İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/500 E. 2021/286 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/500
- Karar No
- 2021/286
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/451 KARAR NO : 2021/251
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/09/2019 KARAR TARİHİ : 14/04/2021
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalının, müvekkilinin eşi ... ile davalının üvey kardeşi olan ...'un birlikte araç kiralama işi yapmaları nedeniyle tanıştıklarını, dava dışı üçüncü şahıs ...'un kendisine ait işletmede araç kiralama işi yaparken, müvekkilin eşi adına kayıtlı iki adet aracın kiralanması hususunda ... ile anlaştığını, bu doğrultuda müvekkilinin eşi ... ve araba kiralama işi yapmakta olan ... arasında müvekkilinin eşine ait olan 2 adet aracın her bir araç için aylık ... TL kira bedeli ile ...'a kiralanması hususunda kira sözleşmesi akdedildiğini, ...'un bu sözleşmeden doğan kira bedellerini ödememesi ve kiraya verilen müvekkilin eşine ait bu iki aracın suça karışmış olması nedeniyle, müvekkilinin eşinin araçların iadesini ve ödenmeyen kira bedellerinin ödenmesini talep ettiğini, davalıya ihtar çekildiğini, müvekkilinin ailesinin hem hukuken hem de manen zor durumda kaldıklarını, davalını kardeşinin, müvekkilinin eşine, üvey kardeşinin tapu siciline ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada ... parsel kat: ... daire: ... de kayıtlı bulunan evini satmak istediğini ve her iki arabanın devredilmesi (satış bedeli adet başı ... TL) ile ayrıca ... TL nakit ödenmesi durumunda evin devredilembileceğini teklif ettiğini, satış bedeli taraflar arasında devri gerçekleştirilecek her araç için ... TL olmak üzere ... TL ile ... TL nakit ödeme neticesinde toplam ... TL olarak belirlendiğini, bu teklifin müvekkil ve eşi tarafından kabul edildiğini, bahsi geçen 2 aracın devri için noterde buluşulduğunu, ... plakalı aracın trafik tescil bilgisi sorunsuz olduğu için davalıya devrinin gerçekleştiğini, fakat diğer ... plakalı aracın suç karışmış olması nedeni ile üzerinde satılamaz şerhi bulunduğundan devrinin gerçekleşemediğini, anlaşmada belirlendiği üzere ... TL nin nakit olarak davalıya verildiğini, devir işlemleri sırasında davalı ve dava dışı üçüncü kişi ...'un, müvekkilin eşi ...'nun satılamaz şerhini kaldırması için adliyeye gitmesini ve savcılık makamı ile durumu görüşmesini istediğini, eşi adliyeye gittikten sonra, davalının ve ...'un müvekkiline araç devri tamamlanana dek bono imzalamasını teklif ettiklerini, aracın devir sorunu çözüldüğünde bononun iade edileceğini söylediklerini, müvekkilinin tecrübesizliğinden yararlanıldığını, ... plakalı aracın devri gerçekleştiğinde iade edileceğinden bahisle ... TL bedelli, ... düzenleme tarihli, ... ödeme tarihli bir bonoyu müvekkilinin el yazısı ile müvekkile düzenleterek imzalattıklarını, davalı ve ...'un bu senedin yanlış yazıldığını, okunaklı olmadığını söyleyerek, senedi yırtıp çöpe atar gibi yaparak tekrar ediyoruz bahanesiyle yeni ve yine aynı düzenleme tarihli ... TL bedelli ikinci senedi imzalattıklarını, aynı gün içinde davalı ve müvekkilinin tapuda devri gerçekleştirdiğini, bu sırada müvekkilin eşinin soruşturma makamlarıyla yaptığı görüşmede soruşturma tamamlanana dek araç devrinin olamayacağını öğrendiğini, devri gerçekleştirilemeyen araca karşılık ... TL bedelli tek teminat senedi verdiğini düşünen müvekkilinin tapusunu aldığını, taşınmazın devrinden bir gün sonra davalı ve üvey kardeşinin müvekkilin evine gelerek müvekkil ve ailesine tehdit ve küfürler yönelttiklerini, müvekkil ve eşinin suç duyurusunda bulunduklarını, karşı tarafın tacizlerini önlemek isteyen müvekkilinin ... tarihinde kendisine ait ... hesabında davalı ... hesabına açıklamasında "daire karşılığı verilen senede karşılık" açıklamasıyla ... TL EFT gerçekleştirdiğini, bu ödeme nedeniyle yalnızca ... TL alacağı kalan davalının ise Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile toplamda ... TL olan iki adet bonodan ... TL alacağı kaldığı iddiasıyla icra takibi başlattığını, hali hazırda derdest bulunan icra takibinde davalı tarafından müvekkile devredilen taşınmazın icrai olarak ... TL bedelli satıldığını ve bedelinin davalıya ödendiğini, icra takibinde müvekkilinin halen ... TL borcunun devam ettiğini, davalıya aracını devreden, ... TL ... esnasında, ... TL banka havalesi ile olmak üzere toplamda ... TL ödeme yapan müvekkilinin, davalının hileli davranışları nedeni ile tüm mal varlığını kaybettiğini, kendisine devredilen taşınmazın da cebir icra ile satıldığını ve bedelinin davalıya verildiğini, ağır ceza mahkemesindeki yargılamada davalı ile üvey kardeşinin beraat ettiğini, ... TL lik nakit ödenmesi gereken bir borç için tek bir senet düzenlenebilecekken aynı ödeme gününe sahip iki ayrı senet düzenlenmesinin hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, davalının hileli davranışları ile müvekkilinin aldatıldığını, iradesinin fesada uğratıldığını beyan ederek, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası kapsamında müvekkile ait taşınmaz satışı sonrasında davalıya ödenen ... TL nin davalıya ödendiği tarihten itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası'nın bakiye dosya borcu olan ... TL bakımından müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. Dava, menfi tespit ve istirdat talebinden ibarettir. Yargıtay HGK'nun 2018/(19)11-1013 E, 2021/105 K sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.(Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233) söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, B: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Yargıtay 11. HD'nin 2020/4849 E, 2020/5967 K sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; İİK'nun 72. maddesinde gösterilen hak düşürücü süre icra dosyasının infazen ortadan kaldırıldığı tarihten başlar. Somut olayda da icra dosyasından halen borçlu olunduğu dava dilekçesinde de açıkça belirtildiğinden, hak düşürücü süre yönünden davanın görülmesine mani bir usuli durum yoktur. Davanın nitelikleri hakkında yapılan bu genel açıklamaların yanında, ispat hususuna da değinmek gerekmektedir. Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Hukukumuzda, senet delilinin uygulanma alanı oldukça geniştir çünkü hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. İş bu dava, miktar itibariyle, esasen senetle ispat kuralına tabidir. HMK m. 203 de senetle ispat kuralının istisnaları düzenlenmiştir. HMK m. 203/1,ç gereği; Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları, senetle ispat kuralının istisnasıdır. Davacı hile ile kendisine bono düzenlettirildiğini beyan etmekle, kabule göre, dosyada tanık dinlenebilir. Davacı tanığı ... duruşmada; " Ben davacının eşiyim, tanıklık yapacağım, tanıklıktan çekilmek istemiyorum, davalının akrabam diye tanıttığı ... isimli kişi araç kiralama işi ile uğraşırdı, bende haricen 2 tane sıfır araç aldık, noter aracılığıyla ...'e teslim ettim, aylık araç başı bana ... TL ücret ödeyecekti, ... bir ay ödedikten sonra bir daha ödemedi, aksatmaya başladı, arada telefonlar ile tartışmaya başladık, aracımın bir tanesini ... iline kiraya vermiş araç sigara kaçakçılığından yakalanmış onu bile ben kendim gidip aldım, borçlarını bana ödeyemeyince ... bana ...'a ait olduğunu söylediği bir daireyi vermeyi teklif etti, bunu da 2 aracı araç başına ... TL'ye sayacağını üzerine de ... TL nakit vereceğini söyledi, böylece ... TL'ye denk gelecekti. Biz tapuda işlem yapmadan önce araçları noterden ...'a satışını yapacaktım, tapuda ki randevumuz ... civarındaydı, birinci aracın satışı yapıldı, 2. Aracın üzerinde tedbir olduğundan satışı yapılamadı, ... bana adliyeye gidip tedbiri kaldırmam gerektiğini söyledi. ... bana araçtaki tedbir kalkıncaya kadar bekleyeceğim diye söz verdi. Eşim beni sonra aradı ben ...'de idim, birinci araç için senet yaptık ancak yazımı beğenmediler ve senedi yırttılar dedi. Kendisini öyle kandırmışlar, senin gelmen gerekiyormuş dediler, ikinci kez senet yaptılar imzalayayım mı dedi, bende ilk senedi yırttılarsa imzala dedim, o da yırttılar dedi. Ancak başka bir kağıt yırtmışlar heralde hile yapmışlar. Ben ...'den sonra tapu ya gittim gördüm, senette tarih yoktu, Tapu'da ... TL'yi ...'e verdim, zaten davalı ile ... birliktelerdi. Tapuyu bize verdiler içinde oturan kiracı akrabamız okul kapanıncaya kadar yani ... kadar oturacaklar dediler ben bu beyanı kabul ettim, Evi aldığımızın 2. Günü eve gelip bizi tehdit etmeye başladılar komşularımıza rezil etmeye çalıştılar, evi aldınız parayı neden ödemiyorsunuz dediler. Ben bunlardan kurtulmak için kendime ait özel aracı sattım, bankadan ... TL ... adına havale ettim, kalan ... TL'yi de ev boşaldığında elden vereceğim dedi. Parayı ödememe rağmen icraya verdiler. Evi İcra yolu ile sattırmışlar, sonra biz avukat tuttuk ona gerekli bilgileri verdik, avukatımız gerekli açıklamaları dava dilekçesinde yapmıştır," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... duruşmada; "Benim taraflarla akrabalığım yoktur, davacının eşini tanırım. Ben ... sahibiyim, ... bey emekliydi, bana çocuk okutuyorum, ek bir gelir yapabilir miyiz diye sordu, sonra 2 tane sıfır araç aldı, ...'e noterden araçları kiraya verdi. ... denilen kişi araç kiralama işi ile uğraşır. Birkaç ay sonra ... ... bey'e kiralarını ödememeye başlamış, araç başı ... TL ödeyecekti. ... bey titiz birisidir, bu nedenle araçlarını geri istediler. Bir süre aracı ... bey araçları geri aldı, hatta ben araçları satmak için galerimde 2 gün sergilediler, daha sonra kirayı ödeyeceklerini söyleyerek ... bey ile anlaşmışlar dedi. ... bey bana karşı tarafın bir evi varmış araç karşılığı evi bana verecekler dedi. ... TL'ye anlaştıklarını söylediler. Arabaları ... TL olarak sayacaktı, ... TL'de üzerine para verecekti. Sonra ... beyin bana anlattığına göre aracın birisinin üzerinde tedbir çıkmış, ... beyin morali çok bozuktu, bunlar heralde dolandırıcı diyordu, hatta avukat tutmuş, sonra ne olduğunu bilmiyorum."şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı taraf üçüncü tanıklarının dinlenmesinden vazgeçmiştir. Davacı tanığı ..., davacının eşidir ve dava dilekçesinde iddia edilen, ispata muhtaç vakıaların tanığı olarak, olayların içinde biri olarak anlatılan kişidir. Bunun yanında, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 255 uyarınca aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 13.04.2011 gün ve E:2010/2-751, K:2011/96 sayılı ilamında da benimsenmiştir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas no : 2012/2-387, Karar no : 2012/551, 12.09.2012) Ancak, tanık delili, takdiri bir delildir ve delil kuvveti zayıf olarak yargı kararlarında da kabul edilen bir delildir. Tanığın beyanı bu yönüyle, mahkememizce değerlendirilmiştir. Tanık beyanı bu niteliği gereği, tek başına davacının iddialarını ispata yarar olmaktan uzak bulunmuştur. Tanık ... ise hile ile bono düzenletildiği konusunda bir beyanda bulunmamış, araç alışverişi hususunda ise ...'dan duyduğu hususları dile getirmiştir. Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin aynı hususa ilişkin, .../... esas, .../... karar sayılı, katılanın iş bu davanın davacısı ... olduğu, sanıkların ..., ... olduğu, atılı suçların bedelsiz senedi kullanma, kamu kurum ve kuruluşları vb tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçları olduğu, yargılama sonunda ... ve ...'un kamu kurum ve kuruluşları vb tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan anlaşmazlık hukuki nitelikte bulunduğundan ve bedelsiz senedi kullanma suçlarından se suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetlerine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraat kararı verildiği, verilen hükümlerin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin .../... esas, .../... karar sayılı ilamı ile yerinde bulunduğu, hükümlerin ... tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ceza dosyasında davalı ... ve ...'un beyanları birbirine pararleldir. ... TL'ye tarafların anlaştığını, iki aracın dışında ... TL daha ödeme yapılacağı, bunlar için iki adet ... TL senet düzenlendiği, nakit kısmın ... TL sinin araçlarla birlikte, geri kalan ... TL sinin ise tapuda devir işlemi yapıldıktan sonra yapılacağını, araç üzerinde tedbir olduğu için araçlardan birinin devrinin yapılmadığı, satış bedeli olarak takasa konu araçlardan bir tanesinin bedeli olan ... TL nin satış sonrasında ... tarafından ödendiğini, iki adet senet düzenlendiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını beyan etmiştir. ... da ifadesinde araçların toplam bedelini ... TL olarak hesapladıklarını beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamına göre, davacı iddialarını ispata yarar delil gösterememiştir. Ceza dosyası kapsamında, duruşmaya da yansıdığı şekilde, tapu görüntülerinin de olmadığı anlaşılmaktadır. Dinlenen tanık beyanları davacının iddialarının ispatı için, davalı tarafın hile ile ikinci senedi aldığını ispata yeterli bulunmamıştır. Ancak, dava dilekçesi ekinde sunulan dekonta bakıldığında, takip tarihi önceki bir tarih olan ... tarihli dekontta, lehtar olarak gösterilen ...'a ... TL havalenin ... tarafından gönderildiği, dekontta, "daire karşılığı verilen senede karşılık" ibaresi yazmakla, bu miktarın da takipten düşmesi gerekmektedir. Ancak bakıldığında, bu miktarın düşmediği anlaşılmaktadır. Ödemenin senede karşılık olduğunu içeren dekonta bir itiraz da gelmemiştir. ...'un ceza dosyasında, ... TL'nin ... tarafından ödendiğini beyan ettiği görülmektedir. Sadece burada ... bu bedelin araçlardan birinin bedeli olduğunu ileri sürmüş ancak dekonttaki açık ifade senet ödemesi olduğundan bu konuda ispat yükü kendisinde olduğundan buna ilişkin bir delil dosyada mevcut değildir. Kabule göre, ... TL senet borcuna ilişkin ödenmiştir. Tüm dosya kapsamına göre, davacının ileri sürdüğü hile ile bono imzalatıldığı yönündeki ve sözleşmeye ilişkin diğer iddialarını ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Davalı ifadesinde (ceza dosyasında) elden ... TL aldıklarını ikrar etmiştir. Davacı ise ... TL verdiklerini ileri sürmüştür. Bu iddiasını da usul kuralları gereği ispata yarar delil davacı tarafça gösterilmemiştir. Ancak, iddia edilen ... TL lik ödemenin verilen senetlerin bir miktar karşılığı olarak verildiği mahkememizce kabul edilmiştir. Buna göre, takip ... TL fazla miktardan başlatılmıştır. Yukarıda anlatılanlar ışığında, takip dosyası, ceza mahkemesi dosyası içeriği, taraf beyanları, dekont içeriği, ispat kuralları çerçevesinde, davacının alacak talebinin kısmen kabulü ile, ... TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin alacak talebinin ve menfi tespit talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde ayrıca kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuştur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 esas, 2010/154 karar, 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 esas 2011/747 karar ve 20.03.2013 tarihli ve 2012/19-778 esas, 2013/250 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Davalının takibin bir kısmında haksız olduğu kabul edilmiş olsa ad kötü niyetli olduğuna dair bir bilgi ve belge olmadığından, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının alacak talebinin KISMEN KABULÜ İLE, ... TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin alacak talebinin ve menfi tespit talebinin reddine, 2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (harçların bölünmezliği ilkesi gereği) 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin haklılık durumu gereği; ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafça bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; arabuluculuk ücreti yargılama gideri olduğu için her ne kadar dava kısmen kabul-retle sonuçlandığından haklılık durumuna göre hüküm kurmak gerekse de arabuluculuk görüşmesine davalının katılmadığı (başvurucu tarafından verilen cep numarası, davalının ceza dosyasında kendisinin verdiği cep telefonu numarası ile aynı olduğu, davetin bu bakımdan usulüne uygun olduğuu kabul edilmiştir) anlaşıldığından, 6325 sayılı kanun m. 18/A/11 gereği bu masraf davalının üzerine bırakılması gerektiğinden; ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/04/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır