İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/600 E. 2021/109 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/600
- Karar No
- 2021/109
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/600 Esas KARAR NO : 2021/109 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 17/11/2020 KARAR TARİHİ : 04/02/2021
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalılar arasında protokol gereğince anlaşma sağlandığını, bahsi geçen protokol gereğince davacı şirket, Antalya ... . İcra Müdürlüğü ... /... E. sayılı dosyadaki alacağını tahsil edebilmek için, davalı- borçlular ... ve ... ... ... hissedar olduğu taşınmazların satışını düşürdüğünü, bu durumun Antalya ... . Sulh Hukuk Mahkemesi ... /... Satış dosyasındaki ilk satışın düşmesi ile sabit olduğunu, davalılardan ...'ın ise davacının bu satışı düşürmesi karşılığında, davacı şirkete Antalya ... . İcra Müdürlüğü ... /... E. Sayılı dosya borcunu ve bu dosyadan dolayı uğradığı munzam zarar karşılığı olan bedeli; ... Euro olarak ödemeyi kabul ettiğini, davalı ... ... ... , bu ödemesi karşılığında diğer davalı kardeşlerinin ... ada ... parseldeki hisselerini devralacağını, bu protokole uyulmaması halinde ise, ... Euro cezai şart ödeneceği taraflarla birlikte kararlaştırıldığını, davacı şirketin protokol gereğince Antalya ... . Sulh Hukuk Mahkemesi ... /... Satış dosyasındaki, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel ve ... ada ... parselin satışını düşürdüğünü, ancak davalılar protokol gereği yapmaları gereken ödemeyi davacı şirkete yapmadıklarını, davalıların sözleşmeye aykırı hareket etmeleri nedeniyle davacı şirketin alacağını tahsil edemediği gibi, sonrasından yapılan 2. satışta da davalıların ihaleye girerek ihale alıcısı olmalarına rağmen ihale bedelini yatırmayarak davacının alacağına kavuşmasını engelleyici her türlü hareketlerine maruz kaldığını, davacı şirketin, davalılar ... ve ...'dan alacağı, Antalya ... . Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden doğduğunu, Antalya ... . İcra Müdürlüğünün ... /... E. sayılı dosyasıyla icra takibine konu olduğunu ve Antalya ... . Asliye Hukuk Mahkemesi ... /... E. sayılı itirazın iptali davası ile alacağı kesinleştiğini, alacağı kesinleşen davacı şirketin, davalı ... ve ...'ın elbirliği mülkiyetinde hissedar olduğu taşınmazların satışı için, icra dairesinde aldığı yetki ile Antalya ... . Sulh Hukuk Mahkemesi'nde ortaklığın giderilmesi davası açtığını yine davalıların her türlü itirazı sonucunda bahsi geçen davada ilk satış ... yılı ... ayında yapılabildiğini, yani davacı şirketin, ... yılında ticari işi ile ilgili ödediği bedeli ... yılı sonunda ciddi zarara uğrayarak tahsil edebildiğini, ancak davalılar yine hileli yollarla müvekkili oyaladığını, dava konusu protokolü imzalayarak satışı düşürmesini sağladıklarını, ancak protokol gereği edimlerinin hiçbirini yerine getirmediklerini, sözleşmeye aykırılık durumunda ödenecek cezai şart bedeli protokolün 6. Maddesinde ... Euro olarak belirlendiğini, davacının halen alacağını tam olarak tahsil edemediğini, munzam zarar talebine ilişkin davası Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesi ... /... E. sayılı dosyası ile devam ettiğini, belirterek taraflar arasında imzalanan ... tarihli protokole aykırı davranan davalıların, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... Euro cezai şartı arabuluculuk başvuru tarihi ... tarihinden işleyecek ticari faizi ile davacı şirkete ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmediği gerekçesine dayalı olarak başlatılan icra takibine ilişkin taraflarca imza altına alınan protokoldeki cezai şartın davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğunu, konusu yönünden davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı ve yine yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalardan olmadığı, tarafları yönünden bakıldığında da hem davalıların tacir olmadığı ve dolayısıyla davanın nispi ticari dava da olmadığını, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmediği gerekçesine dayalı olarak başlatılan icra takibinde yapılan itirazın iptaline ilişkin dava da asliye hukuk mahkemesinde görülüp karara bağlandığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davalıların ikameti ...'da olduğunu, bu nedenli yetkili mahkemelerin İstanbul mahkemeleri olduğunu, protokolün ifası diğer davalının davranışları nedeniyle mümkün olmadığını, bu hususta tanık dinlenilmesi talepleri bulunduğunu, protokolde imzası olan ...'nün cezai şart yönünden belirleme yapma ve davalılar adına bu yönde taahhütte bulunma yetkisi bulunmadığını, yetkisiz temsil söz konusu olduğunu, davacının zararı bulunmadığını, davanın kötü niyetli olduğunu, protokolde yazılı cezai şart miktarı fahiş olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... ... ile diğer davalılar ... ... ve ... ... ...; baba bir, anne ayrı kardeşler olduklarını, mirasçılık sıfatı nedeniyle davacı ve kardeşleri ... ve ... ... , diğer davalılar ile birlikte bir çok taşınmazda müşterek ya da iştirak halinde mülkiyet kapsamında hissedar olduklarını, diğer davalılar ... ... ... ve ...; davacı tarafa borçlandığını, işbu borç neticesinde davacı tarafça önce davalının da (mirasın intikali nedeniyle) hissedarı olduğu Antalya'da mevcut taşınmazlara haciz konulduğunu, akabinde davacı tarafça satış işlemleri başlatıldığını, davalı ve kardeşleri ... ve ... ... ' nın %60 maliki olduğu taşınmazıların, Antalya ... . İcra Müdürlüğü dosyasından satışının yapılacağı gün, davalı ... ... ... .... a geldiğinde, davacının önerisi ile ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazın davacıya satılması, böylelikle satış bedelinden icra dosya borcunun diğer davalılarca davacıya ödenmesi, hacizlerin fekkedilmesi hususunda gerek davacı, gerek diğer davalı borçlular vekili ile bir protokol yapılmış ise de taşınmazın devri işlemi gerçekleşmediğinden ve satış tehdidi nedeniyle davalı tarafından davacının icra dosyasından olan alacağı (diğer davalılara rücu şartıyla) ödendiğini, taşınmaz da tapuda davalıya satılmadığından protokolün esaslı şartı yerine gelmediğini, cezai şart talep edilmesinin mümkün olmadığını, ... tarihli protokol gereği tapuda taşınmazın satış ve devir işlemi gerçekleştirilmediğini, üstelik müvekkilimizden sözleşmenin teminatı olarak alınan senedin iade edilmediğini, icra dosya borcunun tamamen ödendiği hususu kötü niyetle belirtilmediğini, davacının yıllar önce diğer davalıların iştirak halinde hissedar oldukları taşınmazlardaki hisselerini satış vaadi ile aldığı, davalılar arasında ihtilaf olduğunu, dolayısıyla taşınmazın kendilerine devrinin ancak ve ancak dava yolu ile olacağını bildiği, kısacası uzun yargılama süreçlerini göze aldığı gerçekleri karşında, 3. şahıs davalının kusurlu olduğunu iddia etmesi afaki ve kötü niyetli olduğunu, yetkili mahkemelerin İstanbul mahkemeleri olduğunu, gayrımenkul satış vaadi resmi şekle uygun olarak yapılmadığından geçersiz olup, geçersiz olarak yapılan vaade ilişkin cezai şart talep edilemeyeceğini, taşınmazın, malik olan diğer davalılar tarafından davalıya devrinin (sözleşme şartının) gerçekleşmediğini, davalı, icra tehdidi nedeniyle davacının icra dosyasından kaynaklanan dosya borcunu ödediğini, davacının tarafımıza karşı ikame ettiği davada hukuki menfaati bulunmadığını, cezai şartın asıl borca bağlı fer’i bir borç olduğunu, asıl borç ortadan kalktığına göre cezai şartında talep edilemeyeceğini, talep edilen cezai şart miktarı fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, sözleşmeye aykırılık nedeni ile cezai şartı istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. ... ili ... İlçesi ... Mah. ... ada .... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde maliklerin; iştirak halinde ..., ... ... ..., ... ... ..., ... olduğu görülmüştür. Antalya ... . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ... /... E. ... /... .K. sayılı dava kararının incelenmesinde; davacının ... ... . A.Ş., davalıların ..., ..., davanın taşınmaz satış vaadini sözleşmesi nedeni ile yapılan ödemelerin iadesinden kaynaklanan itiraz iptali istemine ilişkin olduğu, davanın kabulüne ilişkin kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... /... /... tarih ... /... E. ... /...K. Sayılı kararı ile düzelerek onanmasına karar verildiği, Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin .... ... tarih ... /... E. ... /... K. sayılı kararı ile davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının düzeltilerek onanmasına karar verildiği ve kararın... tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Tarafların beyanları, davanın niteliği değerlendirildiğinde öncelikli olarak ticari dava konusunda doktrin ve yüksek mahkeme içtihatlarına göre açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Tacir, bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişidir (TTK m. 12/1). Tacirin tanımında merkez kavram ticari işletmedir. Bu sebeple teşebbüs kavramının unsurları ticari işletmenin unsurları ile karşılaştırılacaktır. Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmelerdir (TTK m. 11/1). Unsurları; devamlılık, iktisadi faaliyet (gelir sağlamayı hedef tutma), bağımsızlık, esnaf faaliyeti sınırlarını aşmadır. (Karaman Coşgun, Özlem; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda Teşebbüs Kavramı ve Tacir Sayılmasının Sonuçları , MÜHF - HAD, C.21, S.1, s.115 vd.). Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmediği gerekçesine dayalı olarak başlatılan icra takibi sonrası taraflarca akdedilen protokoldeki cezai şartın tahsili talebi ile dava açmıştır. Davacı tüzel kişi tacir ise de davalıların tacir olduğu ve ticari işletmeleri ile ilgili protokol olduğu ileri sürülmemektedir. Dava esasen el birliği mülkiyetine tabi taşınmazın satış vaadi sözleşmesinden ve bunun gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinden sonra yapılan protokole ilişkindir. Bu haliyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan mutlak ve nispi ticari davalardan ayrıca özel kanunlarda düzenlenen ticari davalardan olmaması karşısında mahkememizin görevsiz olduğu sonucuna varılmıştır. Görevli mahkeme davanın niteliği itibari ile Asliye Hukuk Mahkemesidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c maddesi gereğince mahkemelerin görevinin dava şartlarından olması sebebiyle öncelikle dikkate alınması gerekir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 04/02/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır