İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/130 E. 2024/442 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/130
Karar No
2024/442
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/130 Esas - 2024/442 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/130 KARAR NO : 2024/442

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 12/04/2022 KARAR TARİHİ : 24/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili ... A.Ş.’nin 2000 yılından itibaren “...” ve “...” markası altında ve aynı şekilde uzun yıllardır “... ...” ticaret unvanı ile otomobil sektöründe öncü bir Pazar yeri olarak faaliyet gösterdiğini, 10 tanesi davalı başvurusundan önceki tarihli olmak üzere, “...” uzantılı toplam 26 adet seri markaların maliki olduğunu, “...” ibareli markanın, davacının tescile dayalı öncelik hakkına sahip olduğu “...”, “...” ibareli seri markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik arz ediyor olduğunu, “...” ve “...” ibareli markaları ile, “...” markasının ortak asıl unsuru “...” ibaresi olduğunu, davalı markasında bitişik olarak yer alsa da mavi ve kırmızı renkte yazı rengi farklılıkları ile “...” kelimesinin ayrıştığını, markada yer alan bir diğer unsur olan “...” ibaresinin ise doğrudan davacının “...” ibareli tescilli markasını nitelendirecek şekilde işaret ettiğini, seri marka olarak algılanma ihtimali ile iltibas riski oluşturduğunu, her ne kadar kurumun davacı markasını zayıf marka olarak görse de davacı markasının zayıf marka niteliğinde olmadığını, ... alım satımı için online pazaryeri alanında dahi davacı markasının, zayıf marka tanımına girmediğini, bu sektör açısından dahi zayıf olan ibarenin “...” ibaresi olduğunu, davacının bu ibareye “-m” iyelik eki ekleyerek ayırt edici hale getirdiğini, bu haliyle 20 yılı aşkın süredir kullandığı markasının tanınmış marka haline getiren davacının tanınmışlığından yararlanmaya yönelik başvurular ortaya çıktığını, “...” markası seçilseydi, bu durumda markanın zayıflığından bahsetmenin mümkün olabileceğini, ancak davalının doğrudan, iyelik eki ile ayırt edicilik sağlamış, davacı tarafından tanınmış hale getirilerek ayırt ediciliği pekişmiş “...” ibaresini seçerek yanına “...” niteleme sıfatını koyduğunda, zayıf markadan bahsetmek bir tarafa, seri marka izlenimi vermek gibi bir kötüniyet karinesinin tartışılması daha ... olacağını, “...” markasının davacının tanınmış “...” markalarının devamı olarak algılanabileceğini, markaların aynı/benzer ve ilintili malları kapsadığını, davacı markalarının tanınmış marka olduğunu öne sürerek ... ...'nun 22.02.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline ve tescil halinde ... sayılı marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ŞİRKETİ VEKİLİ 16.05.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalıya ait “... ...” ibareli markasının davacı şirkete ait “...”, “...” ibareli markaları arasında halk nezdinde iltibas yaratması mümkün olmadığını, markaların ne okunuşta ne de yazılışta herhangi bir benzerliğinin bulunmadığını, logolar arasında dahi benzerlik bulunmadığını, logolardaki yazı karakterlerini, yazı biçimleri ve boyutlarının farklı olduğunu, markaların anlam olarak da birbirinden çok farklı olduğunu, davalı şirketin tasfiyesinden önce aynı sınıfta yani 35. sınıfta “ ...” geçen bir çok tescilli marka emsalleri bulunduğunu, ... ibaresinin davacı şirketin tek başına tekelinde bulundurabileceği bir ibare olmadığını, zayıf marka seçip ihdas eden kişinin, markanın ayırt edicilik fonksiyonunun zayıflığı nedeni ile bazı sonuçlara katlanması gerektiğini, itiraza dayanak markalar ile davalı markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığını öne sürerek ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... başvuru numaralı "... ..." ibareli marka başvurusunun 35, 36. Sınıflar bakımından tescil edilmek üzere 11.08.2020 tarihinde başvurusu yapılmış ve 12.10.2020 tarih ve 358 sayılı bültende yayınlandığı, anılan yayıma, davacı tarafından ... sayılı markaları gerekçe gösterilerek itiraz edilmiş, işbu itiraz ...’nın 03.06.2021 tarihli kararı ile haklı bulunmayarak itirazın reddine karar verildiği, işbu karara karşı davacı tarafından itirazın yeniden incelenmesi talebiyle itiraz edilmiş; ... ...’nun 22.02.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "... ...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (…) Yapılan incelemede, çekişme konusu markaların "..." ibaresini ortak olarak içerdikleri görülmekle birlikte, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin anlamı itibariyle çekişme konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliği çok düşük bir ibare olması, başvuru konusu markanın "doğruaarabam" şeklinde kavramsal bir bütün olarak okunup algılanması gibi hususlar birlikte göz önüne alındığında, sadece zayıf unsurun ortak olmasının markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, bütün halde oluşan izlenimdeki belirgin farklılıkların somut olayda karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olduğu görüşüne varılmıştır. Dolayısıyla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvuru konusu marka itiraz sahibine ait ticaret unvanını içermediğinden ticaret unvanına dayalı itiraz haklı bulunmamıştır. Ayrıca, itiraz gerekçesi "..." markasının tanınmışlığı ile başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddialar da yeterli delillerle ispatlanamadığından bu kapsamdaki itirazlar da haklı görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle itirazın tüm gerekçeleri bakımından reddi gerekmiştir gerekçeleri ile davacı tarafın itirazının reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA özetle: -Dava konusu ... sayılı marka başvurusu kapsamında kalan 35. sınıf “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler. El arabaları, pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli el arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli taşıyıcılar. Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.), 36. Sınıf “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.” davacı yanın önceki başvuru tarihli markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer/ilişkilendirilebilir oldukları, -Dava konusu ... sayılı marka ile davacıya ait markalar arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzerliğinin bulunmadığı, ilgili tüketiciler nezdinde, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, -Davacı markalarının tanınmış marka olup olmadığı yahut m. 6/4 ve 6/5’te sayılan risklerden en az birisinin gerçekleştirme olasılığının mevcut olup olmadığını ispatı konusunda dosya kapsamında yeterli delil sunulmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen EK RAPORDA özetle: (...) davacının itirazları doğrultusunda, Kök Rapordaki tespit ve değerlendirmeleri gerektirecek bir husus bulunmadığı; bununla birlikte Mahkemenin görevlendirmesi kapsamında da ayrıca davacının mesnet olan ... markasının tanınmışlığına ilişkin gerek ... nezdinde gerekse dava aşamasında herhangi bir delil ibraz etmediğinden mesnet olan ... markasının 6/4 ve 6/5 maddesi kapsamında tanınmışlığının ispat edilemediği, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. (5) Kişilik Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen Çoğunluk Raporunda özetle: 1.Dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında aynen yer aldığı, 2.Dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunmadığı, 3.Dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, 4.Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, 5.Kötüniyet olup olmadığı değerlendirmesi Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, 6.... ... sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu, bildirilmiştir. Karşı Görüş Raporunda özetle: Çoğunluk görüşüne aşağıda yaptığım açıklamalar kapsamında iştirak etmiyorum. Öncelikle, dava konusu markanın esaslı unsuru olan “...” bitişik yazılmış olsa da farklı renklerden oluşmakta ve görünüş, anlam ve söyleyiş bakımından kelimeler birbirinden ayrılmaktadır. Söz konusu ibarede “...” kelimesi “...” ibaresinin sıfatı olup, “... tercih edilmiş, seçilmiş ...” kavramını ifade etmektedir. “...” ibaresi markada sıfat olarak yer aldığından ayırt ediciliğe katkısı sınırlıdır. Ayrıca, “...” ibaresi “...” kelimesinden türemiş olup “...” kavramı ile ilgili mal ve hizmetler bakımından zayıf ayırt ediciliğe sahiptir. “...” ibaresinden “...” gibi başka zayıf markalar türetmek mümkün olsa da bu durum, söz konusu zayıf markanın “olduğu gibi” herkesin kullanımına açık olduğu anlamına gelmemektedir. Dava konusu “...” markası, dava konusu olmayan “...”den bu nedenle farklıdır. Orada “...” kısmı, ilgili sektörde yaygın kullanım nedeniyle serbest işaret konumunda olup “...” markası “...” ibareli diğer markalara karşı ayırt edici kabul edilebilir. Ancak bu durum davalıya “...” ibaresinin ... için de “...” şeklinde tescili hakkını bahşetmez. Ayrıca, otomobil toplumun her kesimini ilgilendiren bir kavramdır. Bu nedenle ... ve özellikle ... markasının toplumun her kesiminde bilindiği ve bu nedenle tanınmış marka olduğu kanaatindeyim. ... markasında “....” internet adresine gönderme yaptığından yine “...” markasının tanınmışlığı sonucunu desteklemektedir. Davacının “...” unsurlu, kanaatimce tanınmış markaları karşısında davalının “...+...” markasını almak istemesi SMK 6/5’de düzenlenen red sebebi ile karşılaşacaktır. Zira tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi söz konusu olacak ve bu da “...” ibaresinin de “...” ibaresinde olduğu gibi bir serbest işaret haline gelmesinin önünü açacaktır. Son olarak, somut olayda davalının kötüniyetli olduğunu kabul etmeyi gerektirecek nitelikte herhangi bir delil tespit edilememiştir. Açıklanan nedenlerle, sonuç olarak; -Taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu, -Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olduğu, -Davalının kötüniyetli kabul edilmesini gerektirecek herhangi bir delil tespit edilmediği, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

... ... ... (35 ve 36. sınıf) ... (09, 12, 16, 35, 36, 37, 38, 39, 41, 42, 45. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynen olarak yer aldığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ''... ...'' ibareli markası, beyaz zemin üzerine, mavi ve kırmızı renklerde, büyük harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin solunda ... unsuru içeren karma bir marka olduğu, ''Söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacıya ait markalar, “...” ibaresini münhasıran içeren veya bu ibare ile birlikte ayırt edici niteliğe haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf olan ibarelerin yer aldığı kelime markaları veya karma markalar olduğu, söz konusu markaların esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının ''... ...'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; her ne kadar dava konusu marka davacının markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini aynen içerse de, dava konusu markada yer alan ''...'' ve ''...'' ibarelerinin aynı büyüklükte, aynı yazı stili ile yazılmaları neticesinde ilgili tüketici tarafından bütüncül olarak ''...'' şeklinde algılanacağı, “...” ibaresinin ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olması nedeniyle aynı tertip tarzı ile küçük eklemelerin ibareleri farklılaştırabileceği, dava konusu marka ile davacı markalarının tertip tarzlarının farklı olduğu, kullanılan renklerin farklı olduğu, bu farklılıkların markalar arasındaki işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibası önleyici mahiyette olduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının ''... ...'' markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı anlaşılmış, aksi yöndeki beyan ve görüşlere itibar edilmemiş; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/130, K. 2024/442, T. 24.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-130-e-2024-442-k-965a39c29d14