İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/565 E. 2021/230 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/565
- Karar No
- 2021/230
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/565 KARAR NO : 2021/230
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 15/11/2019 KARAR TARİHİ : 07/04/2021
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ili, ... ilçesinde bulunan ev eşyasının taşınması için davalı ile görüşerek anlaştığını ve davalının istemi ile sözleşme imzaladıklarını, ev eşyasının ... tarihinde davalı ve çalışanları tarafından kamyona yüklenerek ... iline getirildiğini, müvekkilinin eşyanın indirilmesi talebinde bulunduğunu ancak taşıma işlemini ...da bulunan kişilerin yapacağı ve ekstra bedel istediklerinin ifade edildiğini, müvekkilinin anlaştığı bedelden fazla bedel ödemek zorunda kaldığını, eşyanın bir kısmının alelade paketledendiğini, bir kısmının ise hiç paketlenmediğini, bir kısım eşyanın zarar gördüğünü, Antalya ... Tüketici Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasına açtıkları davanın, arabuluculuk kanun yoluna başvurulmadığı için usulden reddine karar verildiğini beyan ederek; maddi zarar olarak ... TL, manevi zarar olarak ... TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada aşamalarda davalını adresinin araştırılması için yazışmalar yapılmıştır ve davalının tam ismi ve adresi bulunmuş, taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5. Dava, ev eşyası taşıma sözleşmesi gereği uğranılan zararların (maddi-manevi) tazmini talebinden ibarettir. 6.Mahkemelerin görevi dava şartıdır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan/YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır, dava şartıdır. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. 8.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. 9.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 73/1 madde ve fıkrasında da; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmıştır. 10.Somut olaya bakıldığında ev eşyası taşımasının söz konusu olduğu görülmektedir. Kural olarak, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, taşıma hukukundan doğan hukuk davaları, ticari davadır. Ancak, davacı mesleki ve ticari amaçla hareket etmemektedir. Davalının da ev taşımacılığı işi yaptığı anlaşılmaktadır. Dava tarihinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüktedir. Anılan kanunu 83'üncü maddesi gereği; Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Kabule göre, hukuki ilişkide davacı tüketicidir. Aşağıda belirtilen emsal Yargıtay kararlarının içeriğinden, "aksi ile kanıt" yorum yöntemiyle bakıldığında, somut olayda tüketici mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. "Taraflar arasındaki uyuşmazlık, öğrenci taşıma sözleşmesinin feshi nedeniyle peşin ödenen ücretin iadesi istemine ilişkin olup; 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, taşıma hukukundan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un uygulanmasını gerektirir bir husus yoktur. Dava tarihi itibariyle de 6502 sayılı Kanun'un henüz yürürlüğe girmediği, herhalukarda aynı Kanun'un geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 1. maddesinin “bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder” hükmü uyarınca taşıma sözleşmesinden kaynaklı somut uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinin görev tanımı içinde olduğu gözetilerek işin esasına girilmeksizin görev yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, tüketici mahkemesi tarafından yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 11. HD., 2016/7336 E, 2017/5001 K) "Davacı, davalı tarafından taşınan bal emtiasının hasar gördüğünü, malları müşterilerine teslim edemediğini, bu ballardan elde etmeyi umduğu gelirden mahrum kaldığını ileri sürerek tazmin talebinde bulunmuş olup dava taşıma sözleşmesine dayalıdır. Taşıma işleri 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun dördüncü kitabında düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 4/1-a maddesi uyarınca, TTK'da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılır. Davacının mesleki amaçla hareket etmesi nedeniyle tüketici sıfatı taşımayacağı da gözetildiğinde tüketici mahkemelerinin görevli olduğundan söz edilemeyecektir. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesine hükmetmek gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." (Yargıtay 11. HD., 2016/14188 E, 2018/5106 K) 11.Tüm dosya kapsamı, davanın niteliği, dava dilekçesindeki anlatım göz önüne alındığında, mahkememiz görevsiz olduğundan, tüketici mahkemeleri görevli olduğundan, davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Antalya ... Tüketici Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında arabuluculuk yoluna başvurulmadığı için verilen usulden ret kararı bir görevsizlik hükmü olmadığından, karşılıklı görev uyuşmazlığı olmadığından, yargı yeri belirlemesine ihtiyaç yoktur. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; Davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Nöbetçi Antalya Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/04/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır