İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/916 E. 2023/108 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/916
- Karar No
- 2023/108
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/957 Esas KARAR NO : 2024/287 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2023 KARAR TARİHİ : 13/03/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ........ tarafından ....... plakalı ...... markalı taşınmazın 15/10/2022 ile 15/12/2022 tarihleri arasında ...... San. Tic. Ve Ltd. Şirketi'ne kiralandığını, işbu kira süresi içerisinde depo bağlantı vidalarının kopması, depo ve taşıma mesnedinin parçalanması suretiyle arızalandığını ve 09/12/2022 tarihinde ........ yetkili servisine gönderildiğini, bahsedilen serviste yaklaşık 20 gün kadar bekletildikten sonra Adana ilinde bulunan yetkili ...... servisine gönderildiğini, bahsedilen serviste ise yaklaşık 45 gün sonra tamiri yapıldığını, 24/02/2023 tarihinde müvekkile teslim edildiğini, davacı müvekkili ticaret ile geçimini sağladığını, belirtilen tamir süreci içinde müvekkili taşınmazını tekrar kiralayamadığını ve büyük bir ticari kazanç kaybı yaşadığını, tamir sürecinin bu denli uzaması sebebiyle müvekkilinin yaşamış olduğu ticari kazanç kaybından davalı şirket müteselsilen sorumlu olduğunu, izah edilen nedenlerlerle 2022 tarihinde meydana gelen hasarın davalıların kusuru ile giderilmemesi sebebi ile temlik alacaklısı olan müvekkilin uğradığı kazanç kaybına ilişkin dava tarihi itibari ile kusur durumunun ve alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenememesi ve bu durumun yapılacak yargılama sonucu ortaya çıkacak olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00TL tutarındaki maddi tazminat miktarının, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı yanlardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davaya konu ....... plakalı ..... Şasi numaralı traktörün 15.10.2022 - 15.12.2022 tarihleri arasında dava dışı ..... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'ye kiralandığı ve fakat traktörün kira süresi içerisinde depo bağlantı vidalarının kopması, depo ve taşıma mesnedinin parçalanması suretiyle arızalanması sebebiyle öncesinde 20 gün ve akabinde ise 45 gün yetkili serviste bekletildiğini, onarım süresi boyunca araçtan mahrum kalınması dolayısıyla uğranılan kazanç kaybının tazmini istemiyle ikame olunan tümüyle hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davaya ilişkin cevapları yasal süresi içerisinde sunma zarureti hasıl olduğunu, arabuluculuk faaliyetine ilişkin son tutanağın aslını sunmayan davacı tarafa bir haftalık kesin süre verilmesi, aksi halde dava usulden reddedilmesi gerektiği, davacı tarafça dava dilekçesi kapsamında belirtilen delil listesinde her ne kadar arabuluculuk son tutanağına dayanılmışsa da, işbu son tutanak aslı yahut arabulucu tarafından onaylanmış örneği mahkemeye sunulmadığını, mahkemece öncelikle davacının tacir olup olmadığının araştırılmasını ve böylelikle tacir olduğu sonucuna varılması durumunda ise arabuluculuk son tutanak aslı sunulmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesini ve fakat bu süre içerisinde eksiklik giderilmez ise davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı tarafça dava dilekçesi kapsamında davaya konu aracın kaç günde tamir edilebileceğinin hesaplanılmasının kendilerinden beklenemeyeceği, dolayısı ile de davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği ileri sürülmüşse de, söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak ikamesi mümkün olmadığını, her ne kadar dava dilekçesi kapsamında aracın kaç günde tamir edilebileceğinin hesaplanmasının mümkün olmadığı ifade edilmişse de, davacı tarafça iddia olunduğu üzere traktörün kaç gün serviste bulunduğu ve davacının kaç gün boyunca traktöründen mahrum kaldığı bilinmesi gerektiği, bu durumun sonucu olarak davacı ne tutarda bir kiralama bedelinden mahrum kaldığını da öngörebileceği, bu itibarla işbu dava bakımından davacının, alacağın miktarını belirleyemediği bir halden söz edilmesi mümkün olmadığını, belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmayan davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen 22.2.2023 T. ve 2021/916 E., 2023/108 K. sayılı kararda da bu hususa "...şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmeli, ek bir süre verilmemelidir. " denildiği, huzurdaki davanın usuli eksiklikler itibari ile zaten belirsiz alacak davası olarak açılmamış olduğu, nitekim davacı taraf talep sonucu kısmında açıkça, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 1.000- TL tutarında alacağın dava konusu edildiğini ileri sürdüğünü, belirsiz alacak davası hukuki niteliği itibariyle tam bir eda davası olduğunu, bu sebeple belirsiz alacak davası olarak açılacak bir davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması söz konusu olamayacağı, kaldı ki davacı taraf da ikame ettiği dava bağlamında talep sonucunu açıkça fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle ifade ettiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen 2.3.2016 T. ve 2014/15-439 E., 2016/207 K. sayılı kararda da "Bir kimsenin kısmî bir dava açıp açmadığı ancak dava dilekçesinden, davacının talep sonucundan anlaşılır. Davacının davasını açıkça kısmî dava olarak nitelendirmesine gerek yoktur, alacağın yalnız bir kesiminin dava edildiğinin anlaşılması yeterlidir. Özellikle davacının “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak” veya “şimdilik alacağın belirli bir miktarını dava ettiğini” belirterek açtığı davalar kısmî dava niteliğindedir." ifade olunduğu üzere, davanın kısmi dava olarak kabulü gerektiği, davacının aktif husumeti irdelenmeli, taraf sıfatı bulunmaması durumunda davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği, davacı taraf ikame etmiş olduğu dava dilekçesi kapsamında öncesinde ilgili traktörün kendisi tarafından kiralandığını ve fakat talep sonucu bağlamında ise kendisinin temlik alacaklısı olduğunu ileri sürüldüğü, bu noktada müvekkili şirketin üretici olması ve müvekkili şirket ile herhangi bir satım akdi oluşturulmamış olması ile birlikte davaya konu traktörün 03.08.2021 tarihinde dava dışı ..... tarafından yine dava dışı ..... Tarım Hayvancılık Ltd. Şti'ye satıldığı dikkate alındığında, öncelikle dava konusu traktörün malikinin kim olduğu irdelenmesi gerektiği, nitekim traktörün dava dışı ..... Tarım Hayvancılık Ltd. Şti. mülkiyetinde bulunması ve bu şirket tarafından işletilmesi, bununla birlikte yine bu şirketin doğduğu iddiasında bulunduğu müstakbel bir alacağı davacı ........'a devretmiş olması ve davanın da işbu sebeple ....... tarafından ikame edilmiş olmasının kabulü halinde alacağın temlikinin gerekli yasal şartları taşıyıp taşımadığı araştırılması gerektiği, ne var ki davacı tarafça son derece soyut ve karmaşık dava dilekçesi kapsamında bu hususa ilişkin olarak da hiçbir delil ve belge sunulamadığı, halbuki alacağın temliki sözleşmesinin en azından adi yazılı şekilde yapılması gerektiği öncelikle davacı tarafa verilecek kesin süre içerisinde temlik alacaklısı olduğunu ispata dair gerekli sözleşmeyi sunması için süre verilmeli, verilen süre içerisinde bu yönde herhangi bir açıklama yapılamaması durumunda ise, herhangi bir zarara uğranıldığı iddiasında bulunamayacak olan davacının davasının aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafça dava konusu traktörün ayıplı olduğu hiçbir şekilde ispat edilemediği, kaldı ki traktörde meydana geldiği iddia edilen arıza üretim kaynaklı olmadığını, olsa olsa karşı yanın/kiracısının kötü kullanımı sebebiyle meydana geldiğini, ispat yükünün karşı tarafa ait olması gerektiği, huzurdaki davada davacı taraf, dava konusu traktörün arızası üzerine müvekkili şirketin, traktörün tamirini bekletmek suretiyle davacının ticari kazanç sağladığını engellediğini ileri sürmekle, davacı tarafça bu hususta ne müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilmiş bir hukuka aykırı eylem, ne davacının uğramış olduğu zarar, yahut ne de hukuka aykırı eylem ile zarar arasında illiyet bağı veyahut da dava konusu traktörün ayıplı olduğunu hiçbir surette kabul etmemekle birlikte müvekkili şirketin herhangi bir kusuru ispatlanamadığını, dava konusu traktörün ayıpsız olduğu, nitekim davacı tarafın serviste beklemesine sebep olarak gösterdiği olaya ilişkin olarak ilgili traktör, depo bağlantı vidalarının koptuğu, depo ve taşıma mesnedinin parçalandığı iddiasıyla 09.12.2022 tarihinde müvekkili şirket yetkili servisine gönderilmiş ise de; yapılan inceleme üzerine traktörün yakıt besleme pompasının çalışmadığı, yakıt deposunun kırık olduğu ve hidrolik direksiyon yağ tankı komplesinin de çatlak durumda olduğu görülmüş olup, bu arızaların tümüyle hor ve kötü kullanım dolayısıyla, münhasıran kullanım hatası kaynaklı olduğu, nitekim davaya konu traktörün dava dışı bayi tarafından satışı sonrası yapılan teslimat öncesinde de tüm kontrolleri eksiksiz olarak tamamlanmış, konu traktör ayıpsız olarak teslim edildiği, bununla birlikte doğrudan kullanıcı hatası kaynaklı olan arızalar, yine de tümüyle müşteri memnuniyeti gözetilerek ve davacı tarafça asılsız şekilde iddia edildiği üzere traktörün öncesinde bir serviste 20 gün bekletilmesi, daha sonrasında başka bir servise gönderilerek 45 gün sonra tamirinin yapılması şeklinde de olmamakla birlikte giderilmemiş olmakla davaya konu traktörün 09.12.2022 tarihinde yetkili servis tarafından teslim alınması üzerine tüm özveri sarfedilmiş ve konu traktör meydana gelen tüm arızaların giderilmesi ile 31.12.2022 tarihinde teslim edildiği, davaya konu traktörü satın alan ....... Tarım Hayvancılık Ltd. Şti'nin tüketici sıfatı olamayacağı ve dolayısıyla huzurdaki uyuşmazlık bağlamında ne Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ne de bu Kanuna dayanılarak hazırlanan Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin uygulama alanı bulamayacağı açık ise de; açıkça güçsüz durumda bulunan tüketiciyi koruma amacına matuf ilgili yönetmelik bağlamında bile binek otomobiller, motosikletler vs. taşıtlar için azami 45 iş günü (nitekim ilgili yönetmelikte tüketici tarafından satın alımı gerçekleştirilemeyecek olması nedeniyle traktöre ayrıca yer verilmemiştir), taşıt yedek parçaları için ise azami 20 iş günü tamir süresinin öngörülmüş olması karşısında yalnızca 19 iş günü içerisinde teslim edilen traktör sebebiyle müvekkil şirketin kusurlu bir eyleminin olduğundan söz edilmesi mümkün olmadığını, TBK m.50 uyarınca zarar görenin, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olmasına karşılık, müvekkil şirketin hangi kusurlu eylemi ile varsa ilgili traktörün tamirinde gecikmeye yol açarak davacı tarafın ticari zararına yol açtığı hususunda hiçbir delil ileri süremediği ve böylelikle müvekkil şirketin kusurlu ve hukuka aykırı herhangi bir eyleminin varlığı yönünde hiçbir ispat faaliyetinde bulunamadığı davanın reddi gerektiğinde duraksama bulunmadığını, bu hususta Yargıtay 3. Hukuk Dairesince verilen 13.5.2013 T. ve 2013/6523 E., 2013/7926 K. sayılı kararda da bu husus, "İspat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. TMK'nın 6. maddesinde bu husus; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" şeklinde ifade edilmiştir.TBK'nın 50/1'e göre de "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır". Bu bağlamda davacının hem uğradığı zararı ve miktarı hem de davalının eylemi ile zarar arasındaki illiyet bağını ispat etmesi gerekir." denilmek suretiyle işaret edilmekle, davacının davasında dayandığı hukuki nedenin tümüyle asılsız şekilde müvekkili şirket yetkili servisi tarafından tamir süresinin geciktirildiği olması karşısında, müvekkili şirketin üretici sıfatını haiz olması ve fakat traktörün satışının ise dava dışı bayi ...... tarafından gerçekleştirilmiş olması; Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna dayanılarak çıkarılan Garanti Belgesi Yönetmeliği ve Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği uyarınca üretici veya ithalatçı tarafından Yetkili Servis İstasyonu kurulması ya da kurdurulması zorunluluğu getirilmiş ise de bu yükümlülüğün ancak tüketicilere karşı söz konusu olduğu, ne var ki tüketici sıfatını haiz olmayan dava dışı alıcı ....... Tarım Hayvancılık Ltd. Şti'ye karşı ise müvekkil şirket tarafından sunulması gereken herhangi bir servis hizmet yükümlülüğünün bulunmadığı, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemin varlığı iddia ediliyor ise bu davanın da ancak bizatihi yetkili servisin kendisine yöneltilebileceği dikkate alındığında, müvekkili şirket aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle de reddine karar verilmesi gerektiği, müvekkili şirket ....., traktörün satıcısı değil üreticisi olması sebebiyle, müvekkili şirketin bu yönüyle de hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı, Borçlar Kanunu uyarınca ayıptan doğan sorumluluğun tek muhatabı dava konusu aracın satıcısı olduğu, dolayısıyla dava konusu traktörün üreticisi olması sebebiyle pasif husumeti bulunmayan müvekkili şirket aleyhine ikame edilen dava bu yönüyle de reddedilmesi gerektiği, bu hususta müvekkili şirket aleyhine ikame edilen başka bir dava dosyasında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesince verilen 03.02.2022 T. ve ..... E., ..... K. Sayılı kararda müvekkili şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu kararın reddi gerektiği, "6098 sayılı TBK.'nın 219.maddesinde; ''Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.'' hükmü düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun’un 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik haklarının neler olduğu belirtilmiştir. Eldeki davada davacı, traktör satış bedelinin iadesini istemiştir. Anılan yasal düzenlemede satıcının ayıptan sorumluluğu düzenlenmiş olup üreticinin sorumluluğuna yer verilmediğinden davalılardan üretici firma olan ....... A.Ş.'nin bedel iadesinden sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. (Yargıtay 3. HD'nin 28/01/2021 tarih, 2020/4004 Esas- 2021/607 Karar sayılı ilamı, Yargıtay (Kapatılan) 13. HD.'nin 24/10/2018 tarih, 2016/3279 Esas-2018/10029 Karar sayılı ilamı) Bu durumda, davalı ..... A.Ş. yönünden açılan davanın reddi gerekir." denilmek suretiyle ve yine başka bir dava dosyasında ise Yargıtay ...... Hukuk Dairesince verilen 25.5.2022 T. ve ..... E., ... K. Sayılı kararda "Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Eldeki davada davacı, bedel iadesini istemiştir. TBK’ya göre ayıptan alıcıya karşı sadece satıcı sorumludur. Üretici firmanın ayıba karşı tekeffülden alıcıya karşı sorumluluğu bulunmamaktadır. Açıklanan yasal düzenlemede satıcının ayıptan sorumluluğu düzenlenmiş olup üreticinin sorumluluğuna yer verilmediğinden davalılardan davaya konu traktörün üreticisi olan ..... Motor ve Traktör Sanayi A.Ş’nin üretici firma olması nedeniyle bedel iadesinden sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Mahkemece bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir." denilerek ifade edildiği görülmekle öncelikle TTK m.4 uyarınca Kanunda sayılan mutlak ticari davalar haricinde bir davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi ve bu suretle uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemelerinde görülebilmesi noktasında her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerinden kaynaklanması gerektiği, davacı taraf, dava dilekçesinin talep sonucu kısmında temlik alacaklısı olduğunu ve bu sıfatla dava açtığını beyan ettiğini, davacı tarafın tacir sıfatının araştırılmasını ve tacir sıfatını haiz bulunmaması durumunda ise görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli asliye hukuk mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini, belirsiz alacak davası olarak açılamayacak davanın hukuki yarar dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine, davacının aktif husumetinin irdelenmesine, aktif husumeti bulunmaması halinde davanın reddine, müvekkili şirketin üretici sıfatını haiz olması nedeniyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, ispatlanamayan davanın bir bütün olarak her halükarda usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, kazanç kaybı bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.” Davacının tacir sıfatının araştırılması için ilgili kurumlara yazılan müzekkerelere verilen cevapta; tacir olmadığı görülmüştür. Söz konusu aracın da zirai ve hususi nitelikte bir araç olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık mutlak ve nisbi ticari nitelikte olmadığından işbu dava açısından Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyecektir. Bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; davanın görev şartı yokluğundan reddi ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, 2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 4-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2024 Katip ....... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır