İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/88 E. 2020/252 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/88
Karar No
2020/252
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/88 Esas KARAR NO : 2020/252 DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 06/02/2020 KARAR TARİHİ : 13/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı dava dilekçesinde: 2004 yılında ortağı ... ile birlikte davalı şirketi kurduklarını, kısa bir süre sonra aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle şirketi faal duruma getiremediklerini, bu güne kadar bir faaliyette bulunmadıkları gibi vergi kaydı dahi alamadıklarını, şirketin sicile kayıtlı olmasının Bağ-Kur tarafından zorunlu sigortalı olma ve tarafına borç çıkarılmasına neden olduğunu, şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirme durumunun bulunmadığını bildirmiş, davalı şirketin tasfiyesiz olarak feshine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı taraf duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, T.T.K'nun 636 (3) maddesi uyarınca haklı sebep nedeniyle davalı limited şirketin tasfiye yapılmaksızın feshi istemine ilişkindir. Ticaret sicil kayıt örneğinden davalı limited şirketin kuruluşundan bu yana ortaklarının davacı ... ile dava dışı ... olup davacının %90 pay sahibi olduğu ve şirketin kurulduğu 2004 yılında 20 yıl süre ile münferiden yetkilisi olarak seçildiği, sicil kaydında şirketin faal olduğu görülmüştür. Davacı şirket ortağı tarafından davalı şirketin T.T.K'nun 636 (3) maddesi kapsamında haklı nedenle tasfiye edilmeksizin feshi talep edilmiş ise de; kanun koyucu tarafından limited şirkete ilişkin düzenlemelerde limited şirketin haklı sebeple olsun ya da olmasın tasfiye edilmeksizin feshine karar verilebileceği yönünde bir imkan tanınmamıştır. Bunun yanında davacının şirketin %90 payına sahip olup 20 yıla yakın süreden beri ve dava ve karar tarihi itibariyle şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu, buna bağlı olarak şirketin organlarının mevcut olup davacının dilediği her an genel kurul toplantısı yapabilecek yetki ve paya sahip olduğu göz önünde tutulduğunda T.T.K'nun 638 (2) maddesindeki koşullarında somut olayda mevcut olmadığı bellidir. Öte yandan kuruluşundan itibaren bir faaliyeti olmayan davalı şirketin feshinin diğer ortak yönünden de çıkarı gereği kabul edilme ihtimalinin yüksek olduğu göz önünde tutulduğunda davacının, genel kurulu toplantıya çağırarak şirketin feshi yönünde bir karar alınmasını sağlaması mümkündür. Davacının ısrarla şirketin tasfiye edilmeksizin feshine karar verilmesi talebini yinelediği, T.T.K'nun da limited şirketlerin tasfiye edilmeksizin feshine karar verilmesinin mümkün olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediği, kuruluşundan itibaren herhangi bir faaliyeti bulunmasa da bir limited şirketin tasfiyesiz olarak feshine karar verilmesinin mümkün bulunmadığı gibi somut olay açısından davacının gerçekleştireceği genel kurul ile şirketin feshi yönünde karar alınmasını sağlama imkanı var iken bu imkanı kullanmadan dava açmasında ve tasfiye işlemi yapılmaksızın şirketin feshini talep etmesinde hukuki yararın bulunmadığı, hukuki yararın dava şartlarından olup davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerektiği, davacının münferiden tek yetkili olması ve yetkilisi olduğu şirketin davalı olması nedeniyle H.M.K'nun 427 (6) maddesi gereği ortaya çıkan menfaat çatışması nedeniyle davalı şirkete temsil kayyımı atanması gerekse de davanın dava şartı yokluğu nedeniyle esasa girilmeksizin reddedilmesi nedeniyle temsil kayyımı atanmasına bu aşamada gerek bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle HMK'nun 114(1/h) maddesinin yollamasıyla HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından arta kalanın HMK.'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Davacının yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/07/2020 Başkan ... e-imza

Üye ... e-imza

Üye ... e-imza

Katip ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/88, K. 2020/252, T. 13.07.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-88-e-2020-252-k-708d029c8294