İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/488 E. 2020/52 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/488
- Karar No
- 2020/52
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/488 Esas KARAR NO : 2020/52 DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/09/2019 KARAR TARİHİ : 30/01/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin..Mah. İnciraltı Cad.... Balçova/İzmir adresinde restaurant hizmetinde bulunduğunu,... numaralı Kobi Paket Sigortası Poliçesi ile iş yerinde meydana gelebilecek " yangın, yıldırım, ......sel veya su baskını, yer kayması......." rizikolarına karşı teminat altına alındığını, 2019 yılı Ocak ayında şiddetli yağışlardan ve yıldırım düşmesi dolayısıyla iş yerini su bastığını ve iş yerinde ciddi hasarlar meydana geldiğini, meydana gelen hasarların ... Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi il...İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından zararların ne kadara giderileceğine yönelik olarak teklif verildiğini, müvekkili şirket iş yerinde meydana gelen hasarların giderilmesi için ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi meydana gelen zararların giderilmesi için 80.000,00 TL talep ettiğini, doğal afetten zarar gören eşyaların hasar bedelleri ise...Mobilya İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından 120.000,00 TL olarak belirlendiğini, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... D. İş sayılı dosyası ile keşif yapılmak üzere delil tespitinde bulunulduğunu, davalı tarafça rizikonun gerçekleşmesine rağmen üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği gibi nedenlerle davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi zararın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, iş bu dava dosyasının ve İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyasının yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, İzmir ... Asliye Tİcaret Mahkemesi'nin... D. İş sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesiyle hasar bedeli tespit edildiğini, şartları bulunmamasına rağmen belirsiz alacak da davası olarak açılan davanın, davacı tarafa herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı tarafça talep edilen demirbaş hasarlarının poliçe genel şartları muafiyetinde olduğunu, davacı tarafça iddia edilen zararların poliçe teminatı kapsamının dışında olduğunu, avans faizi işletilmesi talebini de kabul etmediklerini belirterek haksız davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, aksi kanaat oluşursa esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-... numaralı Kobi Paket Sigortası Poliçesi, 2-Hasar dosyası, 3-İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...İş Esas sayılı dosyası, 4-İzmir ... Noterliği'nin... yevmiye ve 21/05/2019 tarihli ihtarnamesi, 5-Dava dilekçesine ekli faturalar, 6-Davacı şirkete ait iş yerinde oluşan hasara dair fotoğraflar, DAVA KONUSU : Davaya konu uyuşmazlık, 2019 Ocak ayında şiddetli yağışlar ve yıldırım düşmesi sebebiyle davacı ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait '... Mahallesi... Caddesi, ... Sokak, No:...Balçova/İzmir' adresinde bulunan iş yerini su basması sonucunda oluşan riziko kapsamında ortaya çıkan zararların.. numaralı Kobi Paket Sigortası Poliçesi kapsamında davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Davacı vekili dava dilekçesinde, 2019 Ocak ayında şiddetli yağışlar ve yıldırım düşmesi sebebiyle davacı şirkete ait iş yerini su basması sonucunda iş yerinde ve eşyalarda hasar oluştuğunu, iş yerinde meydana gelen hasarlar nedeniyle... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından zararın giderilmesi için 80.000,00-TL talep edildiğini, iş yerinde bulunan ve zarar gören eşyaların hasar bedellerinin ise ise... Mobilya İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından 120.000,00-TL olarak belirlendiğini, meydana gelen hasar için İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş Esas sayılı dosyası kapsamında keşif yapılarak zararların tespitine yönelik olarak bilirkişi raporu alındığını, ayrıca davalı sigorta şirketi tarafından davacı şirkete ait iş yerinde meydana gelen hasarların tespiti amacıyla... Ekspertizlik Hizmetleri Limited Şirketi'nden ekspertiz hizmeti alındığını, davalı taraf adına çıkartılan ihtarnameye cevap verilmemesi üzerine davacı şirket tarafından iş yerindeki tadilat, bakım ve onarımların yaptırıldığını, bir takım tadilat ve onarımlarda fatura alınmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek delillerin toplanmasına ve zararın uzman bilirkişiye hesaplattırılarak tüm tazminat ve alacakların hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı vekilinin davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını belirttiğini, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...D.İş Esas sayılı dosyasında hasarın tespit edildiğini, şartları bulunmadığı halde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya ait iş yerinde meydana gelen zararların dahili su klozu kapsamında yer aldığını, poliçede dahili su klozu yer almadığından yapılan tadilat işlemlerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla faturası bulunmayan onarımların dikkate alınmasının mümkün olmadığını belirterek davanın öncelikle usulden, mahkememiz aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401. maddesinde; ''Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.'' hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 1409. maddesinde; ''Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.'' hükmüne yer verilmiştir. Belirsiz alacak davası, hukukumuza ilk kez 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile girmiş ve Kanun'un 107. maddesi; ''Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde "Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı yada bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola başvurulması kabul edilemez." şeklindeki açıklamayla, alacağın belirli veya belirlenebilir nitelikte olması durumunda, belirsiz alacak davası açılarak bu davanın sağladığı imkanlardan yararlanmanın mümkün olmadığına işaret edilmiştir. Hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukukî ilişkiyi muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tamamını tam olarak tespit edemeyebilir. Özellikle, zararın baştan belirlenemediği, ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde böyle bir durumla karşılaşılabilmesi söz konusudur. Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukukî ilişki ile asgarî bir miktar ya da değer belirterek alacak davası açabilmesi belirsiz alacak davası ile mümkündür. Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak belirlemesi gerçekten mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Belirsiz alacak davası veya tespit davası açılması hâlinde, alacaklı, tüm miktarı belirtmese dahi, davanın başında hukukî ilişkiyi somut olarak belirtmek ve tespit edebildiği ölçüde de asgarî miktarı göstermek durumundadır. Belirsiz alacak davası açılabilen durumlarda, miktar ya da değerin tespit edildiği anda, alacaklı iddianın genişletilmesi yasağından etkilenmeksizin talebini artırabilir (HMK m. 107/2). Kural olarak, bir davada başlangıçta belirtilen miktar veya değerin artırılması, iddianın genişletilmesi yasağına tâbidir. Bunun amacı, davacının dava açarken hakkını kötüye kullanmaması, daha özenli davranması, yargılamayı gereksiz yere uzatmamasıdır. Oysa baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacak için, davacının böyle bir ihmal ya da kusurundan söz edilemez. Bu sebeple, belirsiz alacak davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini arttırabilmesi mümkündür. Davacı, sınırlama ve yasağa tâbi olmadan, sadece talepte bulunmak suretiyle yeni miktar üzerinden yargılamaya devam edilmesini isteyebilecektir. Şüphesiz, alacağın belirli hâle gelmesini müteakip ortaya çıkan yeni talep eksik belirtilmişse, bundan sonra yeni bir artırma isteği iddianın genişletilmesi yasağıyla karşılaşacaktır. Çünkü, bu hâlde belirsizlik değil, davacının kendi ihmalinden kaynaklanan bir durum söz konusudur. Belirsiz alacak davası, sadece para alacakları için söz konusu olur. Konusu para olmayan eda davaları için belirsiz alacak davası açılamaz. Aslında maddî hukukta belirsiz alacak davası açılabilmesinin dayanakları mevcuttur. Örneğin, Borçlar Kanunu’nun 42. maddesinin ikinci fıkrasına göre, ''Zararın miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hâkim, halin mutat cereyanına ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder.'' Bu düzenleme ile davacının dava açarken alacağını tam olarak dava dilekçesinde göstermesinin mümkün olamayacağı kabul edilmiştir. Bu düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50.maddesinde; ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' şeklinde aynı doğrultuda düzenlenmiştir. Belirsiz alacak davası öncelikle maddî hukuka hizmet etmektedir. Zira alacaklının alacağını dava açarken belirleyemediği hallerde belirsiz alacak davası açmasına izin verilmezse, bu öncelikle maddî hukuka aykırı olacak ve zarar görenin zararını karşılayamamasına neden olacaktır. Belirsiz alacak davası usûl hukuku bakımından öncelikle davacının yargılama giderlerine ilişkin riskini azaltmayı amaçlamaktadır. Davacı belirsiz alacak davası sayesinde yanlış olarak eksik ya da fazla miktarda talep sonucunu belirleme zorunluluğundan da kurtarılmaktadır. Davacı vekilinin dava dilekçesinde davacı şirkete ait iş yerinde meydana gelen hasarlar nedeniyle ...Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından zararın giderilmesi için 80.000,00-TL talep edildiğini, iş yerinde bulunan ve zarar gören eşyaların hasar bedellerinin ise ise ... Mobilya İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından 120.000,00-TL olarak belirlendiğini, meydana gelen hasar için İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... D.İş Esas sayılı dosyası kapsamında keşif yapılarak zararların tespitine yönelik olarak bilirkişi raporu alındığını, ayrıca davalı sigorta şirketi tarafından davacı şirkete ait iş yerinde meydana gelen hasarların tespiti amacıyla... Hizmetleri Limited Şirketi'nden ekspertiz hizmeti alındığını, davalı taraf adına çıkartılan ihtarnameye cevap verilmemesi üzerine davacı şirket tarafından iş yerindeki tadilat, bakım ve onarımların yaptırıldığını belirttiği göz önünde bulundurulduğunda, hasar ve zararın giderilmesi amacıyla bahsi geçen şirketlerden alınan teklif formları, tespit dosyasındaki zarar belirlemesine ilişkin alınan bilirkişi raporu, sigorta şirketi tarafından alınan ekspertiz raporu ve davacı şirket tarafından yaptırılan tadilat, bakım ve onarım işlemleri sonucunda iş yerinde oluşan hasar miktarının net olarak belirlenebileceği ve davanın belirli olan zarar miktarı üzerinden harç yatırılarak açılabileceği değerlendirilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/758 Esas 2016/1623 Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; davacı vekili 15.05.2014 tarihli dava dilekçesinin ''Konu'' bölümünde davasını belirsiz alacak davası olarak nitelendirmiş, mahkemece de 27.03.2015 tarihli 1. celse tutanağında dava belirsiz alacak davası olarak kabul edilmiş ise de, dava dilekçenin ikinci sayfasında ''Oluşan Hasar Miktarı ve Hesaplanması'' başlığı altında, 14.02.2014 tarihi itibariyle mevcut mal stoğunun, hasarsız stoğun, ayrıştırma öncesi hasarlı kısmın, ayrıştırma sonrası kazanılan kısmın ve ayrıştırma sonrası tamamen hasarlı kısmın ton olarak belirtildiği, sonrasında ''Sigortaya Gönderilen Maliyet Hesabı'' başlığı altında detaylı maliyet hesabı yapılarak ''Toplam Hasar Bedeli''nin 610.176,50 TL şeklinde tespit edildiği, dava dilekçesinin 3. sayfasında ''Taleplerimiz'' başlığı altında talep edilen maliyet kalemleri tek tek sıralanmış olduğu görülmüş olup, davacının uğradığı hasar miktarı ve talep olunan miktar bellidir. Bu itibarla, mahkemece, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığı kabul edilerek hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken.....'' denilmiştir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h. maddesinde davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartları arasında sayılmıştır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ... numaralı Kobi Paket Sigortası Poliçesi, hasar dosyası, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... D.İş Esas sayılı dosyası, İzmir... Noterliği'nin... yevmiye ve 21/05/2019 tarihli ihtarnamesi, dava dilekçesine ekli faturalar, davacı şirkete ait iş yerinde oluşan hasara dair fotoğraflar ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde 2019 Ocak ayında şiddetli yağışlar ve yıldırım düşmesi sebebiyle davacı şirkete ait iş yerini su basması sonucunda iş yerinde ve eşyalarda oluşan hasar nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararın taraflar arasındaki sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsilini talep ettiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde davacı şirkete ait iş yerinde meydana gelen hasarlar nedeniyle ...İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından zararın giderilmesi için 80.000,00-TL talep edildiğini, iş yerinde bulunan ve zarar gören eşyaların hasar bedellerinin ise ise ...Banyo Mobilya İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından 120.000,00-TL olarak belirlendiğini, meydana gelen hasar için İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...D.İş Esas sayılı dosyası kapsamında keşif yapılarak zararların tespitine yönelik olarak bilirkişi raporu alındığını, ayrıca davalı sigorta şirketi tarafından davacı şirkete ait iş yerinde meydana gelen hasarların tespiti amacıyla...Hizmetleri Limited Şirketi'nden ekspertiz hizmeti alındığını, davalı taraf adına çıkartılan ihtarnameye cevap verilmemesi üzerine davacı şirket tarafından iş yerindeki tadilat, bakım ve onarımların yaptırıldığını belirttiği, bu çerçevede davacı şirketin uğradığı zarar miktarının tam olarak belirlenebileceği ve davanın belirlenecek zarar miktarı üzerinden açılabileceğinin ortada olduğu, ancak davacı vekilinin dava dilekçesinde de açıkça belirttiği üzere davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile girmiş ve Kanun'un 107. maddesinde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceğinin düzenlendiği, davanın açıldığı tarih itibariyle dava konusu olan alacağın tam ve kesin olarak belirlenebildiği durumlarda ise yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları çerçevesinde davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararının bulunmadığının değerlendirildiği, belirtilen sebepler dahilinde davacı tarafından davacı şirkete ait iş yerinde meydana gelen zarar miktarını tam ve kesin olarak belirleyebileceği dikkate alındığında iş bu davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararının bulunmadığı, dava şartlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlendiği, aynı maddenin 1-h. fıkrasında davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmasının dava şartları arasında sayıldığı, aynı Kanun'un 115. maddesinde ise Mahkemenin dava şartlarının varlığını yargılamanın her aşamasında re'sen gözeteceğinin ve dava şartlarının bulunmaması durumunda davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği anlaşılmakla, açılan davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince hukuki yarar yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİ İLE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 54.40-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 44.40-TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00-TL harcın davacı... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Yargılama giderlerinin davacı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı... Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca 120,00-TL vekalet ücretinin davacı... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davalı ... verilmesine, 5-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/01/2020
Katip... E- imzalıdır
Hakim ... E- imzalıdır