İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/439 E. 2024/487 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/439
Karar No
2024/487
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/439 Esas - 2024/487 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/439 KARAR NO : 2024/487

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 27/12/2021 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla, müvekkilinin ...’da bulunan ve kökeni 1945 yıllarına dayanan büyük bir gıda firması olup özellikle .... başta olmak üzere kendi alanında dünya çapında lider konumunda olduğunu, müvekkilinin “...” markası ile yürüttüğü faaliyetler sonucunda .... gibi dünya markalarıyla birlikte 2011 yılında “...” seçilmiş olduğunu, markaların karıştırılma ihtimali oluşturacak derecede benzer olduğunu, dava konusu marka kapsamındaki ürünlerin, müvekkilinin markalarının tescil kapsamındaki ürünler ile aynı/aynı tür/benzer olduğunu, dava konusu markaya ilişkin başvurunun kötü niyetle yapılmış olduğunu iddia ederek, dava konusu ... sayılı ... kararının iptaline, ... sayılı “...” markasının kapsamındaki tüm ürünler yönünden hükümsüz kılınmasına ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla; dava konusu marka ile müvekkili şirket markaları arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik söz konusu olmayıp müvekkili şirket markasının karşı taraf markalarından farklılaşmış olduğunu, işbu davaya emsal olarak kabul edilebilecek dava taraflarının aynı olduğu “... – ...” kararında yerel mahkemenin markaların iltibasa sebebiyet verebilecek ölçüde benzer olmadığını tespit etmiş olduğunu (....) belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şirket tarafından, 11.08.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için 30. sınıfta marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 27.10.2020 tarihli ve .... sayılı ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket tarafından itiraz edilmiş, ... tarafından davacının itirazı reddedilmiş, davacı şirket tarafından itirazın reddi kararına karşı ... ... nezdinde yapılan itirazlar ... tarafından incelenmiş ve ... tarafından ... sayılı kararı ile; ''Yapılan incelemede, “...” ibaresinden başvuru ile itiraz gerekçesi markaların, tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç kısımlarının birbirinden farklı olması ve başvuru konusu marka ile itiraz gerekçesi markaların tertip tarzı farklılığı hususları birlikte göz önüne alındığında başvuru konusu işaret ile itiraz gerekçesi markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıkları görüşüne varılmıştır. Dolayısıyla, başvuru ile itiraz gerekçesi marka arasında karıştırılma, ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmış ve itiraz haksız bulunmuştur. Markalar benzer bulunmadığından kullanımın ispatı incelemesine gerek görülmemiştir.'' gerekçesiyle, ''İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle: 1. Dava konusu markanın kapsamında yer alan malların redde gerekçe markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, 2. Dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, 3. Dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 4. Davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı, 5. ... ... sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. (5) kişilik Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA/ EK RAPORDA özetle: -Başvuruya konu işaretin kapsamında yer alan 30. sınıftaki “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.; Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar” malları bakımından SMK m.6/1 hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu, bu tespitin ... sayılı kararı ile farklılık gösterdiği, -Dava konusu ... sayılı markanın, kapsamında yer alan 30. sınıftaki “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.; Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar.” malları bakımından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, -Kötü niyete ilişkin iddialar bakımından herhangi bir değerlendirme yapılamayacağı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. -Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Kullanımın İspatı: Mevzuatın 19/2. Maddesi; “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” şeklindedir. Yine, 25/7 maddesinde ise; “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” hükmü düzenlenmiştir. Böyle bir durumda marka hükümsüzlüğü talep eden davacının dayanak yaptığı markasını kullandığını ispat etmesi gibi bir yükümlüğü doğacaktır. Hükümsüzlük davasına dayanak yapılan markanın tescilli markanın kullanılmadığına ilişkin def’i de makanın kullanılıp kullanılmadığı dava tarihinden itibaren geriye doğru beş yıl içinde gerçekleşmiş olmalıdır. SMK 19/2 ve 25/7 maddeleri gereğince markanın kullanıldığını ispat yükü davacıya aittir. Bu konuda delil serbestisi geçerli olup marka sahibi markasını kullandığını kanaat verici ve denetlenebilir olması kaydıyla gazete ve dergilerdeki duyuru, tanıtım ve reklamları, üzerinde tarih bulunan ve piyasaya dağıtıldığı ortaya konulabilen ve baskı tarihi denetlenebilen katalog, broşür gibi tanıtım araçları, dijital ortama konulduğu tarih teknik olarak ispat edilebiliyorsa internet ortamındaki arşiv kayıtları, süpermarket insertlerindeki görseller, fatura ve benzeri her türlü delille ispat edebilir. Dava konusu başvurunun başvuru tarihi 11.08.2020’dir. Anılan tarih dikkate alındığında, iddialara mesnet markaların kullanımın ispatı yükümlülüğü altına olması için 11.08.2015 tarihinden önce tescilli olması gerekmektedir. İddialara mesnet markaların tescil tarihleri incelendiğinde ... sayılı markanın tescil tarihinin 20.11.2002 olduğu, iddialara mesnet diğer markaların 2017 ve 2019 yıllarında olduğu tespit edilmiştir. İddialara mesnet markalardan ... ve ... sayılı markalar için kullanımın ispatı incelemesi yapılmayacaktır. Kullanımın ispatı incelemesi sadece ... sayılı marka bakımından yapılmıştır. Kullanımın ispatlanması gerekli olan dönem 11.08.2015 ila 11.08.2020’dir. Davacı tarafından sunulan deliller incelendiğinde, davacı adına tescilli markanın 2018, 2019 ve 2020 tarihlerinde, markanın kapsamında yer alan 30. sınıftaki “Ekmekler, pizzalar, Bisküviler.” emtiaları bakımından kullanımının ispatlandığı, sair mallar ve hizmetler bakımından kullanımın ispatlanamadığı anlaşılmıştır. ... sayılı marka SMK m.6/1 hükmü bağlamında yapılacak incelemede sadece kullanımı ispatlanan mallar bakımından incelemeye esas alınmıştır.

Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

... ...+... (30. sınıf) ... ... (29, 30, 32. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalardan ... ve ... sayılı olan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, başvuruya konu işaretin kapsamında yer alan 30. sınıftaki “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez..” malları ile iddialara mesnet ... sayılı markanın kapsamında yer alan ve kullanımı ispatlanan mallar temelde gıda emtiaları olmalarına bağlı düşük/orta düzeyli benzerlik bulunda da bu benzerliğin güçlü olmaması karşısında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, diğer taraftan başvuruya konu işaretin kapsamında yer alan 30. sınıftaki “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.; Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar.” emtiaları ile iddialara mesnet ... sayılı markanın kapsamında yer alan ve kullanımı ispatlanan malların aynı/aynı tür olması nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, bu mallar bakımından SMK m.6/1 hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu başvuru, beyaz zemin üzerine standart yazı karakterleri ile yazılmış “...” ibaresinden ibaret olduğu, ... unsuru içermediği, markanın kelime markası olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; iddialara mesnet markalardan ... sayılı olan “...” ibaresi ile şapkalı ayıcık figürü ile diğer ... unsurlarından, ... sayılı olan ise “...” ibaresinden oluştuğu, söz konusu markalar bir bütün olarak incelendiğinde içerdikleri farklı ... ve yazı unsurlarının başvuruya konu işaretten farklılaştığı, söz konusu markalar bakımından aynı veya benzer olma koşulunun sağlanmadığı; iddialara mesnet markalardan ... sayılı marka, beyaz zemin üzerine standart yazı karakterleri ile yazılmış “...” ibaresinden oluştuğu, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli " .... " esas ibareli markalar ile davalının " .... " ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, iddialara mesnet markalardan ... sayılı olan “...” ve ... sayılı “...” ibareli markalar bir bütün olarak incelendiğinde içerdikleri farklı ... ve yazı unsurlarının başvuruya konu işaretten farklılaştığı, söz konusu markalar bakımından aynı veya benzer olma koşulunun sağlanmadığı; iddialara mesnet markalardan ... sayılı marka yönünden ise; bu marka ile başvuruya konu işaret beşer harften oluştuğu, ilk harfler dışında tüm harflerin aynı olduğu, “N” ve “B” harflerinden kaynaklı bilhassa işitsel olarak markaları birbirinden yeterli ölçüde farklılaştırmaya yetmediği, sözcük markaların ilk kısımlarındaki farklılığın her durumda mutlak şekilde karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı, açıklanan gerekçelerle başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet ... sayılı markanın benzer nitelikte olduğu; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının ''..." markasını gördüğünde bunun davacının ... sayılı ... mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, anılan marka yönünden taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, Öte yandan davacı yan tarafından, davalının “...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava dosyasında herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markalardaki benzerliğin kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı, bu durumda dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat olunamadığı, SMK 6/9 şartlarının somut olayda oluşmadığı; Dava konusu ... sayılı markanın, kapsamında yer alan 30. sınıftaki “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.; Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar.” mallar bakımından hükümsüzlük koşullarının somut olayda oluştuğu, dikkate alınarak yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Başvuruya konu işaretin kapsamında yer alan 30. sınıftaki “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.; Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar” malları bakımından SMK m.6/1 hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığından ... sayılı kararının bu sınıf bakımından iptaline fazlaya ilişkin talebin reddine, ... sayılı markanın, kapsamında yer alan 30. sınıftaki “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.; Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar.” malları bakımından SMK 6/1 maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 20.712,6‬0-TL yargılama giderinin takdiren 13.808,40-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı şirketin yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 6.250,00-TL yargılama giderinin takdiren 2.083,30-TL'sinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı ... tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/11/2024

Katip .... Hakim .... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

DAVACI /MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 127,10-TL GİDER AVANSI :20.585,50-TL TOPLAM :20.712,6‬0-TL

DAVALI ŞİRKET /MASRAF DÖKÜMÜ GİDER AVANSI :6.250,00-TL TOPLAM :6.250,00-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/439, K. 2024/487, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-439-e-2024-487-k-611d17933974