İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/424 E. 2024/1034 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/424
- Karar No
- 2024/1034
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/424 Esas KARAR NO : 2024/1034
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/06/2021 KARAR TARİHİ : 26/12/2024
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili şirketin 18.12.2014 tarihli faktoring sözleşmesi kapsamında ... A.Ş.'den alacaklı olduğunu, müvekkili şirketin ... A.Ş.'den alacağının hakkında başlatılan icra takiplerine dair bir itirazı bulunmadığından ve hakkında başlatılan icra takipleri kesinleşmiş olduğundan sabit olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin asıl borçlı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren (ulaştırma) ve hatta grup şirketi olduklarını gösterir derecede ünvanlar kullandıklarını, asıl borçlu şirketin gayri faal ve borçlarını ödeyemez durumda olduğunu ve bu itibarla diğer davalı ... A.Ş. ile asıl borçlu şirket arasında organik bağın ötesinde gerek yönetimsel gerekse malvarlığı açısından iktisadi bütünlük olduğunu, birbirinin devamı mahiyetinde olduklarını, mali ve organik bütünlük bulunduğunu belirterek davalı şirketler arasında tüzel kişiliğin perdesinin kaldırılması ile 18.12.2014 tarihli faktoring sözleşmesine bağlı olarak alınan kambiyo evraklarından doğan 4.168.503,26-₺ alacağın icra takiplerinin davalı borçlu yönünden kesinleştiği tarihlerden itibaren ayrı ayrı hesaba tabi tutularak işletilecek ticari avans faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacının dava dilekçesindeki iddialarının çelişkili ve mesnetsiz olduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanmasının mümkün olmadığını, organik bağ kurulmadığını, müvekkili şirketin yatırım holdingi olduğunu, faaliyet alanının yatırım yapma ve hisse alım satımı olduğunu, davacının iddialarını ispatlaması gerektiğini, somut gerekçeye dayanılmaksızın talebin detaylı şekilde açıklanmadığını, her iki davalı şirket arasında iştirak ilişkisi bulunmadığını, şirketler arasında hakimiyet ilişkisi bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi'ne yargılamanın her aşamasında usulünce tebligat yapılmış, esasa karşı beyanda bulunulmamıştır. Dava, davacı şirket ile davalı ...A.Ş. (Eski unvan: ... A.Ş.) arasında akdedilen 18/12/2014 tarihli faktoring sözleşmesi kapsamında davacı şirketin davalı ... A.Ş.'den alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise dava tarihi itibari ile alacak tutarının tespiti ile davalı ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş. arasında davacı şirketi zarara uğratma amacı ile yapılmış işlem olup olmadığının, doktrinde "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması" şeklinde ifade olunan müessesenin koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin, buna göre davalı ...A.Ş.'nin iş bu davaya konu alacaktan sorumlu tutulup tutulamayacağının tespiti talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü için davacı şirket ile davalı ...A.Ş. (Eski unvan: .. A.Ş.) arasında akdedilen 18/12/2014 tarihli faktoring sözleşmesi kapsamında davacı şirketin davalı ...A.Ş.'den alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise dava tarihi itibari ile alacak tutarının tespiti ile davalı ... A.Ş. ile davalı ...A.Ş. arasında davacı şirketi zarara uğratma amacı ile yapılmış işlem olup olmadığının, doktrinde "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması" şeklinde ifade olunan müessesenin koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin, buna göre davalı ... A.Ş.'nin iş bu davaya konu alacaktan sorumlu tutulup tutulamayacağının tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. 29.05.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...A. Bankacılık ve Finans yönünden inceleme neticesinde: Taraflar arasında 18.12.2014 tarihinde Faktoring Sözleşmesi “kurulduğu; İşbu dava konusu faktöring sözleşmesinin ... Hizmetleri A.Ş. ile ... arasında akdedildiği, Tüzel kişiliğin kaldırılması koşullarının ayrıntılı olarak değerlendirildiği, Davalı şirketlerin bazı yetkililerinin aynı kişiler olduklarının görüldüğü alanları benzerlikler gösterdiği ve/fakat adreslerinin farklı adresler olarak Faktoring sözleşmesi bağlamında, davacı/faktör'un davalı müşteri/...A.Ş.'den sözleşme gereğince dava tarihi itibariyle 4.153.498,69 TL!den sorumlu olduğu ve de faaliyetinde: B. Mali inceleme neticesinde Davacı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacı şirketin davalı ...A.Ş.'den dava tarihi olan 21.06.2021 itibari ile 4.153.498,69 TL alacaklı olduğu..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tarafların beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş, ek raporun sonuç kısmında kök rapordaki kanaatlerin değişmediği belirtilmiştir. Dava, ...A.Ş. ile davalı ...A.Ş. arasında organik bağ bulunduğu ve alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla bu şirketlerin iş birliği yaptığı gerekçesiyle tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle davacının ... Hizmetleri A.Ş.den olan alacağının davalı diğer şirketten tahsili talebine ilişkindir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması için şirketler arasında organik bağ bulunması ve bununla birlikte bu şirketlerin alacaklıları zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli bir takım iş ve işlemler içinde bulunmuş olmaları gerekmektedir. Bu şartların birlikte varlığı halinde tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmesi mümkündür. Tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının istisnası olduğundan bu teoriye ihtiyatlı yaklaşılmalı ve yukarıda belirtilen şartların mevcut olup olmadığı titizlikle değerlendirilmelidir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramı herhangi bir kanuni düzenlemede yer almamakla birlikte doktrin ve Yargıtay kararları ile ortaya çıkmış bir kavram olup temel dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır. Şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.12.2024 tarihli ve ...E., ...K. sayılı içtihadı) Günümüzde bir çok gerçek veya tüzel kişi değişik ticari amaçlarla ortak hareket edebilmekte ve aynı ortaklar ile veya birkaç ortak değişikliği ile farklı şirketler kurularak iş birliği yapılmakta ve bazı şirketler de "...", "..." v.s. gibi bir çatı altında ortak hareket edebilmektedir. Bu itibarla salt şirketler arasında organik bağ bulunması yani şirketlerin tüm veya bazı ortaklarının aynı olması, ortakların akraba olması ve benzeri durumlar tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Şirketler arasında organik bağın varlığı ile birlikte tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın aslında hukuki ilişkinin tarafı olmayan başka bir şirketten talep edilebilmesi için alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Bu çerçevede somut olay bağlamında yapılan değerlendirme neticesinde, her iki davalının da çok ortaklı olduğu, ortaklarının büyük çoğunluğunun farklı olduğu ve süreç içinde ortaklık yapılarının değişiklik gösterdiği, yönetim kurulları ve temsilcilerinin büyük çoğunluğunun farklı kişilerden olduğu, adreslerinin farklı olduğu görülmektedir. Nitekim alıntı yapılan içtihatta da örneklendirildiği üzere, asıl borçlu ...şirketinin taşımacılık alanında iştigal ettiği, organik bağ olduğu belirtilen şirketin ise çatı şirket pozisyonunda olduğu görülmektedir. Asıl borçlu ... şirketinin, alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla hareket ederek diğer davalı üzerinden faaliyetine devam ettiği ve bu şirketin borçtan sorumlu olması gerektiği yönündeki iddianın somut olay kapsamında ortaya konulamadığı, şirketlerin ortaklarının bir kısmının benzer kişiler olması ve aralarında bazı dönemlerde ortaklık ilişkisinin bulunması veya ana sermayedarın aynı kişi olmasının davalı ... A.Ş.nin borçtan sorumlu olması gerektiğinin kabulü için yeterli olmayacağı kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... A.Ş. aleyhine açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davalı ... Şirketi aleyhine açılan davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-₺ maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 71.187,62-₺ harçtan mahsubu ile bakiye 70.760,02-₺ harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 15.000,00-₺ bilirkişi ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı ... A.Ş. vekili lehine takdir olunan 30.000,00-₺ maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/12/2024
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza