İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/246 E. 2025/490 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/246
Karar No
2025/490
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA " 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2021/246 Esas KARAR NO : 2025/490

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/10/2015 KARAR TARİHİ : 25/06/2025 KARAR YAZMA TARİHİ : 27/06/2025 Mahkememizce verilen 20/12/2017 tarihli .... sayılı gerekçeli karar ....Dairesisinin 23/03/2021 tarihli .... numaralı kaldırma kararı ile ilk derece mahkememizin karanının kaldırılması sonucu dosya mahkememize tevzi edilmek ile mahkememizin esas defterine dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Davacı vekili, davalı tarafından .... esas sayılı dosyaları ile müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, bu takiplerin, hukuki ve maddi dayanaklardan yoksun, gerçeği yansıtmayan, hiçbir zaman ve hiçbir şekilde var olmamış bir borç ilişkisi yaratan, hukuka aykırı takipler olduğunu, dava konusu senetlerin müvekkilinden tefecilik suretiyle alındığını, müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığını, müvekkili ...'un, 2012 yılında, sürdürdüğü işler nedeniyle ekonomik sıkıntıya düşerek nakit para ihtiyacı içerisine girmesi nedeniyle davalıdan para talep ettiğini, bunun üzerine davalının 2012 yılı Mart ayı sonunda 16.500 TL nakit para vererek karşılığında 28.04.2012 keşide tarihli ve 26.500 TL bedelli çeki aldığını, vade tarihinde, müvekkilinin çekin bedelini ödeyerek tekrar 16.000 TL para aldığını ve buna karşılık olarak da 03.05.2012 keşide tarihli ve 26.000 TL bedelli çeki aldığını, önceki çeki de "her iki çeki birlikte iade ederim" diyerek iade etmediğini, yine bu çekin vadesi gecikmeli olarak ödenince, bu defa 13.000 TL nakit para verip karşılığında 25.05.2012 keşide tarihli ve 27.500 TL bedelli çeki aldığını, davalının, aynı şekilde beyanda bulunarak "tüm çekleri birlikte iade ederim" diyerek çekleri iade etmediğini, daha sonra, müvekkilinin yine paraya sıkışıp, davalıdan 8.000 TL para almış karşılığında ise bu defa 18.000.TL bedelli senet verdiğini, müvekkilinin, davalıdan toplam 53.500TL nakit para aldığını, sonrasında davalının müvekkiline "açık teminat senedi" imzalattığını, gerçeğe aykını olarak doldurulan ve icraya konan bu senetlerin, 06.06.2012 tanzim 10.07.2012 vade tarihli ve 40.000TL bedelli, 06.06.2012 tanzim 10.08.2012 vade tarihli ve 40.000TL bedelli, 06.06.2012 tanzim 10.09.2012 vade tarihli ve 43.000TL bedelli senetler olduğunu, davalı müvekkiline faizle verdiği 53.500 TL karşılığında müvekkilinden 3 adet çek ve 3 adet senet olmak üzere 6 kıymetli evrak ile 221.000 TL bedel aldığını, davalı hakkındaki tefecilik suçundan açılan davanın devam ettiğini ileri sürerek .... esas sayılı dosyalarıyla başlatılan takiplerde müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, kıymetli evrakın ve takibin iptaline, takip miktarının % 20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Davalı vekili, alacağın temelini, yazılı ve kati borç ikrarını içeren belgelerin oluşturduğunu ve bu mahiyette belgelerin aksinin ancak aynı kuvvette yazılı belge ile ispat edilebileceğini, bu bağlamda yazılı ve kati borç ikrarını içeren sair kıymetli evraka dayalı olarak başlatılan icra takiplerine karşı takip tarihlerinden çokça uzun bir süre sonra ikame edilen işbu davada davacı yanın iddiasını ancak ve ancak takibe konu kıymetli evraklar ile aynı kuvvette yazılı bir belge ile ispat edebilme olasılığına sahip bulunduğunu, kaldı ki davacı aleyhine başlatılan takiplerin başlangıç tarihi 2012 yılı olup, geçen süreçte borcun ödeneceğine dair borç ikrarı ve kabulünü de içeren 3 ayrı ödeme taahhüdünde de bulunduğunu, davacı yanın teminat senedi olduğu iddiasının da tamamen gerçek dışı olduğunu, zira senet metinleri üzerinde senetlerin teminat karşılığında düzenlendiğine dair herhangi bir ibare ver almadığı gibi ayrı ve yazılı bir sözleşme ile senetlere atıfta bulunarak senetlerin teminat olarak verildiğine kaydını içeren herhangi bir delilin de davacı tarafça dosyaya ibraz edilemediğini, tefecilik ve tehdit gibi suçlamalarda bulunan davacı yanın aradan 2,5 seneden fazla bir zaman geçtikten sonra bu yönde iddialarda bulunmasının da hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkememizce verilen 21/07/2014 tarihli .... sayılı ....Mahkemesinin görevli olduğuna dair daha önceki görevsizlik kararından sonra verilen karşı görevsizlik kararı uyarınca dosyanın yargı yerinin belirlenmesi için Yargıtay'a gönderildiği, .... sayılı kararı ile davalı aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yapılmış olmasına ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağının bono olmasına göre ticari dava niteliğinde olan uyuşmazlığın Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden bahisle dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. MAHKEMEMİZİN 20/12/2017 TARİHLİ .... TARİHLİ GEREKÇELİ KARARDA: "...Davacının diğer icra takipleri yönünden talebinin irdelenmesinde de, davacı vekilinin iddiasının esasen dava konusu senetlerin müvekkilinden tefecilik suretiyle alındığı, müvekkilinin bu miktarda bir borcunun bulunmadığı yönündedir. Diğer bir anlatımla davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında bir borç ilişkisinin bulunduğunu ancak bunun tefecilik kapsamında olduğunu ve davalının müvekkilinden bu suretle haksız olarak fazla para tahsil etmek için takip başlattığını ileri sürmüştür. Kural olarak ileri sürülen bu iddianın davacı tarafça ispatlanması gerekmekte olup, davacı bu iddialarının ispatı için yazılı bir delil sunmamıştır. Diğer taraftan delil olarak dayanılan ceza yargılaması sonucunda da davalı hakkında beraat hükmü tesis edilmiştir. Davalı tarafın muvafakati bulunmaması ve senetle ispat sınırının üzerinde bulunması nedeniyle dosya kapsamında başvurulan tanık delili de ispat vasıtası yapılmamıştır. Bunun dışında davacı vekilince dosyanın bilirkişiye tevdii talep edilmiş ise de, davacı vekilince ileri sürülen hususlara yönelik olarak bir bilirkişi incelemesi yapılmasının dosyaya katkı sağlamayacağı kanaatine varılarak bu talebin reddine karar verilmiştir. Tüm dosya bir arada irdelendiğinde, davacı vekili tarafından dava konusu edilen icra dosyalalarındaki senetlerden ötürü müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının kanıtlanamadığı, ceza mahkemesince verilen beraat kararının kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, çünkü davacı tarafça kesinleşmenin beklenmesi gerektiğine dair Mahkememizde kanaat oluşturacak bir delil sunulmadığı, davacı vekilince müvekkilinin borçlu bulunmadığının ispatlanamadığı kanaatine varıldığından davanın reddine dair aşağıda gösterilen şekilde karar vermek gerekmiştir. " şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin bu kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmiş olup İSTİNAF SONRASI .... DAİRESİ 23/03/2021 TARİHLİ .... NUMARALI KALDIRMA KARARINDA; "... Dosya incelendiğinde; davacı tarafın davalı tarafça icra takibine konu edilen bonoların ve çeklerin tefecilik yolu ile alındığını, davacının davalıya bono bedelleri kadar borcunun olmadığını iddia ettiği ve menfi tespit isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafın istinaf incelemesine konu menfi tespit davası dışında davalı hakkında tefecilik yapmak eyleminden dolayı suç duyurusunda bulunduğu, bunun üzerine .... tarafından .... Mahkemesine tefecilik suçundan dolayı ceza davası açıldığı, söz konusu iddianamede dava dilekçesindeki bono ve çeklerin tefecilik yolu ile alındığı iddiası ile davalının sanık sıfatıyla cezalandırılmasının istenildiği, yapılan yargılama sonucununda .... 08/03/2016 Tarihli kararı ile davalı sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığından beratine karar verildiği, ancak bu kararın Yargıtay'da temyiz incelemesinde olup, henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. Maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Dolayısıyla ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Bu nedenle davalı sanık hakkındaki maddi olgunun tespitine ilişkin Yargıtay kararının hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde ceza mahkemesi kararının beklenmesinde hukuki yarar bulunmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulü ile davalı aleyhinde görülen ceza davasının sonucu bekletici mesele yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına," şeklinde karar vermiştir. Kaldırma kararı üzerine dosya mahkememizin yeni esas numarasına kaydı yapılmıştır. İstinaf kaldırma kararı kapsamında .... sayılı dosyası mahkememizce HMK.nun 165.maddesine göre bekletici mesele yapılmıştır. Dava devam ederken davacı ... ... ölmesi üzerine, davacı vekili tarafından 1 -... -TC No: ...,2 -... -TC No: ..., 3 -...-TC No:..., 4 -... -TC No: ..., 5-... -TC No: ... ve 6- ...- TC No:... olan kişeleri davacının mirasçıları olarak veraset belgesi ile mirasçılardan temin edilen vekaletnamelerini davacı vekili tarafından temin ederek dosya içerisine sunmuştur. .... Mahkemesine müzekkere yazılarak Mahkemenin ....sayılı dosyası kesinleşmiş ise karar ile kesinleşme şerhi istenilmiş olup mahkeme tarafından müzekkeremize cevap verilmiş olup ....sayılı dosyasında suçun, tefecilik yapma suçu olup sanığın ...'nun tefecilik yapma sucunun işlendiği sabit olmadığından beraatine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine ....sayılı ilamı ile zamanaşımı süresi gerçekleştiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasıyla zaman aşımı sebebiyle sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği, kararın 11/03/2025 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davacı aleyhine kambiyo senetlerine dayalı olarak yapılan icra takiplerinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Menfi tespit davasına konu edilen icra takipleri incelenmiştir. .... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 10.07.2012-10/08/2012 ödeme tarihli 40.000'er TL bedelli, keşidecisi davacı ve lehtarı davalı olan bononun, 28/08/2012 tarihinde takibe konduğu, kambiyo senetlerine özgü ödeme emrinin 29/08/2012 tarihinde tebliğ edildiği, 04/01/2013-31/05/2013 tarihlerinde ödeme taahhütlerinde bulunulduğu anlaşılmıştır. .... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 10/09/2012 ödeme tarihli, 43.000 TL bedelli, keşidecisi davacı ve lehtarı davalı olan bononun, 13/09/2012 tarihinde takibe konduğu, kambiyo senetlerine özgü ödeme emrinin 14/09/2012 tarihinde tebliğ edildiği, 04/01/2013 tarihinde ödeme taahhüdü yapıldığı anlaşılmıştır. .... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 02/05/2012 ödeme tarihli 18.000 TL bedelli, keşidecisi davacı ve lehtarı davalı olan bononun, 28/05/2012 tarihinde takibe konduğu, kambiyo senetlerine özgü ödeme emrinin 29/05/2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. .... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 28/04/2012 ödeme tarihli 26.500 TL bedelli, 03/05/2012 tarihli 26.000 TL bedelli, keşidecisi .... Ltd. Şti., lehtarı ... olan çekin 14/05/2012 tarihinde takibe konduğu, kambiyo senetlerine özgü ödeme emrinin şirkete 15/05/2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. .... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 25/05/2012 ödeme tarihli 27.500 TL bedelli, keşidecisi .... Ltd. Şti. lehtarı ... olan çekin, 28/05/2012 tarihinde takibe konduğu, kambiyo senetlerine özgü ödeme emrinin 29/05/2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olup, 115. madde gereğince de mahkemece resen incelenmesi gereken hususlardandır. Bu kapsamda öncelikle davacının bu davada taraf ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı hususu resen irdelenmiş olup, dava konusu yapılan, ....sayılı takip dosyalarındaki çeklerin keşidecisinin .... Ltd. Şti., lehtarının ... olduğu, bu bağlamda davacının bu icra dosyaları bakımından menfi tespit talebinde bulunamayacağı kanaatine varıldığından, .... sayılı dosyaları açısından talebin bu gerekçe ile reddine karar verilmiştir. Davacının diğer icra takipleri yönünden talebinin irdelenmesinde de, davacı vekilinin iddiasının esasen dava konusu senetlerin müvekkilinden tefecilik suretiyle alındığı, müvekkilinin bu miktarda bir borcunun bulunmadığı yönündedir. Diğer bir anlatımla davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında bir borç ilişkisinin bulunduğunu ancak bunun tefecilik kapsamında olduğunu ve davalının müvekkilinden bu suretle haksız olarak fazla para tahsil etmek için takip başlattığını ileri sürmüştür. Kural olarak ileri sürülen bu iddianın davacı tarafça ispatlanması gerekmekte olup, davacı bu iddialarının ispatı için yazılı bir delil sunmamıştır. Diğer taraftan delil olarak dayanılan .... sayılı dosyasının yargılaması sonucunda da davalı hakkında beraat hükmü tesis edilmiştir. Bu ceza dosyası mahkememizce İstinaf kaldırma kararı sonrası HMK.nun 165.maddesine göre bekletici mesele yapılmış olup bekletici mesele yapılan .... sayılı dosyasında suçun, tefecilik yapma suçu, sanığın eldeki hukuk davasının davalısı ... olup sanğın tefecilik yapma sucunun işlendiği sabit olmadığından BERAATİNE KARAR verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine .... sayılı ilamı ile zamanaşımı süresi gerçekleştiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasıyla zaman aşımı sebebiyle sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği, kararın 11/03/2025 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Davalı tarafın muvafakati bulunmaması ve senetle ispat sınırının üzerinde bulunması nedeniyle dosya kapsamında başvurulan tanık delili de ispat vasıtası yapılmamıştır. Bunun dışında davacı vekilince dosyanın bilirkişiye tevdii talep edilmiş ise de, davacı vekilince ileri sürülen hususlara yönelik olarak bir bilirkişi incelemesi yapılmasının dosyaya katkı sağlamayacağı kanaatine varılarak bu talebin daha önceden reddine karar verilmiştir. Tüm dosya bir arada irdelendiğinde, davacı vekili tarafından dava konusu edilen icra dosyalalarındaki senetlerden ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının kanıtlanamadığı, ceza mahkemesince verilen BERAAT KARARI HMK.nun 165.maddesine göre bekletici mesele yapılmış olup .... ilk derece mahkemesince verilen beraat kararını zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği bu kararın 11/03/2025 tarihinde kesinleştiğinden, Mahkememizde kanaat oluşturacak başka bir delil sunulmadığından, davacı vekilince davacının borçlu bulunmadığının ispatlanamadığı kanaatine varıldığından, bu kapsamda davanın reddine dair aşağıda gösterilen şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davacının.... Esas sayılı dosyalar yönünden açtığı davanın aktif dava ehliyetinin olmaması nedeniyle, .... Esas sayılı dosyalar yönünden ise açtığı davanın esasdan REDDİNE, 2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.TL red karar harcının, dava açılışında alınan 3.774,15.TL peşin harcın düşülmesi ile fazla yatırıldığı anlaşılan 3.158,75.TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, 3) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4) ....Dairesi 23/03/2021 tarihli .... sayılı kaldırma kararı davacı lehine kaldırılmış olduğundan davacı lehine usulü kazanılmış hak dikkate alınarak, daha önceden vekalet ücreti yönünden verilen hüküm korunarak bu kapsamda, A) Davalı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden, .... esas sayılı dosyaları yönünden verilen usulden ret kararı uyarınca davalı yararına AAÜT uyarınca hesap ve taktir edilen 1.980,00.TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, B) Davalı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden,.... esas sayılı dosyaları yönünden verilen esastan ret kararı uyarınca davalı yararına AAÜT uyarınca hesap ve taktir edilen 14.030,00.TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 6) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, Dair; davacılar vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin e-duruşmada yüzüne karşı olmak üzere, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, HMK.nun 345.maddesine göre 2 (iki) hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 25/06/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır.

Hakim ... ¸e-imzalıdır.

¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/246, K. 2025/490, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-246-e-2025-490-k-8b15503a7eaf