İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/647 E. 2024/728 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/647
- Karar No
- 2024/728
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/647 Esas - 2024/728 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2020/647 Esas KARAR NO : 2024/728
DAVA :İtirazın İptali DAVA TARİHİ :14/04/2021 KARAR TARİHİ : 24/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Muarazanın Önlenmesi ve İtirazın İptali davalarının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ..... Esas, .....Esas ve ..... Esas sayılı dosyalarında dar kapsamlı değerlendirmeler ile muarazayı gidermeye yönelik çabalarının sonuçsuz kaldığını, muarazalı kredi sözleşme amacı olan ürünün ortaya çıktığını, kredi ödemesinin ana gelir kaynağı olan ürünleşmeyi engelleyen taraflar olan davalı banka ve dava dışı ... tarafından görevlendirilmiş akademisyen (tacir gerçek kişi) olan makina mühendisi .....'a rücu etmek üzere zararlar ile ilgili tespit ihtiyacı doğduğunu, eldeki davanın bu sebeple dava dışı taraf ile ilgili tazminat davası açılması için de tespit niteliğinde olduğunu, eldeki davada esas alınan kredi sözleşmesinde proje sonunda elde edilecek ürünün ticarileşmesi sonucu elde edilecek gelir ve bir kısmı ... tarafından geri ödemesiz ... finansman temini ile taahhütlerin gerçekleştirilmesinin esas alındığını, 2017-2019 yılları arasında tamamlanması planlanarak kurulan sözleşme sürecinde, tamamen harici etkenlerle yaşanan geçici finansman sorunlarına rağmen, ticarileşme için kritik olan prototip ürünün başarılı şekilde gecikmeli olarak 2020 yılında üretilerek ... ... projesinin tamamlandığını, Ticari Kredilerin, Bankacılık Sektöründe “İhtisas” ve “İhtisas dışı” olarak ... tarafından kesin düzenlemeler ile yönetildiğini, davalı tarafça önceden matbu olarak düzenlenmiş iş bu sözleşme ve dava konusu olan uygulamada, “ihtisas” kredisi kapsamında olması gereken projenin kendisi değil ama gelirlerinin, “İhtisas Dışı” başlığı altında değerlendirildiğini ve “Ticari İşletme Kredisi” olarak ... İyi Kredi Yönetmeliğine aykırı işlem yapıldığını, bu işlemin davalı için etik dışı olmasının ötesinde Bankacılık, Ticaret, Borçlar ve Medeni Kanun açısından da aykırı olduğunu, ihtisas kredisi kapsamında olan projenin kendisini tanımayıp, çıktısı olan gelirlerini ihtisas dışı kredi tahsisi için esas alınma iddiasının mantıklı olmadığını, mevzuat incelendiğinde anlaşıldığı üzere hiç inandırıcı olmayan bu durumun, hukuk devleti ve uluslararası yatırımcı, ulusal girişimci perspektifinde de incelendiğinde güven sarsıcı olduğunu ve kabul edilebilir olmadığını, dava konusu olan muarazalı işlemlerden bir tanesinin de rehin olarak ipotek edilen aile konutunun, tacir olmadığı, ... gelirli bir ihtisas kredi konusunda kullanılabilmesi için zorunlu sağlık raporunun kredi tahsis öncesi istenmemesi olduğunu, muarazalı sözleşme ve borçlar esas alındığında yine yaşı 70 üzerinde eş Tülin İbişoğlu’nun herhangi bir sağlık raporu istenmeden aile konut ipotek işleminde onayının alınmasının ayrı muaraza konusu olduğunu, Sözleşmede olması gereken mücbir sebep maddeleri gizlenmiş olması sebebi ile erken muacceliyet ile haksız edim yönünde adımlar uygulandığını, tam da ihtisas kredi sözleşmelerinde olması gereken mücbir sebep maddesinin tarafların davranışlarında belirleyici kural olması gerekirken, davalı bankanın mücbir sebep yükümlülüklerini yok saydığını ve refinansman ile aşılacak geçici ifa güçlüğü etkileri yerine getirilmediği için ticari faaliyetin kalıcı olarak kesilmesine neden olduğunu, ihtisas kredisi olan kredi konusu İhtisas dışı normal Ticari İşletme Kredisi gösterilmesi ile ihtisas kredisi kapsamında gelişen mücbir sebep durumunda, üstlenmesi gereken sorumluluklarından kaçması sonucu proje geliri olan ... gelirlerinden ve proje çıktısına kazandırılacak ek teknolojik üstünlükler kazandıracak ... kaynaklarından kayıplar yaşandığını, re-finansman talebinin karşılanmaması ötesinde mevcut proje için ayrılmış kaynakların kredi faiz ödemelerinde tüketilmesi sebebi ile projenin çıktısının üretimi ve teknolojik tasarımda hedeflenen yeni teknolojiler ile kabiliyet kazanımı fırsatları da kaçtığını, geçici ifa güçlüğü ile yaşanan ürün prototip üretimindeki gecikme sonucunda salgın hastalık döneminde daralan ekonomi sonucu, proje çıktı ürünün satışı ile öngörülen yatırım geri dönüş süresi ve gelir imkanının da ortadan kalktığını, yapılan bu bilinçli uygulama soncucunda projenin gecikmeli olarak zar zor tamamlandığını ancak personelin tamamının işten ayrılmasına ve hukuki sorunlara sebep olduğunu, ayrıca ..... işyerinin kirasının ödenemediği ve icra takibi sebebi ile bloke olan arge ... başvuru imkanı ile ... kayıplarının da katlandığını, girişimci şirket gerçek ve tüzel kimlikleri, başka bankalardan kredi kullanamaz hale getirilecek düzeyde itibar suikastine maruz kaldığını, kefil ...’na ait aile konutu ile ilgili hukuki süreç başlatılarak ilerlemiş yaşı olan kefil ve eşine travma yaşatılarak manevi zarar verildiğini, kredi kullanım amacı olan “.....” prototip ürün ve çözümünün tasarımı ve üretimine yönelik araştırma ve geliştirme sürecinde yukarıda ifade edildiği üzere ... destek