İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/658 E. 2026/95 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/658
- Karar No
- 2026/95
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/658 KARAR NO : 2026/95
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/11/2013 KARAR TARİHİ : 17/02/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. D A V A / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ticari işlerinden dolayı müşterilerinden aldığı ve henüz cirolanmayan içinde davaya konu olan çeklerinde bulunduğu yaklaşık iki yüz elli adet çekin ve bir miktar para ve bono ile beraber arabasından çalındığını, müvekkilincez mezkur çeklerle ilgili olarak çek iptali davası açıldığını ve ödemeden men yasağı kararı verildiğini, davanın derdest olduğunu, davalılardan ... tarafından iptal davasına konu çeklerin kendisinde olduğunu beyanla davaya müdahil olduğunu, mahkemece istirdat davası açmaları hususunda kendilerine süre verildiğini, davalılardan hiçbirisi ile müvekkilinin ticari bir ilişkisinin bulunmadığını, mezkur çeklerin tek meşru hamili olduklarını bu nedenlerle müvekkiline ait olup davalının elinde bulunan dava konusu 12 adet çekin veya bedelinin taraflarına istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. S A V U N M A / Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği, ancak süresinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. G E R E K Ç E / Mahkememizce ... esas ve ... karar sayılı 20/12/2013 tarihli kararı ile, "Mahkememizce davacı vekiline bir kısım davalıların adreslerinin bildirilmesi yönünde usulüne uygun uyarılı davetiye tebliği yapılmış, davacı vekili 04/12/2013 havale tarihli dilekçesi ile davalılardan ...adresini bildirmiş diğer davalılar ... ve ...yönünden ise adres araştırılması yapılmasını talep etmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı yasanın 119/1-b maddesi gereğince bir kısım davalıların adresinin iki haftalık süre içerisinde mahkememize bildirilmesi , aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin davacı vekiline usulune uygun tebliğ edildiği halde halde davacı yanca verilen süre içerisinde bir kısım davalıların adresini bildirmediği anlaşılmakla; davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... esas ve ... karar sayılı 11/02/2020 tarihli kararı ile "Davacı vekili, müvekkilinin ticari alışverişi karşılığında müşterilerinden aldığı davaya konu ettiği çeklerin henüz ciro edilmeden ve kullanılmadan arabadan çalındığını, çeklerin müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığını, müvekkilinin şikayetçi olduğunu, çekler ile ilgili ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde ...Esas sayılı dosyadan dava açtıklarını, davaya davalı ....’in müdahil olup, çeklerin kendilerinde olduğunu beyan ettiğini, davaya bakan mahkemenin istirdat davası açmak üzere müvekkiline süre verdiğini, davalılar ile müvekkilinin ve çek keşidecilerinin ticari bir ilgisinin bulunmadığını, davalıların ticari ilişkiyi ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin tek meşru hamil olduğunu, çekler ile ilgili alışverişlerin faturalarının bulunduğunu, davalıların kötü niyetli olduğunu, davalardan haberdar olmalarına rağmen çeke işlem yaptırdıklarını ileri sürerek, müvekkilinin rızası dışında elinden çıkan çeklerin, tahsil edildiler ise çek bedellerinin ve işleyecek yasal faizinin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, bir kısım davalıların adresinin iki haftalık süre içerisinde mahkemeye bildirilmesi aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edildiği, davacının verilen süre içerisinde bir kısım davalıların adresini bildirmediği gerekçesi ile, HMK'nun 119/1-b maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, çalıntı çekler nedeniyle değişik çekleri ellerinde bulunduran davalılardan bu çeklerin istirdadı talebine ilişkin olup, Mahkemece, davacı tarafın, verilen kesin süreye rağmen davalılardan sadece ... ve ...’in adreslerini bildirmemesi nedeniyle tüm davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 119. maddesi ile getirilen düzenleme uyarınca, dava dilekçesinde davalıların ad, soyad ve adreslerinin bulunması yeterli olup, gösterilen adresin doğru olması gerekmediği gibi, davacının, kendisinin adresini tespit edemediği davalıların adreslerinin mahkeme aracılığıyla tespit edilmesini istemesine de bir engel bulunmamaktadır. Somut olayda, davacının dava dilekçesinde