayesinin %99,88 oranındaki hissesine sahip olan davalı ...’nin sorumlu olacağı sabit bulunmuştur. Her iki davalı hakkındaki dava birlikte açılmış olup, tefrik sonucu verilen görevsizlik kararı ... BAM ... HD tarafından kaldırılmıştır. Davalılar hakkında birleştirme kararı verilerek ilk hale iade yapıldığından, yargılama giderleri konusunda tek dava gibi işlem yapılarak hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; H Ü K Ü M / 1-... ATM nin 2023/... esas sayılı dosyasında; Davalı ... ... Tic AŞ yönünden davanın kabulü ile ....icra müdürlüğünün 2024/... (eski: 2018/... esas ) esas sayılı takip dosyası ve ... ATM nin 2024/... esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere 950.534,00 TL nin arabuluculuk son tutanağı tarihi 14/10/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine 2-Birleşen ... ATM nin 2024/...-... sayılı dosyasında; Davalı ... yönünden davanın kabulü ile ....icra müdürlüğünün 2024/... (eski: 2018/... esas ) esas sayılı takip dosyası ve ... ATM nin 2023/... esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere 950.534,00 TL nin arabuluculuk son tutanağı tarihi 14/10/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine 3-Mahkememiz 2022/... Esas sayılı dava dosyasından tefrik edilen 2023/... esas sayılı dosyası ve birleşen mahkememiz 2024/... esas sayılı (eski esası 2022/... Esas ) dosyasında Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 64.930,98 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 32.465,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 32.465,48 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına Arabulucu Ücret Kararı gereği Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00.-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına 4-Birleşen ve asıl dosyada davacı tarafından yapılan 32.726,10 TL ilk gider (20/10/2022 tarihinde yatırılan peşin harç, 12/05/2023 tarihinde yatırılan peşin harç,20/10/2022 tarihinde yatırılan başvuru harcı ve 12/05/2023 tarihinde yatırılan başvuru harcı) , 15.290,75 TL yargılama gideri ( bilirkişi ücreti, müzekkere , tebligat gideri vb) olmak üzere toplam 48.016,85 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine. 5-Birleşen ve asıl dosyada Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 145.074,76 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine. Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına 6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine, Davacı vekili Av.... Davalı ... AŞ vekili Av. ... yüzüne karşı birleşen davada davalı ... tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/11/2024

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/355, K. 2024/662, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-355-e-2024-662-k-9ee06150b82e