alındığını, ... ... ... sözleşmesinin zorunlu gereği olan nesnel izleme sürecinde görevli ... izleyici Hakeminin nesnel izleme yapmaması sonucunda reddi hakem yapıldığını ve ... bilim kurulu tarafından hakem değişikliği gerçekleştirildiğini, yeni atanan izleyici hakem ile dava konusu projede geçici ifa güçlüğü oluşturan mücbir sebebin ortadan kalktığını ve proje ... ödemelerinin, diğer bir deyiş ile kredi gelir akışının tekrar başladığını belirterek mevcut erken muacceliyet ve temerrüt hükümlerinin iptal edilerek muarazalı sözleşme çerçevesinde başlatılan icra takiplerine hakimin müdahalesi ile ... Kredisi için 2017 yılında yapılan sözleşme ve 2018 yılında üçüncü taraf kaynaklı gelişen mücbir sebep sonucu ortaya çıkan muarazanın giderilmesini, sözleşme ilk başta kurulan ticarileşmeye yönelik amacına ve iyi kredi yönetmeliğine uyarlanarak, kesilen sürecin tamamlatılmasını, uyarlanan sözleşme ile ipotek fek edilerek varsa tespit edilen zararlar tazmin edildikten sonrasında kalan borçlar esasında yeniden düzenlenmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı definde bulunmuş, davalı bankanın proje kredisi şeklinde bir hizmet çeşidinin bulunmadığını, davacılarca her ne kadar müvekkil banka ile aralarında “Proje Finansmanı” niteliği taşıyan ve ticari olmayan bir kredi sözleşmesi imzalandığı yönünde bir iddia öne sürülmüşse de davalı bankanın bu alanda verdiği bir hizmet çeşidi bulunmadığını, davacıların müvekkil banka ile ticari bir kredi sözleşmesi imzalarken “amaçlarının ticari değil bilimsel proje finansmanı olduğu, bu nedenle ödemelerin ilgili projeye bağlı olduğunun” öne sürülmesinin mümkün olmadığını, her ne kadar dava dilekçesinde belirtilmese de davacı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti ile davalı arasında imzalanan 07.12.2017 tarihli ticari kredi sözleşmesinin mevcut olduğunu, davacı tarafça davalı bankadan kredi çekilirken kendisine ilave kredi verileceği yönünde herhangi bir taahhütte bulunulmadığını, kredi çekmesinin akabinde de müvekkil bankadan birçok kez yapılandırma talebinde bulunan davacının bu isteği onaylanıp borcu yapılandırılmışsa da davacı taksitleri ödemede sürekli olarak temerrüde düşmüş yapılandırma planlarına uygun davranmadığını, dolayısıyla da bunun sonucu olarak her zamanki olağan temerrüt prosedürü işletildiğini ve noter aracılığı ile temerrüt ihbarnamesi gönderildiğini, kaldı ki ihtarname prosedürü mevzuat kaynaklı olup esasen davacının doğrudan icra muameleleri olmaksızın önceden uyarılması amaçlandığından davacı lehine bir süreç olduğunu, davalı bankanın kredinin ne şekilde kullanıldığından sorumlu olmadığını, davalı bankanın davacılarla ticari kredi sözleşmesi imzaladıktan sonra vermiş olduğu kredinin kullanım alanını öğrenmekle vs sorumlu olmadığını, davacılar tacir sıfatına haiz olmakla birlikte TTK hükümleri uyarınca basiretli iş adamı gibi davranma borcuna aykırı hareket ettiklerini ve bunun sonucunda oluşan ekonomik ve hukuki sorumluluktan kurtulmaya çalıştıklarını, davalı müvekkilinin kredi kullandırtması ile uygulanan projelerin yahut yürütülen ticari faaliyetinin başarısından yahut başarısızlığından sorumluluğunun bulunması ve dolayısıyla ödemelerin buna göre düzenlenmesi mümkün olmayacağını, davacılarca ticari hayatın gereklerine ve olağan hayat akışına tamamen aykırı taleplerle eldeki davanın açıldığını, ipoteğin hukuka uygun olarak tesis edilldiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte ipotek banka lehine 08.11.2016 tarihinde tesis edilmiş olmasına rağmen aile konutu şerhinin 18.02.2020 tarihinde konulduğunu, bu nedenle de dava dışı ...'nun eşinin onayının alınmasına gerek olmadığını, davacı tarafından her ne kadar kredi ödemesinin ana gelir kaynağı olan ürünleşmeyi engelleyen taraf olan bankaya ve makina mühendisi .....'a rücu etmek üzere zarar ile ilgili tespit ihtiyacı doğduğu belirtilse söz konusu tespitin iş bu dava kapsamında istenilebilmesi ve yapılabilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın öncelikle dava şartlarını taşımıyor olması nedeniyle usulden reddine, aksi halde reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ... Şubesi ile davalı borçlu arasında imzalanan kredi sözleşmesinde borcun ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında .....Esas sayılı dosyası üzerinden 516.018,86 TL asıl alacak, vade tarihinden itibaren işleyen 14.757,69 TL faizi ve 737,88 TL BSMV olmak üzere toplam 531.514,43 TL'nin tahsili istemiyle icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yapılan haksız itiraz nedeniyle takibin durduğunu belirterek, ..... Esas sayılı dosyası dosyasına vaki itirazının iptaline karar verilmesini, davalı aleyhine %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı 20/04/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur. Asıl dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan muarazanın önlenmesi, birleşen dava ise genel kredi sözleşmesine konu alacak nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemlerine ilişkindir. Asıl davada davacı ...'nun davası eldeki davadan tefrik edilerek mahkememizin ..... Esas sayısına kaydedilmiş, mahkememizin ..... sayılı ilamıyla bu ...'nun davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Birleşen davaya konu ..... Esas sayılı takip dosyasında; davacı Bankanın davalı borçlu hakkında toplam 516.018,86 TL asıl alacak, 14.757,69 TL faiz, 737,88 TL BSMV olmak üzere toplam 531.514,43 TL alacağın, 515.620,56 TL'sinin yıllık 14,95, 398,30 TL'sinin %0 faiz ile tahsili istemiyle icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak Ziraat Bankası ... şubesi ile imzalanan ticari kredi sözleşmesi müşterek ve müteselsil kefillik borcu aynı borç için ... . Tic. Ltd. Şti ve Hüsnü İbiş aleyhine pandemi nedeniyle farklı tarihlerde açılan ilamsız ipoteğin paraya çevrilmesi ve kambiyo senedi takipleri ile tahsilde tekerrür olmamak üzere tahsil isteminin gösterildiği görülmüş, ödeme emrinin borçluya 18/07/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlu 22/07/2020 tarihinde borca, faize ve ferilerine süresinde itiraz etmiş, 23/07/2020 tarihinde takibin durdurulmasına karar verilmiş, eldeki davanın hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi 21/06/2022 tarihli ön raporu ile eksik hususları bildirmiş, bu eksikliklerin ikmali için mahkememizce müzekkereler yazılmış, yazı cevaplarının yeniden tetkiki suretiyle rapor tanzimi için dosya kapsamı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 06/02/2023 tarihli ek raporu ile; asıl davada dosya kapsamına sunulmuş olan belgeler, davalı Banka tarafından, kredi talebinde bulunulan şirketlerin mali bilançoları esas alınmak ve karşılıksız çek, protestolu senet, diğer bankalardaki risk bilgileri, Banka nezdindeki aksayan kredi riski, vergi borcu, sigorta prim borcu, E-haciz durumu, İhale yasaklılık durumu yönlerinden istihbarat yapıldığına ve kredi tahsisisin iş bu istihbarat sonucunun olumlu neticelenmesi üzerine yapıldığına işaret etmekte olup, yine davacıların dava dilekçesinde atıfta bulunduğu ... tarafından yayımlanmış “İyi Uygulama Rehberi - Bankaların Kredi Kullandırımına İlişkin Rehber”in 12. İlkesi ile dava dosyasına sunulmuş olan kredi belgeleri dikkate alındığında, davacı şirkete tahsis edilen borçlu cari hesap, taksitli ticari kredi, ... kefaletli kredilerin davacı şirketin ihtiyaçları doğrultusunda kullandırıldığı; her bir kredi talebinin şirket adına ve şirket ihtiyacına binaen yapıldığının açıkça görüldüğü, bu bağlamda, davacı şirket adına tahsis edilen kredilerin amacı dışında olduğuna ve muvazaalı olarak; bir başka anlatımla, davacı şirketin finansal ihtiyacı için alınan kredilerin şirket finansmanı dışındaki amaçlarla kullanıldığına ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı, diğer taraftan, aynı Rehberin “Müşteri limitleri belirlenirken müşteri borçluluğu ve geri ödeme performansı/kapasitesi belirlenir” başlıklı İLKE 17, M. 101'de; “Krediye konu olan faaliyetin veya yatırımın nakit akışı birincil geri ödeme kaynağı olarak değerlendirilir. Müşterinin geri ödeme kapasitesi değerlendirilirken teminatlar dikkate alınmaz.” şeklinde bir düzenlemeye yer verildiği, bu düzenlemede, yalnızca ipotek gibi maddi teminat alınmak suretiyle kredi kullandırılmaması, asıl olanın kullandırılacak kredinin geri ödemelerinin firmanın krediye konu faaliyetinden veya yatırımından elde edilecek gelirlerle yapılması belirtilmektedir ki davaya konu olayda davacı şirkete hiçbir ticari faaliyeti ve geliri bulunmaz iken yalnızca gayrimenkul ipoteği alınmak suretiyle bir kredi kullandırımının söz konusu olmadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde davalı Bankanın, şirkete tahsis edilen kredilerin amacına uygun tahsil edilmediği, kredi tahsisi sırasında kredi ödemelerinin şirketin faaliyetinden elde edilecek gelirlerle yapılması yönündeki ... tavsiye kararına uyulmadığı, şirketin mevcut ve gelecekteki gelirleri dikkate alınmadan maddi teminat tesis etmek suretiyle kredi kullandırıldığı beyan edilerek davalı Bankanın davacı şirkete ... düzenlemelerine aykırı olarak kredi tahsis edildiğinin ileri sürüldüğünün anlaşıldığı, buna göre davacı şirkete kredi tahsis aşamasında, gerek davacı ... Ltd.Şti gerekse kefilin mali verileri esas alınmak suretiyle kredilendirme yapıldığı anlaşılmakta olup tahsis edilen kredilerin amacı dışında kullanıldığı hususunda davacı tarafça bir belge de sunulmadığı, kaldı ki, davalı Bankanın, ...'nın söz konusu Rehber'inde yer alan ilkelere aykırı olarak kredi tahsis ve kullandırımında hatalı davrandığının kabulü halinde; şirketin mali bilançolarını davalı Bankaya sunmak suretiyle kredi talebinde bulunan, kredi tahsisinden sonraki süreçte şirket adına imzalı dilekçelerle davalı Bankadan borçlu cari hesap kredileri, taksitli ticari krediler, ... kefaletli krediler ve teminat mektubu kredileri talep eden davacı şirketin bu kredileri amacı dışında kullanmış olduğunun kabulü anlamına gelir ki bu kabul; bir taraftan, davalı Bankanın ...'nın anılan Rehber ilkelerine aykırı hareket etmesi nedeniyle İdari sorumluluğuna işaret ederken, aynı zamanda, şirket kaşesine havi talep dilekçeleri ile şirket ihtiyaçları için kullanılacağı beyan edilen kredilerin gerçekte farklı amaçlarla kullanılmış olması, daha açık anlatımı ile, amacı dışında kredi kullanılmış olması nedeniyle davacı şirketin de sorumluluğunu doğuracağı, davacıların, davalı Bankadan proje kredisi talebinde bulunmuş iken davalı Bankanın, “proje kredisi sözleşmesi” yerine "Genel Kredi Sözleşmesi" imzalattığı ve tek kazancı proje gelirinden ibaret olan şirketi normal bir ticari işletme gibi değerlendirmek suretiyle proje kredisi yerine ticari krediler kullandırdığını iddia ettiği, proje kredilerine özgü olarak yukarıda sıralanan özellikler dikkate alınarak davaya konu olay bağlamında değerlendirme yapıldığında, davacının proje kredisi talep ettiğine, talep konusu proje temelinde davalı Banka tarafından projeye yönelik bir istihbarat çalışması yapıldığına, bu istihbarat sonucunda proje için ihtiyaç duyulacak öz kaynak-yabancı kaynak ihtiyacının belirlendiğine ilişkin hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan mail yazışmalarında da firma faaliyetinin “proje geliştirme'ye yönelik olduğu belirtilmekle birlikte, "hazırlanmış bir proje ve talebinde yalnızca bu projenin dış kaynak ihtiyacına” yönelik olduğu yönünde bir başvuru belgesi ibraz edilmediği, kaldı ki, amaç, yalnızca mevcut bir proje için ihtiyaç duyulacak dış kaynağın temini iken davalı Bankaca bu projeye finansman sağlanmamış ise, bu halde, yapılması gereken işin bu projeyi kabul edip "proje kredisi” kullandırabilecek diğer bankalar nezdinde girişimde bulunulması olması gerekirken, bu yönde hareket edilmeyip, projenin dış kaynak ihtiyacının kısa vadeli Borçlu Cari Hesap kredileri, taksitli ticari kredi ve ... kredileri gibi kısa vadeli kredilerle karşılanması yönünde tercih kullanıldığının anlaşıldığı, bu bağlamda, davacı tarafın, Bankaca proje kredisi kullandırılması gerekirken kullandırılmadığı için hatalı olduğu yönündeki beyanlarına iştirak etme imkanı bulunamadığı, davalı Banka tarafından, davacı şirkete kullandırılan Borçlu Cari Hesap Kredileri, taksitli ticari kredilerin ödeme planlarında belirlenen vade ve tutarlarda ödenmediği dikkate alındığında, davalı Bankanın, sözleşme hükümleri doğrultusunda kredilere muacceliyet vermesinde Bankacılık mevzuatına aykırı bir husus bulunmadığı, zira, kredi alacaklarının ne süre ile idari takip sürecinde izleneceği ve hangi hal ve koşullarda vadesi geçen alacakların kanuni takip hesaplarına aktarılıp yasal süreç başlatılacağı hususunda Bankaları bağlayan yasal düzenlemeler mevcut olup, Bankaların, bu düzenlemelerin dışına çıkarak hareket etmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, kredi sözleşmesinin ilk kurulduğu aşamadan takip aşamasına kadar ki süreçte, davacı şirketin borçlu cari hesap, taksitli ticari kredi, ... kefaleti kredi talepleri ile ödeme güçlüğü yaşanan kredilerde yapılandırma yapıldığı, bu bağlamda gerek kredilerin tahsis aşamasında, gerekse kullandırım aşamalarında davalı Bankanın davacı şirketin talepleri doğrultusunda işlem yaptığı, taraflar arasında proje finansmanı yönünde yapılmış bir anlaşma ve sözleşme bulunmadığı, davacı şirketin tek gelirinin projeden elde edilecek ... geliri olduğu beyan edilmiş olmasına karşın, kullanılan taksitli kredilerinin taksit ödemelerinin ve borçlu cari hesap kredilerinin dönem faizi ödemelerinin uzunca bir müddet sorunsuz şekilde yapılmış olmasının şirketin ... geliri dışında başkaca gelirleri bulunduğuna işaret ettiği, kredilerin muaccel hale getirilmesinde Bankacılık mevzuatında öngörülen süre ve şartlara riayet edilmesi yönünde yasal zorunluluk bulunduğu dikkate alındığında, davalı Bankanın dava konusu olayda, Bankacılık yasal düzenlemelerine aykırı bir şekilde davacı şirket aleyhine sonuç doğuracak nitelikte bir işlemin bulunmadığı kanaatine varıldığı, bu haliyle kredi sözleşmesinin ilk kurulduğu aşamadan takip aşamasına kadar ki süreçte, davacı şirketin borçlu cari hesap, taksitli ticari kredi, ve ... kefaletli kredi talepleri ile ödeme güçlüğü yaşanan kredilerde yapılandırmaya yönelik istemlerinin davalı Bankaca kabul edildiği, bu bağlamda gerek kredilerin tahsis aşamasında, gerekse kullandırım aşamalarında davalı Bankanın davacı şirketin talepleri doğrultusunda işlem yaptığı, taraflar arasında proje finansmanı yönünde yapılmış bir anlaşma ve sözleşme bulunmadığı, davacı şirketin tek gelirinin projeden elde edilecek ... geliri olduğu beyan edilmiş olmasına karşın, kullanılan taksitli kredilerinin taksit ödemelerinin ve borçlu cari hesap kredilerinin dönem faizi ödemelerinin uzunca bir müddet sorunsuz şekilde yapılmış olduğu, bu durumun ise şirketin ... geliri dışında başkaca gelirleri bulunduğuna işaret ettiği, kredilerin muaccel hale getirmesinde Bankacılık mevzuatında öngörülen süre ve şartlara riayet edildiği dikkate alınarak, dava konusu olayda, davalı Bankanın Bankacılık yasal düzenlemelerine aykırı bir şekilde ve davacı şirket aleyhine sonuç doğuracak nitelikte bir işlemin bulunmadığı, bu bağlamda, davacı şirketin sözleşmeye müdahale edilmesi yönündeki talebinin hukuki boyutuyla takdir ve değerlemesinin mahkememize ait olduğu rapor edilmiş, birleşen davada ise davacının davalı kefilden takip tarihine göre talep edebileceği tutarın asıl alacak 489.730,71 TL, işlemiş faiz 12.609,21 TL, BSMV 630,46 TL, toplam 502.970,38 TL şeklinde olduğu, davacının, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 14.95 oranından işlemiş faiz talep edebileceği rapor edilmiş, taraf itirazları doğrultusunda aldırılan bilirkişi 12/07/2023 tarihli ek raporu ile; tarafların itirazları doğrultusunda yeniden yapılan değerlendirme sonucunda, 06.02.2023 tarihli Ek Raporda yer verilen tespit, değerlendirme, görüş ve hesaplamalarda değişiklik yapılmasını gerekli kılacak bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı rapor edilmiş, taraf itirazları doğrultusunda aldırılan bilirkişi 05/01/2024 tarihli ek raporu ile; tarafların itirazları doğrultusunda yeniden yapılan değerlendirme sonucunda, 12.07.2023 tarihli Ek Raporda yer verilen tespit, değerlendirme, görüş ve hesaplamalarda değişiklik yapılmasını gerekli kılacak bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı rapor edilmiş, mahkememizin 26.05.2024 tarihli celsesi ara kararı ile ... yazılan müzekkere cevabına ekli hesap hareketlerinin değerlendirilmesi suretiyle ek rapor düzenlenmesi istemiyle aldırılan bilirkişi 16/07/2024 tarihli ek raporu ile; müzerkere üzerine davalı Bankanın ... Şubesi tarafından 28.02.2024 tarihli yazı ekinde, ... ve ... nolu hesapların ekstreleri dosyaya sunulduğu, ... nolu hesaba ilişkin olarak yapılan incelemede hesaba 29.02.2018 tarihinde ... tarafından 176.000,00 TL tutarında havale gönderildiği, gönderilen bu havaleden ... nolu proje Ocak/2018, Şubat/2018, Mart/2018, Nisan/2018, Mayısi2018, Haziran/2018 ve Temmuzi2018 maaş ödemesi” açıklaması ile bir kısım havaleler gönderildiği, benzer şekilde kalan tutardan bir kısmının muhtelif şahıslara havale yapılmak ve kredi borçlarına mahsup edilmek suretiyle hesaptan çekilmiş olduğu, 17.07.2019 tarihinde hesaba ... tarafından 73.548,75 TL ve 79.806,25 TL tutarlarında olmak üzere toplam 153.355,00 TL gönderildiği, bu tutarın 10.378,69 TL'lik kısmı ile ..., 1017 ve ... nolu kredilerin anapara, faiz ve BSMV borçlarına tahsilat yapıldığı, kalan tutarın 142.376,00 TL'lik kısmının ise ... nolu hesaba aktarılarak vadeli hesap açıldığı, hesaba 23.12.2019 tarihinde ... tarafından 40.396,75 TL ve 38.423,00 TL olmak üzere toplam 78.819,75 TL tutarında havale gönderildiği, gönderilen bu havalenin (30.102,91 + 40396,75=) 70.499,66 TL'lik kısmının ... nolu hesaba aktarıldığı, kalan kısmın ise ... ve ... nolu kredilerin anapara, faiz ve BSMV tutarlarının tahsilinde kullanıldığı, hesaba 24.12.2019 tarihinde ... nolu hesaptan 24.329,14 TL aktarım yapıldığı ve aynı tarihte ... adına ...a 24.300,00 TL EFT havalesi gönderildiği; 17.07.2019 tarihinde vadeli olarak değerlendirilmek üzere 142.376,00 TL'nin aktarıldığı ... nolu hesapla ilgili olarak yapılan incelemede raporda tablolandırıldığı şekliyle tespit edilen hesap hareketlerinden de anlaşılacağı üzere, vadeli olarak değerlendirilen söz konusu 142.376,00 TL peyderpey çekilerek davacı şirket ihiyaçları yanısıra kredi borçlarının tahsil için kullanılmış, bu hesaptan takibe konu alacağa herhangi bir aktarım bulunmadığı gibi aktarılacak bir tutar da bulunmadığının anlaşıldığı, ... nolu hesaba ilişkin olarak 02.08.2019 tarihinde ... nolu hesaptan aktarılan 60.000,00 TL üzerinden vadeli mevduat hesabı açıldığı, 13.12.2019 tarihine kadar işleyen faizler ile birlikte bakiye 62.265,10 TL'ye yükseldiği, bu tarihte 2.265,10 TL ... A.Ş.'nin ... nolu hesabına aktarıldığı, aktarılan bu tutardan 220.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun komisyon borçlarının tahsil edildiği, işleyen faizler ile birlikte hesap bakiyesi 08.01.2021 tarihinde 65.918,97 TL'ye ulaştığı, 08.01.2021 tarihinde hesaptan 2.904,34 TL ... A.Ş.'ye ait ... nolu hesaba aktarıldığı, aktarılan bu tutardan 220.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun komisyon borçlarının tahsil edildiği, işleyen faizle birlikte hesap bakiyesi 12.02.2021 tarihi itbariyle 63.301,64 TL'ye ulaştığı, 19.02.2021 tarihinde bu tutar ... A.Ş.'nin ... nolu hesabına aktarıldığı ve aktarılan bu tutarın tamamının takibe konu borca mahsup edildiği, vadeli mevduat hesabının bozularak takibe konu borçlara mahsup edilmesi işlemi takip ve dava tarihinden sonra olmak üzere 19.02.2021 tarihinde gerçekleştiğinden, söz konusu tutarın takip tarihine göre hesaplamalara dahil edilmesine hukuken imkan bulunmadığı gibi, dava tarihine göre yapılacak bir hesaplamada da dikkate alınmasının mümkün olmadığı rapor edilmiştir. Asıl davaya yönelik yapılan değerlendirmede; davacılar vekili dava dilekçesi ile ... için 2017 yılında yapılan sözleşme ve 2018 yılında üçüncü taraf kaynaklı gelişen mücbir sebep sonucu ortaya çıkan muarazanın hakimin müdahalesi suretiyle giderilmesini ve sözleşmenin ilk başta kurulan ticarileşmeye yönelik amacına ve 2016 yılında yayımlanan ... İyi Kredi Yönetmeliği 101. maddesi uyarınca uyarlanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı Banka ise davacılardan ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile aralarında imzalanan kredi sözleşmesinin ticari kredi vasfında olduğunu, davacı Şirketin bir çok kez yapılandırma ve taksitlendirme talebinde bulunduğunu ancak sürekli temerrüde düştüğünü, yapılandırma planlarına uygun davranmadığını, bunun sonucu olarak olağan temerrüt prosedürünün işletildiğini, öte yandan kredi kullananın krediyi ne şekilde kullandığından Bankanın sorumlu olmadığını, davacıların basiretli tacir gibi davranmaları gerektiğini ve kredinin kullanılması ile uygulanan projelerin yahut yürütülen ticari faaliyetin başarısından yahut başarısızlığından davacı şirketin sorumlu olduğunu, ödemelerin ise bu duruma göre düzenlenmesinin mümkün olmadığını savunmuştur. Davalı Banka ile ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 23.03.2017 tarihli 600.000 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olup, bu sözleşmeye davacı ...'ın 660.000 TL limitle müteselsil kefaleti alınmıştır. Sözleşme limiti 14.12.2017 tarihinde 220.000 TL artırılmış ve davacı ...'nin 902.000 TL ve ...'nun 902.000 TL limitle müteselsil kefaletleri alınmış, ayrıca ...'nun kefaletine ilişkin olarak eş muvafakatinin de alındığı görülmüştür. Davalı Banka tarafından dosyaya sunulmuş olan kredi hesap ekstreleri incelendiğinde, davacı Şirkete muhtelif tarihlerde borçlu cari hesap kredileri ile taksitli ticari krediler kullandırıldığı, borçlu cari hesap kredilerinin vade sonunda kapatılamaması üzerine yeniden yapılandırma yapıldığı, yapılandırılan krediler ile taksitli kredilerin ödemelerinde aksaklık olması nedeniyle kredi hesaplarının kat edilerek ihtarname keşide edildiği, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine de takip hesaplarına aktarıldığı, bu kapsamda birleşen ..... Esas sayılı dosyasına konu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır. Davacılar, kredi talebinin proje kredisi olarak tahsis ve kullandırılması yönünde yapıldığını, ancak davalı Bankanın, normal ticari kredi sözleşmesi imzalattığını ve kredi ilişkinin de proje kredisi olarak değil, ticari kredi bağlamında sürdürüldüğünü iddia etmekte iken, davalı Banka, kredi sözleşmelerinde ve kredi işlemlerinde yasal düzenlemelere aykırı bir husus bulunmadığını savunmaktadır. Mahkememizce aldırılan 06/02/2023 tarihli bilirkişi ek raporu ile; dosya kapsamına sunulmuş olan belgeler, davalı Banka tarafından, kredi talebinde bulunulan şirketlerin mali bilançoları esas alınmak ve karşılıksız çek, protestolu senet, diğer bankalardaki risk bilgileri, Banka nezdindeki aksayan kredi riski, vergi borcu, sigorta prim borcu, E-haciz durumu, İhale yasaklılık durumu yönlerinden istihbarat yapıldığına ve kredi tahsisisin iş bu istihbarat sonucunun olumlu neticelenmesi üzerine yapıldığına işaret etmekte olup, yine davacıların dava dilekçesinde atıfta bulunduğu ... tarafından yayımlanmış “İyi Uygulama Rehberi - Bankaların Kredi Kullandırımına İlişkin Rehber”in 12. İlkesi ile dava dosyasına sunulmuş olan kredi belgeleri dikkate alındığında, davacı şirkete tahsis edilen borçlu cari hesap, taksitli ticari kredi, ... kefaletli kredilerin davacı şirketin ihtiyaçları doğrultusunda kullandırıldığı; her bir kredi talebinin şirket adına ve şirket ihtiyacına binaen yapıldığının açıkça görüldüğü, bu bağlamda, davacı şirket adına tahsis edilen kredilerin amacı dışında olduğuna ve muvazaalı olarak; bir başka anlatımla, davacı şirketin finansal ihtiyacı için alınan kredilerin şirket finansmanı dışındaki amaçlarla kullanıldığına ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı, diğer taraftan, aynı Rehberin “Müşteri limitleri belirlenirken müşteri borçluluğu ve geri ödeme performansı/kapasitesi belirlenir” başlıklı İLKE 17, M. 101'de; “Krediye konu olan faaliyetin veya yatırımın nakit akışı birincil geri ödeme kaynağı olarak değerlendirilir. Müşterinin geri ödeme kapasitesi değerlendirilirken teminatlar dikkate alınmaz.” şeklinde bir düzenlemeye yer verildiği, bu düzenlemede, yalnızca ipotek gibi maddi teminat alınmak suretiyle kredi kullandırılmaması, asıl olanın kullandırılacak kredinin geri ödemelerinin firmanın krediye konu faaliyetinden veya yatırımından elde edilecek gelirlerle yapılması belirtilmektedir ki davaya konu olayda davacı şirkete hiçbir ticari faaliyeti ve geliri bulunmaz iken yalnızca gayrimenkul ipoteği alınmak suretiyle bir kredi kullandırımının söz konusu olmadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde davalı Bankanın, şirkete tahsis edilen kredilerin amacına uygun tahsil edilmediği, kredi tahsisi sırasında kredi ödemelerinin şirketin faaliyetinden elde edilecek gelirlerle yapılması yönündeki ... tavsiye kararına uyulmadığı, şirketin mevcut ve gelecekteki gelirleri dikkate alınmadan maddi teminat tesis etmek suretiyle kredi kullandırıldığı beyan edilerek davalı Bankanın davacı şirkete ... düzenlemelerine aykırı olarak kredi tahsis edildiğinin ileri sürüldüğünün anlaşıldığı, buna göre davacı şirkete kredi tahsis aşamasında, gerek davacı ... Ltd.Şti gerekse kefilin mali verileri esas alınmak suretiyle kredilendirme yapıldığı anlaşılmakta olup tahsis edilen kredilerin amacı dışında kullanıldığı hususunda davacı tarafça bir belge de sunulmadığı, kaldı ki, davalı Bankanın, ...'nın söz konusu Rehber'inde yer alan ilkelere aykırı olarak kredi tahsis ve kullandırımında hatalı davrandığının kabulü halinde; şirketin mali bilançolarını davalı Bankaya sunmak suretiyle kredi talebinde bulunan, kredi tahsisinden sonraki süreçte şirket adına imzalı dilekçelerle davalı Bankadan borçlu cari hesap kredileri, taksitli ticari krediler, ... kefaletli krediler ve teminat mektubu kredileri talep eden davacı şirketin bu kredileri amacı dışında kullanmış olduğunun kabulü anlamına gelir ki bu kabulün; bir taraftan, davalı Bankanın ...'nın anılan Rehber ilkelerine aykırı hareket etmesi nedeniyle İdari sorumluluğuna işaret ederken, aynı zamanda, şirket kaşesine havi talep dilekçeleri ile şirket ihtiyaçları için kullanılacağı beyan edilen kredilerin gerçekte farklı amaçlarla kullanılmış olması, daha açık anlatımı ile, amacı dışında kredi kullanılmış olması nedeniyle davacı şirketin de sorumluluğunu doğuracağı, davacıların, davalı Bankadan proje kredisi talebinde bulunmuş iken davalı Bankanın, “proje kredisi sözleşmesi” yerine "Genel Kredi Sözleşmesi" imzalattığı ve tek kazancı proje gelirinden ibaret olan şirketi normal bir ticari işletme gibi değerlendirmek suretiyle proje kredisi yerine ticari krediler kullandırdığını iddia ettiği, proje kredilerine özgü olarak yukarıda sıralanan özellikler dikkate alınarak davaya konu olay bağlamında değerlendirme yapıldığında, davacının proje kredisi talep ettiğine, talep konusu proje temelinde davalı Banka tarafından projeye yönelik bir istihbarat çalışması yapıldığına, bu istihbarat sonucunda proje için ihtiyaç duyulacak öz kaynak-yabancı kaynak ihtiyacının belirlendiğine ilişkin hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan mail yazışmalarında da firma faaliyetinin “proje geliştirme'ye yönelik olduğu belirtilmekle birlikte, "hazırlanmış bir proje ve talebinde yalnızca bu projenin dış kaynak ihtiyacına” yönelik olduğu yönünde bir başvuru belgesi ibraz edilmediği, kaldı ki, amaç, yalnızca mevcut bir proje için ihtiyaç duyulacak dış kaynağın temini iken davalı Bankaca bu projeye finansman sağlanmamış ise, bu halde, yapılması gereken işin bu projeyi kabul edip "proje kredisi” kullandırabilecek diğer bankalar nezdinde girişimde bulunulması olması gerekirken, bu yönde hareket edilmeyip, projenin dış kaynak ihtiyacının kısa vadeli Borçlu Cari Hesap kredileri, taksitli ticari kredi ve ... kredileri gibi kısa vadeli kredilerle karşılanması yönünde tercih kullanıldığının anlaşıldığı, bu bağlamda, davacı tarafın, Bankaca proje kredisi kullandırılması gerekirken kullandırılmadığı için hatalı olduğu yönündeki beyanlarına iştirak etme imkanı bulunamadığı, davalı Banka tarafından, davacı şirkete kullandırılan Borçlu Cari Hesap Kredileri, taksitli ticari kredilerin ödeme planlarında belirlenen vade ve tutarlarda ödenmediği dikkate alındığında, davalı Bankanın, sözleşme hükümleri doğrultusunda kredilere muacceliyet vermesinde Bankacılık mevzuatına aykırı bir husus bulunmadığı, zira, kredi alacaklarının ne süre ile idari takip sürecinde izleneceği ve hangi hal ve koşullarda vadesi geçen alacakların kanuni takip hesaplarına aktarılıp yasal süreç başlatılacağı hususunda Bankaları bağlayan yasal düzenlemeler mevcut olup, Bankaların, bu düzenlemelerin dışına çıkarak hareket etmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, kredi sözleşmesinin ilk kurulduğu aşamadan takip aşamasına kadar ki süreçte, davacı şirketin borçlu cari hesap, taksitli ticari kredi, ... kefaleti kredi talepleri ile ödeme güçlüğü yaşanan kredilerde yapılandırma yapıldığı, bu bağlamda gerek kredilerin tahsis aşamasında, gerekse kullandırım aşamalarında davalı Bankanın davacı şirketin talepleri doğrultusunda işlem yaptığı, taraflar arasında proje finansmanı yönünde yapılmış bir anlaşma ve sözleşme bulunmadığı, davacı şirketin tek gelirinin projeden elde edilecek ... geliri olduğu beyan edilmiş olmasına karşın, kullanılan taksitli kredilerinin taksit ödemelerinin ve borçlu cari hesap kredilerinin dönem faizi ödemelerinin uzunca bir müddet sorunsuz şekilde yapılmış olmasının şirketin ... geliri dışında başkaca gelirleri bulunduğuna işaret ettiği, kredilerin muaccel hale getirilmesinde Bankacılık mevzuatında öngörülen süre ve şartlara riayet edilmesi yönünde yasal zorunluluk bulunduğu dikkate alındığında, davalı Bankanın dava konusu olayda, Bankacılık yasal düzenlemelerine aykırı bir şekilde davacı şirket aleyhine sonuç doğuracak nitelikte bir işlemin bulunmadığı kanaatine varıldığı rapor edilmiştir. Bu açıklamalar kapsamında; davalı Bankanın, davacı Şirketin kullandırdığı, davacılardan ...'in kefil ve davacı Şirketin müdürü olduğu, bilirkişi raporu ile de açıklandığı üzere davaya konu kredinin dayanağı kredi sözleşmesinin ilk kurulduğu aşamadan takip aşamasına kadar ki süreçte, davacı Şirketin borçlu cari hesap, taksitli ticari kredi, ve ... kefaletli kredi talepleri ile ödeme güçlüğü yaşanan kredilerde yapılandırmaya yönelik istemlerinin davalı Bankaca kabul edildiği, bu bağlamda gerek kredilerin tahsis aşamasında, gerekse kullandırım aşamalarında davalı Bankanın davacı şirketin talepleri doğrultusunda işlem yaptığı, taraflar arasında proje finansmanı yönünde yapılmış bir anlaşma ve sözleşme bulunmadığı, davacı şirketin tek gelirinin projeden elde edilecek ... geliri olduğu beyan edilmiş olmasına karşın, kullanılan taksitli kredilerinin taksit ödemelerinin ve borçlu cari hesap kredilerinin dönem faizi ödemelerinin uzunca bir müddet sorunsuz şekilde yapılmış olduğu, bu durumun ise şirketin ... geliri dışında başkaca gelirleri bulunduğuna işaret ettiği, kredilerin muaccel hale getirmesinde Bankacılık mevzuatında öngörülen süre ve şartlara riayet edildiği dikkate alınarak, dava konusu olayda, davalı Bankanın Bankacılık yasal düzenlemelerine aykırı bir şekilde ve davacı şirket aleyhine sonuç doğuracak nitelikte bir işlemin bulunmadığı, bu haliyle kredi sözleşmesi nedeniyle muarazanın hakimin müdahalesi suretiyle giderilmesini ve sözleşmenin uyarlanmasını gerektirir bir halin ispatlanamadığı anlaşılmakla asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı Banka ipoteğin kaldırılmasının talep edildiğinden bahisle savunmada bulunmuş ise de bu husus dava konusu olmadığından bu kapsamda bir değerlendirme yapılmamıştır. Birleşen davaya yönelik yapılan değerlendirmede; birleşen davacı banka tarafından dava dışı ... Ltd.Şti.'ye ..... numaralı ticari krediler kullandırıldığı, davalı müteselsil kefil ...'in dava dışı şirketin müdürü olduğu, anapara borç tutarının toplam 472.663,18 TL olduğu, davacı Banka tarafından dava dışı ... Ltd.Şti. ile ipotek veren sıfatıyla ... ve davalı müteselsil kefil ...'e gönderilen 09.01.2020 tarihli ihtamame ile, taksitli kredilerden kaynaklı olarak toplam 488.747,10 TL ve gayrinakdi kredilerden kaynaklı olarak 220.000,00 TL toplamı 708.747,10 TL alacağın 3 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya 11.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname ile verilen 3 günlük ödeme süresinin 14.10.2020 tarihinde sona erdiği ve davalının temerrüdünün 15.10.2020 tarihi itibariyle oluştuğu, davacı Banka tarafından davalı kefil ... aleyhine ..... Esas sayılı dosyası üzerinden 17.03.2020 tarihinde başlatılan takipte, borçlu kefil davalının 22/07/2020 tarihininde borca itiraz ettiği, borca itiraz üzerine 23/07/2020arihinde tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, borçlu davalı kefilin aynı zamanda asıl borçlu şirketin yetkili temsilcisi olduğu, bilirkişi 06/02/2023 tarihli ek raporu ile belirtildiği üzere davacı bankanın davalı kefilden takip tarihine göre talep edebileceği tutarın; (hesap alacakları toplamı 472.663,18 asıl alacak + 15.318,89 TL işlemiş faiz + 765,03 TL BSMV) olmak üzere toplam 488.747,10 TL olduğu, kat tarihi itibariyle asıl alacak (488.747,10 TL + 936,77 TL + 46,84 TL=) 489.730,71 TL olmakla, işlemiş faiz 12.609,21 TL, BSMV 630,46 TL olmak üzere toplam 502.970,38 TL şeklinde olduğu, davacının, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 14.95 oranından işlemiş faiz talep edebileceği anlaşılmakla birleşen ..... Esas sayılı davasının kısmen kabulü ile; ..... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile 489.730,71 TL asıl alacak, 12.609,21 TL işlemiş faiz ve 630,46 TL vergi olmak üzere toplam 502.970,38 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %14,95 faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın REDDİNE, 1.a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 427,60 TL harçtan peşin alınan 54,40 TL peşin harç harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 1.b-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 1.c-Davalı tarafından asıl davada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 1.ç-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 1.d-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, 2.a-Birleşen ..... Esas sayılı davasının KISMEN KABULÜ ile; ..... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile 489.730,71 TL asıl alacak, 12.609,21 TL işlemiş faiz ve 630,46 TL vergi olmak üzere toplam 502.970,38 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %14,95 faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2.b-Birleşen ..... Esas sayılı davasında davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 2.c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 34.357,90 TL karar ve ilam harcından, dava tarafça peşin yatırılan 6.419,37 TL karar ve ilam harcı ve icra dosyasına yatırılan 2.657,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.280,96 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, davacı tarafından peşin yatırılan 6.419,37 TL karar ve ilam harcı ve icra dosyasına yatırılan 2.657,57 TL harç olmak üzere toplam 9.076,94 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2.ç-Davacı tarafından yapılan 10,00 TL e-tebligat ücreti, 2,75 TL dosya masrafı ve 1.500 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.512,75 TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanan 1.431,36 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 2.d-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 79.445,56 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.e-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2.maddesi uyarınca takdir olunan 28.544,05 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 2.f-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, 2.g-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. ve 14. fıkraları gereğince .....tarafından karşılanacak 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanan 71,28 TL'sinin davacıdan, 1.248,72 TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı asil ile taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .....Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/10/2024
Başkan ..... e-imza Üye ..... e-imza Üye ..... e-imza Katip ..... e-imza