adreslerini belirtmediği davalıların bildirdiği telefon numaralarının bağlı bulunduğu operatörlerden adreslerinin tespit edilerek tebligat yapılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece, davalılar ... ve ...’in adres araştırmalarının yapılarak adreslerinin tespit edilmesi halinde bu adres tespit edilememesi halinde mernis adreslerine, bununda tespit edilememesi halinde ise gerektiğinde ilan yolu ile T.K hükümleri doğrultusunda tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması ve hasıl olacak sonucu göre bir karar verilmesi gerekirken, adresi dava dilekçesinde bildirilmeyen davalıların adresinin tespit edilmesi için gerekli araştırma yapılmadan, adresleri tespit edilemiyor ise ilan yolu ile tebligat yapılmadan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. 2- Davacıya ait farklı çekleri elinde bulundurduğu iddia olunan davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, ... ve ... dışındaki davalılardan ...’in dava açılırken dava dilekçesi ile,...’nın ise dava açıldıktan sonra mahkemece yapılan ihtar üzerine adreslerinin mahkemeye bildirilmiş olduğu halde, mahkemece, davacıya ait bir kısım çekleri ellerinde bulunduran ve adresleri tespit olunan davalılar yönünden ise davaya devam olunarak esas hakkında karar verilmesi gerekirken, bu davalılar yönünden de davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle mahkememizce verilen karar bozulmuş ve yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiştir. Taraf delilleri toplanmış, dava konusu çeklerin ibraz bilgileri sorulmuş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce SMMM bilirkişi ...ve Hukuk Öğretim Görevlisi bilirkişi ...'dan alınan 15.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Sonuç: Davacının 2012 yılına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı fakat yevmiye defterinin kapanış tasdikinin bulunmadığı tespit edildiğini, ticari defter ve kayıtların sahibi lehine delil niteliği hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğunu, dava konusu toplam 12 adet çekten 2 tanesinin fiziken bulunmaması nedeniyle ilgili bankalar tarafından ibraz edilemediği, 10 adet çekin arkasına “İşbu çek hakkında .... 4. ATM'nin 02.01.2013 tarih ve ... E. sayılı kararıyla ödeme yasağı olduğundan çek üzerinde işlem yapılamamıştır.” şerhinin düşüldüğünü, dava konusu 12 adet çekten 4 adedinin (... no.lu 30.01.2013 vadeli 2.000,00 TL, ... no.lu 30.04.2013 vadeli 1.500,00 TL, ... no.lu 30.06.2013 vadeli 3.000,00 TL, ...no.lu 30.08.2013 vadeli 1.500,00 TL) davacının ticari defter kayıtlarında bulunduğunu, geri kalan 8 adet çekin ise davacının ticari defter kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiş olup davacının, müvekkilinin rızası dışında elinden çıkan çeklerin veya tahsil edildi ise bedelinin işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına istirdadı hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğunu, ispat konusu, kişinin çekin yetkili hamili olduğunu ve çekin iradesi dışında örneğin çalınarak elinden çıktığını iddia eden davacı tarafından gerçekleştirilmesi gerekeceğini, davacının, davalının çekleri kötü niyetle veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispatlaması gerekeceğini, davalının ise, çekleri ne surette ele geçirdiğini açıklama mecburiyeti çekin mücerretlik niteliğini yok edeceği için olmadığını, 6102 Sayılı TTK'nın 792. maddesinde "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' hükmü düzenlendiğini, bu madde uyarınca ispat yükü, çekin yetkili hamili olduğunu ve çekin rızası hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olduğunu, davacının bu hususların yanı sıra ayrıca davalının çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu ileri sürüp kanıtlaması gerekmekte olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı bildirilmiştir. İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre; Dava; Dava konusu 12 adet çekin rıza dışı elden çıktığından bahisle, çeklerin olmadığı takdirde bedellerinin istirdatı istemlerine ilişkindir. Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek bir ilk itiraz veya süreler yönünden başkaca incelenecek bir itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiştir. Davada ispat külfeti öncelikle davalı alacaklıdadır. Davalı taraf, alacağının varlığını ve alacağın dayanağı çekin yetkili hamili olduğunu ispatlamak zorundadır. Bu ispatlandığı takdirde davacı tarafça, davalı tarafların çekleri iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun ispatlanması gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ilişkin detaylı açıklamaların yapıldığı Yargıtay Hukuk Genel Kararının... Esas ... Karar sayılı ve 30.11.2021 tarihli kararında da vurgulandığı üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir. Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221). Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesine göre, iradesi dışında çek elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatap bankayı çeki ödemekten menedilmesini isteyebilir. Aynı Kanun’un 759. maddesi uyarınca, çeki eline geçiren kişi bilinmiyorsa, çekin iptaline karar verilmesi istenebilir. İptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 764. maddesi uyarınca elden çıkan çek, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, mahkemece çekin iptaline karar verilir. Çekin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, iptal talebinde bulunan keşideciye karşı çekten doğan istem hakkı ileri sürebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesine göre, çekten dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’îleri başvuran yetkili hamile karşı ileri süremez. Ancak hamil, çeki iktisap ederken çekin keşidecinin rızası dışında elinden çıktığını ya da çekin karşılığının daha önce çeki elinde bulunduran kişiye keşideci tarafından ödendiğini bile bile keşidecinin zararına hareket etmiş olması durumunda keşideci hamile karşı kötü niyet def’înde bulunabilir. Çek hakkında iptal kararı verilerek bu karara dayalı olarak keşidecinin lehtara ödeme yapmış olması yetkili hamile karşı 6102 sayılı TTK’nın 687. maddesi gereği ileri sürülemeyeceğinden keşidecinin çekin lehtar tarafından iptal ettirilmesi ve buna dayalı olarak lehtara ödemede bulunması def’ini ancak lehtara karşı ileri sürebilir. Bunu yanında çeki elinde bulunduran yetkili hamile karşı ileri süremez. Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde çekin bir başka anlatımla çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise 6102 sayılı TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz. Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz. Her ne kadar çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu ispat edememiş olması nedeniyle yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; Davacı vekili, dava dilekçesi ile, müvekkilinin ticari alışverişi karşılığında müşterilerinden aldığı davaya konu ettiği 12 adet çeklin henüz ciro edilmeden ve kullanılmadan arabadan çalındığını, çeklerin müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığını, müvekkilinin şikayetçi olduğunu ve ... CBS'nin ...Esas sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığını, çekler ile ilgili ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Esas sayılı dosyasında hasımsız çek iptal davası açtıklarını, davaya davalı ...’in müdahil olup, çeklerin kendilerinde olduğunu beyan ettiğini, davaya bakan mahkemenin istirdat davası açmak üzere müvekkiline süre verdiğini, davalılar ile müvekkilinin ve çek keşidecilerinin ticari bir ilgisinin bulunmadığını, davalıların ticari ilişkiyi ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin tek meşru hamil olduğunu, çekler ile ilgili alışverişlerin faturalarının bulunduğunu, davalıların kötü niyetli olduğunu, davalardan haberdar olmalarına rağmen çeke işlem yaptırdıklarını ileri sürerek, müvekkilinin rızası dışında elinden çıkan çeklerin, tahsil edildiler ise çek bedellerinin ve işleyecek yasal faizinin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, rızası dışında elinden çıktığı ileri sürülen dava konusu 12 adet çekin, tahsil edildiler ise çek bedellerinin ve işleyecek yasal faizinin istirdadı talebine ilişkindir. Davacı vekilince, 15.02.2022 tarihli celsede, davalılar ... ve ... yönünden açılan davayı takip etmeyecekleri belirtilerek dosyanın işlemden kaldırılması talep edilmiştir. Bu nedenle mahkememizce 15.02.2022 tarihli celsede, Yargıtay bozma ilamına uyulduktan sonra, davalılar ...ve ... yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Sonrasında, bu davalılar yönünden dosya yenilenmemiştir. Dava ve takip konusu çeklerin, ...Şubesi ... no.lu 30.01.2013 vadeli 2.000,00 TL bedelli, ... Şubesi ... no.lu 30.04.2013 vadeli 1.500,00 TL bedelli, ...Şubesi ... no.lu 30.04.2013 vadeli 1.500,00 TL, ... Bankası ...Şubesi ... no.lu 30.06.2013 vadeli 2.000,00 TL bedelli, ... Bankası ... no.lu 30.06.2013 vadeli 2.000,00 TL bedelli, ...Bankası ... Şubesi ... no.lu 30.06.2013 vadeli 3.000,00 TL bedelli, ...Bankası ... Şubesi ... no.lu 30.07.2013 vadeli 1.500,00 TL bedelli, ... Bankası ... Şubesi ... no.lu 30.07.2013 vadeli 3.000,00 TL bedelli, ... Bank ... Şubesi ... no.lu 30.08.2013 vadeli 1.500,00 TL bedelli, ... Şubesi .... no.lu 30.09.2013 vadeli 3.000,00 TL bedelli, ... Bankası ...Şubesi ... no.lu 31.01.2013 vadeli 1.000,00 TL bedelli, ...Bankası ... Şubesi ... no.lu 31.03.2013 vadeli 3.680,00 TL bedelli olmak üzere toplam 12 adet çek olduğu, çeklerde davacı şirketin adının geçmediği, cirosunun bulunmadığı, dava konusu çeklerde son iki cironun sırasıyla davalılar ... ve ...'e ait olduğu, ibraz eden bilgileri tespit edilebilen 10 adet çekin davalı ... tarafından ilgili bankalara ibraz edildiği, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Esas sayılı dosyasından verilen ödeme yasağı tedbirine istinaden işlem yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça, dava konusu çeklerinde aralarında bulunduğu çeklerin çalındığından bahisle, şikayetçi olunmuş, bu şikayet kapsamında ... CBS'nin ... Esas sayılı dosyasında soruşturma başlatılmıştır. Yine dava konusu çeklerinde aralarında bulunduğu çeklerin zayi olduğundan bahisle, çekler ile ilgili davacı tarafça ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde ...Esas sayılı dosyasında hasımsız çek iptal davası açılmış olup, açılan bu dava dosyasında dava konusu çeklere ilişkin mahkemece ödeme yasağı tedbiri verilmiş olduğu görülmüştür. Alınan bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarından yevmiye defterlerinin 2012 yılı kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, bu kapsamda usulüne uygun tutulmadığı, sahibi lehine delil niteliğine haciz olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları lehine delil niteliğine haiz olmasa da aleyhine delil olarak değerlendirilebilecektir. Dava konu 12 adet çekin sadece 4 adetinin davacı taraf kayıtlarında yer aldığı, kalan 8 adetinin ise yer davacı taraf ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı anlaşılmıştır. Dava konusu çeklerde, ciro zincirinde bir kopukluk bulunmamakta olup çeklerde davacının adı geçmemekte ve cirosu da bulunmamaktadır. Davacı tarafça, dava konusu bir kısım çeklerdeki ciroların sahte olduğu iddia edilmiş ise de, bu yönde bir belge delil sunmamıştır. Dava ve takip konusu çeklerdeki ciro zincirinin düzgün olduğu,ciroların sahte olduğuna yönelik bir bir ispatın bulunmadığı, ciro zincirinde kopukluk olmadığı, bu kapsamda 6102 sayılı TTK’nın 684. ve 788. maddeleri uyarınca çeklerdeki cirolar geçerli olduğundan çekler üzerinde bulunan hakkın çekte ciranta olarak görünen davalı ...’ya ve ondanda davalı ...'e devrinin gerçekleştiği, böylece çeklerdeki son ciranta olan davalı ...'in çeklerin yetkili hamili olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davalı ...'in, 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, dava konusu çeklerde yetkili hamil ve hak sahibi olduğunu birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat ettiğinden aynı Kanun’un 792. maddesine göre ispat yükü davacı tarafa geçecek, davacı tarafça, davalının dava konusu çekleri kötü niyetle ve ağır kusurla iktisap ettiğini ispat etmesi gerekecektir. Davacı tarafça ise davalının dava konusu çekleri kötü niyetle ve ağır kusurla iktisap ettiği hususu ispat edilememiştir. Tüm bu nedenler ile, Davacı tarafça davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın 6100 sayılı H.M.K.'nın 150/1-5 maddeleri uyarınca açılmamış sayılmasına, davacı tarafça davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafça davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın 6100 sayılı H.M.K.'nın 150/1-5 maddeleri uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Davacı tarafça davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 438,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 293,40-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalılar tarafından masraf yapılmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA, 6-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi gereğince hesaplanan 25.680,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren onbeş günlük yasal süre içerisinde Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17/02/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır