İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/232 E. 2026/118 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/232
- Karar No
- 2026/118
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/232 Esas KARAR NO : 2026/118
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/03/2022 KARAR TARİHİ : 17/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı ... 27.01.2015-12.07.2021 tarihleri arsında davacı firma bünyesinde “satış Temsilcisi” olarak istihdam edildiğini ve sonrası davalı tarafın 12.07.2021 tarihinde evlilik sebebi ile sözleşmesinin fesih edildiğini, davacı ve davalı tarafında 26.01.2015 tarihinde “gizlilik rekabet yasağı” sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme gereği şirket sır saklama gerektiği ve 2 yıl süre ile rekabet edecek bir iş yapamayacağı ve rakip bir müessede çalışmayacağı belirtildiği ancak davalının bu sözleşmeye uymadığı bu sebeple davacı firmayı 25.000 USD cezai şart ödemesi gerektiği, davalı tarafın evlilik sebebiyle çalışmayacağını bildirerek fesih edildiğini ancak aynı sektörde olan ... şirketinde şatış menajeri olarak çalıştığını, davalının sözleşme şartlarına uymadığını ve davacı tarafı zarara uğrattığını, tüm bu nedenlerle, 25.000-USD cezai şart alacağının, fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden olmak kaydıyla şimdilik 50.000,00-TL'sinin davalıdan tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin açmış olduğu dava ile müvekkilinin sözleşmede öngörülen rekabet yasağı maddesine aykırı davrandığını ve bu nedenle de 25.000-USD cezai şart alacağının fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden olmak üzere şimdilik 50.000-TL'sinn müvekkilinden tahsilini beyan ve talep ettiğini, davacı tarafça bir takım eksik ve hatalı bilgiler ile mahkememiz yanıltılmaya çalışıldığını, müvekkilinin yeni başladığı firma ile davacıların yaptıkları işin farklı mahiyette olduğunu, SGK kayıtlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin o dönem iş yerinden haklı bir sebep olmaksızın çıkartıldığını, bu durumda gizlilik ve rekabet yasağının zaten yasa gereği kendiliğinden son bulacağını, davacının davasında haksız olduğunu, davanın yasal şartlarının bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafından gerçeği yansıtmayan beyanlara itibar edilmemesinin gerektiğini, bu nedenlerle, huzurda davada görevli olmamamız nedeniyle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olacaksa da yasal şartları bulunmayan davacının haksız ve kötü niyetli davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, taraflar arasında mevcut hizmet sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlal edildiğinden bahisle davacı işverenin davalı işçinin haksız rekabet hükümlerine aykırı hareket ettiği iddiasından kaynaklanan cezai şart alacağına ilişkindir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ...ŞTİ'ne ve ... Şirketi'ne ait ticaret sicil kayıtları ayrı ayrı celp edilerek dosyamız arasına alındığı görülmüştür. ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sarıyer Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü'nden ...'e ait sosyal güvenlik kayıtlarının dosyamız arasına alındığı görülmüştür. Davacı şirket tarafından ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyasında dava açılan, bir dönem davacı firmada görev yapan işbu dosya davalısından yaklaşık 9 ay süre önce işten ayrılıp yine aynı şekilde dava dışı ... adlı firmada işe başladığı anlaşılan...'ın davalı sıfatına sahip olduğu dosya celp edilmiş, dosya kapsamında alınan 19/08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu dosyamız arasına alınmıştır. Dosya kapsamında sunulan tanık beyanlarında; Davacı Tanığı ... beyanında: "Ben davacı ... Şirketinde 2014 yılından beri çalışıyorum, hatta davalıyı iş yerine ben aldım, davalı iş yerinden çocuğuna bakamayacağı için ayrılmak istediğini sözlü olarak beyan etti, daha sonra başka bir iş yerinde çalışmaya başladı, yeni çalıştığı iş yeri ile önceki yani benim çalıştığım iş yerinin faaliyet alanları benzerdir, bizim müşterilerimiz ve sponsorlarımızın davalının yeni başladığı iş yeri ile çalışmaya başladığını fark ettik, davalının elinde tüm müşteri ve sponsorlarımıza ilişkin veriler mevcuttur, davacı vekilinin talebi üzerine soruldu: davalının yeni şirkette işe başlamasından sonra bizim sponsorlarımız ve müşterilerimiz bizden ayrılarak davalının yeni iş yeriyle çalışmaya başladılar, bundan önce böyle bir durumla karşılaşmadık, zaten davalının yeni çalıştığı iş yeri davalı işe başladıktan sonra organizasyonları yapmaya başladılar; davalı vekilinin talebi üzerine soruldu: ben ...'ı tanıyorum, davalıdan önce davalının yeni çalıştığı iş yerinde önceden çalışmaya başlamıştır; ... satış müdürü olarak çalışıyordu, genel müdürlük yapmadı, satışın başına geçmiştir. ...'ın da datalara ulaşma imkanı vardı, ...'a da dava açılmıştır. davalının yetkileri sınırlıdır. ancak bu sınırlama sadece döküm alma ile alakalıdır. bilgilerin tamamına erişebilir, datadan döküm alamaz, 2018 yılında işten çıkarılıp daha sonra tekrar çalışmaya davalı başladı, ikinci kez iş akdi imzalandı" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davacı Tanığı ... beyanında: "Davalı benim halen çalıştığım davacı ... Şirketinde bilet satış temsilcisiydi, bende satış destek ve operasyon yöneticisiydim, davalı tüm dataların dökümünü alamıyordu, ancak datalara erişim hakkında sahipti, davalının yeni iş yerine başlamasından önce bizim müşterilerimizin davalının yeni çalışmaya başladığı iş yerine geçme durumu olduğunu bilmiyorum, ancak davalı bizim iş yerimizden ayrıldıktan ve yeni iş yerine başladıktan sonra müşteri ve sponsorlarımızın davalının yeni çalıştığı iş yerine geçtiği oldu, organizasyon firmaları birbirlerinin çalıştığı sponsorları bilirler, davalının yeni çalıştığı iş yeri ise bizim müşterilerimiz olan firmalarla çalışmaya başladı, bu şekilde sosyal medyadan haberdar olduk, ... satış müdürüydü, o da davalı gibi davalının geçtiği şirkette davalıdan önce çalışmaya başladı, önceden bizim firmamızda satış müdürü olarak çalışıyorduk, ...'ın da döküm almaya yetkisi yoktu, ancak görüntüleme yetkisi vardı, davacı vekilinin talebi üzerine soruldu; ...'in davacı firmasında çalışırken ... ise davalının yeni geçtiği firmada çalışıyordu, bu sırada bilgi aktarımı yapıldığına şahit olmadım, ancak bizim çalıştığımız firmaların hem...'ın geçmiş olduğu, hem de ...'ın şuan çalıştığı şirket ile İnsan Kaynakları Konusunda Organizasyon yapıldığını biliyorum, ... ayrıldıktan sonra ... insan kaynakları dosyalarına daha çok girdiğini biliyorum; davalı vekili sorusu üzerine soruldu; satış müdürünün veya satış bölümünün başındaki kişinin bilgi dökümlerini çıktı alma hakkı yoktur, ancak ekran görüntüsü alabilir, tabi ki sosyal medyadan davalıların yeni çalıştığı iş yeri bizim çalıştığımız firmaları bilebilir, ancak davalı geçiş yaptıktan sonra sponsor şemalarından bizim müşterimiz olan firmaların davalı yeni çalıştığı iş yerine geçtiğini öğrendik," şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davacı Tanığı ... beyanında: "Davalı bilet satıştan sorumlu kişiydi, ben de genel müdür yardımcısıydım, davalının dataları görüntüleme hakkı vardı, ekran görüntüsü alabilir. datalardan direkt çıktı alamaz ancak ekran görüntüsünü yazdırabilir, davalı geçmeden önce bizim müşterilerimizden davalının yeni geçtiği firmaya geçiş var mıydı bilmiyorum, daha önceden bizde çalışan ... Hanım satış müdürüydü, datalardan döküm alma hakkı yoktu, ancak datalara erişim hakkı var, kendisi excelden yazıp çıktı alabilir, ekran görüntüsü alabilir, telefonla fotoğraf çekebilir, ...'da davalının yeni çalıştığı iş yerine bizden geçiş yaptı, ... daha önce geçmişti, davalı bizim firmamızda çalışırken...'a bilgi aktardığına ilişkin resmi herhangi bir bilgim yok, ancak davalı ile yakın arkadaşlardı, bizim müşterilerimizden olan bir firma davalının yeni çalıştığı şirkete geçtikten sonra beni arayarak bizim şirketimizde eskiden çalışan kişilerin kendilerini aradığını beyan ettiler, bundan dolayı davalının yeni çalıştığı iş yerinde bizim bilgilerimizi kullanarak müşteri topladığını düşünüyorum, davacı vekilinin sorusu üzerine soruldu; davalının yeni çalıştığı iş yerine davalı geçmeden önce 3 tane firma ile çalışmasına rağmen davalı geçtikten sonra önceden bizle çalışmış bir sürü firma davalının yeni çalıştığı iş yeri ile çalışmaya başladı, örnek vermek gerekirse ..., ..., ..., ... gibi şirketlerdir; davalı vekilinin sorusu üzerine soruldu: ... olmasa da bizim çalıştığımız firmalara davalının yeni çalıştığı firma ulaşabilir, benim datalardan çıktı alma imkanım vardır, ancak bu çıktı alma hakkı biraz önce söylediğim gibi ekran görüntüsü alıp onu yazıcıdan çıkarmak şeklindedir, datalardan direkt çıktı alamıyorum, genel müdür de datalardan direkt çıktı alamaz bildiğim kadarıyla," şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davalı Tanığı ...beyanında: "Ben davalı ile Soysal şirketinde tanıştım ben operasyon tarafında satış operasyon yöneticisi olarak çalışıyordum, ben şubat 2020 tarihinde işe başladım, temmuz 2020 tarihinde işten çıkarıldım, çıkışımın belli bir sebebi yoktu şirket o şekilde karar aldı benimle çalışmak istemedi, Davacı şirketten data çıktılarının alınması mümkün değildi, yanlış hatırlamıyorsam ... isimli bir çalışın tarafından liste veriliyordu, ...tanırım o da benim çalıştığım süreçte davacı şirkette çalışıyordu, belli bir süre çalışmıştı ben davalının ... farklı şirkette çalışırken bilgi paylaşımı yapıp yapmadığına dair bir bilgim yoktur. ben çalıştığın dönemde ... hanım orada bilet satışı yapıyordu, veriler zaten gözde cengizden geliyordu onun dışında açık ofiste oturduğumuz için bilgi aktarımı ve saire bir şer yapılması mümkün değildi, ... hanımın sürekli olarak listeleri kaçırması mümkün değil, çünkü zaten firmalarda çalışan o pozisyondaki kişiler süreli yer değiştiriyordu, 3 ay sonra aradığınız kişiyi o şirkette bulamaya bilirsiniz başka bir yere gitmiş olması çok büyük ihtimaldi, velevki bilgi almış olsun bü bilgi çok değer kazandırmaz ayrıca sosyal medyadan linked in gibi uygulamalardan bu kişilere ulaşılabilir firmadan veri kaçırmak bir anlam ifade etmez, ... hanım koridor kenerinda oturuyordu ekran herkese açık durumdaydı bu durumda bigi kaçırması mümkün değil" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davalı Tanığı ... beyanında: "Ben daha önce davacı şirkette çalıştım, organizasyon bölümünde etkinlik sorumlusu olarak çalıştım, 2013 -2017 sonu arasında çalıştım davalı iş arkadaşım olur kendisiyle iş yerinde tanıştık, benim bildiğim dataları sadece ... müdürü alabiliyordu, benim müdürlerimde ondan alabiliyordu, biz kesinlikle alamıyorduk, tek bir kişi den çıkıyordu, davalının data bilgilerini aldığına dair hiçbir şey görmedi, orası açık bir ofisti bir bankoda en az altı- yedi kişi oturuyordu, ...'nun ortudğu bölümde koridor kısmına yakın olduğu için alması mümkün değildir, ben böyle bir şey görmedim zaten ... den numaralar iki - üç ayda bir değişirdi, aktif kalmazdı, çünkü sürekli işten çıkanlar oluyordu, datalarda değişiklikler oluyordu, datalarda sistemsel olarak mail olarak mümkün değil, ama ekran görüntüsü de alamaz, varsayımsal olarak alabilir ancak açık bir ofis olduğu için herkesin olduğu bir ortamda neden alsın ki ? ben ...'ı tanırım satış müdür idi, davalının dava dışı ...'a bilgi paylaşımına ilişkin her hangi bir bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Mahkememizin 28/06/2024 tarihli ara kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve tüm dosya kapsamında haksız rekabet kaynaklı davacının cezai şart talebinde haklı olup olmadığı hususunda rapor düzenlenmesi için Mali müşavir bilirkişi olarak..., haksız rekabet uzmanı bilirkişi olarak bilirkişi ... ve pazarlama konusunda uzman sektör bilirkişisi olarak ..'nın görevlendirilmesine karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişilere tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından müştereken düzenlenen 28/10/2024 tarihli heyet raporunda özetle: "Dava konusunun, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart talebinden ibaret olduğu, Davalının davalı şirkette çalıştığı pozisyon itibariyle işyeri sırlarına vakıf olup onu kullanma ihtimali ve zarara sebebiyet verme ihtimali de söz konusu olabileceğinden TBK 444 anlamında bu koşulun davaya konu şartlarının gerçekleştiği , ancak sözleşmenin “Rekabet Etme Yasağı” başlıklı hükmünün coğrafi kapsam açısından sınırsız olmasının TBK 444’e aykırılık teşkil edeceği, Buna mukabil TBK 445/2 hükmü gereğince Sayın Mahkemece coğrafi yer yönünden rekabet yasağını sınırlandırılması kanaati hasıl olduğunda bu sınırlandırmaya uygun olarak da TBK 182/2’deki "hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan 25.000 USD cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağının TBK m. 182 uyarınca Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu" şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 10/12/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile davalı vekilinin itirazlarının maddeler halinde tek tek değerlendirilmesi için dosyamızın önceki Bilirkişiye tevdi ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişilere yeniden tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan 11/06/2025 tarihli ek raporda özetle: "Dava konusunun, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart talebinden ibaret olduğu, Rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiği, nitekim dosyaya mübrez sözleşmeden de açıkça anlaşıldığı üzere, taraflar arasında akdedilen“Gizlilik Sözleşmesi”nin bu geçerlilik şartını taşıdığı , Rekabet yasağı sözleşmesinin diğer bir geçerlilik şartının rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin olmasına bağlandığı; bunun söz konusu olabilmesi içinse, işçinin işvereninüretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunmasıve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olmasının gerektiği, Davalının davalı şirkette çalıştığı pozisyon itibariyle işyeri sırlarına vakıf olup onu kullanma ihtimali ve zarara sebebiyet verme ihtimali de söz konusu olabileceğinden TBK 444 anlamında bu koşulun davaya konu şartlarının gerçekleştiği , ancak sözleşmenin “Rekabet Etme Yasağı” başlıklı hükmünün coğrafi kapsam açısından sınırsız olmasının TBK 444’e aykırılık teşkil edeceği, Buna mukabil TBK 445/2 hükmü gereğince Sayın Mahkemece coğrafi yer yönünden rekabet yasağını sınırlandırılması kanaati hasıl olduğunda bu sınırlandırmaya uygun olarak da TBK 182/2’deki "hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan 25.000 USD cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağının TBK m. 182 uyarınca Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 23/09/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile dosya kapsamında alınan kök rapor ve itirazlar üzerine alınan ek raporun yeterli gerekçe içermediği, kati bir sonuca varılamadığı, somut olayın özelliklerine göre ayrıntılı, denetime elverişli rapor düzenlenmediği anlaşılmakla, dosyanın mahkememizce resen seçilecek 1 Ticaret hukuku kürsüsünden akademisyen, 1 mali müşavir bilirkişi ve 1 pazarlama konusunda uzman sektör bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, daha önce alınan bilirkişi kök ve ek raporları ve taraf vekillerinin bu raporlara karşı yapmış oldukları beyan ve itirazlar ile birlikte ... 2. ATm7nin ... Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun da irdelenmesi suretiyle haksız rekabetten kaynaklı davacının cezai şart talebinin haklı olup olmadığı konusunda itirazları karşılar nitelikte yeni bir rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiler..., ... ve...'ye tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan 22/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Davalı ...’ın çalıştığı tespit edilen davacı tarafların ve dava dışı firmanın dosyaya sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde benzer sektörde faaliyet gösterdiği ve benzer işleri yaptığı, Somut uyuşmazlık kapsamında, davalının, müşteri verisini sistematik biçimde dışarı taşıdığına, bu veriyi bizzat kullandığına veya kullanılmasına somut biçimde aracılık ettiğine dair bir kanaate ulaşılamadığı, dolayısıyla davalı tarafın müşteri çevresine ve iş sırlarına nüfuz etmeye elverişli bir konumda olduğunun somut bir şekilde ortaya konulamadığı kanaatine ulaşıldığı, takdirin Sayın Mahkeme’de olduğu, Rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan sınırlamalar değerlendirildiğinde,rekabet yasağı sözleşmesinde iki yıllık sınır öngörülmesi nedeniyle süre bakımından hukuka aykırı bir düzenleme olmadığı; yer bakımından Kanun’da öngörülen sınırlara uygun olmayan bir sınırlama olduğu; konu bakımından oldukça geniş bir şekilde düzenlendiği ve bu yönüyle geçersiz olduğu kanaatine ulaşılmış olup, nihai takdirin Sayın Mahkeme’de olduğu, TBK 445/2’de, “hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” hükmü dolayısıyla somut olaydaki gibi hakkaniyete aykırı kapsam aşımlarında hakimlere takdir yetkisi verilmesi amacıyla öngörülen hüküm bakımdan takdir yetkisinin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, Dosya kapsamında rekabet yasağı bakımından yapılan inceleme neticesinde taraflar arasında imzalanmış olan rekabet yasağı kaydının geçersiz olduğu kanaatine ulaşılmakla birlikte, Sayın Mahkeme tarafından aksi görüşe varılması ihtimali dolayısıyla cezai şarta ilişkin hükümlerin incelenmesi neticesinde, cezai şartın talep edilebilmesi için işverenin zararın varlığını ispat etmesine gerek olmadığı, rekabet yasağının işçi tarafından ihlal edildiğinin ispatı yeterli olduğu, cezai şartın işçi aleyhinde fahiş olması durumunda hâkim cezai şartın tenkisine somut olay çerçevesinde karar verebileceği, bu hususta alacaklı ve borçlu menfaatleri arasında açık bir oransızlığın bulunup bulunmadığına göre takdirin Sayın Mahkeme’de olduğu, 2015 tarihli gizlilik ve rekabet yasağı sözleşmesinde ... ile ... birlikte taraf olarak yer almış ise de davalının 2015 yılında yalnızca ... ile fiili bir hizmet ilişkisi içinde bulunduğu, ...nezdinde ise bu tarihte herhangi bir çalışma veya görev ifa etmediği dikkate alındığında, söz konusu rekabet yasağının ...bakımından uygulanabilir kabul edilemeyeceği kanaatinde olmakla birlikte, takdirin Sayın Mahkeme’de olduğu" yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında mevcut hizmet sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlal edildiğinden bahisle davacı işverenin davalı işçinin haksız rekabet hükümlerine aykırı hareket ettiği iddiasından kaynaklanan cezai şart alacağına ilişkindir. Taraflar arasında imzalanmış olan 26.01.2015 tarihli “Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi'nin 5.2. Maddesinde; "Çalışan, işbu Sözleşme'nin devamı sırasında ve işbu Sözleşme'nin herhangi bir sebeple sona ermesi durumunda, sona erme tarihinden itibaren 2 (iki) yıl süreyle, ... ve/veya ... 'ın sürekli müşterileri ile kendisi ya da her türlü akrabalık ilişkisi içinde olduğu ve fakat bununla sınırlı olmaksızın birlikte ikamet ettiği, menfaat birlikteliği içinde olduğu her türlü yazılı ve sözlü delille kanıtlanabilen bilcümle gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan ve aynı ya da benzer konularda iştigal eden başka bir işyerinde hangi unvan ve görevle olursa olsun iş ilişkisi kurmamayı, bunlara ortak olmamayı ve ... ve/veya ... ile rekabet etmemeyi kabul ve taahhüt eder. Borçlar Kanunu'nun 444 ve devamı maddeleri uyarınca Sözleşme'nin sona erme tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan rekabet yasağı, ... ve/veya...'ın doğrudan ya da dolaylı faaliyet alanlarına giren konular bakımından ve yine ... ve/veya ...''ın ticari faaliyetlerini sürdürdürdüğü başta ..., ..., ... olmak üzere nüfusu 1 Milyonun üzerindeki şehirleri kapsar. Borçlar Kanunu'nun 396. maddesine göre, ... ve/veya ...'ın müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında, Çalışan, hizmet akdinin hitamından sonra 2 (iki) yıl süre ile kendi namına ... ve/veya ... ile rekabet edecek bir iş yapmayacak, rakip bir müessesede çalışmayacak ve böyle bir müessesede ortak veya sair sıfatla alakadar olamayacaktır. Sözleşme'nin 5.3. Maddesinde; "Çalışan yukarıda sözü geçen Rekabet Yasağı ve Gizlilik kurallarına uymaması halinde ... ve/veya ...'ın maddi/manevi bir zarara uğrayıp uğramadığından bağımsız olarak ve mevcut zarara ek olarak 25.000 USD (YirmiBeşBinAmerikanDoları) tutarındaki cezai şartı ... ve/veya ... ilk talebinde derhal ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Dosya kapsamında sunulan belgelerden ve SGK kayıtlarından anlaşılacağı üzere, davalı ...'in davacılardan ... Şti.'de “büro işçisi” olarak 27/01/2015 tarihinde işe başladığı; daha sonra yine “büro işçisi” olarak davacılardan ... Tanıtım Organizasyon Ltd. Şti.'de 01/09/2019 tarihinde işe başladığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 445. maddesi uyarınca; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. Rekabet yasağına ilişkin hükümler değerlendirilirken Anayasa madde 167'de yer alan serbest rekabet ilkesi ve Anayasa madde 48'deki çalışma ve sözleşme özgürlüğünün göz önünde bulundurulması gerekir. Hukukumuzda bir rekabet yasağı sözleşmesiyle işçilerin çalışma ve sözleşme özgürlüklerinin ortadan kaldırılmasına izin verilmemektedir. Yasakların aşırı biçimde genişletildiği rekabet yasağı sözleşmeleri, kişisel özgürlüğü, ticaret serbestisini ortadan kaldırmaları sebebiyle geçersiz kabul edilir (Aydoğan, s. 17). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin içtihadı da bu yöndedir (Yargıtay 11.HD'nin 19.01.2012 tarih ve ... sayılı kararı) Rekabet yasağı anlaşması bakımından dikkate alınması gereken bir diğer sınırlama ise kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmamasıdır (TBK 26-27, TMK 23). Rekabet yasağı kayıtlarının hukuken sınırlamaya tabi tutulmasının amacı rekabet yasaklarının işçinin anayasal çalışma ve sözleşme özgürlüğünü kısıtlamasının önüne geçmek ve bu şekilde işçinin kişilik haklarını korumaktır. Bir kişinin çalışma özgürlüğünden vazgeçmesi veya çalışma özgürlüğünün hukuka ya da ahlaka aykırı şekilde sınırlanmasına rıza göstermesi mümkün değildir. Hizmet sözleşmeleri bakımından rekabet yasağı sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için işçinin fiil ehliyetine sahip olması, müşteri çevresi veya iş sırları hakkında bilgi edinme imkanının bulunması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebebiyet vermesi gerekir (TBK 444). İşverenin rekabet gücünü tehdit eden her olgunun rekabet yasağı sözleşmelerinin geçerli sayılmasını gerektirecek nitelikte görülmesi mümkün değildir. Rekabet yasağı sözleşmeleri bu geçerlilik koşullarının yanı sıra TBK 27 kapsamında kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ve konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olacağına dair genel hükümlere de tabidir. Rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin hukukumuzda yer alan hükümler nisbi emredici niteliktedir. Bu hükümlerin aksinin kararlaştırılması ancak işçi lehine olan hallerde mümkündür. İşverenler ancak korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunması halinde rekabet yasağı sözleşmesi düzenleyebilmektedir. Haklı menfaat konusu TBK m. 444/2'de düzenlenmiş olup, rekabet yasağı sözleşmesinin ne koşulda yapılabileceği belirtilmiştir. Bu maddede ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları veya işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme olanağı sağlıyor ise ve aynı zamanda söz konusu bilgilerin kullanımı işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte ise rekabet yasağı sözleşmesi yapılabileceği düzenlenmiştir. İşçilerin çalışmış oldukları pozisyonları gereği her bilgiye erişme imkânları bulunmamaktadır. Nitekim her pozisyonun gerektirdiği işler farklı olup bu doğrultuda her iş bakımından edinilen bilgiler de değişkenlik göstermektedir. Yüksek mevkide çalışan üst düzey bir yönetici ile daha alt kademede çalışan normal bir personelin şirkete dair edindiği bilgilerin aynı olması beklenemez. Bu sebeplerle vasıfsız işçilerin iş ve üretim sırrı gibi mahrem nitelikteki bilgilere sahip olmasının mümkün olamayacağı düşüncesi doğrultusunda vasıfsız işçiler ile rekabet yasağı sözleşmesi yapılamayacağı kabul edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına konu bir uyuşmazlıkta, davalı işçi, işyerinden ayrılmasının ardından davacı şirketle aynı konuda faaliyet gösteren bir işyerinde satış temsilcisi olarak çalışmaya başlamış, işçinin bu davranışının rekabet yasağına aykırı olduğu, nitekim işyerinde satış temsilcisi olarak çalışan işçinin iş sırrına vakıf olmasının kaçınılmaz olduğu belirtilmiştir. Yapılan değerlendirmede işçinin eski işyerinde çalışmış olduğu konum dikkate alınmış, bu doğrultuda yapılan incelemede çalışılan konumun işçiye iş sırlarını edinme imkânı tanımasının kaçınılmaz olduğuna karar verilmiştir (YHGK, T. 17.11.2022, E. ..., K....). Dava konusu uyuşmazlıkta da davalı tarafın, davacı şirketlerde “büro işçisi” sıfatıyla çalıştığı anlaşılmaktadır. TBK m. 444 kapsamında asıl belirleyici husus, davalının fiilen yürüttüğü görevin (bilet satış temsilciliği/büro işçisi) niteliği itibariyle müşteri çevresine ve iş sırlarına nüfuz etmeye elverişli olup olmadığı ve edinilen bilginin kullanılmasının işveren bakımından önemli zarar doğurabilecek nitelikte bulunup bulunmadığıdır. Tanık ifadeleri değerlendirildiğinde davalının, davacı şirket nezdinde bilet satış temsilcisi olarak görev yapmakta olup sponsorluk görüşmeleri, konuşmacı temini, organizasyon tasarımı, format belirleme, fiyatlama/teklif süreçleri gibi stratejik ve rekabet gücü doğuran alanlarda karar verici veya yürütücü bir rol üstlenmediği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davalının pozisyonunun, üst düzey veya stratejik bilgiye sistematik erişim sağlayan bir konum olmadığı, Tanık beyanlarında, şirket verilerinin CRM sistemi üzerinden görüntülenebildiği, ancak döküm çıktısı alma veya sistemden toplu veri çekme imkanının kural olarak kısıtlı olduğunun ifade edildiği, davalının, müşteri verisini sistematik biçimde dışarı taşıdığına, bu veriyi bizzat kullandığına veya kullanılmasına somut biçimde aracılık ettiğine dair doğrudan delil ve tanık beyanının bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın müşteri çevresine ve iş sırlarına nüfuz etmeye elverişli bir konumda olduğunun somut bir şekilde ortaya konulamadığı, davacı tarafından her ne kadar davalının işten ayrıldıktan sonra benzer alanda faaliyette bulunan dava dışı ... Şirketi'nde çalışmaya başladığı, işçinin çalıştığı işlerin ve pozisyonların ise benzer olduğu iddia edilmişse de, davalının 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesinde düzenlenen ve işverene zarar verebilecek herhangi bir eyleminin bulunmadığı, davacının ürünleri, müşteri çevresi, ürün tedarikçilerine ilişkin bilgilerin kullanıldığının somut olarak kanıtlanmadığı dolayısı ile davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. TBK 445 hükmü “rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” şeklindedir. Belirtilen hükmün amacı, rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğine hakkaniyete aykırı bir biçimde tehlikeye düşürmemesidir (Esra Baskan, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Rekabet Yasağı Sözleşmesi,Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 2(2), 2012, s.120). Aksi durumda sözleşmenin geçersiz olduğu sonucuna varılmalıdır (Sarper Süzek, İş Hukuku, 2012, s. 366). Bu sınırlamaların hakkaniyet çerçevesinde ve her bir somut olay bahsinde titizlikle değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca anılan hükmün sınırlı kapsamı karşısında öğretide şüphe bulunması durumunda hakimin, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düştüğü şeklinde yorumlaması gerektiği yönündedir (Sarper Süzek, “Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İşçinin Rekabet Etmeme Borcu”, İÜHFD, C. LXXII, S. 2, 2014, s. 460; Polat Soyer, Rekabet Yasağı Sözleşmesi, 1994, s. 64). TBK 445'te rekabet yasağı azami bir süre ile sınırlandırılmış ve iki yıllık sınır öngörülmüş, özel durum ve koşullar haricinde bu sürenin aşılamayacağı belirtilmiştir. Rekabet yasağı süresinin başlangıcı iş ilişkisinin fiilen sona erdiği tarihtir. Yargıtay 11. HD. vermiş olduğu bir kararında, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra üç yıl süre ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette hiçbir görevde çalışamamaya ilişkin sınırlamayı rekabet etmeme şartı olarak değil, “kelepçeleme sözleşmesi” olarak kabul etmiş ve ekonomik özgürlüğün kısıtlandığına dayanarak rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğu sonucuna varmıştır (Y. 11. HD.,... E., ...K., 1.7.2014, Kazancı). Dava konusu uyuşmazlıktaki rekabet yasağı sözleşmesinde iki yıllık sınır öngörülmesi nedeniyle süre bakımından hukuka aykırı bir düzenleme olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Rekabet yasağı sözleşmelerinin, işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye sokmaması bakımından aranan diğer bir geçerlilik şartı, rekabet yasağının yer bakımından sınırlandırılmış olmasıdır. TBK m. 445/1 hükmü uyarınca rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği düzenlenmiştir. Yer bakımından sınırlama, yasağın kapsamına ilişkin coğrafi bölgeye sözleşmede yer verilmesi anlamına gelmektedir. Bu coğrafi bölgede işverenin ekonomik menfaatinin olması gerekir (Muhammed Sulu, “Rekabet Yasağı Sözleşmeleri”, MÜHD HAD, C. 22, S. 2, s. 586). Öğretide rekabet yasağının uygulama alanının sözleşmede mesafe veya belirli bir bölge gösterilmek suretiyle saptanması gerektiği, aksi durumda işçinin hangi bölgede çalışmaktan kaçınması gerektiğini sözleşmeden çıkarmasının imkansız olduğu belirtilmektedir (Ertan, s. 165). Rekabet yasağının coğrafi alan bakımından sınırlandırılması konusu, emsal içtihatlar doğrultusunda şekillenmekte ve her somut olay özelinde işverenin faaliyet alanı, işin maddi sınırları ve ifa edildiği bölgeye göre farklı değerlendirilmektedir. Yargıtay banka müfettiş yardımcısı olarak çalışan bir işçi bakımından iki yıl süreyle Türkiye'deki tüm bankalarda çalışmasını yasaklayan bir rekabet yasağı sözleşmesini dahi sınır getirilmemesi dolayısıyla geçersiz kabul etmiştir ( Yargıtay 9. HD., 6.7.1999,..., Yargıtay 9. HD., 2.12.2010, ...). Dava konusu uyuşmazlıktaki rekabet yasağı sözleşmesinde davacı şirketlerin ticari faaliyetlerini sürdürdüğü başta ..., ..., ... olmak üzere nüfusu 1 Milyonun üzerindeki şehirleri kapsar şeklinde öngörülen sınırın yukarıdaki açıklamalar ışığında yer bakımından uygun olmayan bir sınırlama olduğu kanaatine varılmıştır. Rekabet yasağı sözleşmelerinin TBK 445/1'e göre konu bakımından da sınırlı bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Konusu sınırsız şekilde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmeleri geçersiz. Kabul edilmektedir (Sulu, s. 587). Rekabet yasağının işverenin tüm faaliyet alanı ile değil, işçinin işletmede yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili şekilde sınırlı olmalıdır. Özellikle şirketlerin ticaret sicili kayıtlarında faaliyet alanları oldukça geniş tutulmaktadır (Süzek, s. 356). Yargıtay 7. HD. vermiş olduğu bir kararında bu hususa yer vermiştir. “...rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde, işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir” (Yargıtay 7. HD.,...E., ...K, 08.04.2013) Dava konusu uyuşmazlıktaki rekabet yasağı sözleşmesinde davacı şirketlerin "doğrudan ya da dolaylı faaliyet alanlarına giren konular bakımından" şeklindeki sınırlamanın konu bakımından oldukça geniş bir şekilde düzenlendiği ve bu yönüyle de sözleşmenin geçersiz olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, ticaret sicil kayıtları, SGK kayıtları, tanık anlatımları, mahkememizce alınan 28/10/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyasından alınan 19/08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu ve işbu raporlar arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette mahkememizce de hükme esas alınan 22/12/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu bir arada değerlendirildiğinde, Davalı ...'ın çalıştığı tespit edilen davacı tarafların ve dava dışı ... firmasının benzer sektörde faaliyet gösterdiği ve benzer işleri yapığı, davalının, müşteri verisini sistematik biçimde dışarı taşıdığına, bu veriyi bizzat kullandığına veya kullanılmasına somut biçimde aracılık ettiğine dair doğrudan delil ve tanık beyanının bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın müşteri çevresine ve iş sırlarına nüfuz etmeye elverişli bir konumda olduğunun somut bir şekilde ortaya konulamadığı, davacı tarafından her ne kadar davalının işten ayrıldıktan sonra benzer alanda faaliyette bulunan dava dışı ...'nde çalışmaya başladığı, işçinin çalıştığı işlerin ve pozisyonların ise benzer olduğu iddia edilmişse de, davalının 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesinde düzenlenen ve işverene zarar verebilecek herhangi bir eyleminin bulunmadığı, davacının ürünleri, müşteri çevresi, ürün tedarikçilerine ilişkin bilgilerin kullanıldığının somut olarak kanıtlanmadığı dolayısı ile davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ispatlanamadığı, Rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan sınırlamalar değerlendirildiğinde,rekabet yasağı sözleşmesinde iki yıllık sınır öngörülmesi nedeniyle süre bakımından hukuka aykırı bir düzenleme olmadığı, yer bakımından Kanun'da öngörülen sınırlara uygun olmayan bir sınırlama olduğu, konu bakımından ise oldukça geniş bir şekilde düzenlendiği ve bu yönüyle geçersiz olduğu kanaatine ulaşılmış olup, gerek sözleşmenin yer ve konu bakımından geçersizliği, gerek davacı tarafından davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ispatlanamadığı gözetilerek sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 853,88-TL'nin mahsubu ile bakiye 121,88-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-)Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 4-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, 6-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Dair taraf vekilleri ve davalı asilin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/02/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır